diyarbakirli-yusuf-turkiye-muslumanlara-kol-kanat-olsun

DİYARBAKIRLI YUSUF: TÜRKİYE MÜSLÜMANLARA KOL KANAT OLSUN!

Takdim: “Diyarbakırlı Yusuf” kardeşimizle yaptığımız röportajın son bölümü:

“DİYARBAKIRLI YUSUF”:

TÜRKİYE MÜSLÜMANLARA KOL KANAT OLSUN!

-Türkiye’de, İslâmi STK diye ifade ettiklerimizin kendi faaliyet alanı olarak gördükleri, Türkiye’deki muhacirlere sahip çıkma edebiyatları var. Belki samimî oldukları faaliyetler de vardır, bunu inkâr etmemek lâzım. Siz de mümkün oldukça Afganlı, Türkmen, Özbek, Doğu Türkistanlı misafirlere yardımcı olmaya çalışıyorsunuz. Fakat son zamanlarda bunlar sistemli şekilde iade ediliyorlar. Bu konuyla ilgili Türkiye’de yaşadıklarınızı, az önce konuştuğumuz ısrarla yerlerini öğrenmek istiyorlar meselesi etrafında anlatabilir misiniz?

“Önce şöyle söyleyeyim. Benim için ırk değil müslüman ve mazlum olmaları önemli. Neden özellikle bu ırklar ile ilgileniyorum? Çünkü şu anda mazlum olan ve dininden dolayı bu hâle düşen bunlar. Doğru düzgün bir lider ve İslâm esaslarına göre bir sahip çıkan yok. Olanların da imkânları sınırlı… Allah’a hamdolsun biz hiçbir zaman parmakla sayılacak insanlar dışında kimseye kimliğimizi ve yaptığımız işleri anlatmadık. Elhamdülillah bundan dolayı da Allah işlerimize bereket veriyor. Doğrudur, Doğu Türkistanlı, Özbek, Kırgızistanlı, Afganlı kardeşlerimiz var. Afganlar şu an rahat, o yüzden onları evlere yerleştirebiliyoruz, iş de bulabiliyorlar. Lâkin özellikle Doğu Türkistanlılar ve Özbekler çok çekiyor. Dün Ömer ve Abdullah adlı iki müslüman kardeşimiz Aydın Yabancı Şubesi tarafından uçağa döverek bindirilip gönderildiler. Ondan önceki gün yine Abdullah adlı kardeşimiz gönderildi ve uçakta öldürüldü. Bunu medya hiç vermiyor. Onun dışında iki üç ay önce 21 Doğu Türkistanlı emniyette ağladılar, “bizi vermeyin” diye. Çocuklarıyla beraber iade edildiler. Durumları meçhul.”

-Bu insanlar ile ilgilendiğiniz bilindiği için yakın bir zamanda bir çevirmede denk gelmişsiniz ve sizi durdurmuşlar. O hâdiseyi anlatır mısınız?

“Araba ile gidiyordum, Trafik durdurdu ve ehliyet ruhsat falan sordu. Askerliğiniz ile ilgili bir sorun var dediler ve Jandarma geldi. Arkasından sivil kornet tarzı bir araç gelince ben bir mesele olduğunu anladım.”

-Yoksa askerlik ile ilgili bir sorununuz yok?

“Yok tabi. Tutup götürdüler. Utanmaz herifin biri, utanmıyor da artık, bana üç saat boyunca sorduğu şu; üstelik, “din kardeşim” diyor, kendine müslüman diyorsa tabi. Ve Irkdaşı! “Doğu Türkistanlı’ların yerini söyle” diye sordu, sakladığımız ve gizlediğimiz yerleri. “Söylemeyeceğim” dedim. “Söyleyeceksin” dedi ve “çocuğunu şu kadar yaşında görürsün, şöyle olur” diye tehdit etti. Bu tarz şeylerle çok karşılaşıyoruz. Emin olun haddini bilmez o kadar adam çoğaldı ki. Ve bugün konuştuğumuz şeylerden de eminim, beni üç beş ay sonra saçma sapan şeyler önüme sürülerek ya Işid, ya El-Kâide, ya Taliban denilerek örgüt adı altında alınacağım. Çünkü daha önce de yaşadık bunları. Allaha hamdolsun, hâkimler her ne kadar iktidardan çekinse de bu konuda bakıyorlar ki bir şey yok.”

