amerika-denen-kuresel-serseri

AMERİKA DENEN KÜRESEL SERSERİ – Burhan Halit KOŞAN

TALİH SENDEN YANA OLABİLİR, AMA ÖLÜM TARAFSIZDIR!

Zürafa boynu tasavvufun, bıçak sırtı olan VAHDET-ÜL VÜCUD güzergâhınıinşa eden ve bağdaş kurup oturarakfidesini diken Beyazıt-ı BESTAMİböyle ferman eyledi.

Pirin fermanı, hoş geldi, safa geldi, başım gözüm üste geldi. Derdimize derman, yaramıza merhem oldu. Bizde, Yamalı mintan, altı delik potinimizle yürüdük, vardık kapısına,el bağlayıp baş eğdik eşiğine, eyvallah dedik. Eyvallah!

Batılın yaveri, vahşetin merkezi, şiddetin başkenti, iblisin askeri, sapkınlığın odağıve karanlığın başatı olan Washington’a yapacağımız bu seyahatte katledilen Kızılderililerve tüm yerli halklar şahidimiz Beyazıt-ı BESTAMİ öncümüz olsun.

Âdem peygamberin tövbe ettiği lisan ile konuşan Türk milletine ihanet edenler gibi,  köhnemiş ve örümcek ağı tutmuş malumatlar ile kakafoni- kuru gürültü çıkarmayacağız.

Mevzuumuzu Amerika’nınkatliam ve soykırımları, kuzey güney savaşı,KuKlux Klan kısaca KKK çetesi, kolonyalist kültürü, küresel ticarette altınınyerine doların dolaşımı için çevirdiği dolapların hikâyesi veya dünyayı sömüren yedi kız kardeşin işlediği cinayet safarileri veya gizli CIA deneyleri ile FBI tarafından işlenen vahşi cinayetler de şekillendirmeyecek.

Makalemizi Amerika’nın petrol haracına bağladığı Arabistan sürtüğü ile arasında geçen fantezilerini anlatarak kafaları karıştırmayacağız. Mevzuumuzu Amerikan ekonomisinin dengesini bozan Ferman SALMANOV meselesi, Bolivya’dan Kafkaslara uzanan enlem ve boylam içinde katlettiği yurtseverler ile gezegenin her yerinde ülkesini seven vatanseverlere karşı örgütlediği paramiliter çeteler veya örgütlediği haydutlar eliyle gerçekleştirdiği başarılı/başarısız darbe girişimleri gibi malumatlar da makalemizi yönlendirip şekillendirmeyecek.

İslami düşünceyi ve mücadeleyi ‘’ÖTEKİNE’’ endeksli hale getiren ve başkalarının müdahalesi olmadığı zaman uyku modunda olanlar gibi hareket etmeyeceğiz. Bizi tahrik etseler de, tahrik etmelerse de, tek silahımız olan sözümüzü söyleyeceğiz, şimdilik!

Âdem peygamberin tövbe ettiği lisan ile konuşan yoksul bir Türk olarak Sadece ve sadece hakikati dillendirip, gerçeği ifade edeceğiz.

Bu kısa veya uzun girizgâhtan sonra, nefret kutbumuzun başatı olan Amerika’nın kör ve sorumsuz oligarşisinin düşünce yapısını şekillendiren yoz ilkeleri ile hoyrat azgınlığına değinmeye başlayalım.

Amerika, gezegenimizin felaketine sebep olan bütün problemlerin ve tüm sıkıntıların tanığı değil, şahidi değil, mazlumu değil, biricik suçlusu ve tek sanığıdır. ABD politikasının ana hatları hiçbir zaman birdenbire değişmez. ABD başkanı ile Kongre denetimi bir partiden diğerine geçtiği durumlarda dahi keskin bir yön değişimi kesinlikle olmaz, olmayacaktır da.

