aydin_alkan_ibda_mucadele_tarihi_gelenegi_2

AYDIN ALKAN: “MÜCADELE TARİHİMİZ VE GELENEĞİMİZ” – 27 Ocak 2019

25 Ocak 1991 “Şanlı Cuma” Çıkışı;

25 Ocak 2000 tarihinde Kumandanımız Salih Mirzabeyoğlu ve evlâtlarına karşı Metris’te gerçekleşen “Noel Baba” Saldırısı ve Sancar Kartal’ın şehâdeti;

ve Mücadele Geleneğimizin taşıyıcılarından merhum Harun Yüksel’in vefât yıldönümü (30 Ocak 2018 ) vesilesiyle;

27 Ocak 2019 tarihinde ADIMLAR Platformu’nun genel merkezinde gerçekleşen programda gönüldaşımız Aydın Alkan‘ın yaptığı sunum konuşmasının görüntülü kaydını ve konuşmanın metnini alâkalarınıza sunuyoruz…

ADIMLAR Fikir-Kültür-Siyaset Palatformu

Hoşgeldiniz!

Adımlar olarak çeşitli vesilelerle toplantılar yapıyoruz… Bunlardan kimini “istişâre”, kiminin Anadolu ve yurtdışındaki gönüldaşlarımızın katılımıyla birlikte daha geniş kapsamlı mânâsına “mini kurultay” havasında “genel istişâre” toplantıları şeklinde yapmaktayız… Kimi programlarımız günübirlik olurken, kimi toplantılarımız, uygun tabiat şartlarında, geniş kapsamlı “kamp” ifâdesinde veya 2-3 günlük “çalışma toplantıları” biçiminde gerçekleşmektedir.

Adımlar Cephesi olarak, hususiyle Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun 4 Mayıs suikastiyle katledilmesi sonrasında “mücadele tarihi ve mücadele geleneği”ne sahip çıkmak ve tarihimizde ortaya konulmuş hiçbir verimi atlamamak prensibiyle toplanıyoruz, toplanmaya da devam edeceğiz…

Kumandan’ın suikastle katledilmesi, O daha hayattayken “ademe mahkûm etmek” tavrıyla O’nu yok saymaya çalışan İBDA düşmanlarının arzu ettikleri şeydi… Nitekim şehâdeti sonrası bu çevrelerde yaşanan ÖRGÜTLÜ SUSKUNLUK, ancak bu şekilde izâh edilebilir…

O’nu “yok” farz ederek onu “gömmek” isteyenler ve nihâyet toprağa gömenler, son bir hamle olarak O’nu ve eseri hâlinde efsanevî mücadelesini gömmeye çalışıyorlar…

ADIMLAR, Kumandan’ın nezareti altında bu saldırıların karşısında durarak mücadele tarihinin ve mücadele geleneğinin taşıyıcısı olabilmenin derdinde ve aksiyonunda… Tıpkı O hayattayken yine bizzat O’nun nezareti altında Adımlar attığı gibi…

Mücadele tarihi derken, 1919’la başlayan ve süregelen Kurtuluş Savaşımız, 1943’te tek başına Allah ve Resûl Davası’nın cemiyet meydanında mücâdelesini başlatan Büyük Doğu Mimarı Üstad’ımız ve nihâyet 1975’te “ŞANLI GÖLGE” çıkışıyla İslâmcı mücâdeleyi sistemleştirerek AKSİYON plânında sokak sokak, meydan meydan tutuşturan Kumandanımız…

Ve bizzat O’nun nezareti altında 80’lerde hedef olarak konulan “90’lara hazırlık” sürecinin ardından; “en büyük eseri”, O’nun ifâdesiyle söylemek gerekirse “göz nurum, alın terim, hayat sebebim, İBDA gençliği canlarım” dediği İBDA gençliği…

Toplanmak, beraber olmak… En güzel ifâdesiyle “BİR”LİKTE BERABER olabilmek…

Bunun vesilesi ve bahanesini bulmak, herhâlde İBDA mücadele tarihine bağlı olarak 80’lerden beri mücadelenin içinde ve daima öne atılan karakteriyle ADIMLAR Cephesi için zor değil…

Siyasî teşkilât ve hareketler arasında, mücadele tarihi açısından yılının 365 günü dopdolu olan başka bir hareket var mıdır?..

