dini-mezhepsizlik-imis

DİNİ MEZHEPSİZLİK İMİŞ – Gökhan YAMANGÜL

Geçtiğimiz günlerde (12 Nisan 2015) “Reis-i Cumhur hazretleri” Diyanet İşleri Başkanlığı’nın düzenlediği Kutlu Doğum Haftası Faaliyetleri çerçevesinde İstanbul Kongre Merkezi’nde bir konuşma yaptı ve İslâm dünyasına çeşitli mesajlar gönderdi. Artık kabak tadı veren “İslâm adına yapılan terörü lanetleme” bölümüne girmeye lüzum yok; fakat bizim asıl dikkatimizi çeken ve kaç gündür yazmak isteyip bir türlü el atamadığımız bahis, Cumhurbaşkanı’nın mezhep meselesi etrafında söyledikleriydi. Nihayet dört hak mezhebe mensup Ehl-i Sünnet Müslümanların mübarek bildiği Regaip Kandili vesilesiyle meseleyi yazmak kısmet oldu. Öyle ya, mezheplere burun kıvırıp, Ehl-i Sünneti Müslümanlar için olmazsa olmaz kabul etmek yerine İslâm dışı bir şeymiş gibi ima edenlerin üstüne bir de “vatandaşlarının kandilini kutlaması” ne büyük garabettir.

Hatırlayalım; Erdoğan o konuşmasında aynen şöyle dedi:

-“Bizim Sünnilik ya da Şia diye bir dinimiz yoktur. Bizim tek dinimiz İslam’dır. Ne yazık ki, mezhebini din edinmiş olanlarla başımız dertte, sıkıntı burada.”

Sayın “Reis-i Cumhur” bunları ilk defa söylemiyor. Bundan yıllar önce de benzer konuşmaları yapmıştı. Onun mezhepsizliği idealize etme yaklaşımına Başbakanlık yıllarından da âşinalığımız var.

Kumandanımızın mezhep meselesinde Haliç Kongre Merkezi’ndeki tarihi konferansında söylediğinden yola çıkarak, “madem sen niye kanun yapıyorsun; anayasa varken yasaya, yasa varken kararnameye, genelgeye, yönetmeliğe ne lüzum var” diye sormak icap eder. Etrafında bunu diyecek tek bir tane “adam” olmaması da oldukça düşündürücü.

Bir defa ahmak avlamaya mahsus ucuz bir mantıkla herhangi bir mezhebe tâbi olmayı ve bunu zaruret bilmeyi gerçek ve saf İslâm’ın dışında ve ona alternatif bir şeymiş gibi kategorize etmesi bizim açımızdan yenilir yutulur bir cinayet değildir. İslâm büyüklerinin ifâdelendirdiği ve Büyük Doğu-İBDA külliyatının çeşitli meselelerde yol haritası olarak kullandığı “O değil O’ndan; bu yüzden ki O” ölçüsü, ayniyle mezhep meselesinde de ufuk açıcıdır. Bu anlamda bizim dört hak mezhepten birisine bağlanmayı günümüz Müslümanları için “olmazsa olmaz” zaruret kabul etmemiz, gerçek ve saf İslâm’a bağlanmanın alternatifi değil, kendisidir. İslâm tarihi boyunca mezhebi zaruret bilmenin zıddı saf İslâm’a tâbi olmak değil, mezhepsizlik mezhebine kapılmak olarak kabul görmüştür. Sen bizim mezhep tabiiyetimizi “mezhebini din edinmişler” olarak damgalarsan, biz de senin mezhep zaruretini inkâr edişini“mezhepsizliği din edinmiş” olarak ifâdelendirme hakkına sahibiz. Bizim mezhebimiz din değil, dindendir, bu yüzdendir ki, dinimizden ayrı değildir. Senin dört hak mezhepten birisine bağlı olmayı “olmazsa olmaz” zaruret görmek yerine lüzumsuz gören yaklaşımın ise senin dine dair “zan”nındır, bu sebeptendir ki dinindir.

