bati-turkiyeye-nicin-guvenmiyor

BATI, TÜRKİYE’YE NİÇİN GÜVENMİYOR?

Sayın Hüseyin Vodinalı’nın OdaTv’den iktibasla sunduğumuz makalesi, ABD-AKP arasındaki işbirliğinin muhtevasını ve bu işbirliğinin ABD açısından güvenirliğini sorguluyor.

Vodinalı’nın, ABD’li bazı isimlerin açıklamalarından yola çıkarak “ABD Türkiye’ye güvenmiyor” şeklinde meydana çıkan algısı, bir yönüyle doğru olmakla birlikte, aslında ortaya koyduğu verilerin ışığında şu şekilde ifâde edilmeliydi:

“ABD, Türk Ordusu’na güvenemiyor!”

Zira “Türkiye” genellemesi altında, Erdoğan-AKP Hükümetinin, ABD ile işbirliğinde “güvensizlik” verdiğini vehmettirmek, Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti’nin bu işbirliğinde ortaya koyduğu “çabalar”a haksızlık olur.

Ne Tayyip Erdoğan’ın insanımızın hassasiyetlerini istismar etme gayesiyle masasına “Rabia biblosu” koyması ve ne de 2007’den beri sistemli bir şekilde silahlanmasına izin verip, Vatanın Doğusunu kendisine terk ettiği PKK’yla bugün savaşmasıdır bu “güvensizlik”in sebebi.

Zira Erdoğan, hükümetleri boyunca Libya’da, Irak ve Suriye’de izlediği politikalarla, Batı için rüştünü ispat etmiştir.

Batı’ya güvenilmez gelen AKP güdücülerinin samimiyetsizliği değil, onların tüm samimi işbirliğine rağmen kontrol edemeyeceğini bildikleri Türk Milleti gerçeğidir.

Özetle, diğer konjektürel düşmanlıkları bir yana, Batı’nın tarihî olarak karşısına alıp ona göre davrandığı bir tek düşmanı vardır: Türk Milleti.

Batı için “Esas-Ortak Düşman Türk” esası üzerine, coğrafyamıza Batı Saldırganlığı’nın liderliğini dün İngiltere yapmışken, bugünse Amerika sürdürmektedir.

Bu sebeble İslâm Sancaktârı Türk Milleti’nin tarihî müttefikleri olan ve Türk Düşmanı Batıya karşı Kurtuluş Mücâdelesi veren Ehl-i Sünnet Arap’a 91’den beri saldırarak, onu yalnızlaştırmaya çalışmakta… Bu süreçte coğrafyamızda, bu topraklara yabancı yeni bir ırk inşâ edercesine elde ettiği gerçek stratejik müttefiki ise İslâm Bütünlüğünden kopardıkları Kürtler oldu.

Evet, Batı’nın “Türkiye’ye güvenmiyoruz” hükmünün altında, Türk Ordusu var!

Bu Ordu, Amerika’nın emri ve kontrolü altında ETÖ ve FETÖ tarafından gerçekleştirilen Ergenekon Saldırılarıyla ehlîleştirilmeye çalışılan Türk Silahlı Kuvvetleri olduğu gibi, süreç içerisinde aralarına NATO’cu-Amerikan İslâmcısı-Kürtçü birçok Türk Düşmanı unsurun sızdırıldığı aynı TSK’yı da aşmaktadır.

Bu Ordu, yüz yıldır sürdürülen, bir türlü tamamlanamayan ve adına bugün BOP denen “Türk’ü yalnızlaştırıp yok etme” projenin asıl hedefidir:

Türk Milleti bütünlüğü, onun Ordu-Millet Ruhu’dur korkulan.

Ve bu Ruh’un, gerçek bir Lider’e kavuşması ihtimâli…

Aşağıda, Sayın Hüseyin Vodinalı’nın kaleme aldığı, yaşanan süreç hakkında önemli bilgilere dikkat çektiği makalesini istifadenize sunuyoruz.

ADIMLAR Dergisi

 

TÜRKİYE’Yİ SURİYE’DE BEKLEYEN BÜYÜK TEHLİKE

İktidara yakın Yeni Şafak’tan Abdülkadir Selvi Suriye’de yakında büyük savaşın patlayacağını duyurdu.

Rakka ve Cerablus kentlerinde IŞİD savaşının yapılacağını belirten yazar, Türkiye’nin bu savaşa karadan değil havadan katılacağını söyledi.

Ancak hem Cumhurbaşkanı, hem Başbakan eli artırdı: Suriye’ye kara harekâtının da bir şekilde gündemde olduğunu söyledi.

