adimlar-dergisi-tuttugu-mevzi-ve-91den-bugune-bop-kurdistani-barzani-akp

ADIMLAR’IN TUTTUĞU MEVZİ VE 91’DEN BUGÜNE BOP KÜRDİSTANI – Aydın KALKAN

Türk siyasi hayatında, hiçbir dönemde olmadığı kadar bu dönemde “niyetler” açıkça izhar edilmeye ve saflar net olarak belirmeye başlamıştır. Hadiseler “basitlikten” karmaşıklığa evrildikçe, belki de karmaşıklığı aşabilmek adına ve onun sebep olduğu stresten kurtulabilmek için, acele hükümler de verilmiyor değil. Hafızası olmayan veya zayıf olanların “yönlendirme” gayreti içinde olduklarına şahit olduğumuz bu dönemde, özellikle 30-35 senelik tarihi, doğru bir çizgi içine oturtamamaktan kaynaklanan “hakikati gizleme” tavırlarına da şahit olmaktayız. En iyi niyetliler dahi, mevcut durumu tesbit etmeye çalışırken, bu hafıza zayıflığından dolayı meseleleri hakikatin “yarısıyla” ele almaya çalışıyorlar. Bu da, tarihe ve hakikate aykırı “durum tesbiti” riskini beraberinde getiriyor.

Sayın Ali Osman ZOR’un, Osman HALİD mahlasıyla 4 Ekim 2007 tarihli “Siyonist Duvarlar Kurtuluşa Engel” başlıklı yazısını 2014 Eylül’ünde bu ifâdelerle takdim ederek sitemizde tekrar yayınlamıştık…

Bölgemizde 91 işgâliyle başlayan süreç, geçtiğimiz günTürk Bayrağı’nın yanına BOP Kürdistanı Bayrağı’nın çekilmesiyle “bağımsız devletlerarası ilişkiler” seviyesine taşınmış oldu.

Daha doğru bir ifâdeyle, “İslâmcılar”ın bir zamanlar Batıcı düzeni eleştirirken kullandıkları temel argümanlarından biri olan “İsrail’i uluslararası alanda ilk tanıyan ülke Türkiye” söylemi, artık, bu BOP’çu İslâmcılar eliyle, BOP Kürdistanı’nı resmi devlet olarak tanıması şeklinde bir gerçeklik kazanıyor.

Çok değil, daha geçtiğimiz yıl İsrail’li bakanların “artık bir Kürt Devleti’nin kurulma zamanı geldi”, “bunun için elimizden gelen yardımı göstereceğiz” diye dünyaya ilan ettikleri, Ehl-i Sünnet Türk ile Ehl-i Sünnet Arap arasına çekilen Siyonist Duvar’dan söz ediyoruz.

Peki bu sürece nasıl gelindi?

 

91’den Bugüne BOP Kürdistanı

– Sovyetlerin dağılışının ardından Kumandan Mirzabeyoğlu’nun ifâdesiyle “dünyanın jandarmalığına soyunan” Amerika tek kutuplu “Yeni Dünya Düzeni”ni ilân ediyor ve ardında toplanan 33 ülke ile birlikte İslâm coğrafyasına saldırıya geçiyordu.

– “Bir koyup üç alma” hırsıyla bu saldırıya tam destek veren Turgut Özal’ın bölgedeki “kardeşler”i Talabani ve Barzani Amerika’nın Kuzey’deki kara ordusu olma ihâlesini üzerlerine alırken; Salih Mirzabeyoğlu ve İBDA bağlılarının önderlik ettiği (25 Ocak 1991) meşhur Cuma gösterileri sonrası “Türkiye’de savaşa girmemizi istemeyen güçler var” ifâdelerini kullanan Özal’ın “içeriye hâkim olamama” korkusuyla Amerika’nın “Kuzey Cephesi” açılamadan kapanıyordu.

– Bu tarihi çıkış sonrası Salih Mirzabeyoğlu ve 5 İBDA mensubu “Irak Casusu Örgüt” suçlamasıyla işkence altına alınarak tutuklanırken, Amerikan işbirlikçisi, işgalciye kapıyı içeriden açma suçuyla Saddam Hüseyin’in haklı gazabından kaçan Barzani Peşmergeleri Türkiye sınırlarından içeriye alınıyordu.

