devrim_bitti_diyenler_ibda_2-630x325

ADIMLAR’dan: “DEVRİM BİTTİ” DİYENLER

Dedi ki:

— (Yolunun üzerinde acaip ve hakkından gelinmez insanlar bulursan,
dünyayı bunlardan temizlemekle daha büyük liyakat sahibi olacaksın.
-Fakat ölürsem?
– Pekâlâ!
Bir kahramana yakışan hareketi yaparak öleceksin; daha ne istersin!)

Marifetnâme / Salih Mirzabeyoğlu

 

Devrimin amacı “yeni insan-yeni nizam”

Devrimin ideolojisini, kendimizden başlayarak fert ve toplumun şuur süzgeci hâline getirmek… Böylece, fert ve toplum arasındaki uzlaşmaz zıtlığı ortadan kaldırıp, muvazeneyi sağlamak; “fertte toplu topluluk hakikati”ni bütünlemek ve bütünleşmek…

Bu amaca ulaşılmamışsa, devrim bitmemiş demektir!

Kaldı ki, “büyük cihâd” emrine muhatap bir Müslüman için devrim, asla bitmez!

Devrim bitmediği hâlde “bitti!” diyenler, İBDA’nın hâkimiyet mücâdelesinden vazgeçip, hâkimiyeti “birinden alıp bir başkasına devredenler”dir.

Yaşadığımız şartlar içerisinde eğer “devrim bitmiş” olsaydı, tüm bu yozlaşmanın sorumlusu olarak devrimin kendisi büyük bir cinayetin faili olurdu.

Emin olun ki, bu lakırdıyı edenler ne “devrim” kavramının ihtiva ettiği mânâya, ne “devirme”ye ve ne de “inşâ”ya ait en ufak şuurlu bir bilgiye sahip değiller. Devrimin ne “içe dönük” mânâsına ne de “dışı kuşatan” fonksiyonuna kafa yormuş, hiç değiller.

İç ve dış şartları bütün olarak değerlendirmeye gelince, deve kuşu misâli kafalarını gömdükleri yerler haricinde ne dünyada, ne de ülkede gerçekte ne olup bittiğinden bîhaberler . Herkesi kendileri gibi yaşıyor, hadiseleri de mevcut düzenin şuur süzgecinin belirlediği kendi algılarına benzer algılar üzerinden değerlendiriyor zannediyorlar.

İBDA Şuur Süzgeci’ne sahip olunsa “devrim bitti” diye bir saçmalığa imza atılmaz. Veya, “körler sağırlar” hesabı, oturup, bir “Din Pezevengi”, bir “mürted” “Birinci Başyüce” ilân edilmez… Ağzından çıkanı kulağı duymayıp bu lakırdıları edenler, önceki hâkim zihniyet yerine egemenliği açıkça “bir başkası”na vermiş olurlar. Bu da demektir ki, bugüne kadar kendi inandıklarını iddia ettikleri İdeoloji’nin hâkimiyet mücadelesinin zahiren içinde gözükseler de, aslında sadece seyretmişler.

Hiç düşünmüyorlar ki, “devrim”den kasıt İBDA Devrimi ise –ki öyle-, ve bu da tamamlandıysa –ne demekse?!- o zaman yukarıda da ifâde ettiğimiz gibi, şahit olduğumuz tüm cinayetlerin ve boğazımıza kadar battığımız yozlaşmanın tek sorumlusu İBDA olur! Bu şartlarda “devrim bitti” demekle, Devrimin bir ruh kıyıcısı cani olduğunu söylemenin aynı anlama geldiği anlaşılmıyor mu?

Bu söylem sahiplerinin, içinde yaşadıkları ve büyük bir iştiyakla kabul ettikleri, geleceklerini de buna bağladıkları bir “düzen”in olduğu kesin. O düzenin devamı adına Devrim’i bitirebilecekleri gibi, bu düzeni ortadan kaldırabilecek Dava’nın ideolojik ve politik bütün hedeflerinden vazgeçebilirler. Onların “düzen” dediğine ise, gerçek bir Düzen’e geçişin bir önceki safhası olan “dengenin bozulması” aşaması diyoruz biz; yani düzensizlik.

