boga-burcunda-yucelen-ay

BOĞA BURCUNDA YÜCELEN AY – Ayşın AKYILDIZ

“KAPI DEĞİŞMEKLE KADER DEĞİŞMEZ”

Sadreddin Konevi hazretleri Nefahat isimli kitabında (Molla Cami’nin Nefahat Ül Üns’ü ile karıştırılmasın) ; kendisini Muhyiddin Arabi hazretlerinin gerçek ve son varisi olarak işaretler. Pek çok eserinde de “onunla aynı zevke ortak ” ve “bilgilerinin kaynağına ve aslına muttali olmaktan” söz eder. Bu mühim yaklaşım ilmi kuru kuruya öğrenmek ile “marifetullah” denilen ilmin hikmetini yakalamak,  özüne inmek, yani “Ben âlemi insan, insanı da marifetime ulaşsın diye yarattım” Kudsi Hadîsinde işaret edilen mertebe arasındaki farkın izharı olarak da değerlendirilebilir. Elbette Mirzabeyoğlu’nun dediği gibi “İnsan”dan kasıt O! Allah’ın Sevgilisi…

İnsanın hakikati” denilince “Hakikati Ferdiyye”nin mânâsı içinde, bilse de bilmese de, iman etse de etmese de her insan O’ndan bir nasibe sahip. İşte İnsan ve Âlem arasındaki kuvvetli bağ da böyle… Birbirinden kopması mümkün olmayan bir zincir… Bu âlem içinde dünyamıza ait feleklerin dönüşünde de her insanın bir nasibi, bağı ve kaderin sürekli “zamanın raksı” içindeki “bir yuvarlakta” dönüşü var. Her insan kendi marifetine ulaşmak için “nefsini bilmek” ve “Rabbini bilmek” zorunluluğunda. Bu öyle bir zorunluluk ki, insanın bunu gerçekleştirmek ve bu şuura ulaşmak için bir çaba sarf edip etmemesi fark etmez; dönüş tamamlanacak.

Üstad Necip Fazıl’ın “Zamanın raksı ne bir yuvarlakta?” dediği bu feleklerin dönüşündeki hikmet, insan ve insanın kendisini bilmesi için dönüşünü mutlak tamamlayacağı, kendisini gerçekleştireceği hakikatinin işaretidir. Saatinizin alarmını kurmak gibi düşünün. Vakit tamamlandığında uyusanız da uyumasanız da alarm çalacak. Her gezegenin dönüşü insanın uyanışı için bir alarm gibi çalışır. Yapmanız ve olmanız gereken noktaya doğru sürükler. Sizden isteneni yapsanız da yapmasanız da saat hep işler. Yapmak istemediğiniz şeyler yapmanız için cebren önünüze bırakılır ve “nefs terbiyesi” bu noktada hareket geçer.

Nazım Kıbrısî hazretlerinin bir sohbetinde söylediği gibi: “Kapı değişmekle kader değişmez.”İnsan düzeltmesi gereken durumunu düzeltmediği sürece, nereye giderse gitsin, ne yaparsa yapsın, hep aynı sıkıntılarla yüzleşecek. Nefs terbiyesi “Rabb” in kendini bildirme süreci otomatik olarak işleyecek. Âlem – İnsan, İnsan – Marifetullah ilişkisi…

Mevlâna hazretlerinin güzel dizelerinde dirilen “remz şahsiyet”…

“Canında bir can var, o canı ara…
Beden dağında bir mücevher var,
o mücevherin madenini ara…”

Kadim bir bilgi olan astroloji ilmi insanlık tarihi boyunca varlığını yeryüzünün her yerinde ve her kavimde göstermiş insanlığın “ortak şuurunda” var olan bir ilim diyebiliriz. Bu ilmin olmadığı tek bir medeniyet gösterilemez. “Tarih Sümer’le başlar” diye sloganlaştırılan, bilinen ilk yazılı medeniyet olması sebebiyle Sümer ile başlayan yazılı tarih sürecinde, bu ilmin medeniyetin en mühim dinamiklerinden olması da gözden kaçmasın.

