Erdoğan Yemin Ederken Merkel Kıkır Kıkır Gülecek

Erdoğan Yemin Ederken Merkel Kıkır Kıkır Gülecek

“I saw what you did and I know who you are” (“Ne yaptığını gördüm, kim olduğunu biliyorum”)!

Bu cümle Ursula Curtiss’in 1964’de yayınladığı romana dayanılarak 1965 ve 1988’de üst üste iki kere çekilen filimden (“I saw what you did”) devşirilmiş çok ünlü bir repliktir.

İstihbarat gücü yüksek ülkeler bazı devlet başkanlarına zaman zaman el altından veya açık seçik:

“I saw what you did and I know who you are” (“Ne haltlar çevirdiğini biliyorum, ayağını denk al”) derler.

Şimdi de Merkel RTE’ye açık ve seçik “Yaptıklarını gördüm, kim olduğunu biliyorum”, diyor.

Yalakalar bastı yaygarayı: “Dost devlet veya müttefik devlet dinlenmez Almanya bizi dinlediğine göre dost veya müttefik sayılmaz!”

Herkes herkesi dinler!

***

“Hiçbir ülke Türkiye’yi istihbarat faaliyetleri açısından hedef ülke noktasında göremez. Hele bu Almanya gibi tarihi arka plana sahip dostluk ilişkilerimizin olduğu ülke olursa bunu kabul etmek mümkün değil.” (Kemal Kılıçdaroğlu’nun muhteşem saptaması ile 2012’de Obama ve Putin’in değişik ortamlarda masaya komi çağırır gibi başparmağını bükerek çağırdığı “müstakbel başbakan” söylüyor.)

Vasfiye Teyze Eylül’de Yalan Dünya’da muhakkak ki basacaktır yaygarayı:

“Ne çektin be Ahmet! Kabul etmeycen de ne yapcan!”

Belki de Davutoğlu cülusa erdiği gün Esad’dan sonra Merkel’e de küsecektir!

***

21.yüzyılın en büyük silahı bilgidir.

Tadına doyum olmayan eylem ise “gizlenen bilginin” öğrenilmesidir.

Devletler kendilerinden ve başkalarından gizlenen bilgiyi “istihbarat” yolu ile elde ederler.

Dost, müttefik; fark etmez, bütün ülkeler birbirini dinler/dinlemeye çalışır.

Hedef: i) herkesi dinlemek, ii) kimsenin seni dinlemesine izin vermemektir.

Bu iki hedefe birden ne kadar çok yaklaşırsan o kadar büyük devlet olursun.

Dinlenme konusunda kevgire dönmüş ülkeler ise dinlendikleri gözlerine sokulduğunda Davutoğlu’nun yaptığı gibi sadece ahkâm keserler. Ellerindeki tek silah budur!

Bu yılın başında da yazmıştım:

“Ocak ayında Obama’nın Almanya’nın ZDF kanalına verdiği demeçte:

(Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan’ın dinlenip dinlenmediğine dair, spikerin sorduğu soruya ABD Başkanı Obama’nın verdiği cevap):

‘Ülke ülke yorumda bulunmayacağım. Alman istihbaratı ya da diğer başka bir ülke istihbarat biriminde olduğu gibi, bizim istihbaratımız da dünyadaki her ülkenin, devletin niyetleriyle ilgilenmeyi sürdürecek. Bu durum değişmeyecek. New York Times ya da Der Spiegel’de okuyabileceğiniz şeylerle sınırlı kalmak isteseydiniz, zaten istihbarat birimlerine ihtiyaç da duyulmazdı’ ”. (Yurt Gazetesi-23.01.2014)

Obama Türkiye’yi hem ABD’nin, hem Almanya’nın dinlediğini açık ve seçik beyan etmişti.

Ardından 17-25 Aralık tapeleri geldi, Dış İşleri’ndeki dinleme rezaleti geldi.

RTE’nin dinlendiğini ise zaten biliyorduk.

Siz istediğiniz kadar “Okyanus Ötesi”ni suçlayın, büyük devletler bizzat kendileri “durumu” ifşa ediyorlar. Olsa olsa “Okyanus Ötesi”nin “elemanları” ateşten kestane toplayan maşalardır. Proje hep büyük devletlere ait olur.

***

İstihbarat ne zaman ortaya çıkar?

a)Örgüt içinden şu veya bu nedenle (hırs, intikam, para v.b.) birileri Örgüt’ü satınca,

b)Bir başka Örgüt’ün elemanı Örgüt’e sızınca,

c)Örgüt’ün bağlı olduğu devlet gerek gördüğünde!

Köstebek Örgüt’ü sattığında/Örgüt’e sızdığında şimdi Almanya’nın yaptığı gibi devletin hemen hemen her kademesi “istihbaratın doğruluğu”nu (ima yolu ile de olsa) teyit etmez, tersine ilgili bir-iki kişi anında yalanlar. Köstebek anında hal edilir. Faka basan devletin anında bir şekilde gönlü alınır.

Yukarıdaki üç cümledeki “an” kelimesi çok önemlidir. Almanya’nın yaptığı gibi istihbaratın varlığı kabul edildikten sonra “gönül almak” sadece “ses kesini, dersini ettin ezber, artık uzatma!” anlamına gelir.

***

Almanya; cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmadan önce RTE’ye “ipler elimde” diyor.

Üstelik Almanya iplerin elinde olduğunu sadece RTE’ye veya Türkiye’ye söylemiyor, yedi düvele ilan ediyor.

1)17-25 Aralık fezlekelerini gizlemeye çalışan AKP milletvekilleri, savcıları, hâkimleri artık bilsinler ki fezlekelerin bir kopyası da Almanya’da.

2)İran ise sırada bekliyor. (17-25 Aralık tapeleri önünde sonunda İran’ın kaçak altınlarına bağlanmaz ise gazeteciliği bırakacağım.)

3)Üstüne üstelik Davutoğlu’nun Ortadoğu’da Sünni İmparatorluğu kurmak için TC’nin tevessül ettiği rezaletlerin tekmili birden de Almanların elinde. Hakan Fidan’ın başrolde olduğu eski Yeşilçam kıvamında “Suriye senaryoları”  Berlin’de arşivlenmiş!

***

Çok merak ediyorum. RTE 28 Ağustos günü:

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma…” (Anayasa-madde:103) diye başlayan cümle ile yemin ederken Merkel’in nereleri kıkırdayacak?

Birileri RTE’nin cumhurbaşkanlığı döneminde perde arkasında Hayali Küçük Alilerin* olduğunu baştan bilelim istiyor!

Dr. Cüneyt Ülsever / Yurt

 

ADIMLAR DERGİSİ

Bu iktibastaki fikirler yazara ait olup, Adımlar’ın ideolojik ve siyasi anlayışına zıt görüşler sitemizi bağlamaz.

*Hayali Küçük Ali (Mehmet Muhittin Sevilen:1886-1974 ): Kukla ve gölge oyunu sanatçısı.

Geleneksel temaşa sanatının önde gelen isimlerinden, Karagöz ve Hacivat  sanatının en bilindik temsilcisi,

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>