-Hukuku uygulamaya çalışanlar da var diyorsunuz?

“Hukuku uygulamaya çalışanlar bir şey olmadığını fark ediyor. Yapan hâkimler de şundan korkuyor. Şimdi hiçbir şey yok, hâkimin önüne bir kâğıt koyuyorlar, “bak” diyor, “sen bunu bırakırsan ve yarın bir şey olursa senden biliriz” diyorlar. Hâkim de korkuyor, süreç ortada. Fetöcü, yok bilmem şucu bucu diye görevden alır, perişan ederler. Adam ne yapıyor, tutuklu yargılanma diyor ve altı yedi ay boyunca süründürüyor. Bu şekil Işid adı altında şu Türkiye’de yüzlerce müslüman cezaevinde. Ve hiçbir bağları yok. Mesela bir adam merak etmiş Telegram’dan haber kanallarına üye olmuş. Ya ben meraklı bir adamım. Ve ben müslüman coğrafyasıyla ilgilenen bir insanım.”

-Neler olduğunu öğrenmek istiyorsunuz?

“Yani bilmek istiyorum. Adamın biri bir kanala, Işid’in kanalına üye olmuş. Adamı Işidci diye alıyorlar. Ama ondan önce A Haber’e de üye olmuş, diğerine de üye olmuş. Bir sürü farklı farklı haber kanalları var. Ateistinden komünistine, Müslüman’ından Hıristiyan’ına… Hepsinin haber kanalları var, neden böyle ayırıyorsun? Ya da Arapça Neşid dinleyen bir adam yakalıyorlar. Ya adam Arapça dinliyor. Neşid Allah Allah diyor. Bir neşidi delil diye örgüt propagandası diye insanı alabilirler mi ya? O zaman bu ülkede Arapça’nın yasaklanması lâzım! Böyle acayip uygulamalar var. Bunun sebebi de, bu kardeşlerimizin hep ortak şeyidir, bu tür Türkmen asıllı müslümanlarla ilgilendikleri ve yerlerini söylemedikleri için. Böyle iki üç kardeşimin olduğunu da biliyorum. Ama söylemeyeceğiz. Allahın izniyle bir hayır kapısı açılıp veyahut da iktidar bizi duyarsa, bu işe de bir müdahale etsinler artık. Yani üç milyon Suriyelinin, bir milyona yakın Iraklının, yüz bine yakın Afgan’ın barındığı şu ülkede yirmi otuz tane Uygur’a, Türkmen’e ve Özbek’e yer yok mu? Yani üç kilo domates için Rusya’ya Çeçenler kadınları ile birlikte teslim edilir mi? Mesela size şâhid olduğum bir olayı anlatayım. Çeçen müslümanlar, kadınlar ve çocukları falan birlikte göçmen şubesine alınmış. Terör örgütlerine verilen kodlar vardır 5K falan, terör örgütü mânâsında. Çeçenlerin çocuklarına, küçücük çocuklara  bile o kodlardan vermişler. Ya üç yaşındaki çocuğun ne kodu olabilir, ne terör faaliyeti olabilir? Allahtan korkmaz mısınız?”

-Evet, sekiz-dokuz yaşındaki çocukları on bir yıl ile yargıladılar, haberini yapmıştık.

“Yani hangi akla hizmet bu? Ortada bir zulüm var. Daha önce biz bunu Fetö yapıyor diyorduk. E Fetö gitti. Kim yapıyor bunu? Demek sadece Fetö yapmıyormuş sadece. Eline fırsat geçen her zâlim yapıyor bunu.”

-Yani bir Küçük Amerikan düzeninde yaşıyoruz.