Cerablus, Türkiye’nin, Suriye’nin iç bölgeleriyle, Türkmen ve Araplarla irtibatını sağladığı stratejik bir mevki. Hedef, Cerablus’un IŞİD’den temizlenip PYD’nin eline geçmesinin önlenmesi. Burasının bir tampon bölge olması da konuşuluyor. Bu, aynı zamanda Kuzey Irak’tan Akdeniz’e uzanacak bir Kürt koridorunun da önlenmesi demek. Ancak kara harekatına okey diyen Erdoğan ve Davutoğlu, tampon bölge lafı etmiyor.

CNN’den Christian Amanpour‘un sorularını yanıtlayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin Suriye’de IŞİD’le mücadelede kara operasyonu düzenleyip düzenlenmeyeceğine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Kara gücü, hep birlikte konuşmamız, paylaşmamız gereken bir durum. Hava ve kara operasyonu olmak üzere bütünleşmiş bir stratejiye ihtiyacımız var. Ancak Türkiye tek başına tüm yükü üstlenemez. Eğer koalisyon ve çok iyi bütünleşmiş bir strateji varsa, Türkiye her anlamda rol almaya hazırdır.”

14 Kasım’da Antalya’da yapılacak G20 liderler Zirvesi için teftiş yapan Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, tampon bölge uygulamasına ilişkin soruya,  “Tampon bölge olayını literatürümüzden çıkaralım. Tampon bölge diye bir şey söz konusu değil” dedi. Söz konusu alanda uçuşa yasak bölge, terörden arındırılmış bölge ve eğit-donat bölgesinin söz konusu olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğit-donat konusunda çalışmalarımız baştan itibaren devam ediyor. Şimdi ise terörden arındırılmış bölge konusunda dost ülkeler de bu noktaya doğru gelmeye başladı” diye konuştu.

Erdoğan da, Davutoğlu da, yapılacak operasyonların koalisyon kapsamında olacağını söylüyor.

G20 ÖNEMLİ

Dananın kuyruğu Antalya’daki G20 zirvesinde kopacak gibi görünüyor.

Ama mevcut manzaraya bakarak da bir şeyler çıkarmak mümkün.

Abdülkadir Selvi diyor ki; “Türkiye ile ABD, IŞİD’e karşı ortak operasyon yürütecek. Kara birliği olarak yer almayacağız. Biz ve ABD, havadan IŞİD hedeflerini vuracak. Karadan ise Hür Suriye Ordusu ile birlikte Arap ve Türkmen birlikler girecek. Ama kara operasyonunda cihadist örgütler yer almayacak.”

Türkiye’nin İncirlik Üssü’nü ABD’ye açması ve son günlerde bu üsse bir sürü yeni Amerikan savaş uçaklarının gelmesi bu sözleri doğruluyor.

Zaten New York Times da 26 Temmuz’da bunu yazmıştı.

New York Times, plana göre Amerikan savaş uçakları, Suriyeli militanlar ve Türk güçlerinin IŞİD’i Türkiye sınırı boyunca Suriye’nin kuzeyindeki 96 kilometrelik bir hattan atmak için birlikte çalışacaklarını yazdı. ABD’li bir yetkili “Ayrıntılar üzerinde daha çalışılması gerekiyor, ama halihazırda Türkiye ile kuzey Suriye’de sahada IŞİD’le savaşan ortaklarımızı destekleme konusunda işbirliğini görüşüyoruz” dedi. Gazete “Plan görece ılımlı Suriyeli direnişçilerin kontrol edeceği bir bölge yaratacak. Türkler bunun aynı zamanda yerinden edilen Suriyeliler için güvenli bölge oluşturabileceğini söylüyor” diye yazdı.

Buna göre plan şunları getirecek: Türk askeri birliklerinin Suriye’ye girdiği bir tabloyu tasavvur etmiyor, yine de uzun menzilli ağır silahlar sınırın ötesinde kullanılabilir. Türkiye’nin kara kuvvetleri sınırın iki tarafında da İŞİD’in yabancı savaşçı ve malzeme tedarikini azaltmak noktasında kullanılabilir.

Pazartesi günü de ABD Başkanı Barack Obama, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı telefonla arayarak Suriye’de IŞİD’e karşı operasyonu görüştü.

Bu görüşmede Türkiye’nin talep ettiği tampon bölgenin söz konusu olmadığını Erdoğan’ın Antalya’daki açıklamalarından anlıyoruz. Ankara, kara harekatı için de koalisyon şartı arıyor.

Türkiye de bu noktada, ABD’nin PYD ile çalışmasını ve Türkiye’den (Fırat’ın Batısı) PYD’ye militan geçişini önlemeyi ABD’ye kabul ettirmiş gözüküyor.

EDELMAN, PIPES VE JEFFREY

Ancak burada alt ve üst metin okuması yapmak gerekiyor.

Evet, ABD, Suriye’de “kara gücüm” dediği PYD’den Türk Ordusu’na dönmüş gibi bir tavır içinde, ama Türkiye’ye de güvenmiyor.

Bunu nereden anlıyoruz?

