bildin-capkin-e-dogan-seyhoglu

“BİLDİN ÇAPKIN!” – E. Doğan ŞEYHOĞLU

“İfade çetinliğinin” belki de ilk eşiği insanın mahiyetini bir bedahat hissiyle kavradığı şeyleri izah etmek için çektiği sıkıntı olabilir. İnsanı bu vartadan kurtaran usullerden birisi de benzer hadiselerden misâl vererek meramını anlatmak olmuştur. Bizde meramımızı “müstehcen” bir fıkra ile ifâde etmek durumundayız. Zira mevcut durum başka türlü ifâde edilebilir değil.

“Müstehcen” demişken, Mesnevi’de bir hayli “müstehcen” hikâye mevcuttur.

İnsanlara bir şey söylemek isteyip de -gevezeler hariç- “icaz” kaygısı çekmeyen insan hiç yoktur desek mübalağa etmiş olmayız.

Bu meyanda ızdırabını veciz şekilde dile getiren bir Fransız yazar:

– “Şayet, bütün bir kitabı bir sahifeye, bütün bir sahifeyi bir cümleye ve bu cümleyi bir kelimeye sığdırmak gibi mel’un bir ihtiras içinde kıvranan bir adam varsa, o benim!” *

Doğu’dan ise aklıma Yenişehirli Avni Bey’in beyiti geldi.

Bin safsata bir mısra-i bercesteye değmez!
İndimde esâtîr-i Felâtun hezeyândır.

Yenişehirli Avni Bey’in beyitinden mülhem, “mısra”ı “fıkra”yla yer değiştirdik; bir berceste fıkrayı bin safsata makaleye değişmem.

Berceste fıkramız:

İki lutî meşrep ıssız bir adaya düşerler.

Gel zaman git zaman niyetlerini bozmuşlar ama birbirlerine de açıklayamazlar. Derken birgün yarı şaka yarı ciddi birbirlerine bir teklif yapmışlar; biri bilmece soracak, bilen “fail” bilmeyen “münfail” olacak.

Kura çekiliyor ve A şahsı soru sorma hakkını kazanıyor.

Aklından “kolay soru sorayım hemen bilsin de ‘münfail’ ben olayım” diye geçirerek soruyor:

-Damda geziyor, miyav miyav ediyor?

B şahsı “bunda bilinmeyecek ne var ki, kedi! Ama ben yanlış cevap vereyim de ‘münfail’ olayım” diye düşünüyor ve cevap veriyor:

-Bildim! Fil!

A şahsı, kaçın kurası! Cevabın yanlış olduğunu bal gibi biliyor, ama maksat ibnelik değil mi, cevabı alkışlıyor:

-Bildin, bildin! Seni gidi çapkın!

Aldanan, aldatan, aldatılmaya teşne, aklına ibneliği koymuş insanlar, gerekirse ibneliğine –haşa!- “Kuran’dan delil” getirdiği gibi, fili dam başında dolaştırıp “miyav, miyav” dedirtir..

Bilhassa son 15-20 sene içerisindeki ahlak ve ilke plânındaki insan münasebetlerinin, yukarıdaki lutî meşrep iki ibnenin karakterinden hiçbir farkları yoktur!

E. Doğan ŞEYHOĞLU

 

(*) Şiir ve Sanat Hikemiyatı, Salih Mirzabeyoğlu, İBDA Yayınları, Shf; 240

Orjinal Makale: http://www.adimlardergisi.com/bildin-capkin-e-dogan-seyhoglu/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>