beka-2

BEKÂ SORUNU, İDEOLOJİ VE TELEGRAM – A. Bâki AYTEMİZ

Biz, şeyleri ideolojiye nisbet ederek mânâlandııp, anlıyoruz.

İdeoloji, şeyleri idrak etmemizde, doğru mânâlandırmamızda bir kriter, bir nisbet noktası.

Türkiye bugün bir bekâ sorunu yaşıyorsa, bu tarihî vetire itibariyle, ideolojik bakış açısından uzak düşmesinden kaynaklanan bir hâl ve keyfiyet. Büyük Doğu-İBDA İdeolojisinin tarih muhasebesinde görüleceği gibi, bekâ sorunun başlangıcı, Kanunî’nin kendi şeyhülislâmını kendisinin atamasıyla başlar.

Bu hadise yıllar boyu orada dururken, bu hadiseyi bekâ sorununun milâdı olarak mânâlandırmak ancak İdeolojik bakış açısı ile Necip Fazıl’a nasip olmuştur.

Bu misâl, hem ideolojik bakış açınsının zaruret oluşunu hem de bizzat bekâ sorunun kaynağının zaten ortaya konulduğunu göstermesi bakımından mühim.

Peki, bugün bekâ probleminden bahsedenler, meseleyi bu derinlikte ele alıyorlar mı?

Değil, gayet sathî ve en fazla günü kurtarmak, belki de kendilerini kurtarmak adına bekâ sorununu istismar ediyorlar.

Yani şimdilik bu konuda hüküm vermiyoruz. Önce bir analiz edelim, söylenen ve yapılanları ideolojiye nisbet ederek bir tahlil yapalım ve bu tahlil ile ortaya çıkan netice kendi kendini ele verecektir zaten.

İşin en başında, meselenin ideolojik olduğunu, sistem çapında ele alınması gerektiğini söylüyoruz ki, bekâ sorunundan bahsedenlerin böyle bir çözüm teklifleri yok.

Yani biz, bir taraf “bekâ sorunu var” derken, diğer tarafın “yok” demesi gibi bir inatlaşma içinde değiliz. Bilakis, bekâ sorunu olduğunu söyleyen zaten biziz ve şimdi de bizim söylediklerimize benzer şeyler söyleyen birileri ile karşı karşıyayız. Bakalım aynı şeyleri mi söylüyoruz? Zira bekâ sorunu bizim için öyle basit bir şey değil, biz bunun için bedel ödedik, ödemeye de devam edenleriz.

Malûm, benzer semptomlar farklı hastalıklara delalet edebilir ki, çözüm teklifi, o semptomların nasıl anlaşıldığını gösterir. Semptomları doğru tesbit etmek, tek başına hastalığın tedavi edileceği demek değil.

Yani adam hastanede hademelik yaparken kaptıkları ile kendisini doktor olarak satabilir, diploma vs hak getire.

Her meselede olduğu gibi bu bekâ meselesini de ideolojiye nisbet etmek gerektiği hususunu izah ettiğimize göre, şimdi, bu yapılanlar, söylenenler ideolojiye-fikre uygun mu?

İdeoloji, kendi kendine gerçekleşecek değil. Bunu yapacak olan, ideolojik formasyonu olan insan. Bunun da en tepesinde remz şahsiyet var. O remz şahsiyet de Kumandan Mirzabeyoğlu idi ki, Mirzabeyoğlu, 16 yıllık AKP iktidarı boyunca TELEGRAM işkencesiyle susturulup yok edilmeye, ideolojisi aleyhine beyanatlar vermeye zorlandı. Bu durum en yetkili mercilere kadar ulaştırıldı ama çıt yok. Evet, bekâ sorunun çaresini elinde bulunduran ideolojinin mimarı yok edilmeye çalışılıyor ve bugün bekâ sorunu diye yırtınanlar, bu konuda parmaklarını bile kımıldatmıyor.

Ve sonrası malûm…

Kumandan beni katledecekler demiş olmasına rağmen, bugün bu bekâ davulunu çalanlar hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya devam etti.

Bekâ sorunu, esas olarak Kumandan Mirzabeyoğlu’nun katledilmesiyle ortaya çıktı. Fikrin taşıyıcı ana unsuru yok edildiği gibi bu vatanın, milletin düşmanları şunu ispat ettiler ki, bu ülkede kendi aleyhlerine olacak kim varsa istediklerinde onu yok edebilirler, ortadan kaldırabilirler. Yani, birileri gerçekten kendi aleyhlerine olursa, onu hedef alıp yok etme gücüne haizler.

TELEGRAM her mesele olduğu gibi bu meselede de bir mihenk taşı, neyin ne olduğunun anlaşılabileceği bir turnusol kâğıdı deneyi keyfiyeti ile yalanları ve gerçekleri deşifre etmeye devam ediyor.

A. Bâki AYTEMİZ

http://www.adimlardergisi.com/beka-sorunu-ideoloji-ve-telegram/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>