hacli-isgalcilerin-etrafindaki-cember-daraliyor

HAÇLI İŞGÂLCİLERİN ETRAFINDAKİ ÇEMBER DARALIYOR – A. Bâki AYTEMİZ

Afganistan’ın kuzeydoğusundaki Kunduz vilayetinde Afgan Millî direniş gücü Taliban mücahidlerinin gerçekleştirdiği operasyon netiecsi, işbirlikçi rejim saflarında işgâlci Haçlı Amerika için çalışan 13 polisin hayatını kaybettiği açıklandı.

Sputnik’in haberine göre, bu operasyon geçtiğimiz gece Hanabad ilçesinde düzenlendi. İlçe Başkanı Hayatulla Amiri’ye göre yerel saatle gece 03.00 sıralarında mücahidler, kontrol noktasına yönelik baskın operasyonunun icrasına başladı.

Amiri, “Toplamda kontrol noktasında 14 polis vardı. Biri kaçarak kurtuldu, diğerleri öldürüldü. Militanlar silah ve Humvee tipi araca el koydu” dedi.

Taliban mücahidleri her geçen gün daha organize, daha kalabalık ve daha sık bir şekilde işgâlci Haçlılar ve onların işbirlikçilerine Afganistan’ı mezar etmeye devam ederken, Afganistan’daki genel duruma şöyle bir göz atalım…

11 EYLÜL UÇAKLAMASIYLA İKİZ KULELERLE BERABER AMERİKA’NIN PRESTİJİ DE YERLE BİR OLDU

2001 11 Eylül tarihinde Amerika’da Dünya Ticaret Merkezi’nin İkiz Kulelerine karşı gerçekleştirilen operasyonla, İkiz Kulelerle birlikte Amerika’nın “dokunulmaz” imajı da yerle bir edilmişti.

Amerika yediği bu darbeye karşılık olarak 7 Ekim tarihinde saldırıya geçerek Afganistan’ı işgâle kalkıştı.

Amerika’nın saldırıya geçmesi üzerine mücahidlerin şanlı lideri Usame Bin Ladin, mücahidlere yaptığı konuşmada, “Siz Amerika ile savaşmak ve onu yenmek istiyordunuz fakat Amerika’ya gitmeye imkânınız yoktu. İşte Allah sizlerin bu duasını kabul etti ve Amerika’yı yenmeniz ve Allah’ın izniyle zelil kılmak üzere ayağınıza getirdi!” diyerek, 11 Eylül operasyonunun bir plâna istinaden olduğunu, dünyanın başına bela olan bu musibete son verebilmek için, savaşı kendi belirledikleri sahada vermek üzere, Amerika’yı bu sahaya çekebilmek maksadıyla kışkırtıcı bir eylem düzenlediklerini imâ etmekteydi.

Nihayetinde o günden bu güne 16 senelik bir zaman geçti.

Amerika’nın 1991 senesindeki Irak saldırısını milat olarak ele alacak olursak 26 sene geçti ve bu süre zarfında Amerika’nın dünya üzerindeki bütün plânları alt-üst olurken, bu uzun süreli saldırılar neticesi her geçen gün daha da yıpranan ve mücahidlerin iradesini bir türlü teslim alamadığından, süre uzadıkça kayıpları daha da artan Amerikan imparatorluğunun gerileme çağını yaşadığı apaçık görülüyor.

YOLU AÇAN SADDAM OLDU: HER ŞEYİN ŞEREFİ İLKELERİNE AİTTİR!

Irak’ın kahraman lideri Saddam’ın açtığı yol;

Saddam’a ve Saddam’ın şahsında bütün Müslümanlara hadlerini bildirmek isteyen Haçlı ordularının başını çeken Amerika’nın, 1991 senesinde Irak’a saldırmak üzereyken plânları, Irak’ın güneyinden kendileri girecekken, Kuzey’den de Turgut Özal’ın yönlendirmesiyle Mehmetçik, Haçlılar adına Irak’a saldıracak ve Saddam Hüseyin bu iki güç arasında sıkıştırılırken, Arap kardeşleri ile karşı karşıya gelecek olan Mehmetçik, Amerika adına kanını dökecek ve böylece coniler de birbirine kardeş olan Türk ve Arapları birbirine kırdırmış olarak en az zayiatla Bağdat’a girecek, zaferlerini ilân edeceklerdi.

Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı.

İbda hareketinin Cuma gösterileri ile ortaya koyduğu irade karşısında, işbirlikçi Özal rejimi, Kumandan Mirzabeyoğlu’nun ihtilâl hareketini başlattığı korkusuyla, Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmamak için Irak saldırısında yerini alamadı.

Türkiye’nin savaşa girmemiş olması, Saddam’ın elini güçlendirdi ve Haçlı saldırganlara karşı tek cephede mücadele etme imkânı elde etti. Diğer yandan Haçlı orduları Saddam’la bir kara savaşını göze alamadılar; kayıpları o kadar çok olacaktı ki, bunu kendi kamu oyunlarında izah etmeleri pek mümkün gözükmemekteydi. Zira bu savaşa başlarken yaptıkları plânlamada Saddam’la kara savaşına esas olarak Mehmetçiğin girmesi kararı alınmıştı. Oysa Kumandan Mirzabeyoğlu’nun çıkışı ile Türkiye bu ihanet plânına dâhil olmadı ve bunun neticesi olarak da CIA’nın direktifi ile İbda’ya karşı operasyon başlatılıp başta Kumandan olmak üzere gönüldaşlar işkencehaneye alındı. İbda, ödemeyi göze aldığı bedel karşılığı Türkiye’nin Haçlı saldırısında yer almasına mani olmuş ve ülkeyi hem bir zilletten kurtarırken diğer yandan da emperyalist plânlara en büyük darbeyi vurmuştu.

Amerika ve yanındaki diğer Haçlılar Saddam’a saldırmaya cesaret edemediler. Bir ambargo kararı alarak, Saddam’ı içeriden çürütmek, devirmek için beklemeye koyuldular. Onlar beklemeye koyuldu ama bu bekleme süresinde Saddam, Haçlılar karşısında gün geçtikçe daha çok itibar kazanmaya ve Amerika’nın prestiji daha da aşağılara düşmeye devam etti. Öyle ya, birileri kendisine kafa tutmuş olmasına rağmen iktidarda kalmaya devam etmekteydi ki bu da dünyanın geri kalanı için “kötü” örnek olmaktaydı.

DERS VERMEYE GELDİLER, DERS ALIYORLAR

Nihayet 11 Eylül operasyonu ardından ilk önce Afganistan’a saldıran Amerika, ardından Irak’ı ve Saddam’ı hedef aldı. Bu arada Türkiye’de AKP iktidarları dönemi de başladı ki, o zaman Erdoğan Haçlı saldırısına katılmak üzere Meclis’e getirdiği tezkerenin Mecliste kabul edilmesi için, bizzat şahsını öne sürüyor ve, “Tezkereye hayır demek, bana hayır demektir!” diyerek, Haçlılarla birlikte olup müslüman kanı dökmek için ne kadar istekli olduğunu gösteriyordu. Erdoğan’a rağmen tezkere Meclis’ten geçmedi ve Amerika ikinci Irak saldırısında da Türkiye’den istediği desteği elde edemedi. Bu pürüzden Türk ordusunu mesul tutan Amerika’yı yöneten Neo-Con’ların önce gelen isimlerinden Wolfowitz, Mehmet Ali Birand ve Cengiz Çandar’a yaptığı açıklamada, tezkerenin geçmemesinin sorumlusunun Türk ordusu olduğunu ısrarla vurguluyordu. Nihayetinde bu sorumluluğun bedeli olarak ilk etapta Mehmetçiğin başına çuval geçiren Amerika, daha sonra Ergenekon sürecindeki operasyonlarla TSK içindeki anti-emperyalist tutum sahipleri ile bunlara dışarıdan destek olan sivil unsurları “AKP+FETÖ” ittifakı ile bertaraf etme yoluna gitti.