Günümüzde bilinen en eski yıldız isimleri M.Ö 1800 yıllarında, eski Babil dilinde “Gecenin Tanrılarına Dua”  kitabında geçer. Yine bu dönemde, Hammurabi hanedanlığının ilk yarısına ait yıllarda, içinde gök işaretlerinin bulunduğu bir seriden bahsedilir. 70 tabletten oluşan serinin adı “Enuma Anu Enllil”…

Bir araştırmacı şu bilgiyi veriyor:  “Eğer Tanrı SİN (AY) yavaşça kaybolursa, ülkede kıtlık olacak” denmektedir.

“63 tabletten oluşan Venüs tabletleri ise Babilliler zamanında İŞTAR olarak bilinen VENÜS’e  ait gözlemleri içerir. İlk yıldız kataloğu olarak geçen “MUL APİN” (mul: yıldız) M.Ö 1000 yıllarına ait… (Göklerin Bilgeliği – Hakan Kırkoğlu)

Güneş sistemimizde ve bulunduğumuz Samanyolu galaksisinde dönüp duran yıldızların, kendi yörüngelerindeki seyahatlerine bakıldığında, mitolojik boyutta onlara ithaf edilen hikâyelerin, hem gezegen ve yıldızların oluşum bilgileri olduğunu, hem de o gezegen yahut yıldızın temsil ettiği “insani şuur”daki yerini reddedemeyiz. Dolayısıyla “Ben kimim?” sorusunun, birlikte döndüğümüz âlemin cevaplarıyla aynı olduğu görülecektir. Bu sorunun cevabı hem insan hem âlemde “insan şuuru “ile cevabını bulacak.

Sıradan bir insanın gökyüzünü inceleyip günü gününe not etse dahi bu bilgilerin insan ile bağını ve etkisini kurması muhale yakındır. İBDA Külliyatının temel tezlerinden olan “Peygamberler Olmasaydı Medeniyet Olmazdı” ölçüsü esas alındığında, içinden çıkılmaz gibi görülen bu sorunun cevabı yerine oturur. Günümüz medeniyetinin “uzaylılar” algısı ile neredeyse insanların zihinlerini harap ettiği şu süreçte; biz uzaylıların değil nebevi bir medeniyetin, kültürün insanî hakikatini sunma çabası içinde olmalıyız.

Meryem sûresi 56. ve 57. Ayet meâlleri:  “Kitapta İdris’e dair söylediklerimizi de an. Çünkü o, dosdoğru bir peygamberdi. Onu yüce bir yere yükselttik.” İdris (as) ın hesab ve yıldızlar ilmi konusunda özel bilgilere sahib olduğu kaynaklarda anlatılır. Adem (as)’dan sonra ilk yazı yazan ve ders veren vasfından dolayı İDRİS ismini aldığı söylenir. Konumuz İdris (as) olmadığı için tekrar dönmek üzere medeniyetlerin ve şehirlerin kurulması ilmin yayılması ve onun öğretmenlik vasfı ile Hz. İdris’i bu ilmin yayıldığı merkez olarak belirlemek istedik. Hani “nereden geliyor bu suyun kaynağı?” denildiğinde…

 

“AY BOĞA BURCUNDA YÜCELİR!”

Ptolemaios‘un Tetrabiblos isimli eseri de bu bilgilerin en eski kaynaklarındandır. İskenderiye’de M.S ikinci yüzyılda yaşamış olan Ptolemaios bu eseriyle o döneme ait bütün Mezopotamya astrolojisini derlemiştir. Bu eser batıda asrtolojinin İncil’i olarak ifade edilir. Bu büyük astrolog Rönesans’a kadar etkisi sürecek olan Dünya merkezli kozmolojisini de “Almagest (Sintaksis)”isimli eseriyle ortaya koymuştur (1).  İşte bu kadim öğretilerden gelen kadim bilgi olarakPtolemaios’a ait ifade : “Ay Boğa Burcunda Yücelir.”

