47396560_1939964226124937_162197275269922816_n

“BEKÂ SORUNU” SORUNU – Yahya EKŞİ

2005’ler miydi neydi?.. Hani kümeslerimizdeki üç beş tavuğa ve üç beş yumurtamıza göz dikmişti doymak bilmeyen kapitalist sistem ve onların yerli işbirlikçileri…

Kuş gribi” yalanıyla yakmışlardı kümesteki tavuklarımızı!.. Kendi ürettikleri kimyasal beslemeli kırk günlük civcivleri satabilmek, zehirli yumurtaları yedirebilmek için…

Gözünü para hırsı bürümüş insanlığın en büyük düşmanı küresel çeteler ve uzantıları…

Canınız cehenneme!

“BEKÂ SORUNU” SORUNU

Bekâ sorunu” palavrası!.. Yüz numara yalan, iğrenç istismar!

Asker istiyorlar veriyoruz; iki verdik, biri yolda…

Köprüden giderken para, dönerken para, yoldan geçtin para, su içtin para, park ettin para…

Herşeyde kırk kalem vergi!

Ne bekâsı bu; neyin ve kimin?!

Açlık sınırı 3 bin, yoksulluk sınırı 6 bin lira!

Ne veriyorsun bana?!. Alırken mahirsin de, üç kuruşu verirken “yüzüne gözüne dursun!” diyorsun…

Biz sana “56 bin neyine yetmiyor?”, “76 bin neden yaptın?!” diye sorabiliyor muyuz?!.

Unutma; “kimi yer kimi bakar kıyamet ondan kopar” demişler… Kıyamet habercisi gibi bişeysiniz siz…

“Devletin bekâ sorunu” falân yok, sizde sorun var! Ve bu sorunlarınız yüzünden, bu ülke insanının gerçek mânâda bekâ sorunu var.

“GERÇEĞE AYNA” HÜKÜMLER

İBDA Mimarı’nın kaleminden, sadece şuurlu –inanan!- okuyucuların anlayabileceği “din pezevengi”“mürted” olanların tercüme-i hâli:

“(…) Bunlar, kendisine “höt” denir denmez, papaza kızıp oruç bozar gibi tam ters çizgiye giren ve homoseksüel yahudi Garih’in kanatları altına girip eğitilen, sonrada bütün bunları utanmadan bir yiğitlenme tavrı için “ben geliştim!” diye ilân eden pezevenk sürüsünün anlayacağı şeyler değildir!” (Kumandan SALİH MİRZABEYOĞLU / Büyük Muztaribler / Cilt:2 /Sayfa: 208,209)

“(…) Bugün her biri birbirinden hödük boş takım elbiseler hâlinde salınan ve yaşlarının gençlikten döndüğü veya dönmeye başladığı bir çağda, daha önce bastırdıkları duygularının şartları bulur bulmaz birden bire şahlanışı hâlinde “medenî dünya ile birleşmeliyiz!” tekerlemesine sarılan hazcıların durumundan bir misâlle: Başlarında daha önce söylediğim, homoseksüel bir yahudinin geliştirmeyi becerdiği bir pezevenk. Said-i Nursî Hazretlerinin “büyük zuhur”dan önce çıkacağını söylediği “din pezevengi” veya o zümreden birkaç örnekten biri. (Tabir, Said-i Nursî Hazretlerinindir.) Bunun sevk ü iradesinde zümresi, görünüşte onların emrine tâbi ve işi gücü müslümana tehdit ve dış dünyada ise tavuk güçler. “Bu kadar da olur mu?” diye insanı çıldırtan ve rüyâda bile bu hisse düşürecek olan şey oldu: Kıçına tekme, enseye tokat, başa çuval. Tepki (!) de müthiş: “Acaba yanlışlık mı oldu?”… “Biz, gerçekliğin bütün şartlarına uyarak tahriklere kapılmadık, onurumuz zedelenmedi!”… Yok ki zedelensin! (…)” (Kumandan SALİH MİRZABEYOĞLU / Büyük Muztaribler / Cilt:2 /Sayfa: 211)

İYİ İNSANLAR ve İMTİYAZLI MAYMUNLAR

Birde kendini “imtiyazlı sınıf” olarak görenler vardır ki; her sözleri dinlensin, alkışlansın, onaylansın, “daimâ sensin!” denilsin…