– Ardından Özal tarafından Amerika’ya peşkeş çekilen Adana-İncirlik üssü üzerinden Irak’ın Kuzeyi “çekiç güç”le işgal edilerek, işbirlikçi Etnik Kürtçüler korunuyor ve BM –Domuzlar Diktatoryası- kararıyla Irak 12 yıllık çetin bir ambargoyla yüzyüze bırakılıyordu.

– Irak’ın Kuzeyi’ni “Kuzey Irak” hâline getirerek önce zihinlerde, hemen ardından çekik güç marifetiyle oluşturulan fiîli durumdan faydalanan Barzani, böylece 2003 işgâline kadar güçlendiriliyordu.

– 11 Eylül 2001 taarruzu sonrasında Irak’ı işgâl girişimini tekrar yürürlüğe sokan Amerika’nın plânlarına ortak olmama haysiyetini sergileyen Bülent Ecevit, “hastalık” ve “ekonomik kriz” darbeleriyle tasviye ediliyor ve ortağı Devlet Bahçeli’nin ağzından “koalisyon hükümetine son verildiği” açıklanıyordu.

– 2002 Kasım’ında gerçekleşen seçimle iktidara taşınan AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın ilk icraatı Amerika’ya gitmek oluyor ve Bush ile gerçekleşen görüşme sırasında “Irak’ın işgali” etrafındaki taleplerinin her birine “yes! yes!” deniyordu.

– Dönemin AKP’li Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’ın, Ekonomi Bakanı Ali Babacan’la Amerika’da yürüttükleri “at pazarlığı” sonucunda gündeme gelen “Bağdat’a ilk bomba düşer düşmez 8 milyar doları alırız” sözü, 1 Mart 2003 Tezkeresi sırasında Meclis koridorlarında AKP’li vekilleri teşvik için söylenirken, Erdoğan, “tezkereye hayır demek bana hayır demektir” ifâdeleriyle, bütün misyonunu Irak’ın işgaline, bölünmesine adadığını ilan ediyordu.

– 2003’ün 18 Mart’ında Bağdat’a ilk bomba düşerken, aynı saatlerde Haçlı kuvvetleri Barzani ve Talabani’nin isteği üzerine bölgedeki “ortak düşman”ları olan Ensar El-İslâm cemaatine de saldırı gerçekleşiyor ve işgal karşıtı gerçek Ehl-i Sünnet Kürt mücahidler ilk hedeflerden biri olarak katlediliyordu.

– Tam da Amerika üzerinden Barzani’nin “Türk askeri derhal bölgeyi terketsin!” tehditleri savurduğu günlerde, 4 Temmuz 2003 tarihinde, Talabani-Barzani kontrolünde bulunan Süleymaniye’de Türk askerinin kafasına çuval geçiriliyor ve İslâm-Türk Tarihi’nde eşi benzeri görülmemiş bu aşağılama karşısında kendisinden Amerika’ya “notalı tepki” göstermesini isteyen muhalefete Erdoğan “Ne notası, müzik notası mı veriyorsun?!” diyerek tepki gösteriyordu.

– 1 Mart Tezkeresi’ne “hayır” oyu vererek Erdoğan’ın Irak’a fiîli olarak girme hevesini kursağında bırakan vekiller sonraki seçimde liste dışı bırakılırken, aynı suça ortak olmak istemeyen Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki NATO karşıtı kurmaylar “Ergenekon”, “Balyoz”, “Ayışığı”, “Casusluk” kodlu kumpaslarla tasfiye ediliyor ve başından beri süreci birlikte yürüten “paralel kardeş” Fetullah ve Erdoğan Cemaatleri’ne PKK da “gizli tanıklıklar” ile destek veriyordu.

– TSK içerisindeki NATO karşıtı subayların tasfiyesiyle at başı sürdürülen “Demokratik açılım” kodlu parçalanma süreci Erdoğan’ın meclisteki konuşmasıyla kamuoyuna duyuruluyor ve bu “bin yıllık kardeşlik” edebiyatı üzerinden yapılan nutku sırasında “vekiller” gözyaşlarına boğuluyordu.

 

ADIMLAR’ın Tuttuğu Mevzi

Tam da söz konusu süreç sırasında Sayın Ali Osman ZOR’un 4 Ekim 2007 tarihli bir değerlendirmesini, yaşadığımız günlerin önemine binaen, “Mücadele Tarihi” başlığı altında okunması temennisiyle tekrar dikkatlerinize çekmek istiyorum.