Salih Mirzabeyoğlu’nun Ölüm Odası tefrikasının  315. Bölümüne ait başlık: YENGEÇ (TENZİH ŞUURU)… Bu ifade astrolojiyle ilgilenenler için yepyeni bir sayfa mahiyetinde hayret verici ve hayranlık uyandırıcıdır. Yengeç mevzusuna şuur seviyesinde “insanî” bir makam vermiş, insani hakikat mertebelerinde astroloji ilmi için ayrı bir sayfa açmıştır. Bu burca tenzih makamının verilmesi bir ilktir. Ancak “yenileyicilik” mertebesinde bir Mimar-Boğa’nın açabileceği yepyeni bir kapıdır bu.

Sadreddin Koneviİbni Arabi hazretlerinden aldığı ilmin, Mehdi devrine kadar kendisinden sonra bir devamı olmadığını üzülerek şu sözlerle ifade etmiş: “Çadır o çadır, fakat kadınlar, o çadırların kadınları değil.” Hatta Mehdi’ye ulaşan talebelerine kendisinin selamını iletmelerini ister. (2) (Fususu’l Hikem’in Sırları – Sadreddin Konevi  shf 12 – 13)

Tilki Günlüğünde bize verdiği doğum bilgilerine dayanarak çıkardığım; doğum anı harita bilgilerinden aldığım verilere göre, onun AY ve YENGEÇ burcu ile yakın ilgisi olan yıldız bilgilerine baktığımızda, yazılarında dokuduğu ilimle, kendi yıldız haritasını nakşettiğini görmemek mümkün değil.

BOĞA BURCUNDAKİ GÜNEŞ …  AY’ın evinde… AY: Yaratılış, Rabb, beden, nefs, terbiye, Hz. Adem’in makamı, günlerden Pazartesi, madeni gümüş, anne, hafıza, halk … Yengeç: Soğuk ve nemli, gece burcu, ketum, koruma, besleme, annelik yapma, güvenlik, duygular, mizaç, hafıza, tarih, vücutta göğüs ve mide…  “Ben KİM’im” … Güneş: KİM olduğunu bilmek… Ruh… Nefes… Ateş…

“Ben KİM’im”… Güneş’i Boğa Burcunda…

Yönetici gezegeni Venüs olan Boğa burcunun feminen ilkelerle bir arada anıldığını  görürüz.  Çünkü Venüs hep dişilik sembolü olmuş ama ilginçtir ki Akadlar onu Sümer medeniyetindeki İnanna’dan kendi dillerinde “bereket, aşk ve savaş tanrıçası İştar” olarak çevirmişlerdir. İştar’ın batı dillerinde kullanılan karşılığı, “yıldız” anlamında “star” (İngilizce), “Stern” (Almanca)’dır. Batıda, haftanın her günü Güneş, Ay ve beş yıldız (bazıları aslında gezegen) ‘dan birine tapınılırdı. (Vikipedi – İştar)

Dişiliğin anaç sembolizmi yoktur Venüs’de. O anaç unsurlar dişilikte Ay’a aittir. Venüs hem Boğa burcu hem de Terazi burcunun yöneticisidir. Boğa toprak elementi yani maddi âlem ile ilgili tüm düzenin şekillenişini temsil ederken, Terazi de hava elementi, hukuk ve ikili ilişkiler yönetimi, halk yönetim sanatı, anlaşmalar, diplomasi,  savaş ve barış, adalet üzerinde hakimdir. Venüs’ün Esma ül Hüsna’dan HAKÎM ismi ile de bağlantılı olması dikkat çekici… İşte bu dişilik anaç değil ama hakîm ve sahip olma, hikmet ile işlerini yönetme üzerine ortaya çıkar.