“Aynen o şekil, ne yazık ki. Geçen Ertuğrul Gâzi’nin anma programları oldu. Gittim. Orada nâra atıyorlar “ben Türkmenem!” diye toplamışlar Türkmen arkadaşları konuşturuyorlar falan. İnsanlar öyle bir uyuyor ki. Zulüm gören Türkmenlerin üstü örtülüyor, katledilenlerin, tecavüz edilen ve Haşdi Şabi’ye parayla satılan kadınların. Bunların hepsinin üstü örtülüyor. Burada rahat rahat vizesini veya vatandaşlığını alıp yaşayan, kafasına göre takılan ve hiçbir sorunu olmayan adamları çıkarıp konuşturuyorlar. Yani Ertuğrul Gâzi bunu kabul eder mi? Ertuğrul Gâzi buraya geldiği zaman, böyle yapın diye mi geldi? Küçük Amerika kurun diye mi geldi? İnsan Allah’tan korkar. Yani benim iktidardan nâcizane ricam, rica ediyorum artık. Herşeyi bıraktım, İslâmi değerleri. İnsânî olarak, hem şu Telafer’deki teslim olan aileler ve esir edilen kardeşler, kadınlarla ilgilensin. Yazık günâhtır. Bunlar sadece Haçlılara karşı direndiler. Bunların bir örgütle falan bir bağı yok, yıllardır orada.”

-Oranın yerli halkı, orada yaşayan Türkmenleri zaten.

“Zaten o şekil. Beş yüz, altı yüz tane bizzat farklı Türkmen aşiretlerden olan var. Ki aşiret isimlerini vermiyorum sıkıntı olmasın diye. Çünkü bir haber yayıldığı zaman hemen böyle bir şey yok diye yalanlayabilmek için emin olun bir çoğunu katlediyorlar. Bunun aynısı biz Musul’da gördük. Esir edilen Türk kadınları, müslümanların direnişine destek vermek için gitmiş. Bir örgüt yok ortada. Bir sürü örgüt var.”

-Kurtuluş Savaşçısı yani…

“Evet odur! Orada mücadelesini veriyor. Bu kadınların hepsi ortadan kayboldu. Nerede bunlar? Binin üzerinde sadece Türk vatandaşı bayan yakalandı ve çocuk. Nerede bunlar? Satıldılar! Hepsi satıldı. Ama medyamız mevzu Batı özentisi olunca, Batı’nın dilbâzlığını yapmak olunca, Işid’in köle pazarları diye doya doya verirler. Haşdi Şabi’nin ve Peşmerge’nin kadın pazarlarını, köle pazarlarını niye vermiyorsunuz? Şimdi de bir oyun oynanıyor. İşte bu dediğiniz Siyonist Duvar Kürdistan’ın kurulması. Danışıklı bir dövüş var, kurulmasın falan diye şovmenlik yapıyorlar. Yalan! Bunlar zaten bunun için Eşbaşkanlığı ile gelmediler mi?”

-Zaten kurulmasını sağlayan bu iktidar.

“Bunlar yani. 2003’deki işgâl şu ânda bunun kuruluşunu gösteriyor. Mesela bu Kürdistan kuruluşu ile ilgili, Batıcı Siyonist Haçlı Kürdistan’ı, Haçlı uşağı. Kısacası bu. Kurulma süreci dünya tarihinde var. Ama böyle Siyonist uşağı, Haçlı itliğini yapan bir Kürdistan değil, müslüman bir Kürdistan’dır. Ve bu ümmetin içindeki bir değerdir. Yoksa şu an bunların kurduğu gibi bir durum değil. Ümmetin sahip olduğu bir toprak parçasıdır. Bu Siyonist Duvarın, Kürdistan Duvarının örülmesi, yani kurulma aşaması Kobani olaylarıyla parladı. 2003’de aylık yedi milyar dolar karşılığında müslümanların katliamına göz yuman tezkere, ki ilk oylamada çıkmamıştı. Hatta Tayyip Erdoğan’ın, şu anki Cumhurbaşkanımızın, “O zaman yarınki İMF borcunu siz ödeyin” meşhur sözüyle millete zorla kabul ettirmişti tezkereyi. Para için din kardeşlerini satan, ki kardeş olarak görüyorsa müslümanları. O zamanki katliam sürecinin başlamasıyla, yani temelleri atılmasıyla birlikte Kobani’de bu revaç buldu. Geçen Ali Osman Zor Bey’in bir konuşmasını izledim. Kürdistan’ın kurulma sürecinde PKK’yı meşrulaştırmak, Barzani’yi kahraman yapmak tarzı. Ortak bir düşman lâzımdı. Bu da kim olurdu? Direnişçi müslümanlar olmalıydı. Bunun adına da Işid denildi. Müslümanları hedef alır, Haçlıların emriyle PKK da saldırdığı zaman kahraman oldu gitti. Karşısında Haçlı Siyonist duvar..”

