cokmekte-olan-amerikaya-bir-darbe-de-venezuelladan-amerikanci-asiler-tepelendi

ÇÖKMEKTE OLAN AMERİKA’YA BİR DARBE DE VENEZÜELLA’DAN – A. Bâki AYTEMİZ

AMERİKANCI ASİLER TEPELENDİ

A. Bâki AYTEMİZ

 

Dün itibariyle Venezüella’da bir darbe olduğuna dair haberler ajanslara düşmeye başladı.

Venezüella’da yaşananları –ana hatlarıyla– Gönüldaşımız Salim Muhammed’in (Carlos) anlattıklarından takip ediyorduk.

Ama son yaşanan hadiseler, Venezüella’nın emperyalizme kafa tutmaya çalışması yanında emperyalizmanın Venezüella Devlet Başkanı

Maduro’yu devirmek üzere içerideki işbirlikçilerini harekete geçirmesi, Venezüella’ya mercek tutmayı gerektiriyor.

ANTİ-EMPERYALİST VENEZÜELLA’DA MADURO DÖNEMİ

Maduro, Venezüella’da Sosyalist halk devrimini gerçekleştirmeye çalışan mütevaffa lider (Çavez)in yardımcısı olarak, (Çavez) faili belli türden bir Amerikan suikasti ile ama görünür sebep kanser neticesi vefat etmesi (5 Mart 2013) ardından, Devlet Başkanlığı görevini devralmış oldu.

Maduro, selefinin yolundan ilerleyerek, emperyalizme karşı durmaya çalışıyor.

Hatta öyle ki, sadece kendi ülkesi ile ilgili olarak değil, bütün dünya üzerindeki emperyalist saldırılara karşı da tepkisini ortaya koyuyor.

İşte bu cümleden olarak, Maduro’nun Filistin konusunda söyledikleri, hem İslâm dünyası dışından hem de İslâm dünyasındaki güya lider taslaklarından daha şiddetli bir ses olarak meydan yerinde patlamış olması bakımından çok büyük önem arz ediyordu. İslâm dünyasında iktidar koltuklarını işgâl eden lider müsveddelerinin “işbirlikçi” kimliklerini de bu sözleri ile deşifre eden Maduro, “Yerin dibine batsın resmi açıklamalarınız!” diye haykırıyordu bu yüzsüzlere karşı:

MADURO VE FİLİSTİN

“Filistin’den Müslüman, Hıristiyan ve farklı dinden ve kültürden insanlar var. Çağrım bölgedeki Arap halkına ve liderlerine; Ne zamana kadar katliama sessiz kalacaksınız? Filistinli kardeşlerinizin katliamını izlemeye devam mı edeceksiniz? Arap halkları ne zaman uyanacak? Ve Arap liderleri… Ne zaman uyanıp Filistin halkının sesine ses vereceksiniz?

Yerin dibine batsın resmi açıklamalarınız! Yerin dibine batsın uluslararası protokolünüz. Artık harekete geçmelisiniz. Filistin halkının katillerine cevap vermelisiniz. Durdurmalısınız! Venezüella Devlet Başkanı olarak size sesleniyorum; Yeter artık! Resmi açıklamalarınızdan öteye gidemiyorsunuz, o kadar. Ses tonumdan dolayı kusura bakmayım çok derinden konuşuyorum. İçimde saklı olan acı ve öfke beni bu şekilde konuşturuyor.

Filistin halkına yapılan katliama seyirci kalmak bana acı veriyor. Artık ölümlere alışmışlar dünya katliam karşısında kör ve sağır olmuş! Çoğu korkak liderler de resmi bir yazı geçip olaylardan üzüntülerini belirtip kınıyorlar. O kadar… “saldırıyı lanetliyoruz” sadece bu… “çok endişe duyuyoruz” bir de bu… Mesele bitiyor onlar için… Yeter be artık yeter! Venezüella artık yeter diyor.”