Bu tımarhânelik söylemler de dahil olmak üzere, Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’na ve O’nun rüyâsına sadakatle bağlı kalan hiçbir İBDA mensubunu bu eğilimdeki hiçbir çağrı aldatmamalı!

Korkmayın, umutsuzluğa kapılmayın!

Bugüne kadar kendilerini gizleyebilmiş olsalar da, bugünden sonra, şeytanın fısıltısı hâlinde “devrim bitti” gibi lakırdılarla umutsuzluk pompalayanları hangi kılığa girerse girsinler, iyi tanıyın!

Bu aşamada, “Allah’tan umut kesilmez!” temel esasına aykırı olarak, kendi BİTİK ruh hâllerini başkalarına aşılamaya çalışanları “hâlli gereken gerçek düşman” belleyin! Onlar, biz izin verdiğimiz için varlıklarını devam ettiriyorlar.

Onları tanımak İBDA’nın feraset, basiret ve bedahet gözlüğünü takmakla mümkün. Yani “aydın feraseti”yle. Tatlı dillerine, sosyal statülerine, süslü elbiselerine, yapmacık tavırlarına, dava adamı kılıklarına aldanmayın! Onlar, tüm bunları bir tek şey için yapıyorlar: Dava’ya sadakatle bağlı olanların zihinlerini bulandırarak onları Hedef’ten saptırmak

Davaya sadakatle bağlı olanları, hedeften sapmış “sapkın” hâllerine ortak etmek… Rüşvetlerle dahil oldukları Süfyanî Daire’ye onları da dahil etmek; yapmak istedikleri bu!

Yalancıların çağrıları zihnimizi bulandırarak gerçeği gizlemek ve davamıza karşı umutsuzluğa düşürmek için.

Evet, Kurtarıcımızı katlettiler!

Ama, O’nu teslim alamadılar, asla yenemediler! O TESLİM OLMAYARAK bundan sonraki safhanın muhtevasıyla birlikte, başlangıcını da belirlemiştir.

Şimdi her birimiz O’nun bizden istediği “form”u kazanarak, Kurtarıcımız’ı şahsımızda şahlandırıp yaşatacağız!

Kurtarıcılarımızı içimizden başka, O’nun bağlıları dışında hiçbir yerde ve hiçbir şahısta aramayacağız!

Onun katillerini koruyan bir iktidarın etkisini içimizde yaymak isteyen devşirme iktidar ajanlarına karşı, dikkatli olacağız! Onların zihin bulandırıcı, devrimden ve aksiyondan uzaklaştırıcı, ideolojinin devrimci tarafını törpüleyici ve çarpıtıcı söylemlerine karşı, uyanık olacağız!

Kendi yolumuzu kendimiz açmaya çalışırken, yola çalı çırpı taşıyan, taş koyan, engelciliği, kalleşliği, arkadan vuruculuğu, hak yiyiciliği, yalancılığı, ajanlığı karakter hâline getirmiş uzlaşmacı ve teslimiyetçileri dost bilmeyeceğiz!

O’nun selâmından başka selâm vermeyeceğiz!

O’nun ahlâkından başka ahlâka boyanmayacağız!

O’nun DİYALEKTİĞİNİ aziz bileceğiz!

O’nun aklından başka bir “akla” bağlanmayacağız!

O’nun adımlarından ayrılmayacağız!

Ondan başka hiç kimseye biat etmeyeceğiz!

O’nun gösterdiği hedeflerden sapmayacağız!

O’nun bayrağından başka bayrak tanımayacağız!

Bizim devrimimiz yeniden, hep yeniden, tekrar başlıyor.

 

ADIMLAR Fikir-Kültür-Siyaset Platformu / 22 11 2018

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>