-Meşruiyet kazandı!

“Evet, Meşruiyet kazandı. Bunu düşünemeyecek kadar beynini yormayan insanların da şimdi buna karşı çıkması ayrı bir komedi. Çünkü bunu zaten onlar destekledi. Suriye’yi karış karış bilmesem de Kobani’nin nüfusunu bilirim. On üç bindir, kimlik verilmeyen çocuklar falan on yedi bin diyen de var. Hadi yirmi beş otuz bin de bizden olsun elli bin diyelim. İki yüz bin insan aldık Kobani’de içeriye! PKK bitiyordu Kobani’de, pili bitmişti. Hatt o zaman direnişçi müslümanların meşhur bir Hutbesi çıkmıştı ortaya, PKK’yı Kandil’e kadar kovalayacağız, kökünü kurutacağız bu Siyonist uşaklarının diye. Kobani’de sınırı açmamızla ve Koalisyon’un desteği ile, Peşmerge’yi de…”

-Sınırdan komşu ülkeye saldırtmakla.

“Saldırtmakla, azmettirici olarak, PKK’yı kurtardık. Şu anki kurulan Siyonist Kürdistan’ın en büyük ana müsebbibi AKP siyasetidir. Bu AKP’ye düşmanlık, AKP muhalifi olmaktan dolayı değil söylediğimiz.”

-Objektif bir değerlendirme!

“Hâkikat olan bu yani. Bu bir yanlıştı, yaptılar. İnşâllah bundan sonra artık yanlışlarından ve bu tarz hatalarından vazgeçerler. Ümit ediyorum.”

-İşte Telafer’de ki durumla ilgili belki.

“Telafer’de ki ve Musul’da ki duruma müdahale etmeli, oradaki müslümanlara yardımcı olmaları, en azından ülkemize almaları, suç işleyen varsa gerçekten, benim ülkemde, benim kardeşim yargılansın. Yani o tarz olsun. Çünkü orada onlara çok zulüm ediyorlar. Bu vesile ile en azından tekrardan bir gönül fethetme olur, hani, “hatamızdan geri döndüğümüzün farkına vardık” diye. Müslümanlar ile AKP arasında bir başlangıç olur. Gelelim tekrar Kobani’ye. Sınırı açınca AKP ondan sonra her yerde patlamalar ve saldırılar başladı. Tabi Haçlı Siyonizm’i günâh keçisini seçmişti. Onlara karşı en büyük kaleler olan Musul, Telafer, Felluce..”

-Rakka..

“Rakka gibi, en büyük direniş kalelerine Işid, İslâm Devleti suçlamasıyla saldırmaya başladılar. Birçok suçu üstlerine atmaya başladılar. Ama İslâm Savaşçıları’nın bir özelliği vardır, yaptıklarını kabul ederler. İslâmî camianın hepsi öyledir. Dönek değildirler. Bir şey yaparken adam sevap kazandığını umduğu için ben yaptım kardeşim diyor. Adam bunu söylüyor delikanlıca. Ben yapmadım dediklerini bile üzerlerine yıktılar Işid’in, ki Suruç gibi temel patlamalar bunlar. Suruç’u kimin yaptığını çok iyi biliyorlar. AKP de biliyor, yöneticileri de biliyor, İstihbarat da biliyor. Ama Selahattin Demirtaş zırlamasın diye, bizim Selo, Siyonistlerin Türkiye ayağı, bunu Işid’e yıktılar. Birkaç gariban müslümanı da topladılar. Yine seçtikleri adamları tabi, normal adamlar değil. Genelde Türkmenler’e, Doğu Türkistanlı, Uygur müslümanlarına yardım eden tarzda insanları aldılar hep. Ondan sonra tamam, mevzu kapandı. Ankara patlaması da aynı şekil. Öyle komik olaylar çıktı ki ortaya, kimliğini ortaya koydukları adamlar iki üç yıl önce Suriye’de ölmüş adamlardı. İnsanlar hiç araştırmadı. Ve şu anda Suriye’nin PYD’si, Siyonist Kürtler orada devletini kuruyor. Buna müdahale etmesi de artık bataklığa girmesidir. Yani bu saatten sonra öyle bir hâl aldı ki mesele, misâl PKK’nın belini kırmak varken ABD oyunu falan dediler Bab’a girdiler. Bab’a girerken birçok insan da istifa etti, çünkü haklı olarak. PKK duruyorken ben niye Işid’e saldırıyorum dediler.”