İŞBİRLİKÇİLER DEŞİFRE OLDU

Maduro’nun bu sözleri, O’nun hakkında düşmanlarının –Ortak Esas Düşman Amerika-İsrail ve yerli işbirlikçilerinin– artık sonunu getirmek üzere harekete geçmelerine karar aldıracak derecede mühim.

Zira bu konuşma, emperyalizmin bütün hesaplarını alt-üst ediyor. Şöyle ki:

Emperyalizmin esas politikası, yerli işbirlikçiler eliyle, halkı Müslüman olan ülkeleri idare etmek, emperyalist emelleri gerçekleştirirken, işbirlikçi liderler eliyle de halkın tepkisini kontrol ve manipüle etmek, Müslümanların gazını alarak sisteme entegre olmaya devam etmelerini sağlamak ve böylece emperyalist politikaları mümkün olduğu kadar “zor”a başvurmadan gerçekleştirmektir.

Maduro, yaptığı açıklama ile bu sinsi tezgâhı bir tekmede devirmiş oldu.

Bu açıklama üzerine, güya bağımsız, güya haçlılara kafa tutan ama esasında buz gibi işbirlikçi olan liderlerin bütün o yüzlerindeki sahte maskeyi yırtıp atmış oldu, emperyalizmi ve yerli işbirlikçilerini deşifre etmiş oldu.

Mesele emperyalizme kafa tutmaksa, Maduro bunu yapıyorsa, bunlar ne yapıyor?

Maduro’nun da dediği gibi kahrolasıca bir şekilde sadece kınıyorlar.

İsrail’le her türlü ilişkiye devam ediyorlar.

2014 senesinde, İsrail’in yaptığı katliamlar üzerine Venezüella İsrail Büyükelçisini ülkeden kovarken, Şili ise İsrail’le ilişkileri askıya aldığını açıklamıştı.

İslâm dünyasının gûya liderleri –yürüyen takım elbiseler– ise, İsrail’e muhtaç ve İsrail’le işbirliği yapabilmek için birbiriyle yarışıp, fırsat kolluyorlarken…

Evet, Maduro bütün hesapları bozmuş oldu ve şu soruyu sorduruyor: Emperyalizme kafa tuttuğunuzu söylüyorsunuz da bunu kınayarak mı yapacağınızı zannediyorsunuz? Bakın, Maduro, düşmana “düşman” diyebiliyor ve uluslar arası kriz çıkmasını umursamıyor da siz niye düşmana düşman diyemiyorsunuz? Siz mi akıllısınız, Maduro mu salak yoksa siz bizleri mi salak yerine koymaya kalkıyorsunuz? İşbirlikçi olduğunuz anlaşılmasın diye, İsrail’i kınayarak iş yapmış görünmeye çalışsanız da işte Maduro sizin bu tezgâhınızı bir tekmede devirdi. O da devlet başkanı siz de ve o Müslüman olmadığı hâlde bunları söyleyebiliyorken, Ortak Esas Düşman Amerika ve İsrail’e karşı fiilen tepki koyabiliyorken siz deliklerinize saklanıyorsunuz, niye?

Ve bu sualin devamındaki sualler: Düşmana düşman deyip kafa tutabilen Saddam ve Kaddafi’yi de siz düşmanla bir olup katlettiniz, katledilmelerinde düşmana yardım ve yataklık etmediniz mi?

EMPERYALİZMİN HEDEFİNDEKİ VENEZÜELLA

Bütün bu tablonun tamamlayıcısı bir açıklama da CIA’dan geldi. Terör Örgütü CIA’nın başındaki eli kanlı cani Michael Pompeo, 26 Temmuz tarihli haberlere göre, Colorado’da Aspen Enstitüsü’nün düzenlediği güvenlik konferansında kendisine sorulan bir soru üzerine, Venezüela’daki hükümete karşı bölgedeki ülkelerle işbirliği yaptıkların söylüyordu. Konuşmasına devam eden Pompeo, “Venezüella’da bir geçiş olabileceği konusunda çok umutluyuz ve biz de CIA olarak oradaki dinamiği anlamak için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz” demekteydi.

Yani CIA, açıktan açığa Maduro’yu devirmek üzere faaliyet içerisinde olduğunu itiraf etmekteydi.

