ari-kovanina-comak

ARI KOVANINA ÇOMAK – Baki Aytemiz

Ayn-el Arab’ı Batıcı etnik Kürtçülüğün elinden temizlemek için taarruza geçen İslâm Devleti karşısında tutunamayan Batıcı Kürtçülerin Türkiye’deki uzantıları, İslâm Devleti’nin temizlik operasyonu karşısında çaresiz kalınca, Türkiye’de bir ayaklanmaya teşebbüs ettiler. Ayn-el Arab’ın ellerinden gitmesine kendi güçlerinin yetmeyeceğini anlayan Batıcı Kürtçüler bu isyanla, AKP’nin zaafından istifade, Ayn-el Arab’ı İslâm Devleti’nin eline düşmekten kurtarmak üzere Türkiye’nin harekete geçmesini sağlamak istiyorlardı. AKP’ye yapılan şantaj şuydu: Ya Ayn-el Arab’ı İslâm Devleti’nin eline düşmekten kurtarırsın veya ben Türkiye’yi içeride karıştırmak suretiyle iktidarının sonunu getiririm. Millet bu Kürtçü küstahlığa cevap olarak sokaklara dökülmeye başladıysa da AKP bu şantaja boyun eğdi ve Peşmergelerin geçişine müsaade etti. Nihayetinde Türkiye aleyhine bölücü faaliyetlerde bulunan etnik Kürtçülüğe AKP hayat öpücüğü vermiş oldu.

İşte bu ortamda, etnik Kürtçülüğün hiç hesapta olmayan bir ayaklanma teşebbüsüne girdiği ve neticesinde kırk kişinin hayatını kaybettiği bir zaman diliminde, geçtiğimiz ay Kurban Bayramı’nın dördüncü günü (7 Ekim 2014 Salı) Adımlar’ın İstanbul merkezinde bayramlaşma toplantısı yapıldı. Bayramdan önce ilân edilen toplantı,  hiç de beklenmedik bir şekilde Türkiye’de yaşanan etnik Kürtçü ayaklanmanın başlangıcına denk geldi.

Bu toplantıya birçok grup ve kesimden dostlar katılmış ve herkes yaşanan hadiseler karşısında kendi fikrini beyan etmişti. Toplantının video kaydı önce internet sitemizde yayınlandı. Videonun yayınlanmasıyla birlikte, peşmergelerin geçişini “Biji serok Obama!” diye sloganlarla karşılayan, terörist Haçlı ordusu Amerikan uçaklarının attığı bombaları alkışlayan etnik Kürtçülük karşı saldırıya geçti. Müslüman Anadolu ahalisinin hemen her kesiminden insanımızın yer alıp etnik Kürtçülüğün Amerika adına estirdiği terör karşısında tepkilerini ortaya koymalarını gösteren Bayramlaşma toplantısı etnik Kürtçüleri kudurttu. Öyle ya nasıl olur da kimsenin dokunmaya ve laf söylemeye cesaret edemediği Haçlı Amerika’nın bölgemizdeki ileri karakolu rolü oynayan Kürtçü hareket bu kadar aleni bir şekilde hedef alınabilirdi?

Adımlar’ın yayınladığı toplantı videosu işbirlikçi Kürtçülerin sitelerinde Kürtçe alt yazıyla verilmeye başlandı. Onlara göre İstanbul’un göbeğinde insanlar oturmuş, Kürtleri kesmek için toplantı yapmaktaydılar. Etnik Kürtçülüğün ucuz propaganda dilidir bu; Kürtlük yalnız kendilerine aittir ve kendilerinin de her türlü ihanet ve işbirlikçiliğe hakları vardır. Kendilerine bu ihanet ve işbirlikçilikten dolayı ise kimse ses edemez. Buna karşı ses eden, işbirlikçilik ve ihanete değil, Kürt’e karşı gelmiş olur şeklinde bir dil kullanırlar.

Videonun Kürtçü sitelerde yayınlanmaya başlamasıyla on binlerce kişi videoyu izledi ve buna paralel olarak konu sosyal medyada da gündeme oturdu. Bu ilgi ve alâka yoğunluğu istihbarat örgütlerinin ve onlarla paralel çalışan dünya medyasının da gözünden kaçmadı elbette. Adımlar yöneticisi Ali Osman Zor’la röportaj yapmak isteyen medya organları adeta sıraya dizildi. Bunların bir kısmının talepleri doğrultusunda röportaj yapılırken yine İsrail medyasından talep ileten bir kısmında olduğu gibi reddedildi.