Ordu içindeki özel kuvvetlerden…

“Var yani böyle istifa eden birçok insan. Haklı! Şimdi kırk yıldır canımı alan, çocuklarımı katleden, topraklarımı işgâl eden bir Siyonist Haçlı uşağı karşıda devlet kuruyor, ben Işid’e saldırıyorum. Size asparagas bir haber söyleyeyim fetö darbesinden sonra. Allah milletimize merhamet etti diyeyim. Haçlıların şeyini millet kırdı. O olayda dediler ki iki yüz üç yüz tane Işidli sınırda duruyor. Yahu Işid’in sınırdaki toprak parçası zaten sadece bir Bab’dı. İki yüz adamı orada yan yana koysan oraya sığmaz. Sonra ortaya çıkan gerçek ne oldu? PYD’liler bekliyormuş sınırda hazır, tankları yığmışlar. Ve bir hafta boyunca süren ciddi mânâda çatışmalar çıktı Cerablus yakınlarında. Kilis ve Urfa sınırlarında… Ama medya vermedi tâbi doğru dürüst. Öyle yemek tarifi gibi o ona sıktı bu buna sıktı tarzı böyle bir haber sunuldu mevzu kapandı. Ne üzere anlaştılar bilmiyorum. Yine mesela komik bir olay var. Müslümanları gözardı ederek yaptıkları şeyler için söylüyorum. Süleyman Şah Türbesi’nin getirilmesi… Kimin gözetiminde getirildi? PYD’nin… Anlaşıldı ve PYD’nin içinden geçildi. Ne karşılığında anlaşıldı? Bunun açıklaması yok. PYD dedi ki, “tamam gelin bunu bizim burada geçirin!” mi dedi?”

-Sonra da Ertuğrul Gâzi şenlikleri düzenliyorlar.

“Evet. Yani Haçlı Siyonizmi ile bu kadar kucak kucağayken ve danışıklı dövüş içerisindeyken, Ertuğrul Gâzi’nin kemiklerini sızlatıyorlar. Allah Ertuğrul’ları yine çıkarır. Hatta daha hayırlılarını inşâllah bize çıkarır. O zaman onlar düşünsün. Bu tehdit değil, yanlış anlaşılmasın. Ama Allah herkese yaptığının bedelini ödettirir. Bu öyle bir şey ki, zulmü kim yaptıysa Allah ona musibetini vermiştir. Bugün İrma kasırgasını görüyoruz. İnsanlar bunu sadece bir kasırga olarak görebilir. ABD’nin belini kırıyor ekonomik olarak. Aynı zamanda Allah bize birçok mucizelerini de gösteriyor o kasırga içerisinde. Allahın izniyle bu süreç güzel şeylere vesile olabilir, ABD’nin bu kadar zarara uğraması. Allah arttırsın diliyorum.”

-Tâbi Amerika’nın desteğine yaslanıyor burada bölgemizdeki işbirlikçiler.

“ABD olmazsa o zaman baş başa kalırız işbirlikçiler ile. Hodri Meydan. Onlar muhtaç ama bugün İslâmî direnişin, mücahidlerin hemen hemen hepsinin kendi silâh atölyeleri var. Yapıyorlar adamlar. Üç tane tornacı oturuyor bazuka yapıyor, bir mühendis de yanlarına geçtiği zaman ısı güdüm yapıyor. Adamlar her türlü silâhı üretiyorlar. Ve emin olun Türkmenlerden tutun diğer Kürt ve Arap İslâmî direnişçilere hepsine kadar, yaptıkları bazukalar ve ısı güdümler Rusya ve ABD’ninkinden daha kaliteli çıkıyor. Ve bu torna mâkinesiyle yapılıyor. Yani muhteşem şeyler yapıyorlar. Küçük tanklar, uzaktan kumandalı şeyler yapıyorlar.”