Devasa işlem hacmi ile dünya ticaretini tedirgin eden ve ürkütücü silahlarıyla insanlığın başına bela olan Amerika’yı anlamak için istismarcı karakterini iyi kavramalıyız. ABD karakterinin birincil özelliğinin OYUN TEORİSİ isimli genetik şifresinde gizli olduğunu bilmeliyiz.

Bu teorem her ne kadar üçüncü dünya vatandaşları ve bir kısım medya teröristi tarafından matematik teoremi veya iktisatta davranış biçimi olarak anlatılsa da, reel hayatta insanı ve bir ülkeyi ilgilendiren her konuda ABD tarafından uygulandığını görmeliyiz.Takdir edersiniz ki biz burada iktisatta ki davranış formatı ile matematik alanında ki rakamlar ve harfler bağıntısına veya edebiyatta George ORWELL tarafından yazılan distopya isimli eseri ile oyun teorisi arasında ki muhteşem ilişkiye değinmeyeceğiz. Bizim bütün derdimiz ve bütün ıstırabımız;dünyanın başına musallat olan bu ABD belasının, varlığını sürdürdüğü müddetçe insanlığın ve güzel vatanımızın risk altında olduğunun/olduğumuzun bilinmesidir.

Evet, şimdi gelelim oyun teorisi denen dalaverenin ne olduğuna.

OYUN TEORİSİ NEDİR?

Oyun teorisi ister insani ilişkilerde, isterse devletlerarası/ülkelerarası ilişkilerde olsun ikiyüzlü olmaya hizmet eder. Bu oyun, iyinin ve kötünün birbirinden ayırt edilemeyen dansı ile başlar.Olmayacağı an gelinceye kadar diğer ülke/ülkelerin yöneticileri ile bürokrasisine kendini o kadar çok sevdirir ki imhası planlanan-programlanan o ülkenin tek dostu İMİŞ gibi veya o ülkenin en yakın müttefiki İMİŞ gibi davranır. Bu davranışı ciddiye alan Devletin-ülkenin yöneticileri ve bürokrasisi Amerika’ya olan sadakatleri yüzünden karşı çıktıklarında dahi vatanı ve ülkesinin çıkarlarına ters şekilde hareket etmeye mahkûm ve mecbur kalırlar. İşte OYUN TEORİSİ budur ve bu oyunda tek amaç çıkarlarına odaklanma ve kazanmak amaçlanır.

OYUN TEORİSİ denen bu baş belası meselenin delillerine geçmeden önce emperyalist ABD kâfirinin ruh haletini anlatan bir kıssayla çay molası verelim.

Hz. İsa efendimiz ile ilgili meşhur bir hikâyedir: Çok çok sevdiği eşeğini, bulurum ümidiyle bir ömür aradığı halde bulamadan can veren adamın kemiklerine, Hz İsa efendimiz “İsm-i A’zâm” duasıyla nefes buyurunca adam ayaklanıverir. İlk sorduğu soru “eşeğim nerede?”Olur.

Bu hikâyeden de anlaşılacağı gibi dirilmesinde ki mucizeyi idrak etmek yerine eşeğini arayan adamın aşağılar aşağısı süfli nefsinin devletleşmiş hali, yansıyan ülke karşılığının ABD emperyalizmi olduğu konusunda tüm vatanseverlerle mutabıkız diye inanıyorum. Şimdi,  evet şimdi sıra geldi OYUN TEORİSİ denen bu baş belası oyunun sahtekârlardan ve fırıldaklardan kurulu saz heyetinin argüman ve enstrümanlarının neler olduğunu beraberce öğrenmeye.

OYUN TEORİSİNİN ARGÜMANLARI NELERDİR?

Medya terörü, manipülasyon-hileli yönlendirme, yanıltıcı Lisan, yaratıcı caydırıcılık, entrika, blöf, kazandırarak aldatma, finans oligarşisi, spekülasyon–vurgunculuk, ürkütücü silah tehdidi, askeri üsleri, militarist politikası, asalak yağmacılığı, sömürgecilik restorasyonu ile pentagonun emrinde çalışan uyuşturucu kartelleri ve savaş tacirliği gibi hiçbir ahlaki ve erdemi olmayan onlarca konu başlığı ve enstrümanı ile desteklenen OYUN TEORİSİ denen bu denklemin bütün yöntemleriyle insanlığa ve vatanımıza saldırdığını unutmayalım.

