buyuk-zuhur-ibda-harun-yuksel-adimlar

“BÜYÜK ZUHUR”UN EŞİĞİNDEYİZ… – Murad SALİH (Harun YÜKSEL)

Merhum ağabeyimiz Harun Yüksel’in farklı müstearlarla kaleme almış olduğu yazılarını paylaşmaya devam ediyoruz. Bugün Murad Salih müstearıyla kaleme almış olduğu bir yazısını paylaşıyoruz:

“BÜYÜK ZUHUR”UN EŞİĞİNDEYİZ…
Murad SALİH (Harun YÜKSEL)

Hz. Ali’nin rivayet ettiği bir hadis:
“Ebdallar Şam’dadır. Onlar kırk erkektir.
Bunlardan biri öldü mü,
Allah yerine başka birini koyar.
Yağmur onların varlığı sebebiyle yağar.
Düşmanlara karşı onların varlığı sebebiyle
yardım edilir. Şam ehlinden azap
onların varlığı sebebiyle kaldırılır.”

“Ahirzaman”dayız…

Zamanın temposu ne kadar yükseldi…

Hadiseler bu tempoya uygun olarak ne kadar karmaşık, değişken ve hızlı akıyor…

Hadiselere Suriye özelinde bakmak bile başdöndürücü…

Bırakın tahlili/analizi bir kenara; takip etmek bile olağanüstü bir dikkat, gayret ve performas gerektiriyor…

Suriye etrafındaki AB-D emperyalizminin kuşatması sıkılaştırılır ve işbirlikçi medyanın dezenformasyon şiddeti sürekli arttırılır ve Suriye’yi istilâ için bahaneler üretilmeye çalışılırken…

Çin ve Rusya’dan ‘Suriye’ye müdahaleye karşıyız’ açıklaması geldi.

Beşşar Esad ile Kofi Annan’ın görüşmeleri bir sonuç vermedi.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı, ülkesinin Suriye’ye dışarıdan müdahale edilmesine kesinlikle karşı çıktıklarını ve şu anda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin herhangi yeni bir adım atması için erken olduğunu düşündüklerini açıkladı.

Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı nedeniyle, Moskova’dan gelen bu açıklama, Konsey’deki Haçlı-Siyonist ittifakın Suriye’yi işgal ve istilâ için bir an önce harekete geçme ümitlerini yine suya düşürdü..

Interfax Haber Ajansı’na açıklama yapan Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı Gennady Gatilov, ”Biz her zaman, Suriye’ye dışarıdan müdahale edilmesine kesin şekilde karşı çıktık; çünkü böyle bir hareketin, durumu hem Suriye hem de bölgenin geneli için kötüleştireceğini düşünüyoruz” dedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü de, Pekin’in Suriye’ye askeri müdahale yapılmasına ya da rejimin dış baskıyla değiştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Çin ve Rusya, daha önce de, Birleşmiş Milletler’in Şam’a karşı daha sert yaptırımlar uygulama tekliflerini veto etmişti.

Rusya ve Çin’in Suriye konusundaki bu kararlı tutumu; “Hula’da çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu 108 kişinin kimliği belirsiz kişilerce katledildiği” iddialarını Suriye’yi işgal ve istilâ bahanesi yapmak isteyen ABD emperyalizmi ve işbirlikçilerini (ki bunlar kanlı saldırılarını meşrulaştırmak için “uluslararası toplum” kod adını kullanıyor) bir kere daha hayâl kırıklığına uğrattı.

Katliam iddialarının ardından Salı günü (30 Mayıs) ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Hollanda, Belçika, Kanada, Japonya ve Türkiye, ülkelerindeki Suriye elçilerini geri gönderdi ya da büyükelçileri ”istenmeyen kişi” ilan etti…

Türkiye’nin bu tepkisi tarafsız uzmanlarca diğer Haçlı ittifakı ülkelere kıyasla daha ağır bulundu…

Bu durum, AKP hükümetinin, millî menfaatler doğrultusunda değil yaranma ve göze girme veya gözden düşmeme kaygısıyla hareket ettiği şeklinde değerlendiriliyor.

Tarafsız diplomasi uzmanları AB-D’nin insansız saldırı uçaklarının Pakistan sınırları içinde kadın, çoluk çocuk, yaşlı, genç binlerce sivil Pakistan vatandaşını katletmesi konusunda bugüne kadar sessiz kalan Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın; Suriye’de, olup olmadığı, olduysa da faillerinin kim olduğu bilinmeyen ‘katliam haberleri’ konusunda “yaşananlara sessiz kalmanın imkansız” olduğu ve “Şam yönetimi tavrını değiştirmezse daha sert önlemler almayı planladığını” açıklaması da; AKP hükümetinin, millî menfaatler doğrultusunda değil yaranma ve göze girme veya gözden düşmeme kaygısıyla hareket ettiğinin başka bir tezahürü olarak görüyor.