CIA’nın bu şer plânını uygulamaya çalışması esnasında, başarısız bir darbe teşebbüsü ile neticelenen bu plânlamanın da içinde olduğu Venezüella’daki siyasi gelişmelere bir göz atmakta fayda var:

1999’da (Çavez) iktidara gelmiş ve 2013 senesinde vefat etmişti. Maduro, Çavez’in ölmünden sonra 2013’te Devlet Başkanlığı’na seçildi. 2015’te yapılan Parlamento seçimlerinde çoğunluğu Amerika yanlısı muhalefet ele geçirdi. Muhalefetin düşman politikalarına karşı Maduro, bu meclisin yerini almak üzere, ülkenin gidişatındaki düzenlemeleri ele alıp, anayasa değişikliklerini yapabilecek bir Meclis’in teşekkül etmesi için 30 Temmuz Pazar günü “Kurucu Meclis” seçimi yapılacağını ilân etti. Yapılan itiraz başvurusuna istinaden, Venezüella Anayasa Meclisi Başkanlık Divanı seçimlerin ertelenmesine yönelik olarak talep edilen yeni anayasa meclisinin toplanmasını reddetmesinin gerekçelerini 17 Mayıs’ta açıkladı. Venezüella Cumhuriyet Başsavcısı Luisa Ortega Diaz, yüksek mahkemenin ret kararı almasına tepki olarak anayasa mahkemesi üyeleri hakkında işlem başlatılmasını talep etti. Muhalefet seçimleri boykot kararı aldı. Hatta kendileri boy gösterisi yapmak adına 16 Temmuz’da alternatif bir seçim tertip ettilerse de umdukları katılımı sağlayamadılar. Bu arada ülkede şiddet olayları da tırmanmaya devam etti. 30 Temmuz’da seçimler yapıldı ve eski meclis tasfiye edilmiş oldu. Seçimleri sabote etmek isteyen muhalefetin düzenlediği protesto gösterilerinde ölenlerin olduğu bildirildi. ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Nikki Haley oylama sonrası yaptığı açıklamada, Venezüella’nın diktatörlük yönünde bir adım daha attığını söyledi. Haley “Maduro’nun sahte seçimi diktatörlük yönünde başka bir adım. Meşru olmayan bir hükümeti kabul etmeyeceğiz. Venezüella halkı ve demokrasi üstün gelecek” dedi. Venezüella’da kurucu meclis seçimlerinin ardından gerginlik devam ederken ülkenin iki muhalefet liderinin gözaltına alındığı 1 Ağustos’ta basına yansıdı, terör devleti Amerika’nın Başındaki Trump adındaki eşkıya da muhaliflerin tutuklanmasını kınadığını duyurdu. Başsavcı Luisa Ortega Diaz, seçimlere hile karıştırıldığı iddiasıyla 3 Ağustos’ta soruşturma başlatırken, ertesi gün de Caracas’taki mahkemeye anayasayı hazırlayacak Kurucu Meclis’in toplanmasının yasaklanması için başvuruda bulundu. Venezüella 545 üyeli Kurucu Meclis toplandı ve ilk icraat olarak muhalif başsavcı Luisa Ortega’yı oybirliğiyle görevden aldı. Muhalif başsavcının yerine, protestocuların haklarını korumadığı gerekçesiyle ABD’nin yaptırım uyguladığı Ombudsman Tarek William Saab getirildi. Öte yandan askeri cezaevinde 4 gündür tutuklu bulunan muhalefet lideri Leopoldo Lopez’e ev hapsi verildi.

