8-mart-dunya-kadinlar-gunu-ve-nuray-zor

8 MART “DÜNYA KADINLAR GÜNÜ” VE NURAY ZOR – A. Baki AYTEMİZ

Bugün Dünya Kadınlar Günü veya Dünya Emekçi Kadınlar günü…

Zulme, haksızlığa ve sömürüye karşı kadınları direnişe davet etmek, direnen kadınların hatırasını yaşatmak üzere bu günün ihdas edildiğini söylemek yanlış olmaz.

Haber kanallarında, ekranlarda, medyada kadınlarla ilgili çeşitli haberler.

Bütün bu konuşulanlar içerisinde aklımıza bir kadın geliyor, bir şehid…

Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun, kadınlara örnek olarak gösterdiği, yerini doldurmalarını hedef olarak koyduğu Nuray Zor… Şehid Nuray Zor… Ve yine, yerinin doldurulmasını kadınlara hedef olarak gösterirken, diğer yandan da bu yerin doldurulmasının oldukça zor olduğunu tesbit ve ifade eden de yine Kumandan Mirzabeyoğlu…

Kumandan’ın kadınlara böyle bir vazife yüklemiş olması karşısında, onlara düşen de bu vazifenin ifâsına matuf olarak doldurmaları gereken boşluğu tanımak olmalı elbette.

Nuray Zor kimdir ve ne yapmıştır da Kumandan kendisini kadınlara örnek olarak göstermiştir?

Bu konuda başvurulacak kaynak elbette onun en yakınındakilerdir. Kumandan’ın, “kızlarım” dediği ve Nuray’la beraber bir üçlü olarak tavsif ettiği Emel Zor ve Esma Turan, Nuray Zor olmanın öğrenilmesi, nasıl Nuray Zor olunabileceğine dair kendilerinden ders alınması gerekenlerdir elbette.

Nuray Zor nasıl olunur?

Fedakârlıkla olunur!

Bu konuda Emel ve Esma hanımların anlattıklarına sitemizden ulaşılabilineceği gibi bizzat kendilerine başvurmak daha faydalı olsa gerek.

Diğer yandan, ben, benim tanıdığım, şahit olduğum Nuray Zor’dan bahsetmek isterim biraz.

O, dünyanın en fedakâr, davası için her şeyi göze almış bir savaşçı ve bu yolda gelecek her türlü cefaya katlanma ahlâkı ile bir sabır ve tevekkül heykeli…

Ben, bu üçlüyü ilk tanıdığımda 90’lı yılların başıydı (1992) ve yine bir operasyon döneminde, diğer bayanlarla beraber Çemberlitaş’taki Birlik Vakfı’nda tertip ettikleri kermes ile cezaevindeki gönüldaşların ailelerini ayakta tutabilmek için çabalıyorlardı ki yanlış hatırlamıyorsam o operasyonda Ünsal gözaltına alınmış ve akabinde tutuklanmıştı.

Sonra, o operasyonda benim de arandığım söylenince firar hayatım başlamış oldu. Bu süreçte bir gün Halis-Esma turan çiftinin evine misafir olduk. Olduk derken, bir sürprizle karşılaştık. Eve gittiğimizde Ali Osman Zor, eşi Emel Hanım ve çocukları da evdeydi. Hepimiz bilmeden orada toplanmışız. Bu evin de basılma ihtimali olmasına rağmen, kapılarını bize açmışlardı. Başka gönüldaşlar, başka evler de vardı ama, kapılarını böylesi açacak var mıydı? O gece Ali Osman Ağabeyin evi de basılmış. Sabah olunca Emel ve Esma Hanımlar evi kontrol etmeye gittiklerinde eve girildiğini görmüşler. O dönem Ünsal cezaevindeydi.

Sonra, ben o firar döneminde bir müddet daha Halis Turan’ın işlerine yardım ettim ve evlerinde kaldım. Esma Hanım hiçbir zaman problem yapmadığı gibi biz teklif etmeden kendisi çamaşırlarımızı yıkamak gerektiğini söyleyip istedi.

Derken biz cezaevindeyiz.

Kumandan’ın “kızlarım” dediği bu üçlü, cezaevindeki mücadelede de bizleri bir gün yalnız bırakmıyorlar. Her hafta ziyaret günü onlar dışarıdan, biz içeriden mücadeleye devam…

Bir ara Esma Hanım, Taraf dergisine “Sahibi ve Sorumlu Yazı işleri Müdürü” bulunamadığından, bu görevi üzerine almış olmasından dolayı, verilen hapis cezasına binaen cezaevinde de yattı.

99 süreci ve akabinde Kartal Cezaevi… Çoğu kişinin cezaevine gelmekten imtina ettiği o günlerde diğer hanım gönüldaşlarla birlikte bu üçlü neredeyse 24 saat cezaevi önünde yaz kış demeden nöbet tutmuşlardı. Türkiye’nin gündemine bizzat Kumandan’ın direktifleriyle ilk olarak yine bu üçlü Telegram işkencesini soktular.

Biz cezaevinden 2001 senesinde çıktık ve hemen peşi sıra Beklenen Nizam ve Beklenen Yeni Nizam dergilerini çıkarmaya başladık.

