noel-baba-davasi-BU KARAR YASAYA AYKIRI VE HUKUKSUZDUR-av-güven-yilmaz

BU KARAR YASAYA AYKIRI VE HUKUKSUZDUR! – Av. Güven Yılmaz

Öncelikle kısaca “Noel Baba Davası”nı özetler misiniz okuyucularımız için?

25  Ocak 2000 tarihinde, devletin o zamanki güçleri(!) tarafından Metris Cezaevi’nde bulunan İBDA/C sanıklarının bulunduğu koğuşlara NOEL BABA operasyonu adı altında başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere pek çok insanı öldürmeye yönelik bir saldırı gerçekleştirildi. Bu saldırı sonucu Sancar Kartal isimli “tutuklu sanık” şehit oldu ve pek çok sanık da yaralandı. Hatta “asker sözü”ne güvenen Salih Mirzabeyoğlu da maskeli elemanlar tarafından oluşturulan ölüm koridorunda ölüm kastıyla ağır darbelere maruz kaldı, işkenceye uğradı ve bu vaziyette hakim karşısına çıkartıldı. O günkü gazetelerden ve TV görüntülerden manzarayı hatırlarsınız.

İşte bu saldırıya rağmen dönemin savcıları tarafından, ortada bir operasyon yokmuş da sanki tutukluların isyanı varmış gibi sanıklar hakkında davalar açıldı. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2000/285 esas sayılı dosyası ile görülen dava sonunda başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere pek çok sanık hakkında cezaevi idaresine karşı ayaklanma ve yangın çıkarma suçlarından toplam 40’ar ay hapis cezası verildi.

Peki “Yeniden Yargılama” süreci nasıl gelişti?

Yanlış hatırlamıyorsam 2013 Temmuz aylarında ilk önce bu davanın sanıklarından Sinami Orhan tarafından ve akabinde bir kısım sanıklar adına tarafımızca yapılan Yeniden Yargılama talebi mahkemece kabul edildi ve duruşma açılmasına karar verildi. Hukuki tabirlerle ve dayanak maddelerle izah etmek gerekirse; yeniden yargılama başvuruları üzerine Mahkeme; CMK 320/1 maddesinde belirtilen “yargılamanın yenilenmesi istemini yerinde bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu hususları yerine getirebilir.” hükmü doğrultusunda YARGILAMANIN YENİLENMESİ TALEBİNİ KABULE DEĞER bulmuş ve heyet olarak davanın esasına girmek üzere CMK 321/2 maddesindeki “Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir.” hükmü doğrultusunda YENİDEN YARGILAMA YAPILMASINA ve DURUŞMA AÇILMASINA karar vermiştir.

Bu aşamadan sonra?

Bu aşamadan sonra Mahkemece bu tensip zabtında belirtilen kararlar doğrultusunda hareket edilmesi, duruşma açılarak deliller toplanması ve tanık dinlenmesi gerekirken, aksine hareketle usul ve yasaya aykırı hareket edilmiş ve ek karar adı altında yeniden yargılama talebinin reddine ve infazın devamına karar verildi. Ancak Üst Mahkemeye yapılan itirazımız kabulü edilerek yeniden yargılama için duruşma açılma safhasına gelmiş bulunuyoruz.

Artık bu aşamada tartışılan husus, Mahkeme kararı doğrultusunda sanıklar hakkındaki infazların uygulanıp uygulanamayacağıdır.

Mahkemece yargılamanın yenilenmesine karar verildikten sonra artık önceki hüküm bir anlamda ortadan kalkmıştır. Tam olarak hüküm yok sayılmasa bile sonuçları itibariyle ortada infazı gerçekleştirilecek bir karar kalmamıştır. Tâki, bu aşamadan sonra Mahkemece, CMK 323/1 maddesinde belirtilen “Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir.” hükmü çerçevesinde tesis edeceği yeni hükme kadar önceki kararın infaz kabiliyeti yoktur.

Kanaatimizce CMK 321/2 ile yapılan düzenleme ile bu durum yasal bir zorunluluk olup yeniden yargılama talebinin kabul edilip duruşma açılmasına karar verildikten sonra eski hükmün infaz kabiliyetinin olmaması nedeniyle, İNFAZIN DURDURULMASI talebine dahi gerek olmaksızın bu husus Mahkemece re’sen nazara alınmalıdır.

Yine kanaatimizce CMK 312/1 maddesinde belirtilen Mahkemenin İNFAZIN DURDURULMASI VEYA GERİ BIRAKILMASI kararı verme yetkisi CMK 318 maddesi gereğince “yeniden yargılama talebinin kabule değer bulunması” durumunda sözkonusudur. Çünkü bu aşamada henüz CMK 321/2 maddesi gereğince yeniden yargılama talebi kabul edilmemiş, CMK 318 maddesi doğrultusunda dosya üzerinde yapılan inceleme ile yeniden yargılama talebi kabule değer bulunmuş ve CMK 320 maddesinde belirtilen şekilde delillerin toplanması safhasına geçilmiştir. Deliller toplandıktan başvuru sahipleri ve Cumhuriyet Savcısı’nın da görüşleri alındıktan sonra  Mahkeme 321/1 maddesi doğrultusunda yeniden yargılama talebini reddedeceği gibi 321/2 maddesi gereğince duruşma açabilir.  Reddederse zaten hükmün infazı safhasına geri dönülür. Ama teyiden söylemiş olalım, duruşma açılmasına karar verdikten sonra artık önceki hüküm adeta ortadan kaldırılmış ve askıda kalması sebebiyle infaz kabiliyetini yitirmiştir. Maddede geçen önceki hükmün onanması kısmı belki kafaları karıştırıyor olabilir. Velevki yargılama sonunda Mahkeme önceki kararda olduğu gibi sanıklara aynı cezaların verilmesi gerektiği düşüncesi ile bu kararı onaylasa bile bu karar artık yeni bir karardır.

İfâde ettiğiniz apaçık bedihî hükümle ile yazılı hukukun çatıştığı bu noktada son durum nedir?

Bu değerlendirmelerimiz neticesinde kanaatimizce, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararları arafta beklemektedir ve başta Salih Mirzabeyoğlu olmak üzere infazı tamamlanmamış diğer sanıklar hakkında Mahkemenin usul ve yasaya aykırı İNFAZIN DEVAMINA dair kararına rağmen bu aşamada infazların gerçekleştirilmesi talebi dikkate alınmamalıdır.

Böyle bir gişimin hukusuz olacağını söylüyorsunuz yani?

Gayet tabiî!

Teşekkür ederiz verdiğiniz bilgiler için.

Allah yardımcınız olsun.

ADIMLAR

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>