Boğa Burcu’nun; sanat ve beceriklilik, el sanatları, şekillendirme, maddenin şekillendiği burç, suret, güzellik, güzel yüz, resim gibi kelimeler ile alakalı… Bu burcun en göze çarpan özelliği maddi değerler üzerindeki hâkimiyeti, bina etme, mimarlık, ticaret, para kazanma yeteneği, HAKÎM olma…  Elementi toprak, geceye ait, soğuk ve kuru bir tabiat, vücutta ense ve boyun…

Salih Mirzabeyoğlu’nun haritasından devam ettiğimizde:

Ay Kova burcu’nun son derecesinde… 29 derece… AY BOĞA Burcu’nun evinde… İkinci evde… BALIK burcunda…

Güneş Boğa Burcu’nun 18. derecesinde… GÜNEŞ’i AY’ın evinde… Dördüncü evde… BOĞA Burcu’nda… Hatırlayalım: “Ay Boğa Burcu’nda yücelir”.

Sembolik olarak gördüğümüz bu durum; Güneş Ay’ın evini yüceltmede Boğa Burcu’nda, Ay Boğa Burcu’nun evinde yücelmede BALIK Burcunda… Karşılıklı ağırlama halinde… Astrolojide yücelme denilen bu mânâ iki sembolün birbirleri içinde çok iyi çalıştığını anlatır.

Bütün bunlar Yengeç burcunun tenzih şuuru olarak değerlendirilmesinden süzebildiklerimizin bir kısmıdır. Muhyiddin Arabi hazretleri kendi devrinde birçok ilimde olduğu gibi astrolojinin de İslâmî kâinat görüşü etrafında yol haritasını çizmiş, yenileyici rolünü oynamıştı. “Eserde derinleşen” Mirzabeyoğlu’nun bu yönüyle Arabî mizaç taşıdığına dair ifadesi de meydandadır. Bunun şahitlerinden birisi de Yengeç ve Tenzih Şuuru bahsidir.

Bu konuyu burada bırakmayacak ve Kumandan’ın yıldız haritasından ilhamla mevzu etrafında gezinmeye devam edeceğimizi “inşallah” kaydıyla belirtelim.

Ayşın AKYILDIZ –  ADIMLAR Dergisi
Ağustos 2016

FAYDALANILAN KAYNAKLAR:
– FUSUSU’L HİKEM’İN SIRLARI – SADREDDİN KONEVİ – TERCÜME: EKREM DEMİRLİ – İZ YAYINCILIK 2009
– PTOLEMAIOS – TETRABIBLOS 1, TÜRKÇESİ VE YORUMLAR: DEVRİM YILMAZER – ZODYAK YAYINLARI 1.Baskı, Mayıs 2014
– GÖKLERİN BİLGELİĞİ – HAKAN KIRKOĞLU – DOĞAN KİTAP 1. BASKI TEMMUZ 2005

 

ADIMLAR’IN NOTU:

(1) Orijinal ismi “Almegistos”, kelime anlamı “Büyük Eser” olan bu kitap İslâm medeniyetinde “El-Mecestî” ismiyle, müellifi ise “Batlamyus” telaffuzuyla meşhurdur. İslam gökbilimcileri tarafından üzerine çokça eserler yazılmıştır. Kopernikus’a, yani bir başka deyişle 16. yüzyıla kadar bütün ilim çevreleri bu esere dayanmıştır.

(2) Konevî bu sözle, Rahman Sûresi’nde geçen “Çadırlarda saf ve çekingen, yumuşak huylu eşleri” meâlindeki âyete gönderme yapmaktadır. İbn Arâbî sözkonusu âyete dâir tefsirinde, çadırda duranlardan kasdın Allah’ın yeryüzünde en sevdiği kullar olduğunu, öyle ki onları insanlara da gizli tuttuğunu belirtir. “Çadır o çadır fakat kadınlar o çadırların kadınları değil.”sözünden maksat, o insanları üstün kılan şeyin yerinde olduğu, fakat o hâle bürünecek insanların kalmadığıdır.

 

Orjinal Makale: http://www.adimlardergisi.com/boga-burcunda-yucelen-ay/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>