guc-ve-bilgi-iliskisi-etrafinda

GÜÇ VE BİLGİ İLİŞKİSİ ETRAFINDA – Tufan ERSÖZ

“Ben kimim?”, “dünya nedir?”, “toplumun refah ve huzura ulaşması için ideal sistem nedir ve buna nasıl ulaşılır?”… Binlerce yıllık insanlık tarihinden günümüze kadar gelen fikirlerin aradığı cevaplar hep bu temel problemler etrafında gelişmiştir. Çözülmesi gereken bu problemlerin belli bir düzen ve form içinde çözülmesi teşebbüsü ile ideolojiler de tarihteki yerini aldı. Ortaya koydukları ideallerini iktidara taşımak için insanlar bir takım araç gereçler kullanmanın zaruretini ortaya koyan ideolojinin vazgeçilmez bir unsuru olarak görmüşlerdir.

İktidar Gücüne sahip olma mücadelesinde “Güç”lenebilmek, bu yoldaki araç-vasıtaların önemini hayatî bir konuma getirmiştir. Güç’ü elinde bulunduranların toplumu kendi ideolojilerine göre yönetme arzusu ile, “güç”lenerek buna karşı çıkanların arasında yaşanan çatışmaların göz plânındaki en şiddettli hâlini “silahların konuşması” olarak adlandırabiliriz.

Geniş mânâsıyla güç; iktidarı korumak için düzeni elinde bulunduranların adli, idari ve askeri koruyucu ve kollayıcı kuvvetler bütünü.

“Güç” derken sadece silahlı bir güçten söz etmiyoruz; ekonomik, siyasî ve fikri taşıyan insan vasfını da birlikte değerlendirmek gerekmekte…

Merkez de ise daima İNSAN.

“İnsan” olmanın mânâsını taşıyan ve “yaşanmaya değer hayat”ı sistemleştirenler ile bilginin sadece sathında kalıp topluma neyi vereceğini ve nasıl sunacağını bilmeyenlerin mücadelesinin temeli olan “güç”, kullananın topluma yansıttığı “ideal fikri” ile değer kazanır.

Bugün çirkini “güzel”leştirerek insana “yaşanabilecek hayat” diyerek sunan Batı ile, güzeli kendi sığ ve düşük anlayışına indirerek çirkinleştiren “müslüman” kisveli devlet idarecilerinin her alanda uzlaşmaları şeklindeki ihanet sürecini yaşamaktayız.

İktidar mücadelesi veren gurupların, iktidara geldiği zaman topluma yön verecek ve insanları kendi fikirleri ile dünya görüşlerini halka sirayet ettirecek yapıyı kurma zorunluluğu bulunmaktadır. İktidarı hedefleyen her örgütlü teşkilâtın vaadleri genelde bu mesajlara dayanmaktadır. Tabi hareketin bir ideolojisi, düzenli ve sistemli bir fikir alt yapısı bulunuyorsa…

Su kaynağından fışkırarak etrafına hayat vererek ekinleri yetiştirirken, iktidarda olan ve iktidarı hedefleyen örgütlü teşkilâtların fikirleri nedir ve topluma teklifleri nelerdir.

Toplumu yönetmeye talip olarak iktidarı hedefleyen insanların samimiyetleri, fikirleri, inançları, bağlılıkları iktidarı ele geçirdiklerinde ne yaptıkları ve ne yapmadıkları ile ortaya çıkmakta.

Çıkan sonuçlarla değerlendirildiğinde “İNSAN”ın ne yaptığı ile ne yapmadığı sahip olduğu düşünce yapısını ele veriyor.

Sahip olduğu düşünce yapısı eğer insanlık temelinde “ideal” bir şey vaat etmiyor ve sadece “günü kurtarmak” üzere kurulu ise, bir gün kaçınılmaz sonu yaşayacağı ve yok olacağı hakikattir.

Mevcut iktidarın bugün yaşadığı hâli tam da bu şekilde özetleyebiliriz: Günü kurtarmak için verilen tavizler, görmezlikten gelinen ahlâksızlığın üstünü örtme, ne yapacağını bilememe…

“Ne yapacağını bilememe”, özünde “bilme”nin tek başına bir değer taşımadığının da göstergesidir.

Eğer siyasî mânâda “bilme” tek başına değerli olsa idi; Orduları komutanlar değil, âlimler yönetirdi.

“Bilme” ve “yürütme” ancak ikisi birlikte olunca değerlidir.

İman-aksiyon… İlim-amel… Ruh-beden…

Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Harekete, eyleme, pratiğe, amele dökülmeyen her bilgi, bilenin bilgisindeki samimiyetini, aşkını ortaya koyduğu gibi, bu hasletleri hangi düzeyde yaşadığını da bize gösterir.

Kendi “bilgisi”ne inanmıyor ki bunu yaşasın, yaşatsın ve uygulasın.

Yada gerçekten bilgi onda sadece “kuru bilgi” olarak kalmış. Bir bilgisayarda ya da kalın bir kitabın sayfalarında saklı bilgiler gibi…

Bu “bilgi”, ne yapacağını bilememenin bilgisine sahip, Ansiklopedik bilgidir sadece.

Cesaretini ve gücünü Ansiklopedik bilgiden alan İktidar ve çevresi, karşısına ne yapacağını bilen insanlar çıktığında ya onlarla “çözüm süreci”nde olduğu gibi uzlaşma yoluna girer ya da yok etme yoluna.

“Stratejik Derinlik” denilen anlayışın iç ve dış politikada ortaya koyduğu pratikle yaşanan sıkışmanın, yakın zamanda muazzam bir patlamaya sebep olacağı kaçınılmaz bir gerçek. Kuşatıcı ve Kurtarıcı fikirden uzak, ahlâksız, komşusunun malında gözü olan, Emperyalist devletlerin çıkarları doğrultusunda Müslümanın kanı, canı, malı, toprağı üzerine pazarlık yapan bir anlayışın ayakta kalması, kendisine halâ “insan” diyenlerin ayıbıdır. Tarih bu “insancıkları” hayırla yad etmeyecektir.

Bu ayıbı, bugün yaşayan insanlar bitiremezse bekleyin;

Şafakta gelecek gök tufanın şimşeğini omuzlamış yer akıncılarının TAARRUZLARINI.

Tufan ERSÖZ

Orjinal Makale: http://www.adimlardergisi.com/guc-ve-bilgi-iliskisi-etrafinda/

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>