galatat-cem-turkbiner

GALATÂT – Cem TÜRKBİNER

Soruldu: Serbestiyet kelimesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Serbestiyet: Faik Reşad Bey 1891’de yayınlanan İmla ve Galatât’ında şöyle diyor:

Serbest kelimesi Farisîdir; -iyyet ise Arabî’ye mahsus edat-ı masdardır. Binaenaleyh, serbestiyyet yazmak galattır. Serbestî yazmalı. Hele bazı âsâr-ı mütercemede serbestiyyet-i kâmile diye yazıldığı görülüyor ki bunun ne kadar fahiş bir galat olduğu muhtac-ı izah değildir

Ali Seydi, 1324 tarihli (1906-7) Defter-i Galatât’ında şöyle diyor: “Serbestlik demek olan bu kelime dahi galatât-ı fahişeden biridir. Çünkü serbest Farisî bir kelime olup bunun kaide-i Arabiyye üzere cemilendirilmesi hatadır. Serbestî demeli”…

Mesele anlaşıldı; Osmanlı galatatçılarına göre serbestiyet fahiş galat… O ân bu kelimeyi kullananı önlerine getirseler çatır çatır yerler adamı, öyle bir öfke… Sebebi ise ‘serbest’in farsça, -iyyet ekinin arapça olması… Aynı kelimede farklı dillerden unsurlar bulunmasını hoş karşılamıyorlar.

Lakin ki; ben Osmanlı galatatçılarıyla aynı fikirde değilim genel anlamda. Bu mantıkla devam edilirse köftelik bulgur demek de hatadır, masada demek de… Çün köfte farsçadır, -lik eki türkçe; masa italyancadır, -da eki türkçe.

Ayrıca anlam olarak serbestlik, serbestî ve serbestiyet aynı şeyler değildir.  Dilde de, aynen canlılığın evriminde (tövbe estağfirullah) olduğu gibi herhangi iki kelime aynı anlam alanını kapsıyor olarak kalamaz. Değişir, dönüşür, farklı anlamlara kayar… Basit örnek; kelam (arapça), laf (farsça), palavra (ladino), parola (italyanca), güfte (farsça) kelimelerinin hepsi türkçe “söz” ile aşağı yukarı aynı anlamdadır… Fakat türkçede bambaşka anlamlar kazanmıştır..

Hiçbir anlam farkı olmasaydı bile serbestiyetteki eskilik tınısı, oturaklılık, siyasi kavram havası serbestlikte yoktur… Öğretmen öğrencilerine serbestlik tanıyabilir ama serbestiyet tanırsa biraz tuhaf kaçar.

Bir başka ayrıca, -iyyet eki türkçeyle fazlasıyla kaynaşmıştır… Ayrıyeten, variyet, emekdariyet gibi kelimelerde de görüleceği gibi, türkçe veya yarı-türkçe kökenli kelimelere bile getirilmesinde halk bir beis görmemiştir..

İkinci bir başka ayrıca, türkçe nesne yapma ekleri bakımından çok gelişmiş değildir… Sadece bir -lik yetmemektedir… Bununçün arapça’dan alınan -iyyet eki hala yaşayakalmaya devam ediyor… Son zamanlarda yaygınlaşmaya başlayan fransızca -ite ekinin türkçe köklere getirilmesi işlemini (olabilite, yapabilite) de böyle yorumladım gitti.

Farsça serbest birleşik kelime… Ser baş demek, malum… (Cezaevinde yatanlar bilir, başgardiyanların başının mahkum dilindeki ismi serbaşgardiyan; ve de oradan kısaltma olarak serbaş… Başbaş veya başın başı gibi bir şey, neyse)… Besten masdarından best de bağlanmış… Beste de bağ demek; demet gibi… Serbest böylece aslında baş bağı demek oluyor… Baş bağı anlamlı bir kelimenin özgürlük çağrıştıracak bir kelime olması ilginç gelebilir…

Misal adam evli, diyor ki ben serbestim, başım bağlı anlamında… Bunun kaçınılmaz şekilde yanlış anlaşılmasından doğacak vahim sonuçları hayalgücünüze bırakıyorum… Beni bu misali verirken bile bir titreme alıyor… Maazallah!

Çok konuştum ama işin hikmet vechesine değinmeden geçemeyiz: Hürriyet, hakikate esaretten sonra hürriyettir… Başı bağlı bir serbestlik vesselâm…

Biz hikmeti Kumandan’dan böyle öğrendik.

Cem TÜRKBİNER

Orjinal Makale: http://www.adimlardergisi.com/galatat-cem-turkbiner/

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>