İşte bu maymun sınıfının en ufak arızasını söylediğinde de, giremeyeceği sıfat, yemeyeceği halt kalmaz…

Peki bunları bu hâle getiren nedir? Hak ederek veya çalarak elde ettikleri para yada asla ve kata hak etmeden geldikleri makâmlardır…

Her para sahibi ve her makam sahibi elbette ki böyle değildir. Zaten öyle olsa hayat bitmeli, dünya yok olmalı…

Hep söylerim, yine söylemiş olayım:

Dünya iyiler var oldukça ayakta kalır! Kötüler de iyilerin sayesindegüneşlenir, nefes alır, su içer, kısaca tüm nimetlerden istifade ederler. İşin ne sırrını, ne kaynağını bilmeden kerameti kendinden bilerek…

İNSANIMIZI FAİZ DÜZENİNE MAHKÛM ETMEK

Faizleri düşürün yoksa gereğini yaparız” dediğiniz gün, 10 bin TL ve 36 ay vadeli kredinin aylık taksiti 37O TL’ydi; bugün, aynı para, aynı vadede 450 ilâ 500 TL arasında taksitlendiriliyor…

Ben burada “faiz bir dünya gerçeğidir” demiyorum, teşvik de etmiyorum, takdirde etmiyorum; bilakis lânet ediyorum!..

Allah Kur’ân’da; leş, kan, domuz eti ve kendinden başkası adına kesilmiş olanı haram kılmıştır. Ancak zaruret hâlinde ölmeyecek kadar aşırıya kaçmayıp, helâl saymadan yemeye ruhsat vermiştir…

Şimdi; bu Allahsız düzende, en basit alışveriş tarzına kadar yayılmış bu “faiz düzeni”nde kim ne kadar kendini bu faiz melânetinden koruyabilmiştir, bilemem. Koruyana da “aşk olsun!” derim ve kutlarım…

Bize gelince; leş, kan, domuz etindeki ruhsat burada ne kadar geçer, onu büyükler bilir. Kalplerde olanı da ancak Yüce Allah bilir!

GÖNÜLDEN BİR HATIRLATMA:

Bu da “gönlümden bir alıntı” olsun:

Hayatları boyunca hiç bir hayırda birleşememiş tipler, bir bakmışsın yalanda ve iftirada tek ses oluvermişler; dersinki, “dün birbirlerine en ağır hakaretleri edenler bunlar değildi”!

Hâlbuki kalpleri kudret elinde bulunduran Allah, o kalplerde saklananları da pekâlâ bilendir…

Gözümle gördüğüme, kulağımla işittiğime mi inanayım, yoksa sana mı?” demiş ya adam!

Ve ben; tabiî ki de şahitlik ettiğim meselelerde Hâkim olan Allah’tan başka “Hakem” tanımam; dünya bir yana olsa, doğru diğer bir yana, ne haktan döneriz ne hakikatten. “Adaletin yoksa neyin var dünya” deyip, malını da makâmını da iteriz tersiyle elimizin…

HERŞEYE RAĞMEN…

Kumandan Mirzabeyoğlu diyor ya; “şiş kebap dostluğu değil bizim dostluğumuz”

Taraftarlıkta ve karşıtlıkta Hakkın rızası gözetilmedikçe, adalet yoktur. Adalet yoksa, biz de yokuz!

*

Bana düşen bu olmamalıydı” dememek lâzım herşeye rağmen…

Bu gün böyle, yarına Allah Kerîm…

Biz bilmeyiz de, O bilir: “Ne, neye denk gelir?”, “ne, neyin sebebidir?”!

Ve bana düşen; erdiğime şükür, zorluğa da sabırdır ancak.

*

Elden geldiğince çaba vermek var, nefes alıp verdikçe… Sonrası nasip neyse o…

Tıpkı “olan” gibi; “olacak olan” da, “olması gereken”dir… Ve biz yaşayıp –davamızı yaşatıp- göreceğiz, omuz omuza verdiğimiz gönüldaşlarımızla… Kardeşlerimizle…

Düşmanlarımız da görecek, “olması gereken”in ne olduğunu!

http://www.adimlardergisi.com/beka-sorunu-sorunu/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>