“Mücadele tarihi” ve “mücadele geleneği” derken…

Mücadele tarihini bir vak’a ve hadiseler yekûnu olarak görürseniz, mücadele geleneğini söz konusu vak’a ve hadiselerin icrâcısı, taşıyıcısı şahsiyetler üzerinden takip edebilirsiniz…

Bu çerçevede mücâdele tarihimizin, Kumandan tarafından “İHTİLÂLCİ ÇIKIŞ” olarak vasıflandırdığı İBDA GENÇLİĞİ’nin 25 Ocak 1991 “ŞANLI CUMA” taaruzu ve yine, Batıcı düzenin, “kurşunu yiyen ölümüne yaralı domuz” olarak, kurşunu atan Kumandan ve bağlılarına 25 Ocak 2000 tarihindeki “Noel Baba” saldırısı ve Sancar Kartal’ın şehadetini bugün burada toplanmamıza vesile etmiş oluyoruz… Tabiî, mücâdele geleneğimizin taşıyıcısı olarak üzerimizde büyük hakkı olan sayın Harun Yüksel’in vefâtını da…

Harun Yüksel’in kim olduğunu herkes bilir, kimse bilmez… Herkes bilir kabaca, kimse bilmez –ifâdemi mazur görünüz– onun “caka satmayan” mizacıyla…

Yalnız şunu kaydetmek istiyorum… Hepimiz biliriz Üstad’ın Kumandan’la adetâ dava yükünü devir-teslim mahiyetindeki “tarihî buluşma”larını… Peki ya tanışmaları?.. Onu da biliyoruz, Üstad’ın “MÜJDELERİN MÜJDESİ” başlıklı yazısından… İzninizle okumak istiyorum… Ki, önemli:

“Birkaç gün önce… Büyük Doğu Yayınlarının idare yerine birer meşale kıvraklığında üç genç geldi. Oturdular ve tek kelime söylemeden bana bir dergi uzattılar: AKINCI GÜÇ… Bunlar bu dergiyi çıkaran ve güden gençler…

En telâşlı ânımda, dergilerine bir göz atmak imkânından da mahrum bulunduğum şartlar altında, ancak bir çay içilebilecek kadar kısa bir zaman içinde temas edebildiğim ve büyük teması Ankara’dan dönüşüme ertelediğim bu gençler, benim, bugünkü İslâm gençliğine musallat ayrılık ve aykırılık mikropları üzerindeki görüşlerimi dinlerken öylesine müteessir oldular ki, içlerinden biri hıçkırıklarını tutamadı ve başını ellerine gömerek ağlamaya başladı…

Dondum ve acıyla doldum…

Gece yatağıma uzanıp dergilerini açtığım zaman ne görsem iyi?.. Bir baştan öbür başa Büyük Doğu İdeâlinin destanı… Hem de en derin fikir tabakalarına kadar nüfûz edici ve bugünkü aydın İslâm gençliğini Büyük Doğu mihrak ve istikametinde gösterici bir tahlil, terkip, tefekkür ve tahassüs ifadesiyle… Alkol kokulu cenaze çelenklerinden daha âdi pohpohlamalarla değil… Duyarak, düşünerek, yaşayarak…

Hayatım ve davamın en acıklı inkisar ve ıstırabını heykelleştiren bu gençler, şimdi demetlerinin bağını çatlatıyor, yepyeni bir demetlenme hasretiyle öz kaynaklarının adını veriyor; ve bu, kendi kendisini tâyin ve tesbit işinde en soylu ve şahsiyetli çile hakkını tüttürüyordu.

Karanlık bir zindan odasında nabzını sayan bir adama, “kalk ve toplan! Yanlışlıklar İlâhî adaletle kendi kendisine patlak verdi!.. Artık açık hava ve güneş senin!” hitabına ermiş gibi oldum ve ben de o genç gibi ağladım.”

İşte, Üstad’a “Müjdelerin Müjdesi”ni ulaştırmakla görevliyken Üstad’ı dinlerken ağlayan “O GENÇ”lerden biri de Harun Yüksel’dir…

Şimdi, merhum Harun Yüksel’in, 25 Mart 2015 tarihinde Adımlar’da şehîd olan Genel Başkanımızın kardeşi Ünsal Zor hakkında verdiği röportajı ve hemen ardından Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun Harun Ağabeyin vefâtı vesilesiyle evlâtlarıyla toplu olarak gerçekleştirdiği bu son buluşmasından birkaç bölümü, O’ndan bir “tat” vermek gayesiyle sizlerle paylaşmak istiyoruz…

27 Ocak 2019

http://www.adimlardergisi.com/aydin-alkan-mucadele-tarihimiz-ve-gelenegimiz-27-ocak-2019/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>