EMPERYALİZMİN ÜMİDİ PARAMİLİTER ÇETELER

İşte tam bu ortamda, Venezüella ordusu içindeki bir grup işbirlikçi askerin darbeye teşebbüs ettiği haberleri geldi. Kendilerine “41’nci Tugay” diyen bir grup asker, Devlet Başkan Nicolas Maduro’ya karşı ayaklanma girişiminde bulundu. Askerler internet üzerinden yayınladıkları videoda “bu bir darbe değil bu anayasal düzeni sağlamak için yapılan sivil bir hareket” ifadelerini kullanarak kendilerine yandaş toplamaya çalıştıkları görüldü. Darbeye küçük bir grup teşebbüs edebilirken bu teşebbüs Venezüella güçleri tarafından “terörist saldırı” olarak tesmiye olunup kısa sürede bastırıldı. Ordu Komutanı Jesus Suarez Chourio, devlet televizyonundan yayınlanan videoda, askeri birliklerin, saldırganlara ‘tek yumrukla’ karşılık verdiğini ve ‘ayak takımının bir kez daha yenilgiye uğratıldığını’ belirtti. Venezüella Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez, askeri üsse saldıran küçük grubun, aralarında ordudan uzaklaştırılmış bir teğmenin dışında, asker üniforması giymiş sivillerden oluştuğunu açıkladı.

ABD DIŞİŞLERİ BAKANI DA TEHDİT ETMİŞTİ

ABD Dışişleri Başkanı Rex Tillerson, 2 Ağustos günü yaptığı açıklamasında, “Maduro ya kendi isteği ile iktidarı bırakacak, ya da devireceğiz” diyerek açık darbe tehdidinde bulunmuştu.

CIA Başkanı Mark Pompeo da geçtiğimiz 31 Temmuz’da yaptığı açıklama ile iktidar karşıtlarına yönelik desteklerini Meksika ve Kolombiya ile birlikte sürdürdüklerini söylemişti. Pompeo, seçimlerin sonuçları ardından Venezuela’ya yönelik yaklaşımlarını yeniden gözden geçireceklerini söylemişti.

ORTAK ESAS DÜŞMAN TERÖRİST AMERİKA

BİR KEZ DAHA YENİLDİ

ABD, 2002 yılında da ülkenin efsanevi lideri Hugo Chavez’e yönelik darbe girişiminde bulunmuş ve darbeci askerler Hugo Chavez’i Başkanlık Sarayı’ndan kaçırarak ABD ile bağlantılı bir askeri üsse kaçırmışlardı.

Ancak girişimin ardından sokağa inan Venezüella halkının ısrarı ve Venezüella Ordusu’nun darbeci askerleri bertaraf etmesi ardından Chavez büyük gösteriler eşliğinde tekrar iktidara dönmüştü.

MADURO, DARBENİN ARKASINDAKİ DIŞ GÜÇLERİ,

İSİM VEREREK DEŞİFRE ETMEDE PERVASIZ DAVRANIYOR

Venezüella Devlet Başkanı Maduro, Valencia kentindeki askeri ayaklanmanın bastırılmasının ardından açıklama yaptı. Orduyu tebrik eden Maduro, askeri üsse yönelik saldırı girişiminden ABD ve Kolobiya’yı sorumlu tuttu. Nicolas Maduro ‘paralı askerler’den oluşan 20 dolayında silahlı kişinin Paramacay üssüne saldırdığını ve saldırganların silah deposuna girmeyi başardıklarını söyledi. Katıldığı televizyon programında açıklamalar yapan Maduro, “Bu ordumuza karşı yapılmış bir terörist girişimdir” dedi. Maduro, saldırıya ordudan ihraç edildikten sonra izini kaybettiren Yüzbaşı Juan Caguaripano’nun elebaşılık ettiğini ve ABD’nin himayesinde olduğunu belirttiği bu şahsın son zamanlarda Miami, Panama ve Kolombiya’ya gittiğini söyledi. Venezüella Devlet Başkanı Maduro, darbenin arkasında Amerika’nın olduğunu isyancıların ‘Miami’ ve Kolombiya tarafından finanse edildiklerini belirterek açıkça söylemiş oldu. Maduro, zaten uzun bir süredir ABD ve Kolombiya’nın muhalefetle birlikte darbe hazırlamakta olduğunu vurguluyordu.

Orjinal Makale: http://www.adimlardergisi.com/cokmekte-olan-amerikaya-bir-darbe-de-venezuelladan-amerikanci-asiler-tepelendi/

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>