bu-siir-erdogan-ve-efradi-icin-yazilmamistir

BU ŞİİR ERDOĞAN VE EFRADI İÇİN YAZILMAMIŞTIR – Gökhan YAMANGÜL

Geçen gün yayınlanan son yazımıza Ziya Paşa merhumdan bir beyitle başlamış ve yazının başlığını da ondan ilham alarak seçmiştik: “Siz Herkesi Kör, Âlemi Sersem mi Sanırsınız?”  Dün bir arkadaşımız laf arasında Ziya Paşa ve o beytin yer aldığı şiiri sordu. Ayaküstü söylediğim birkaç cümleyi neden sonra yazıya döküp ADIMLAR okuyucularıyla paylaşmak istedim.

Ziya Paşa (1825-1880), kötü bir politikacı ama devrine göre iyi bir şairdir. Öyle ki, siyasi hayatı Tanzimat’ın “sahte kahramanlar” serisinden bir mamûl olan Âli Paşa karşısında uğradığı hezimetlerle doludur. Zaten fikir ve dava ahlâkı bakımından o devrin hiçbir şahsiyeti kahramanlık mizacından pay almış değildir.

Paşa, zevk ve kafa bakımından nefsinde öylesine farklı iki kişilik yaşatır ki, bu yönüyle Tanzimat aydınının en tipik numunesidir. Bu ikilik özellikle şiir bahsinde hemen kendisini gösterir. Kafaca sürekli yenilikten, değişimden yanadır; ama kendi şiirleri neredeyse divan edebiyatından arda kalan son kırıntılara örnek kabul edilse yeridir. Tanzimat aydını yer gösteren değil, yer arayan bir mizaç taşıdığından bu tür (aslında zenginliğe yol vermesi gereken) ikiliklerin cevherini süzüp aynı potada eritememiştir.

Ziya Paşa’nın şiiri bana Necip Fazıl’ın büyük divan şairi NABΠiçin kullandığı şu ifadeyi hatırlatır: “Kuru mantık ve akıl…” Bu ifadeyi hatırlatıyor olması aynı değerde olmak anlamına gelmez. Aslan da, kedi de aynı familyadandır, birbirlerine benzer ve aralarında da aynı türün irili ufaklı onlarca çeşidi… Nasıl ki, Ziya Paşa’nın hem yakın dostu, hem de sürekli kavga ettiği Namık Kemal, ham tarafından bir NEFΠbelâgatı” hissettirirse; onda çok daha ileri derecede NABΠekolünün renk ve çizgileri göze çarpar.

Ziya Paşa, ferdiyetin derinliklerinde saklı fay hatlarının sarsıntısıyla unutulmaz sesleri billurlaştıran SAF ŞAİR değil, hikmet ve mesel söyleyen usta bir manzume yazarıdır ve doğrusu bu işi en iyi yapanlardandır. Bugün O’nun çok mısra ve beyti atasözlerimiz arasına karışmış, en karışık meseleler karşısında bize kapıları açıveren çilingir vazifesi görmektedir.

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

Beytinde olduğu gibi çok az bir değişiklikle üstünden 150 sene geçmesine rağmen ağzımızdan düşmeyen atasözü kıvamında mısralar hep Paşa’ya aittir.

Tazeliğini koruyan “atasözü” tadında bir başka beytinde de şöyle der;

Allah’a sığın şahs-ı hâlimin gazâbından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir

Doğruyu söyleyenlerin hep yalnız bırakıldığını ve kötü gösterildiğini, ama hainlere bu devirde olduğu kadar hiç hürmet gösterilmediğini anlattığı beyit bir başka güzeldir;

Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi
Hainlere amma ki riayet yeni çıktı

Ve kendisinin de içinde bulunduğu batılılaşma cereyanının ölçüsü kaçınca, duyduğu kaygı;

Milliyeti nisyan ederek her işimizde
Efkâr-ı Firenge tebaiyet yeni çıktı

Ziya Paşa’nın ve bu ve benzeri daha onlarca mısra ve beyti vardır ki, günlük hayatımızda farkında olmadan ve çoğu zaman ona ait olduğunu bilmeden cömertçe kullanırız. Bizim geçen yazımızda kullandığımız “Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın” mısraı ise onun meşhur Terkib-i Bend’lerinden sekizincisinde yer alır. Aşağıda bu şiirin tamamını paylaşalım istedik. Önce şiiri verip sonra sadeleştirilmiş metni paylaşabilirdik ama tadını sıcağı sıcağına verelim diye her beytin açıklamasını parantez içinde ve hemen altında paylaştık.