Adımlar’ın ortaya koyduğu net tavır, etnik Kürtçü şımarıklık karşısında ne yapacağını bilmeyen milyonların hislerine tercüman olmuştu. AKP’lisi, MHP’lisi, BBP’lisi, Hüda-Par’lısı, Saadetlisi ve niceleri, AKP iktidarının etnik Kürtçülük karşısındaki zaafının farkında ve ortaya kimin sahici bir tavır koyacağını gözlemekteydi.  İşte bu ortamda, Adımlar dergimizin ilk sayısı Ekim ayının ilk günü çıkmış ve etnik Kürtçülüğün stratejik önemi haiz Ayn-el Arab’tan temizlenmesi için harekete geçen İslâm Devleti’nin bu eylemi karşısında Haçlı Amerika ve yandaşlarının oluşturduğu koalisyonla -ki bu koalisyonda AKP de var- savaşmaya başlayan İslâm Devleti’nin şahsında dünya üzerindeki anti-emperyalist mücadeleye verdiğimiz desteği, kapaktan verdiğimiz şu sloganla vurgulamıştı: “IŞİD Sen Oradan, Biz Buradan!”

AKP, yine Müslümanlara karşı haçlılarla bir olup koalisyonlara katılırken, ortadaki diğer siyasi teşekküller de AKP’nin bu ihaneti karşısında gerekli tepkiyi siyaset ve fikir plânında vermekten uzakken, Adımlar’ın bu gür sedası siyaset meydanında bomba tesiri yaptı. Bütün gözler üzerimize çevrildi. Ve AKP işbirlikçiliğine sağlam bir çomak sokulmuş olundu: Sen nasıl olur da Müslümanlara karşı Haçlılarla bir olursun?

Kürtçü işbirlikçiliği tedirgin eden de, AKP’nin bu ses karşısında istedikleri gibi tavizkâr davranamayacağı ve istediklerini elde edemeyecekleri noktasındaydı ki, onlar da olanca propaganda güçleri ile saldırıya geçtiler. Buna karşılık olarak Anadolu’nun gerçek sahibi tam bağımsızlıkçı bütün kesimler, Adımlar’ın haklı sesinin yanında yer alarak etnik Kürtçü işbirlikçiliğini ve AKP ihanetini sorgulamaya başladılar.

Nitekim AKP içinde AKP yönetiminin yanlış politikalarından rahatsız olanlar da seslerini yükseltmeye başladılar. AKP tabanındaki entelejansiya da etnik Kürtçülük karşısında zaaf sergileyen politikalardan rahatsızlıklarını dile getirmekte daha bir cevvalleşmeye başlamışlardı.

Tabiatıyla bu durum Haçlı güçlerinin merkezlerinde de dikkatten kaçmadı. Onlar da Anadolu’nun bağrından yükselip gelen bu sesin farklı kesimlerde yankı buluyor olmasına istinaden, AKP’nin artık işlevini yerine getirmekte zorlanıyor olması karşısında kendilerince çeşitli tedbirler düşünmeye başladılar.

David Phillips

İşte, bu düşüncelerini bir raporla ortaya koyan David Phillips adlı “uzman” da bunların en başında gelenlerinden. Phillips, İstanbul’daki bayramlaşma toplantısından yola çıkarak, “Türkiye’de İBDA-C IŞİD’i destekliyor” diye bir rapor hazırladı ve Kolombia üniversitesinde hazırladığı raporunda Adımlar’ın linkini vererek gelişmelere dikkat çekti. (http://www.huffingtonpost.com/david-l-phillips/research-paper-isis-turke_b_6128950.html?utm_hp_ref=politics&ir=Politics)

Ve bu rapor yine dünyaca ünlü birçok medya kuruluşunda yayınlandı…

(http://www.haaretz.com/turkey-s-the-target-1.106443

http://kurdishissue.wordpress.com/2014/11/10/1-78/

http://friendsofsyria.co/2014/11/09/research-paper-isis-turkey-list/ gibi…)

David Phillips Kimdir?

Phillips’in uzun bir kariyeri var:

Haçlı Amerika, Batı medeniyeti adına dünyanın birçok yerinde, ABD ve Avrupa’daki farklı üniversitelerde “barış inşa etme” adı altında, Haçlı emperyalizminin ülkeleri silâhsız işgâli ve emperyalist projelerin silâhlı müdahaleye gerek kalmadan gerçekleştirilmesi için çalışan biri. Sadece üniversitelerde değil bizzat Amerikan Dış İşlerinde de görev almış bir Kıdemli Danışman… Birçok stratejik düşünce kuruluşunda uzmanlık ve araştırmalar yapan, Haçlı Batı’nın önde gelen gazete ve dergilerinde yüzlerce makalesi yayınlanan, TV programlarına çıkan ve kitapları olan biri.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve BM Genel Sekreterliği’nde üst düzey danışman ve yöneticilik yapan David Phillips halen New York ve Colombia Üniversitelerinde ders vermektedir. Ayrıca 2001′de kurulan Türk-Ermeni Uzlaştırma Komisyonunun kurucusudur. Phillips Birleşmiş Milletler Konseyi’nde, “1915 Ermeni Olayları bir soykırımdı” iddiasında bulundu. Phillips, 15 Ekim 2007′de, bu gün AKP iktidarının “açılım” diye savunduğu sürecin teorik alt yapısını oluşturan, “PKK’nın silahsızlandırılması, Dağıtılması ve Entegrasyonu” adlı raporu hazırladı. Gün yüzüne çıkan bu raporun Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın izniyle yayınlandığı belirtildi. Phillips 2009 Haziran ayında, “Türkler ve Iraklı Kürtler arasında Güven Tesisi” isimli bir rapor yayınladı. Bu rapor, ABD’de yer alan Atlantik Konseyi adına hazırlanmıştı. Ve yine Norveç’in finanse ettiği ve Türkiye’yi Ermeni soykırımı ile suçlayan raporda da parmağı var.

İşte bu Phillips, gözlerini Adımlar’ın üzerine dikmiş, şimdi bütün o yaptıkları hesapların bozulacağı kaygısıyla bakınıp duruyor. Hatta Aydınlık’ta yayınlanan dünkü röportajında kaygıdan öte kızgın olduğu anlaşılıyor. Kızgınlığı’nın sebebi, AKP’nin, ABD’nin beklentilerini karşılayamıyor oluşu. Bu sebeple, Türkiye’nin NATO’dan çıkarılması da gündemdeymiş. Zira NATO sadece bir güvenlik örgütü değil, ortak değerler üzerine bina edilmiş bir örgütmüş. (Ki bu ifade, bizim NATO’nun, “Kuzey Atlantik Haçlı Terör Örgütü” tesbitimizi doğruluyor.)

İşin aslı şu ki -Phillips’in de gayet net bir şekilde ifade ettiği üzere- dünya artık “tek” kutuplu eski dünya değil ve bu dünyada artık eski dünyanın, emperyalistler ve onların kendi bölgelerindeki işbirlikçisi kuyrukçu devletler çerçevesindeki ilişkileri “şeklen” sürdürmeleri de mümkün değildi. Amerika’dan yükselen “Tarihin Sonu” çığlıkları karşısında Saddam Hüseyin’in meydan okuması ile Haçlı Batı’nın gücünün sınırları da ortaya çıktı. Nihayetinde kuyrukçu iktidarlar da yerlerini bir nebze de olsa daha bağımsız görüntü veren, hatta kimi zaman Haçlı Batı’ya meydan okuyor görünen iktidarlara yerlerini devretmek zorunda kaldılar. Bu süreç, Afganistan, Irak, Libya ve Suriye gibi Haçlı müdahaleye maruz kalan ülkelerdeki direnç ve Arap Baharı denilen “şeklî demokrasiye geçiş” projesiyle daha da netleşmeye başladı. Şartlar, Haçlıların çöküşünü işaret ederken, Haçlılara karşı direnen yapılanmaların yükselişine işaret ediyor. Bu vasatta AKP gibi yapıların Haçlılara sureten de olsa karşı koyuyor gözükmeleri iktidarları devam ettirebilmeleri için olmazsa olmaz. Bunun yanında sistem dışında kontrol edilemeyen gelişmelerin tezahür ediyor oluşu da -İslâm Devleti gibi- Haçlıların nazarında bu gelişmelere mani olamayan işbirlikçilerini kıymetten düşürüyor. 1 Mart tezkeresi de bunlardan biriydi ve Erdoğan tezkerenin çıkması için ne kadar çabaladıysa yine de başaramadı. Sonraki süreçte, AKP yöneticileri kendilerinin helâya süpürülmeyip, kullanılmaya devam edilmek için Haçlı Amerika’ya yalvar yakar oldular ve bu günlere gelindi. Şimdi şartlar artık hiçbir sahteliğe hayat hakkı tanımayacak bir noktaya doğru evrilirken, AKP’nin gün geçtikçe daha çok açığa çıkan ve hadiselerin önünde iradesiz savrulmaya dönen durumu da daha çok göze batıyor. Şartlar Türkiye’yi tarihî misyonunu oynamaya zorlarken, AKP artık şartların getirdiği yeni durumlar karşısında gün geçtikçe daha çok zikzak çizmek durumunda kalıyor ki, AKP’nin hadiseleri teshir edememesi onun misyonunun bittiğine de işaret ediyor. Bu haliyle AKP kendi içinde çatlama ve bölünmeye doğru giderken, ABD de kendine Kürtleri daha güvenilir bir müttefik olarak görüyor. Bu durum karşısında AKP yine kesin tavır alamayıp, Ayn-el Arab’a peşmergelerin geçişine müsaade etmek zorunda kaldı.