Son olarak yazının kaleme alınmasına vesile olan Fetullahçı “Türk Kültür Merkezi”nin düzenlediği ve dönemin AKP Hükümetinin ileri gelenleri ile Hillary Clinton başta olmak üzere BOP Saldırısı’nın güdücüsü “neoconlar”ın katıldığı 27 Eylül 2007 tarihli Amerika’daki “iftar yemeği” ile 29-30 Eylül 2007 tarihlerinde Barzani-Talabani-DTP/PKK (bugünkü HDP) ve destekçileri liberal çapulcu kadroların katılımıyla Diyarbakır’da gerçekleşen“Kürt Konferansı” olduğunu hatırlatmış olalım.

Söz konusu liberaller , “Paralel” kardeşler kavgasında ayrışmış ve bugün bazıları Fetullahçı kanatta yer alırken (Ilıcak ve Altan kardeşler gibi), bazıları da Erdoğancı kanatta yer alarak İlnur Çevik gibi “Baş danışman” sıfatıyla Beştepe etrafında öbeklenmiştir. Her iki tarafın da ortak paydası ise, tahmin edeceğiniz üzere Barzaniciliktir.

Neticede, bölgemizde işgale karşı direnen milli unsurlara moral kaynağı olmaması için tıpkı Şaron gibi akıbeti perdelenen Talabani’nin olmadığı bölgede büyüyen-büyütülen Barzani, Erdoğan-AKP rejimi tarafından “Kürt halkının temsilcisi” sıfatıyla Ankara’da Türk bayrağının yanında “Kürdistan” bayrağıyla karşılanmaktadır.

Bundan on söne önce bugünleri işaret eden Sayın Zor’un değerlendirmeleri yayınlandığında “yok öyle bir şey”, “mümkün değil!” gözüyle bakanlar, bugün “mümkünleştirilen” ihanetin, gayet pişkin bir şekilde “tabiî bir süreç” olmasından dem vurmaktalar.

Ankara(Erdoğan), Erbil(Barzani), Telaviv ve Washington sacayağına kurulu olan BOP Saldırısı, 1991’den bugüne, özellikle AKP’nin iktidara taşınmasıyla birlikte ilmek ilmek örülen ve GERÇEKLENEN bir tek siyasî hedefi ön görmekteydi: İsrail’in güvenliği!

Bunun için Ehl-i Sünnet Türk ile Ehl-i Sünnet Arab arasına çekilen Siyonist Duvar – “Kürdistan” da, bu güvenliğin teminatı için kurulmuş bulunmakta…

İktidara gelen Trump’ın Amerika’da Amerikalılarla(küreselcilerle) mücadeleye giriştiği ve Amerika’nın dahi “Kürdistan”ı resmen tanımadığı günümüzde, BOP Eşbaşkan ortaklarından Barzani ile birlikte Siyonist Duvar’ı kuran Beştepe Hükümeti Türk topraklarında bu ihanet paçavrasını sallandırırken, Irak’ın bölünmesini meşrulaştıran, BOP Kürdistanı’nı resmi olarak tanıyan“bağımsız bir devlet” gibi protokolle selâmlayan ilk devlet olma haysiyetsizliğini Türkiye Cumhuriyeti’ne hediye ediyor.

Erdoğan’ın tıpkı “İsrail’e muhtacız” diyerek işgalci İsrail’i bölgemizde “meşru bir devlet” şeklinde pazarlaması gibi, “Kürdistan bayrağı çekilmesi” de, BOP Kürdistanı’nın bölgede meşrulaştırılması önünde atılmış tarihi bir adımdır. Ki, iktidara taşınan ve her türlü sahte/gerçek “kriz”de korunan BOP Eş Başkanlığı’nın esas ve gerçek misyonu da buydu.

Sözü fazla uzatmadan, ADIMLAR’ın tuttuğu mevziîn nerelerden geldiğinin anlaşılması ve bağlısı olduğu İBDA adına istikbâli nişanlayan fikir haysiyetini göstermesine misâl olarak Genel Başkanımız Sayın Ali Osman ZOR’un 4 Ekim 2007 tarihli makâlesini tekrar ve dikkatle okumanızı tavsiye ediyorum.

Aydın KALKAN

İlgili link:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>