Dergiyi bir dönem Av. Güven Yılmaz Bey’in Halıcıoğlu’ndaki bürosunda çıkartmak durumunda kaldık ki, Ünsal cezaevindeydi ve Nuray Zor Hanım da geçimi sağlayabilmek için Güven Bey’in yanında sekreterlik yapmaktaydı. Tabi dergi kadrosu olarak bizim de büroyu kullanmaya başlamamızla Nuray Hanım’ın sırtına fazladan yük binmiş oldu. Neredeyse her gün bize yemek yapmak, bulaşıklarımızı yıkamak, dağınıklığımızı toplamak vs…

Aylar geçirdik böyle…

Daha sonraki süreçte, Ünsal cezaevinden çıktıktan sonra, evleri, Anadolu’dan gelenlere kalacak yer olmuştu. Bir kadın olarak Nuray Hanım bunca misafiri ağırladı. Hatta bir seferinde biz de oradayken polis evi bastı. Kaide dergisinin çıktığı dönemdi. Allah Resûlü’nün karikatürlerinin Batı-Haçlı medyası ve buradaki kuyrukçuları tarafından yayınlanması üzerine yapılan gösteride Haçlı ve Yahudi bayrakları yakılmış, AKP iktidarı, bu saldırıya karşı sessiz kalıp mani olma yolunda bir adım atmadığı için ihtar edilmiş, bu saldırıya karşı gerekirse ölüp öldüreceğiz denilerek gerekli mesajlar verilmesi karşısında Haçlı uşakları, sabah namazı vakti dahi girmemişken Müslümanların evlerini basmaktaydılar. Biz de daha kırkı çıkmamış oğlumu doktora göstermek üzere İstanbul’daydık ve Ünsal-Nuray Zor’un misafiriydik. Önce şiddetli bir gürültü oldu, loğusa eşim uyanmış, “deprem mi oluyor?” diye korkan gözlerle bana sorarken, ben telâş etmemesini, operasyon yapıldığını, üzerini giyinmesini söyledim ama kadıncağız operasyon ne, ne bilsin? Birazdan onu da gördü, öğrendi. Polislerin önce eve daldığını duyduk. Bu esnada Ünsal ve Nuray’la epey bir çekiştiler. Bu çekişme sürerken polislerin bir kısmı odaya doldu ve kundaktaki bebekle loğusa kadının üzerine uzun namlulu otomatik silâhları doğrulttular. Bu arada Ünsal’la Nuray Haçlı uşaklarıyla didişmeye devam ediyor. Polis Ünsal’ı tehdit etmek istiyor. “Burada konuşuyorsun bakalım şubede göreceğiz!” diyorlar. Ama sökmüyor. Ünsal bu, pabuç bırakır mı? “Ne yapacaksınız, işkence mi edeceksiniz?” diye onların bu tehditlerine karşı meydan okurken, Nuray Hanım da eşine destek olmaya devam ediyor.

Polisler, gösteriden dolayı gözaltı kararı olan Ünsal’ı alıp giderlerken, Nuray ve Emel Hanım’lar gayet metin, evleri basmaya gelen polislerin Haçlılara hizmet ederken Allah’tan başkasına kulluk etmeyenlerden nasıl da korkup çekindiklerinin mütalaasını yapıyorlarken, eşimin dışarıdan bir göz olarak onların bu baskın karşısındaki metin tavrına şahit oluşu, akabinde onların polise karşı koyuşlarına nasıl hayret ettiğini anlatışı, korkusuzluklarını övmesi, beni de onore ediyor…

Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun, Nuray Zor’un şehadeti üzerine avukatlara yaptığı konuşmada, avukatların tuttuğu notlar arasında ilginç bir detay da var. Kumandan orada, masa üzerindeki dergileri (Baran ve Aylık) gösterip, “Şimdi dergileriniz de öksüz kaldı” diyor.

Bunu da anlatmalıyım.

Yukarıda da ifade ettim, Nizamları çıkartırken Nuray Hanım’ın büyük katkısı oldu diye. Bugün çıkmakta olan dergilerin oluş sürecinin miladı Nizam’lardır, 99 süreci sonrasında Nizamlar yeni bir oluşun çekirdeği olmuştur. Nizamlarda elde edilen birikim üzerine Kaide, Aylık ve Baran çıkmıştır, çıkarmışızdır.

Mesela Baran’ın ilk sayılarını, o zaman bir büro olmadığından Ünsal’ın evinde çıkarmışızdır. Neredeyse on kişi kadar bir kalabalık, birkaç gün o evde, sabahtan akşama kadar dergiyi çıkarmak için çalışmıştık. Bilgisayarlar da yeterli değil; kimimiz yazı yazıp, dizgi yaparken, diğerimiz bu arada istirahat edip, uyuyor… Biz, çağrılmamız üzerine, Ş.S. ve güç bela bulabildiğimiz otobüs biletlerini temin eden S.A.’la beraber Maraş’tan gitmiştik. Ev adeta dergi bürosu gibi herkes oradaydı. Evde bizim gibi daimi kalanlar dışında neredeyse günün her saati gelip gidenlerde eve ayrı bir hava veriyordu.

Niçin daha uygun evler, mekânlar değil de Nuray-Ünsal Zor’un evi?

Çünkü onlar “Kim var?” denilince, sağlarına ve sollarına bakmadan, “Biz varız!” diyenler… “Falan niye yapmıyor, filanın karısı niye bu yükü almıyor?” demediler.

Onlar, “biz varsak bu dava var!” diyen öncülerdi.

A. Bâki AYTEMİZ

http://www.adimlardergisi.com/8-mart-dunya-kadinlar-gunu-ve-nuray-zor/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>