Suriye’deki basın kuruluşları, elçilerin geri gönderilmesini ”Sebepsiz bir isteri” olarak tanımlarken, Rusya, alınan kararı ”zarar verici” bulduğunu açıkladı.

Suriye, diplomatlarının birçok ülkeden geri gönderilmesine tepki olarak Şam’da hâlâ görevde olan son Batı devleti temsilcilerinden biri olan Hollanda elçisinden 72 saat içinde ülkeyi terketmesini istedi.

Rusya ve Çin, BM’nin Suriye’ye müdahale etmesini veto ediyor.

AKP hükümeti, Irak, Afganistan ve Libya’nın haçlılar tarafından istilâsındaki öncü rolünü, Suriye’nin istilâsında da oynamak için sabırsızlandığını, birilerinin gözüne sokmak istercesine açıklamalar yapıyor.

Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı François Hollande Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nce onaylanmış bir askeri operasyonun hala seçenekler dâhilinde olduğunu söylüyor.

Norveçli General Robert Mood, Suriye’de yaşandığı iddia edilen olay sanki dünyada ilk defa oluyormuş gibi (Filistin’de Bosna’da, Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da, Yemen’de Haçlı işgalciler tarafından bundan çok daha vahim katliamlar yaşanmamış gibi) ”Yaşanan bu korkunç olaydan büyük rahatsızlık duyduğunu” söyleyebiliyor…

Pişkinliğin bu kadarına da pes yani…

ABD Dışişleri Bakanlığı ise, Hula’da yaşandığı iddia edilen katliamın “Rusların düşünce yapısında bir değişime neden olacağını umduklarını” söylerken farkında olmadan bu katliamın kimler tarafından ve niçin yapılmış olabileceğine dair açık bir adres de vermiş olmuyor mu?..

En az ABD ve AKP Hükümeti’nin açıklamaları kadar tuhaf bir açıklama da İsrailli teröristbaşı Ehud Barak’dan geliyor…

Gırtlağına kadar Filistinli Müslüman sivillerin kanına batmış ve yeryüzünde en çok çocuk katletmiş bir terör şebekesinin başı olan Barak: ”Katliam dünyanın harekete geçmesini sağlamalı; sadece konuşmasını değil, gerçekten harekete geçmesini sağlamalı” diyor.

Bu açıklama da tıpkı ABD’nin ve AKP hükümetinin açıklamaları gibi; sanki Hula’da yaşandığı iddia edilen “katliam”ın, sebebinin ve faillerinin parmak izlerini göster miyor mu?..

Hani “Şecaat arzederken merdî Kıptî sirkatin söyler / Çingene’nin merd olanı cesaretini övmek için konuşurken farkında olmadan hırsızlığını ağzından kaçırır” denilir ya…

Bu iş de öyle gibi…

Bakın bunlar dünyada bir iki gün içinde olup bitenlerden Suriye meselesine dair çok kısa bir özet…

O oluyor, bu oluyor…

Zaman “maksatlılığı” içinde hedefine doğru kararlılıkla akıyor…

Aylardan Recep’teyiz…

Recep Allah’ın ayı…

Sonrası Şaban…

Resûlullah Efendimizin ayı…

Ondan sonrası da Ramazan…

Ümmetin ayı…

Rahmet ayı…

Bereket ayı…

Siz siz olun, şu mübarek üç aylarda “ahir zaman fitnesi”nden…

Deccal’in ve onun sağ kolu Süfyanî’nin yalan yanlış işlerinden hile ve tuzaklarından uzak durun…

“O taraftan” gelen haberlere kulak asmayın…

Dolmuşa binmeyin…

Şehid Malcom X’in şu sözlerini hiç aklınızdan çıkarmayın:

“Eğer dikkat etmezseniz, bu medya mazlumlardan nefret etmenize ve zalimleri sevmenize sebep olur.”

Bugün de olan budur…

Bugünler kritik günler…

Kötülük İmparatorluğu AB-D (Deccaliyet komitesi) ile onun müslüman işbirlikçileri (Süfyaniyet taifesi) elele Şam’ı istilâ ve işgal için sabırsızlıkla bahaneler üretiyor…

Bu durumda alınacak yanlış bir tavır, bu tavrı alanları Deccaliyet ve Süfyâniyet komitelerinin KUCAĞINA KADAR SAVURABİLİR…

Hâlbuki…

Yarın olacak olanların silüeti de ufukta belirmiştir…

“Büyük zuhur”un eşiğindeyiz…

Görüldüğü gibi işler Şam’da düğümlendi…

Şam da…

İstanbul da..

Kudüs de…

Mekke ve Medine de…

Bağdat da…

Tahran da…

Türkistan illeri de…

Doğu da…

Batı da…

Kuzey de…

Güney de…

Ayağa kalkmış ufukları gözlüyor…

Kan ter içinde…

Yeni bir çağ doğuyor…

Her adım ona göre çok dikkatli atılmalı…

http://www.adimlardergisi.com/buyuk-zuhurun-esigindeyiz-murad-salih-harun-yuksel/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>