TÜRKİYE’YE SALDIRI ERGENEKON OPERASYONLARI İLE OLDU

Türkiye’yi, Amerika’nın dış operasyonlarına destek verebilmesi için içeride pürüz oluşturan unsurların tasfiye edilmesi gayeli Ergenekon, Balyoz gibi operasyonlarla TSK saldırı üstüne saldırıya uğrarken, bu saldırılara karşı İslâmcı kesimde en net duruşu Adımlar çizgisinin gösterdiğini iftiharla söyleyebiliriz. Amerika’nın yerli işbirlikçileri eliyle TSK’yı itibarsızlaştırıp, TSK içindeki anti-emperyalist unsurları bertaraf edip yerine Amerikancıları yerleştirme saldırısına karşı, dün, “Saddam sen oradan, biz buradan!” pankartını açarak Türkiye’yi Amerika menfaatleri için savaşa sokmak isteyenlerin plânlarını bozanların bu dik duruşu karşısında, Savcı Zekeriya Öz’ün dizinin dibine oturanlar, Adımlar çizgisini Ergenekonculukla, kâfir olmakla ve daha neler ve nelerle itham edip, itibarsızlaştırmak adına Savcı Zekeriya Öz’ün kendilerine sağladığı bütün imkânları sonuna kadar kullanıp, ellerinde biriktirdikleri bütün çirkefleri de üzerimize yağdırmaktan imtina etmediler. Arap Baharı kod adlı emperyalist plânlar dâhilinde yine emperyalizmle işbirliğine yeltenmişlerken, bu hesaplarının da yanlış olduğunu söylediğimizde, bizi bu defa Esadcı olmakla itham etmekten yine imtina etmediler. Onlar bu gün de çeşitli bahaneler altında bu ithamlarına devam ededursunlar, hadiseler Adımlar’ın stratejik çizgisini doğrulamaya devam ediyor.

Bütün bunları şunun için söylüyoruz, anti-emperyalist mücadele bir bütündür. Amerika’nın başını çektiği ve içinde Türkiye’yi yöneten işbirlikçi iktidarların da yer aldığı Afganistan, Irak ve Libya’ya yapılan silâhlı saldırı ve işgâl teşebbüslerine karşı, Türkiye’de buna gerek duymuyor. (Adımlar’a yapılan bombalı saldırı hariç. Direniş nereden gelirse, saldırı oraya yapılıyor.)

Tarihte yapılan Haçlı saldırılarının bir devamı olarak 1991 senesinde başlayan bu son Haçlı saldırısı, farklı cephelerde, farklı örgütler ve isimler altında 26 seneden bu yana karşılanmaya ve bertaraf edilmeye çalışılmakta…

İşte Afganistan, bu son Haçlı saldırısında, Haçlılar ve yerli işbirlikçilerine karşı kilit önemi haiz direniş kalelerinden birisini teşkil etmekte.

Afgan mücahidler, Amerika’ya ülkelerine geldiklerine pişman ettiler ve ediyorlar ama onlar bir kere geldiler ve geri dönemiyorlar. İnşallah geri de dönemeyecekler ve Amerikan imparatorluğunun çöküşü ile birlikte çok yakın zamanda Afganistan’daki conilerin mücahidlere teslim oluşlarını da göreceğiz.

TALİBAN ADIM ADIM KONTROLÜ ELE GEÇİRİYOR

Mesela, 2015 senesi 28 Aralık tarihli NTV internet sitesindeki bir haberde, Afganistan’ın yüzde 30’unu Taliban mücahidlerinin kontrol ettiği belirtilmiş.

19 Ekim 2015 tarihli bir başka haberde ise, Taliban’ın 2001’de iktidardan devrilmesinden bu yana en güçlü dönemine ulaştığını Amerikan gazetesi Washington Post söylüyor. Bu haberde de Taliban’ın kontrol ettiği ülke toprağı üçte bir olarak belirtilmiş.