Konu sofistike ve karmaşık olsa da üşenmeyeceğiz, ertelemeyeceğiz, vazgeçmeyeceğiz ve her alanda yılmayacağız savaşmaktan; Bizler ancak ve ancak direniş öneren İslami ilkeler, çalışmak kurtarır prensibi ve en önemlisi BAŞYÜCELİK istikametinde yürümekle kazanabiliriz. Başarısızlık diye bir seçeneğimiz kesinlikle yok.

Lüks kompartımanda konforlu yolculuk etmeyi seven insanlar olarak beyin jimnastiği niyetine sizleri katil ve kâfir düşmanımızın karanlık çehresini biraz daha tanımaya davet ediyorum.  Şimdi gelin hep birlikte OYUN TEORİSİ isimli denklemin birkaç argümanına beraber göz atalım.

ASALAK YAĞMACILIĞI:Gezegenin yakıcı kavurucu sıkıntılarının müsebbibi olan emperyalist Amerika yer altı ve yer üstü kaynaklarını sömürdüğü zaten malumunuzdur. Oyun teorisinin asalak yağmacılık şıkkının yoksul ülkelerin entelektüel zekâlarını, akıllı ve marifet sahibi olanların tamamına yakınını Amerika’ya göç ettirerek Amerikan emperyalist sistemi için sütçü beygiri olarak kullandığı manasında anlamalıyız.

SÖMÜRGECİ RESTORASYONU: Gezegenimizin başına çöreklenen emperyalist Amerika kendisi yetmezmiş gibi müttefiki Fransa’nın sömürgeci kodları ile hareket etme geleneğini kabullenerek Fransa’nın doğal nüfuz alanı saydığı coğrafyalarda ki hükümranlığı için siyasi, ekonomik ve silah yardımı ile katkı vermeyi kendine vazife bilmiştir.

 

UYUŞTURUCU TİCARETİ: Katil ve ülkemizden,coğrafyamızdan def etmek zorunda olduğumuz Amerika CIA eliyle pentagona bağladığı uyuşturucu kartelleri üzerinden Asya ve diğer kıta ülkelerini zehirlerken, içerde ise FBI eliyle kendisine isyan edebilecek başta hispanikler (Meksika, Bolivya, Venezuela kısaca Latin Amerikalı olup Amerika’da yaşayanlar için kullanılan genel bir terim)   olmak üzere kendilerinden olmayan herkesi  uyuşturucu ile zehirleme ve uyuşturarak köle etme metodu olarak anlamalıyız bu uyuşturucu ticaretini.

YARATICI CAYDIRICILIK: Kendi dışında ki halkların dini, kültürel değerleri ile ülkelerin kıymet verdiği sembolleri hedef alan saldırı tarzına verilen isimdir.

OYUN TEORİSİ denen denklemin birkaç şıkkını numunelik babından yazdık ki diğer alt başlıkların ise bu makaleyi okuyanlar tarafından uzun uzadıya değerlendirileceğine eminim.

Meselenin girift, detayların ise bir makaleye sığmayacak kadar ayrıntılı olduğu malumunuzdur. Bu şuurla bakış açısını netleştirmek için denklemi biraz daha sadeleştirerek yazalım.

OYUN TEORİSİ: her daim manipülasyon- hileli yönlendirmenin olduğu ve Sibirya soğuğundan daha soğuk davranış tarzıyla, kazanmaya odaklı bir oyunun adıdır.

Mütevazı cümlelerimizle katil ve kâfir düşmanımızı tanıtırken maksadım korku aşılamak ve sinik davranışa yönlendirme olmayıp bilakis cehaletimizi gidermek,eksiğimizi tamamlamak, gediğimizi kapatmaktır. Takdir edersiniz ki iman eden insanın ilk vazifesi kâfiri-küfrü tanıması-bilmesi emredilir; Direniş öneren dinimiz, imanımız, Türk töresi ve BAŞYÜCELİK tarafından.