Bizim bu yazıda asıl derdimiz onunla akaid mevzularına girmek ve mezhep tartışması yapmak değil. Bir Büyük Doğu – İBDA bağlısının mezhep mevzuunda hangi itikat ve anlayış içerisinde olacağı malûm. İslâm büyüklerinin mezhep meselesinde ne gibi hükümler koyduğu, hangi görüşleri serdettiği gibi bahisleri bir yana bırakarak, kendisini Sünni ve Sufî olarak tanımlayan ve tıpkı biz gibi mezhebin hak ve zaruret oluşunu kabul edip, itikat arsasını ve amel binasını bu ölçüler etrafında kuran ama şu veya bu dünyevi kaygıyla senelerdir iktidar partisinin ve Erdoğan’ın kuyruğuna takılmayı kendi kitlesine “iman zarureti” gibi dayatan tarikat, cemaat, grup ve bazı “münferit” âlimlere seslenmek istiyoruz. Tayyip beyin mezhepsiz oluşu umurumuzda değil. Derdimiz ağzını açtığında Ehl-i Sünnet hassasiyeti diye başlayıp dini bütünlüğü kimseye bırakmayan ama Recep beyi de yalamaktan bir ân geri kalmayan ûlema ve şeyh – şıh taslaklarına…

Adamın çalıp çırpmasına ses etmediniz. Hatta yaptığı işin caiz olduğuna dair fetva verenlerinizi duyduk. Peki tamam.

Libya’da Kaddafi’yi derdest eden sömürgeci NATO güçlerine arka çıkmak için sanki o ânda mesele bir akaid meselesiymiş ve NATO sanki Libya’yı “yeşil kitap Ehl-i Sünnete aykırı” diye işgâl ediyormuş gibi Kaddafi’nin ideolojisinin Ehl-i Sünnete aykırı olduğunu, sapık fikirlerini vs tam da işgâl günlerinde hatırladınız. Dedik ki, adamlar ne kadar “mezhep ve sünnet düşkünü”… Ona da tamam.

Batı’nın Büyük Ortadoğu Projesi doğrultusunda bütün İslâm coğrafyasını olduğu gibi Suriye’yi de parçalama ve oradaki zulmü bahane ederek çok daha büyük zulümlere yol verici bir karışıklığı idealize eden politikalarını sahiplenirken de mezhep meselesini dilinden düşürmeyen yine sizdiniz.

Oysa bakın, mezhep savaşına karşı olmakla mezhebe karşı olmak çok farklı şeylerdir. Erdoğan’ın mezhep konusunda yürüttüğü mantığın dinler arası savaşa karşı olmak için dinlerin varlığını reddeden hümanistlerden farkı yoktur.

Libya’nın işgâli siyasi bir meseleydi, akaid meselesi yaptınız. Suriye’deki karışıklığın birden büyümesi yine siyasi gerekçeleri olan tahliller icap ettiriyordu, onu da mezhep meselesi yaptınız. Peki siyaseten Müslümanlar arasında çıkacak bir mezhep savaşına karşı olduğunu ifâde etmek dururken, üstelik politik değil, Kutlu Doğum Haftası çerçevesinde Diyanet’e ait bir toplantıda mezheplerin lüzumunu ve mevcudiyetini sorgulayan bir konuşma karşısında niye susuyorsunuz? Kem küm etmekle geçiştirilecek bir şey midir bu? “Yeşil Kitap ehl-i sünnete aykırı” diye Libya’nın emperyalist NATO güçleri tarafından işgalinde zil takıp oynamadığı kalan sizler niçin şimdi mezhepsizliği idealize eden bir politikacıya karşı sesinizi yükseltmiyorsunuz? Yahu hiç olmazsa ayıp olmasın diye iki satır eleştiri getirin. Hırsızlığa, talana, Türkiye’nin NATO toprağı olduğu iddiasına, Irak’ın, Libya’nın satılmasına ses etmediniz; bari mezhep konusunda birazcık omurgalı durun. Yok.

Tayyip beyin mezhep meselesine yaklaşımını hiçbir rahatsızlık duymadan söylenenleri içine sindiren ve buna rağmen kendisini Ehl-i Sünnet olarak ifâdelendirmekten geri kalmayanları ibretle seyrediyoruz. Dünya malı ne tatlıymış arkadaş.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>