Eric Edelman, Daniel Pipes ve James Jeffrey’den.

2003 ile 2005 arasında ABD’nin Ankara Büyükelçiliğini yürüten Eric Edelman’ın imzasını taşıyan Policy Center’in son raporunda, Türkiye’nin IŞİD’e değil de PKK’ya vurmasından sonra, artık stratejik ortak olmadığı, bundan sonra ancak pragmatik işbirliği yapılacağı vurgulandı.

Aydınlık gazetesinden Şafak Terzi’ye konuşan Amerika’nın dış siyaseti için strateji üretenDış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) kıdemli üyesi Daniel Pipes da, ABD’nin Suriye konusunda Ankara’ya güvenmediğini belirtti.

Yine Aydınlık’tan Terzi’ye konuşan 2008-2010 yılları arasında ABD’nin Ankara Büyükelçisi olan James Jeffrey de TSK’ya vurdu. PYD’yi sahiplenen Jeffrey,  özetle PKK ve dolayısıyla PYD’ye karşı tavır alan TSK’nın ABD’nin sabrını taşırdığını dile getirdi.

Bu üç ismin açıklamalarından şu sonuçlar çıkıyor:

1-Türkiye ile ABD hiçbir zaman stratejik ortak olmamıştı ama bu ilk kez resmi ağızlardan söyleniyor.

2-ABD, Suriye konusunda Türkiye’ye güvenmiyor. Ki bu da bilinen bir şey ama açıkça söylenmesi önemli.

3-PKK’ya karşı çok ciddi ve kapsamlı operasyonlar düzenleyen TSK, ABD’yi fazlasıyla kızdırıyor.

Böylesine bir ortak ile Suriye’de maceraya girmek pek güvenli sayılmaz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Müslüman Kardeşler’in büyük Arap Baharı fiyaskosunun ardından Suriye planları kızıştığında masasına kocaman bir Rabia biblosu koyması bile ABD açısından bir soru işareti.

IŞİD VE PYD

PYD’nin taca çıkması ve Kobani’ye sığınması sonrası PKK saldırılarını şiddetlendirdi. Seçimde duran terör saldırıları, yine fena halde can yakmaya başladı. İzmir’de yakalanan 17 kilo C4 patlayıcı durumun ne kadar tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’nin Suriye’ye bir şekilde girmesi PYD’den daha da çok direk hedef olan IŞİD’i de fena halde kızdırır. Türkiye’de eylem yapma kapasitesi ölümcül bir şekilde çok olan IŞİD de ülkeye gözü dönmüş terör eylemleriyle Türkiye’ye büyük zarar verir.

ESAD’IN DA ELİ ARMUT TOPLAMAZ

Türkiye’nin Cerablus ve Rakka diye koyduğu hedefler aslında en az IŞİD kadar, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı hedefliyor. Hama, Humus ve Halep’e doğru karadan ilerleyen Suriye ordusunun önünü keserek, Esad’ı yeniden Şam’a hapsetmeyi amaçlıyor.Rusya’nın Sputnik haber ajansı da Türkiye’nin Esad inadını, “Hiç Vaz geçmeyecek mi?”başlığıyla veriyor. İran ve Rusya tarafından hem karada, hem havada doğrudan destekli Suriye Ordusu olası bir operasyonda ne tepki verecek, hiçbir şey yapmadan olanı biteni seyredecek mi? merak ediyorum.

VE EN ÖNEMLİSİ DE RUSYA

Zurnanın asıl zart dediği yere geliyoruz. Türkiye’nin ABD ile ortak bir operasyonu aslında Suriye’den çok Rusya’yı hedef alıyor. Rusya’nın geniş kapsamlı bir askeri harekatla Suriye’ye girmesi ve kısa zamanda büyük yol kat etmesi ABD’yi korkuttu.

Rusya, Suriye’de sadece IŞİD’i değil, Esad’a karşı tüm silahlı muhalifleri vuruyor.

Türkiye’nin desteklediği Fetih Ordusu’nu oluşturan gruplar; Ahrar el-Şam, El Nusra Cephesi, Liva el-Hak, Şam Lejyonu, Cund-el Aksa, Ceyşül Sünnet ve Ecned el-Şam gibi cihadçı terörist gruplar ve ÖSO, Rusya’nın temel hedefleri arasında. Rus kuvvetleri bunları halen fena halde vurmakta. Eğer Suriye’de Türkiye ve ABD, bu gruplarla operasyon yapmaya kalkarsa Rusya ile doğrudan karşı karşıya gelme tehlikesi oluşur.

Antalya’daki G20 Zirvesi’nden çıkacak sonuçlar Türkiye için büyük önem taşıyor.

Hüseyin Vodinalı

Odatv.com

http://www.adimlardergisi.com/bati-turkiyeye-nicin-guvenmiyor/

Etiketler:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>