Başlıkta da görüleceği üzere bu şiirin Erdoğan ve efradıyla zerre kadar ilgisi yoktur. Niçin bunu açıklama ihtiyacı hissediyoruz? Necip Fazıl 1940’lı yılların ortalarında, Büyük Doğu mecmuasının kapağına bir kulak resmi yapıp, “Başımızda Kulak İstiyoruz” manşeti attığı için devlet reisine hakaretten hapse atılmıştı. Attila İlhan’ın ’40 karanlığı’ dediği o yıllardan bu yana,  Türkiye’miz böylesine havadan nem kapılan günlere şahit olmamıştır. Öyle ki, daha birkaç hafta evvel badem bıyıklı amirlerine “HAYIRLI Cumalar” mesajı atma yarışına giren ve “günaydın” yerine “HAYIRLI sabahlar” demekle dindarlık mesajı verdiğini sanan memurlara her türlü “hayır” kelimesini kullanmaktan sakınmayı öneren tavsiyeler dahi gelmiş, ülke adeta bir paranoyak panayırına dönmüştür.

Neyimize lazım, kimse bilmez ki aşağıdaki şiirin 150 sene evvel yazıldığını… Ucundan, bacağından alınan çıkar. Biz baştan yazalım: “Erdoğan ve Efradıyla İlgisi Yoktur.” Bir zamanlar “şiir okuduğu için” tutuklanan adam, bakarsınız birilerine de şiir okuyor diye diş gösteriverir. Biz bu “risk”i almak istemediğimiz için en baştan mesajı verelim dedik.

İlk başta “Bu Şiir Erdoğan ve Şürekası İçin Yazılmamıştır” şeklinde bir başlık atmıştım. Ama sonradan bunun abes olacağını fark ettim. Şüreka ne demek yahu? Bu coğrafyada Erdoğan’ın şeriki mi var ki, şürekası olsun. Düzce Milletvekili Fevai Arslan’ın yalancısıyım. “O doğmaz, doğurmaz, yerde ve gökte olan her şey onundur. Gece ve gündüz ondan sorulur.” Ben haddimi bilirim. Zaten bu sebeple son andan şüreka (ortak) kelimesini efrad (fert, asker) yaptım. Maazallah “şirk koşuyor” diye durduk yere çarpılırız filan…

İşte, Ziya Paşa’nın Erdoğan ve Efradı için Yazılmamış şiiri. Umarım keyifle okursunuz.

Gökhan YAMANGÜL – 14.02.2017

…………

TERKİB-İ BEND VIII / ZİYA PAŞA

Her şahsı harîm-i Hakk’a mahrem mi sanırsın?
Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın?

(Her kişiyi Hakk’ın gizli sırlarına vakıf mı sanırsın?
Her taç giyen çulsuzu ‘tacını tahtını bırakan’ İbrahim Edhem mi sanırsın?)

***

Dehri arasan binde bir âdem bulamazsın
Âdem görünen harları âdem mi sanırsın?

(Bu devirde arasan bin kişi içinde bir adam bulamazsın.
Adam görünen eşekleri adam mı sanırsın?)

***

Çok mukbili gördüm ki güler içi kan ağlar
Handân görünen herkesi hurrem mi sanırsın?

(Çok neşeli insan gördüm ki, gülerken içi kan ağlar.
Gülüyor görünen herkesi mutlu mu sanırsın?)

***

Bil illeti kıl sonra müdâvâta tasaddî
Her merhemi her yâreye merhem mi sanırsın?

(Hastalığı öğren, sonra tedaviye başla!
Her merhemi her yaraya merhem mi sanırsın?)

***

Kibre ne sebeb yoksa vezîrim diye gerçek
Sen kendini düstûr-ı mükerrem mi sanırsın?

(Kibrine sebep nedir, yoksa vezirim diye gerçekten
Sen kendini bu âlemin direği mi sanırsın?)

***

Ey müftehir-i devlet-i yekrûze-i dünyâ
Dünyâ sana mahsûs u müsellem mi sanırsın?

(Ey geçici dünya nimet ve devletiyle övünen,
Dünyanın sana ayrılıp teslim edildiğini mi sanırsın?)

***

Hâlî ne zaman kaldı cihan ehl-i tama’dan?
Sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın?

(Dünyada ne zaman ‘senin gibi’ açgözlüler eksik oldu ki?
Sen kendini bu dünyaya gerekli bir varlık mı sanırsın?)

***

En ummadığın keşfeder esrâr-ı derûnun
Sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın?

(En ummadığın kişi senin sırrını, içyüzünü keşfeder,
Sen herkesi kör, bütün halkı sersem mi sanırsın?)

***

Bir gün gelecek sen de perîşân olacaksın
Ey gonca bu cem’iyyeti her dem mi sanırsın?

(Bir gün gelecek sen de perişan olacaksın!
Ey gonca, bu etrafındaki yandaşlar her daim kalacak mı sanırsın?)

***

Nâ-merd olayım çarha eğer minnet edersem
Cevrinle senin ben keder etsem mi sanırsın?

(Alçak olayım eğer bu dönen çarka minnet edersem.
Senin eziyetlerinle ben ‘boyun büküp’ keder eder miyim sanırsın?)

***

Allah’a tevekkül edenin yâveri Hak’tır
Nâ-şâd gönül bir gün olur şâd olacaktır

(Allah’a güvenenin yardımcısı yine Allah’tır.
Üzülen gönül bir gün olur yine mutlu olacaktır.)

Orjinal Haber: http://www.adimlardergisi.com/bu-siir-erdogan-ve-efradi-icin-yazilmamistir/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>