engelliler_haftasi_engelli_olan_toplum_2-630x325

HEPİMİZ ENGELLİ DEĞİL MİYİZ? “YÜREK ENGELLİ”!!! – Zeliha ARSLAN

3 Aralık “Engelliler Günü” olarak kutlanıyor. “Kutlama” sözcüğü biraz abes kaçmıyor mu aslında? “Engellileri anmak”  tabiri daha uygun gibi…

Fiziksel, zihinsel engeli olan ve hali hazırda pek çok alanda mağduriyet yaşayan çok sayıda insan var. Sosyal hayat, eğitim ve sağlık imkanı v.s. gibi birçok mevzu da aksaklıklar ve ihmâller söz konusu engelli insanlarımız için. Bu mevzuda herkes hassas, herkes çözüm bekliyor(!)

Engelli; “doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeni ile toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan, korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi.

Dolayısıyla; birçoğumuz bu tanımdan hareketle, doğuştan olmasak ta, zaman içinde derece derece azalan insanî (his, ahlâk, davranış, tahammül, iyilik, yardımseverlik) hasletlerimiz ve yok olan vicdanî hâlimizle duyusal ve sosyal olarak “engelli” olmuyor muyuz?

Küçücük bir kız çocuğu kayboluyor köyün birinde… Kurtarma ekipleri seferber oluyor. Köyü arama ekiplerine göre daha iyi bilen ve aranacak yerlerin tespitinde köylünün yardımının işi hızlandıracağı inancındaki sunucu, “yardım niye etmiyorsunuz?” sorusuna “para verecek misiniz?” yanıtına duyduğu şaşkınlığı anlatıyor…

“Yürek engelli” hâlimize bir diğer örnek de, boyunu aşan çöp kovalarına tırmanarak satabileceği, kullanabileceği bir şeyler toplayan minik kız çocuğunun içler acısı durumu… İpekler içinde büyütülen, bir dediği iki edilmeyen sıcacık yatağındaki çocuklar ile bu kız çocuğunun yaşantısı arasındaki uçurumun farkına varamamak. Günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız bencillik, kin, nefret, ego, gibi menfî hâller “engelli bireyler”de görülmez. Zihnimizin sağlıklı işleyişi bu gibi maraz hâllerde vukû buluyor ne yazık ki..  Aksi hâlde ise, yani şefkat, iyilik, yardımseverlik, gibi müsbet hamleler, madalyalık bir durum arzediyor.

“YÜREK ENGELLİ”, Yüreği engelli olmasaydık eğer; yıllar önce “Açaklar! Genç Osman’ a ne yaptınız?!. O’na nasıl kıydınız?!.” haykırışını, bugün, “Hainler! Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’ na ne yaptınız?! O’na nasıl kıydınız?!.” diye dillendirmez miydik?  Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun faillerinin hâlen açığa çıkarılamadığı bugün; O’nu unutturma çabası, “gerçek insan” modelinin sonlandırılmak istenmesidir… “Yürek engelli” insan soyunun türetilmesi çabasıdır.

Engelli; toplumsal hayata uyum sağlayamaz ya… Varsın sağlayamasın… En azından “GERÇEK İNSAN SOYUNUN” sonlandırılmasına da destek ve yandaşlık etmiş olmuyor!.. O mânâda, bu projenin yürütülmesinde hissedar olmayan herkes “toplumsal yaşama” ve “düzene uyum” sağlayamayarak “engelli” oluyor.  Yalnız böyleleri, “yürek engelli” değil de, “dönen çark engellisi”, engelcisidir aynı zamanda…

Otizmli yeğenim Abullah. Sen mi zihinsel engellisin, yoksa zihinleri iğdiş edilmişler mi?!.

http://www.adimlardergisi.com/hepimiz-engelli-degil-miyiz-yurek-engelli/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>