butun_fikrin_gerekliligi_uzerine-630x325

“BÜTÜN FİKRİN GEREKLİLİĞİ” ÜZERİNE – Selim GÜRSELGİL

Bütün Fikrin Gerekliliği, Salih Mirzabeyoğlu’nun 1979 yılında yayınlanan ilk eseri. Eserini Üstad’a takdim edip incelemesinden sonra şu övgüyü alıyor:

-“Mücerret fikir istidadı tamam!”

Mücerret, yani hadiselerden soyutlanmış, aktüaliteden arındırılmış, saf fikir; “idée abstraite”…

Mirzabeyoğlu bu eserinde; idealist felsefenin insan zekâsına bir hediyesi olan, ama idealist felsefe içinde, daha doğrusu felsefe tarihi içinde ayakları yere basmayan, havada bir kavram olan “mutlak fikir – bütün fikir” kavramını ele alıyor ve şöyle nitelendiriyor:

– “Doğru düşünce olmadan doğru düşünce faaliyeti olmaz!”

 Ve devam ediyor:

-“Doğru düşünce olmadan doğru düşünce faaliyeti olamayacağı gibi, ‘doğru düşünce’ olmasaydı, ‘doğru düşünce olmadan doğru düşünce faaliyeti olmaz’ düşüncesi de olmayacak, varılanın doğru olup olmadığının bilinememesi bir yana, ne ‘düşünce’ ve ne de ‘doğru’ diye bir şeyden söz edilemeyecekti… Son tecritte, mutlak fikrin gerekliliği!..”

Bütün Fikrin Gerekliliği hakkında, bir tek bu terkibî hükmün (apriori sentetik) anlaşılması yeterli olabilir ilk etapta; geri kalan onca düşünceye dönüp bakmak bir lüks olabilir. Şöyle ki: Her şeyden önce doğru düşünce vardı! Eğer her şeyden önce doğru düşünce olmasaydı, doğru düşünce diye bir şey hiçbir zaman ve hiçbir şart altında sözkonusu olmayacaktı.

Tekâmülcüler, genellikle bu hesaba girmekten kaçınıyorlar. Onlar, pek çok yanlışın zamanla doğruyu doğurduğunu düşünmeden savunabiliyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Yanlışın sayısız tekrarından doğru elde edilebilir mi?

Bunun olabilmesi için, yanlışın sayısız tekrarının her defasında “yanlış” olarak nitelendirilmesi ve “doğru”nun ne olduğunun araştırılması, yani asgarî miktarda da olsa bir “doğru düşünce” gerekmez mi?

Bir materyalist münevver (Darwin) bunu sezer ve sonunda kendi fikrini idam edercesine şöyle der:

-“Garip ama, insanda her şeyden önce bir değerlendirici şuur olduğu görülüyor.”

Bir başkası (Sartre) fikirlerini bir uçurumun eşiğine getirip oradan aşağıya bıraktığını fark etmeksizin, bu hakikat karşısındaki hayretini şöyle ifade eder:

-“Şuurun sıfır olduğu noktada hiçbir diyalektik işlemez!”

Ve olay budur zaten. Şuurun sıfır olduğu noktadan çıkıp, zamanla 1’e ulaşıldığı düşüncesindeki mantıksızlık buradadır. Elealı Zenon’u ve onun kaplumbağa ile tavşan paradoksunu hatırladınız mı? Anlattığı budur.

Batı’nın materyalist filozoflarıyla beraber, idealist filozoflarının yarım kaldığı nokta da burasıdır: Bütün fikrin gerekliliği ve zihnî çaba ile kurulamazlığı…

Yine mi İslâm?!

Evet ve daima!..

9 Ekim 2011

Selim Gürselgil

http://www.adimlardergisi.com/butun-fikrin-gerekliligi-uzerine/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>