adimlar-zarurettir

ADIMLAR ZARURETTİR – A. Baki Aytemiz

Dış oluş iç oluşla mümkün, iç oluş da dış oluşta takip edilebilir. Yani, “Ben şuyum!” vs diye ortaya çıkmanın bir manası yok, insanın iş ve eseri aynadır. Lafa değil, icraata bakmak lazım. İslam usta bir sahtekar elinde taklit edilebilir ve insanlar kandırılabilir ama, fikir nisbeti içinde “oluş” bahsi ele alınırsa, o zaman her sakallıyı hacı baba zannetme yanlışına düşülmekten kurtulunur.

Şimdi şu yukarıdaki satırlar, hiç kimse buna itiraz etmez de, ama pratikte çok farklı pozisyonlar teşekkül ediyor. Sebebi çok basit, aynı şeylerden farklı şeyler anlıyoruz. Hani Kumandan, aynı kelime klişeleri ile farklı şeyler söylenebilir diyor ya. Bunun sebebi ne? Kendi kendimize neşter atmaktan çekinmeden söyleyelim, ruhî-fikrî birliğin sağlanamamış olması, haliyle cemaat olunamayış.

Daha önce de gündeme gelmiş, bir arkadaş, “ya Baki, biz yıllar önce bütün İbdacılar hep aynı şeyleri söylerdik, şimdi durum niye değişti?” diye sormuştu.

Evet, yıllar önce biz İbdacılar, ezberlediklerimizi tekrar ederdik ve eşya ve hadise karşısında zaten ortaya konulmuş tepkileri ezbere tarafından hep beraber tekrarlardık ve bu da bizim kendi ortak tepkimiz zannederdik. Oysa fikir, bünyeleşmiş fikir, eşya ve hadisenin her an yeniliğinde yeni tavırlar geliştirebilmeyi, donmamayı, hep yeniden hayata müdahil olmayı gerektirir. “Tevil”, “edeb” ve “diyalektik” mevzuları da buna dair.  Ve, eşya ve hadise karşısında geliştirilmesi gereken bu yeni tavırların ifadecisi olacak bir yapı, bünye, bunun istinat edeceği iş ölçüsü, iş ölçüsünün istinat edeceği zaman ölçüsü… Bu çerçevede de emanetleri ehline verme şuuru.

Önce soru şu: Zaman ölçün ne?
İbda’nın değil, senin zaman ölçün ne? Zira kişi üzerinde bulunduğu işin zamanı içindedir.
İbda diyor ki, “zaman ihtilâl zamanıdır!”.

O zaman bizim de zaman ölçümüz teoride bu olmalı, pratikte de bu zaman ölçüsüne uygun iş ölçüsünü ortaya koymak ve faaliyetlerimizde bunu tüttürmekle mükellefiz. Lafta ihtilâlcilik iddiası değil, işiyle, hayatıyla, yaşantısıyla, hayatının her ânıyla İslâm ihtilâl ve inkılâbının rüyasını görebilme davası. Mevcudu devirmek ve devirdiğinin yerine İbda’yı inşa etme idealinin pratik hayattaki görüntüsü.

Yani, zaman ölçümüz ihtilâl olduğu gibi, bu ölçüye uygun iş ölçümüz de ihtilâlcilik, ihtilâlci mücadele için ihtilâlci örgütlenme olmak durumunda.

Biz İbda’yı bu şekilde anlıyoruz. Yani niçin mevcut faaliyet biçimi üzerinde olduğumuzun izahını, fikir planında İbda’nın zaman ve iş ölçüsüne bağlı olarak ortaya koyuyoruz.

Yanılıyor olamaz mıyız?

Olabiliriz. Sır idraki icabı, fikir plânında bunun her zaman mümkün olduğunu kabul ederiz ama aksiyon planında yanıldığımızı gösterecek bir veri de ortaya çıkmış, önümüze konulmuş, ispat edilmiş değil.

Bu çerçevede, ADIMLAR’ın örgütlenme mücadelesi, bizler için zaruretin kendisi ve bizim hürriyet sahamızdır. Hürriyet,zarureti idraktir ve ADIMLAR, aksiyonu yönlendirme mevzuunda mevcut içindeki en ileri merhaleyi temsil etmektedir. Yani ADIMLAR, o mu olsun, bu mu olsun şeklinde, mevcut kurum ve kuruluşlar arasında tesadüfi olarak tercih ettiğimiz veya bulunduğumuz bir yer değil. Bilakis, mevcutlar içinde ihtilâlci mücadele adına fikir ve kadro olarak tek ve en ileri temsil makamı. Şayet, bu gün, bu mücadeleyi verecek başka bir merci ortaya çıkmış ve bizden de daha iyisini yapacağını gösterebilmiş olsaydı, bize de onlara tabi olmak düşerdi. Ve tarihî bir hakikat: Bizler geçmişte Ak-Doğuşçu da olduk ve bunu ifade etmekten hiçbir zaman zerre de imtina etmedik. Zira o gün davayı temsil liyakati adına içimizdeki en ileri derece lidere bağlı lider profilini çizen Ak-Doğuştu, aksiyonu yönlendiren mevki orasıydı.

Her mevzuda ortaya konulan şey, alta göre esas, üste göre usul belirtir. ADIMLAR bizim esasımızı temsil ederken, bu elbette Kumandan için cari değildir. O, İbda’dır.

ADIMLAR, işte böyle, İBDA’nın eşya ve hadiseye aplikasyonu işinde, kendi usul ve ölçülendirmelerini de yine İbda nisbeti içinde ortaya koyar ve mücadelesine bu çerçevede yürütmeye devam eder.

Zaman ölçüsü ve buna bağlı iş ölçüsü olmayan yerde, mücadele adına atmasyoncu onbaşılık olur, oh oh herkes kardeş, ne güzel çalışıyor şeytani tesellisi hayat bulur.Neticede bir halt olmaz. Çünkü cemaat olunamaz ki aksiyon olsun. Kendini kandırmaktan başka bir yere çıkmaz.

 

A. Baki Aytemiz
ADIMLAR Dergisi

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>