Haberin devamı şöyle:

“Örgüt özellikle ülkenin doğu kesimlerinde Pakistan sınırındaki hâkimiyet alanlarını genişletti. Kunduz ve Helmand’da geniş çaplı saldırılar düzenledi. Bu çatışmalarda Afgan güvenlik güçleri ağır kayıplar verdi.  2015’te 7 bin Afgan güvenlik gücü hayatını kaybetti. Bu bir önceki yıla göre yüzde 26 artış anlamına geliyor.”

23 Eylül 2016 tarihli bir haberde ise, Haçlı Amerika’nın Afganistan’daki komutanı General John Nicholson, Taliban’ın ülkenin yüzde 10’unu kontrol ettiğini ileri sürmüş. Taliban’ın kontrolü altındaki diğer yüzde yirmilik kısım içinse bir çekişme yaşandığını ve o yılın kendileri için zor, Taliban mücahidleri için iyi geçtiğini belirtmek zorunda kalmış.

Bu sene, Afganistan’a Haçlı saldırısının başladığı günün yıldönümüne denk gelecek şekilde 7 Ekim tarihinde Batılı düşünce kuruluşlarından The Long War Journal’e dayandırılan bir habere göre, Taliban ülkenin yüzde 50’sini kontrol ediyor ve Taliban’ın Afganistan’da hâkimiyeti gün geçtikçe pekişiyor. En önemli noktalardan birisi de doğrudan kontrolün yanı sıra Taliban’ın, ülkenin tüm illerinde operasyon gerçekleştirebilme potansiyeline sahip olması. Amerika’nın açıkladığı bilgiler ise Taliban’ın kontrol sahasını daha az göstermeye yönelikken, diğer Batılı düşünce kuruluşlarının raporları, Taliban yetkililerinin yaptıkları açıklamaları ve verdikleri bilgileri doğrulamakta.

27 Ekim tarihli bir haberde ise, Taliban iktidarı döneminde 1996-2001 seneleri arasında Afganistan’ın Pakistan Büyükelçiliği’ni yapan Molla Zaif, bugün Taliban’ın artık ülkenin yüzde 60’ını kontrolü altında tuttuğunu belirtiyor. Haberin devamı şöyle:

“Amerikalılar hiçbir zaman Afganistan’ı kontrol edemez” diyen Zaif, Taliban’ın halk desteğini arkasına almayı başardığını ifade etti.

Afganistan’daki bağımsızlık savaşı veren Taliban mücahidlerinin operasyonlarının son dönemde ciddi anlamda artış gösterdiğini bildiren Molla Abdüsselam Zaif, ABD güçlerinin işgalin başından bu yana ülkede başarılı olamadığını belirtti.

Zaif, “Amerikalılar, başarısızlıklarına rağmen Afganistan’da sivillerin de hedef alındığı bu kanlı stratejiye halen devam ediyorlar” dedi.

Taliban’ın eski Pakistan büyükelçisi sözlerini şöyle sürdürdü: “Amerikalılar savaşı kaybettiklerini açıklamadılar, biz de tam anlamıyla yenildiklerini söyleyemeyiz ancak başarılı olamadılar. Afgan halkı, Trump yönetiminin bu kanlı stratejiyi değiştireceğini ve ülkedeki askerlerini çekeceği konusunda umudunu koruyordu ancak maalesef inatçı bir başkan [Donal Trump] iktidara geldi ve başarısız olan bu kanlı stratejiyi sürdürmek istiyor.”

Haçlı saldırgan Amerika’nın Afganistan stratejisine yönelik eleştirilerini sürdüren Zaif, Taliban’ın her geçen gün ülkede etkinliğini artırmasının Haçlıların savaşı kaybettiğinin kanıtı olduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler raporunu işaret eden eski diplomat, ülkenin yüzde 60’ının Taliban kontrolünde olduğuna dikkat çekti. Molla Abdüsselam, “Onlar sivilleri öldürebilirler ama ülkeye barış getiremezler” dedi.

Haçlı saldırısını püskürteceğiz!

Afganistan oradan, biz buradan!

A. Bâki AYTEMİZ

Orjinal Haber: http://www.adimlardergisi.com/hacli-isgalcilerin-etrafindaki-cember-daraliyor/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>