aydinlik-yolculari

AYDINLIK YOLCULARI – Ebubekir İKİZ

Dünden farksız yeni bir gün nasıl olur bilmiyorum ama avuçlarımdan akıp giden kum taneleri gibi geçen zaman ile gözlerimi aslında hiç kapatmamış olarak yeni bir güne açıyorum.

Güneş geçtiği her yeri nizama memur bir ordu edası ile her zamanki gibi doğudan batıya ilerliyor. Bizim memlekette insanlar bu ordunun yüzlerine çarpan rüzgârı karşısında kayıtsız… Olan bitenden habersiz, tıpkı sonsuz bir karanlığa hapsolmuş gibi, ruh dokuları zedelenmiş, hissizleşmiş, felçli bir vaziyette her zaman yaptıkları işleri yapmak için bir yerlere gidiyorlar. Güneş şehrin tam üstünden geçerken kararmış gönülleri aydınlatmak istiyor.

Sokağın ortasında yürüyorum ve her adımda yüzüme çarpan o muazzam göz alıcı ışığın geldiği gökyüzüne bakıyorum. Etrafımdan geçen insanların yüzlerine baktığım zaman kafalarında dolanıp duran ceviz kabuğunu dolduramaz düşünceler bana çarpıyor ve buna dayanamıyorum. Milyarlarca insan ile dolu bir dünyada, ruh birliğim olan bir avuç insan ile ortak hayallerimiz, fikrimiz, ortaya koyduğumuz mücadelenin arz ettiğine inandığım değer, milyarların soluk benizlerini tepeleyerek göklere, oradan da bütün bir evrene taşıyor.

Ölü bedenler ile dolu sokaklarda yüzüme çarpan her ışıkta delice düşüncelere kapılıyorum. Herkesin kendini akıllı gördüğü bir dünyada deli olmanın ayrıcalık ve hazzını beni anlayanlar iyi bilir. Düşünüyorum, beden içini dolduran mânâ, Yaratandan bir parça olan ruh. Ruh ki bedenin yaptığı her eylemden mesul ve bunları Allah rızası için yaptırmaya memur. Lakin ölü bedenler diyorum ya… Her sabah gözlerini açtığınızda, televizyonda maymundan beter şaklabanların sunduğu sabah haberleri çıkıveriyor. Ellerinden hiç düşmeyen telefonlarda son dakika gelişmesi diye magazin haberlerini neşeyle okuyor. Nereye adım atsa yönlendiren bir şey… Bu beyin yıkama örgüsü içerisinde, gözlerini kapatarak uyuması dışında her an onu uyutmaya ant içmiş olan bir sistemin çarkları…Bu insanların gözü açık uyuması, ölü olarak yaşaması için var onlar. Üstad Necip Fazıl’ın “Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu” dediği, esas hayatın engelcisi tuzaklar… Sanal olan dışında her şeye kayıtsız ve güvensiz insanoğlu…

Karşısına canlı kanlı oturup, yüzüne hakikatin acı şamarını vurduğun zaman,bir an için “acaba doğru mu” tereddüdü yaşadıktan sonra, uyutma sisteminin harekete geçirdiği çarklar devreye giriyor ve konforunu bozduğun için sana düşman oluyor.

Şükürler olsun ki, gençliğimizin henüz başında öyle bir fikirle tanıştık ki, en azından bu tasvir ettiğimiz milyarlardan bir adet olmamak gerektiğinin şuuruna erdik. Akıp giden zamanın yolcuları olarak başkalarının da gözlerini açmaya ve “uyanık uykularından” uyandırmaya memuruz. Yüzümüze çarpan ve varoluş sorumluluğumuzu ihtar eden kurtarıcı, “mutlak fikir”, “denenmemiş tek nizam” için var gücümüzle sokak sokak gezip, kapı kapı dolaşıp, yılmadan ve bıkkınlık duymadan anlatmalıyız. Ölülerle dolu bir şehirde, en azından öyle olmamak gerektiğinin farkındaysak, sadece bu farkındalığın şükrünü eda etmek için bile uğrunda bedel ödemeye mükellef olduğumuz bir dava var.

Üstadın Büyük Doğu Marşında;

Allah’ın seçtiği kurtulmuş millet!
Güneşten başını göklere yükselt!

Mısralarında geçen kurtulmuş millet olmak, bunun kavgasını vermekle mükellefiz. Kumandan Mirzabeyoğlu Aydınlık Savaşçılarında diyor ya:

sen Anadolu’nun sahibi!
sen kurtulacak
ve kurtaracak olan.”

Biz önce kendimizi, sonra kurtulmak isteyen her bir insanı kurtarmakla mükellefiz. Ve “Mutlak Fikir” sancağını tüm dünyada, güneşin doğup battığı her yerde dalgalandırmak zorundayız. “Hayat süren leşlerden” olmamak gerektiğinin farkındaysak, dava ve gaye budur.

Yüzüne çarpan güneşin ışığı ile aydınlanan ve mükellef olduğu dava uğruna yılmadan mücadele eden Aydınlık Savaşçılarına selam olsun!

Ebubekir İKİZ

Orjinal Makale: http://www.adimlardergisi.com/aydinlik-yolculari/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>