-Siz mücahidler ile tanışmış ve görüşmüş birisisiniz. Onların motivasyonu, ruh halleri nasıl? Yani beklentileri nedir mesela?

“Onlar artık ümmetin uyanmasını bekliyorlar. Hâni sizde takdir edersiniz, Allahın zafer dilemesi müstesna, bir direnişin başarılı olabilmesi için çocuklarını ailelerin desteklemesi lâzım. Ama bizim bu toplumumuz fırtınanın kendisine geldiğini görmediği için Irak’ta, Rakka’da, Musul’da, Telafer’de yapılan mücadelenin, o dalganın bizim kıyımıza vurmaması için yapılan bir mücadele olduğunu fark edemiyorlar. Afganistan’da işgâl başladığı zaman Libya dedi ki, “bana ne” olacak? Halk ilgilenmedi, Libya’ya sıçradı. Libya olduğunda Irak ilgilenmedi, Irak’a sıçradı. Irak’tan sonra dalga Suriye’yi vurdu. Şimdi Türkiye kaldı. Yani bu bir hakikat… Şu ân Türkiye kuşatılmış zaten. Denizden Rusya, karadan haçlı ABD kuşatmış bizi. Akdeniz’e indiğiniz zaman sanki Rusya donanması bölgesi, hani bizim gemilerimiz piyasada doğru düzgün yok bile. Hep Rus gemileri. Dolayısıyla bu tsunami dalgası kıyımıza vurmadan önce bir şeyler yapmak, bu şuuru almamız lâzım. Mücahidlerin tek şeyi bu şu ân. Yoksa Allaha hamdolsun Çeçenistan’da müslüman mücahidler yıllarca ot yediler ama kimseye el açmadılar. Rus’a da eyvallah etmediler, üç beş kilo domates için. İhrâcat için kardeşlerini satmadılar. Aynı şekil Doğu Türkistan’da yıllarca mücadele sürdü, tâ ki bizim yöneticilerimiz gidip orada Doğu Türkistan İslâm Partisi’ni de terörist ilân edinceye kadar, onların medyasında. Tâbii burada kıvırıyorlar ama orada söylediler. İstedikleri kadar inkâr etsinler.”

-Birinci ağızdan bu beyân edildi.

“Evet. Tâ ki bunu yapana kadar bir mücadele vardı. Ve oradaki katliam da büyüktü. Çin hükûmeti küfrünü öyle bir kusuyor ki, namaz kılmak bile yasak. En temel hak olarak ibâdet hakkı o bile yasak. Çocuk sayısı yasak.”

-Şimdi propagandaya karşılık olarak oradaki, oradaki mücahidlerin Türkiye’ye bakışı hakkında bir şeyler söyleyebilir misimiz?

“Osmanlı’dan gelen bir sempati var. Bu hâlâ tam olarak bitmiş değil. Bu İncirlik’lerin açılması, İsraillilerin Antalya’ya gelmesi..”

-Yani tabanın, halkın böyle düşünmediğini biliyorlar. Batıcı olmadığını, İsrailci olmadığını biliyorlar?