Aynı şekilde emperyalizmi ve başat düşmanımız Amerika’yı gölgeler arkasında ulaşılamaz gibi gösteren hainler, Amerika’yı yeraltından gelecek bir canavar veya göklerden gelecek bir kurtarıcı gibi gösteren fosiller kesin sesinizi. Amerikan’ın bekâreti 91 şehit Saddam Hüseyin’in ona kafa tutuşundan sonra şanlı 11 Eylül akınıyla bozuldu ve Emperyalist Amerika’nın canavar çehresini şirin gösterme tekeliniz kırıldı.

Amerika’yı yeraltından gelecek bir canavar veya göklerden gelecek bir kurtarıcı gibi gösteren fosiller kesin sesinizi. Putunuzu devirecek tiranlığınızı yıkacak insanımıza ve insanlığa kurtuluş reçetesi olacak BAŞYÜCELİK teklifi var artık.

Bu tespitlerden sonra gelelim Amerika’nınTürkiye ile alakalı ilişkilerine.Bildiğiniz üzere Amerika Lozan antlaşmasını dahi tanımamaktadır. Bu noktada Lozan şöyle Lozan böyle gibi sığ bir tartışmaya sebep olmayacağım. Hakeza Lozan antlaşmasına da hapsetmeyeceğim tabiidir. Bizler ana güzergâhta yürümeye, meselelerin içyüzünü anlamaya ve haritanın tamamını okumaya talibiz.

Lozan antlaşması ile bugün ki sınırlarımızı dahi kabul etmemekte ısrar eden Amerika’nın plan ve programında Suriye ve Irak’ın kesişme noktasından başlayıp ağrı üzerinden Ermenistan’a açmayı düşündükleri koridor zaten malumunuzdur. Buna ek olarak Suriye ile Irak’ın kuzeyinden başlayıp Mersin limanı üzerinden Akdeniz’e uzanan İngiliz güdümlü gölge bir ülke arzuladıklarını söylemek ise hayal değil, masal değil, hakikatin beyanıdır.

Bu yakıcı gerçekler ile ıstırap verici badireler şu soruyu akla getirebilir. BİZLER KISTIRILDIK MI?

Asla ve kata!!TÜRK kıstırılmaz- kıstırılamaz, TÜRK kuşatılamaz. Bize düşen Sağır edici sessizlik ve sabrımızla Meksika’yı uyandırmak,  Bolivyalı arkadaşlar edinmek, Panama’ya dalgıçları göndermek ve Çanakkale savaşında yardıma koşan kıymetli dostumuz Venezuela’ya merhaba demek, büyük devrimci CARLOS’u verdiği İBDA selamıyla dünyanın gözüne sokmaktır.Çok mecbur kalırsak köşe taşlarını çekmektir.

BİZLER KISTIRILDIK MI ??

Asla ve kata!!TÜRK kıstırılmaz, Türk naçar kalmaz, Türk kuşatılamaz. Bize düşen Sağır edici sessizlik ve sabrımızla ‘’Biz batıyla er-geç, ister istemez hesaplaşmak zorundayız !’’ (1) ihtarını yapan mütefekkir Salih MİRZABEYOĞLU’ nun sözüne mutabık yürümek. Bize düşen Sağır edici sessizlik ve sabrımızla katil ve kâfir Amerika’ya karşı cüretkâr ve cesur hamlelere hazırlanmak. Bize düşen Sağır edici sessizlik ve sabrımızla kaderimiz olan asil Türk duruşunu sergilemektir.

Not 1:Salih MİRZABEYOĞLU Hukuk Edebiyatı sayfa 29

 

Burhan Halit KOŞAN

Orjinal Makale: http://www.adimlardergisi.com/amerika-denen-kuresel-serseri/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>