Etnik Kürtçülük AKP’yi zaafından yakalamış, “Türkiye’yi karıştırırım!” tehdidi ile istediğini yaptıracağını gördü. AKP, çözüm sürecinde devam etmek zorunda ama bu millete rağmen bunu nasıl devam ettirebilir? Bundan sonra etnik Kürtçülüğün en küçük bir hadisede bile AKP’nin bu zaafını istismar etmek isteyeceği açık. Ki, Cemil Bayık, Afrin’e bir saldırı olursa, “Çözüm Süreci” denilen ve Türkiye’nin etnik Kürtçülüğe teslim olma sürecinin son bulacağı ile AKP’yi bir kez daha tehdit ediyorken, netice alacağından gayet emin. Tehditler ne kadar yükselirse yükselsin, geçtiğimiz ay yaşanan o kadar çatışma ve kırk ölüye rağmen AKP, yine çözüm süreci diyor da başka bir şey demiyor; öyle ki,  Çözüm Süreci’nin şartlarından hiçbiri Amerikancı etnik kürtçülük tarafından yerine getirilmemiş olmasına mukabil.

Haçlı kuvvetleri, Phillips gibilerin ağzıyla da bir yandan AKP’ye sopa göstermeye devam ediyor. Diğer yandan ABD resmi sözcülerinden biri, bir Amerikan gazetesinde çıkan ve ABD ile Türkiye’nin arasının açıldığını söyleyen yazıyla ilgili kendisine sorulan soruya cevabı, her şeye inanılmaması gerektiği, ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gayet iyi ve Türkiye’nin bir müttefik ve müslümanlara karşı kurulan Haçlı koalisyonunun bir üyesi olarak, ABD’nin taleplerini karşılamaya devam ettiği yönündeydi.

Amerika’dan çok farklı sesler yükseliyor.

AKP’den ve etnik Kürtçülükten de…

İşin aslı, beklenmedik hadiselerin zuhuruyla birlikte, kimse aslında ne yapacağını tam olarak biliyor değil. Soğuk savaş dönemine göre saflar da eskisi gibi net değil; bunu istemediklerinden değil, başaramıyorlar. Soğuk savaş sonrası ortaya çıkan fikir ve medeniyet krizi, siyasi boşluklara da sebep verdi ve neticesinde bu boşlukları sisteme muhalif gruplar doldurmaya başladı. Sisteme muhalif grupların kitle üzerindeki tesirleri daha bir belirginleşirken, Haçlılar, işbirlikçilerini artık eskisi gibi istedikleri şekilde yönlendiremeyeceklerini görüyorlar. Her geçen gün sistem dışı güçlerin baskısı işbirlikçi iktidarların üzerinde daha şiddetle hissedilirken, onlar da efendilerinin taleplerine cevap vermekte gün geçtikçe daha da zorlanıyorlar.

Adımlar, bu hengâmede, hakikati arayan insanlığın gür sesi olarak arı kovanına çomak soktu. Haçlı emperyalizmi ve yerli işbirlikçileriyle olan savaşımızda ocak kızışıyor. İnsanlar, bu hesaplaşmada hakikati ararken, AKP’nin hakikati örtmek olan misyonu daha fazla devam edemeyecek! İbda’nın hakikati temsil eden sesi, sahte kahramanlar tarafından daha fazla kitlelerden saklanamayacak, örtülemeyecek. Bu ses, İslâm ihtilâl ve inkılâbının gümbür gümbür gelen sesidir. Bu ses, Doğu’nun Batı’ya kafa tutuşu, hesap soruşunun sesidir. Bu ses, güyâ AB’ye karşı çıkan AB Bakanı’nın diğer taraftan İsrail’e posta koyuyor gözükmeye çalışırken, öte yanda Cumhurbaşkanı’nın İsrail’in yeni konsolosunun güven mektubunu kabul edici ikiyüzlü sefil politika hokkabazlıklarını da silip atıcıdır. Bu ses samimiyetin, haysiyetin, namusun, şerefin, değerlerine bağlılığın, ilkelerini çıkarlarının önünde tutucu mert ve yiğit Anadolu’nun sesidir.

Baki Aytemiz

ADIMLAR

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>