“Tâbii. Her ne kadar Haçlı Amerikan askerleri sahillerimizde kızlarımızla eğlense de, her ne kadar üslerimiz Konya’da açılıp burada, “Kahrolsun İsrail” diye şovmenlik yapılsa da, haram dedikleri kolaları açıp kutsal su haline getirseler de. Mücahidlerin yönetimlere bakışları belli bir kere. 2003’den beri sattı müslümanları yönetim. Lâkin halk olarak, Osmanlı’dan gelen ruhun bir gün o İslâm inancının, fikrinin ve müslüman ideolojisinin dirileceğine inanıyorlar. Konuşulduğunda bile şunu söyleyenlere şahid oldum. “Ah keşke artık Rabbimiz hidâyetini nasip etseydi de eski günlere dönebilselerdi, ne güzel olurdu”. Bunu hâlâ söylüyorlar. Şu an zaten halkın müslüman topraklarına, halklarına, mazlumlara sahip çıkması olayı, onun ruhudur. Özlemdir bu. Mücahidlerin çoğu öyle bakıyor, o özlem var. Hissediliyor da. Zaten halktan biriyle konuştuğumuz da, en katısıyla bile, misâl Suriyelilere, “ne işleri var burada defolup gidip savaşsınlar” gibi boş boş konuşanlar, savaş ve zorluk görmemiş insanlar, bir müddet sonra teferruatı öğrendiğinde pişman oluyorlar. Ya bize kimse böyle anlatmamıştı diyorlar. Çünkü uyutuyorlar. Gerçek mânâda yandaş medya öyle bir uyutuyor ki. Hâni Firavun’un sihirbazları vardı. Siyahı beyaz gösterirdi. Sihirin mânâsıda odur zaten, olduğundan farklı göstermek. Bunların medyası da tamamen sihirbazlık yapıyor ve olanı tam tersi gösteriyor. Bir örnek vereyim; Suriye’de bir cezaevinde mühimmatlar var, müslüman  direnişciler buraya saldırı yapıyor. Alındı ve Esad çekildi. Bir saat geçmedi İsrail uçakları vurdu orayı. Türkiye’de bize nasıl lânse edildi bu medyada hatırlar mısınız? İsrail Esad’ın üssünü vurdu! Oturdum güldüm sadece. Oradaki muhalifler ile de görüştüm. Güldüm yani. Allahu Ekber dedim yani bu kadar mı çarpıtılır, amaç ne, derdiniz ne? Ve şimdi İsrail vurmaya başladı gerçekten çünkü çocuğu Siyonist PKK’nın devlet kurması ve ümmet ile aramıza bir duvar örmesi lâzım orada. Şu anda Esad da bunu kabul etmiyor. Toprak bütünlüğü yüzünden ciddi mânâda müdahil oldu Esad, ki açıklamada yaptılar. Hani bu Esad’ın çok iyi bir insan olduğunu göstermez.”

-Ama vatanının bölünmesini istemiyor?

“Vatanının bölünmesini istemiyor. Şu an onun  için İsrail arada bir akıllı ol diye dürtüklüyor. Rusya da olsa arkanda sıkıntı yok çünkü ben buradayım. Çünkü senin baban Irak benim uşağım. Böyle bir durum var. Ama mücahidlerin Allahın izniyle moralleri de gerçekten düzgün. Sıkıntılar onların imânlarını arttırıyor, birçok kez şahid oldum. Uzvunun kopması bile mücahidin imânını arttırıyor. Hamdolsun Allah yolunda bunu verdim diye, bu direnişe bir katkım oldu ayağımı kolumu verdim, bunun sevinciyle. Ama ümmet boş şeylerle uğraşıyor ve hâlen uyuyor.

-Demin bahsettiğiniz yalancılar ordusunun etkisiyle de uyutuyorlar.

“Aynen uyutuyorlar. Yoksa hamdolsun mücahidler çok iyiler.”

-Okuyucularımızın öğrenmesi için saha hakkında da bilgi verebilir misiniz? Orada neler oluyor. Arap direnişine verilen destek olsun, Türkmenler ile Arapların ilişkileri, Kürt direnişçilerin durumu olsun?

“Saha da şu an bir bölünmüşlük var gibi görünse de aslında yok. Geçmiş süreç de bazı etkilerden dolayı, fert veya liderlerin etkilerinden bazen Türkmen veya Kürt mücahidler, direnişçiler arasında ufak sıkıntılar oluşuyordu. Ama şu ânda Allaha hamdolsun şunu anladılar. Küfür cephesi tek cephe, Siyonist cephesi tek ve topyekûn geliyor, ayırmıyor.”

-Direniş de topyekûn olmalı.

“Evet, direniş de topyekûn olmalı. Onun için şu ân araları gerçekten daha çok iyi. Yani ben bu kadar yakın olduklarını önceden görmedim.”

-Bazen bakıyorsunuz zaten birçok bölgenin sorumlusu Kürt veya Türkmen mücahid oluyor. Türk hatta Türkiye vatandaşı, işte Musul’un valisiydi diyorsunuz. Benzer şekilde…

“Mesela Musul’da Türk emirleri vardı. Telafer’de vardı. Rakka’da hâlâ var. Allah’a hamdolsun. Bunlar sonuna kadar mücadele ediyorlar. Kürt olan da, Arap olan da, Türkmen olan da var. Yani hiç ayrılmıyorlar. Allaha hamdolsun çünkü dediğimiz gibi şunun bilincindeler, küfür topyekûn geliyor ve biz din kardeşiyiz. Bu direniş ve ruh bölünmemeli. Bundan dolayı da rahatlar ve birbirlerine destek de oluyor. Allah bizim milletimizin de doğru haber yapan medya aracılığı ile uyanmasını nâsip etsin. Bize göstersin ve o mutluluğu yaşatsın. Çünkü Haçlıların çocuklarımızı, kadınlarımızı ve gençlerimizi katletmesinden dolayı içimiz çok dolu durumda. Ve bir şey de yapamıyoruz. Bizim Osmanlı dediğimiz şu topraklarda, vatanımızda, Haçlıların elindeymişiz gibi yargılanıyoruz artık bu şeylerden. Bizi görmemeleri gerekirken, onlara hiçbir zararımız yokken, durduk yere bir sürü sorun çıkartıyorlar ve kardeşlerimizi vermemiz için baskı yapıyorlar. En azından iktidarın bunu durdurması bile büyük bir hayra vesile olur. Allahtan dileğim odur. Allah mücahidleri, direnişcileri zafere ulaştırsın inşâllah. Bizlerinde bâsiretimizi arttırsın. Allah sizlerin de ufkunuzu ve yollarınız açıp daha çok imkânlar nâsip etsin. Bizim için asıl olan dürüst haberciliktir. Allah sizin bize gelmenizi kolaylaştırsın bu konuda. Televizyonla mı olur haber kanalı mı olur… Belki süreç zor olur ama Rabbimden dileğimiz budur. Çünkü korkmadan böyle hâkikatleri haykıran ve her şeyi göze alan çok nâdir insanlar var. Bu fedakârlığı da herkes yapamıyor. Allah yapabilenin de ayaklarını hak yolunda sabit kılsın. Elhamdülillah mücahidler hepsi şu ân birbirine kenetlenmiş durumda. Araya fitne sokmak isteyen oluyor ama Allah’a hamdolsun başaramıyor. Önceden olsa başarırdı, şu ân kesinlikle. Hepsi tek çatı altında, yeri geliyor Türk emir oluyor, yeri geliyor Kürt, yeri geliyor Arap oluyor. Ama o bağ hiçbir zaman kopmuyor. Anladılar! “Çanakkale Ruhu” gibi o meseleyi anladılar. Bu iş şakaya gelmiyor.”

-Zaten biz de bu işi İstiklâl Savaşı’nın devamı olarak görüyoruz. Yüzyıldır süren mücadele. İşte Afganistan cephesi, Irak cephesi, Libya cephesi, Filistin cephesi…

“Doğrudur. O cepheleri kendi topraklarımızdan bombalattık. Sıkıntı orada başladı işte.”

-Evet, bunun vebâli de büyük!

“Allahtan bu işin bir an önce sonlandırılmasını diliyorum. Rabbim size de bize de inşâllah merhamet etsin.”

-Âmin.

“Buradaki müslümanların sıkıntılarından biri de misafirhâne dedikleri yer. Sana bir misafir geldiğinde sen misafiri dövmesin, eziyet etmezsin, aç bırakmazsın. Ne yazık ki şu anda birçok misafirhâne dedikleri yer işkencehâneye dönüşmüş. Bizim Anadolu örfümüzde bu savaş sebebi gibi bir şeydir. Düşman bile misafir olarak gelse sana, kapıdan çıkana kadar baş üstünde tutarsın. Anadolu kültürü öyledir. Bırak dinsel boyutunu. Emin olun birçok misafirhâne dedikleri yerde aç da kalıyorlar, eziyet de görüyorlar.”

-Anadolu topraklarında birçok muhacir diye söylenen misafir kardeşlerimiz, mazlum kardeşlerimiz, sanki açık cezaevinde yaşıyormuş gibi gizlenmek zorunda kalıyorlarmış.

“Aynen öyle oluyor. Çünkü rahat değil. Yani tekrar ediyorum aynı şeyi ama aklım idrâk etmiyor. Üç yaşındaki, dokuz yaşındaki çocuğa terörist muamelesi göstermeyi hangi akıl idrâk edebilir ki? Çok saçma sapan hâle büründü bu. Allah Azze ve Celle inşallah bu sorunları çözsün.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>