hikmetin-cagi-ve-cagin-hikmeti

HİKMET’İN ÇAĞI ve ÇAĞIN HİKMETİ – Cem TÜRKBİNER

Amerika ve Rusya’nın, Suriye üzerinde vardığı ateşkes anlaşması malûm… 100 silahlı insanı biraraya getirenin “önemli aktör” oluverdiği Diyâr-ı Şam’da, onlarca aktörden sadece IŞİD ateşkes anlaşmasına dâhil edilmedi.

İnsan zihni için temel mesele, ihtimâldir. İhtimâlin olmadığı yerde ihtilâf da oluşamaz. Âlemde tek bir nokta, sayısız ihtimâl barındırırken ikinci bir noktanın varlığı, ihtimâli ortadan kaldırır. Çünkü iki nokta sadece tek bir doğru ile birleşebilir. Basit bir misâlle, kapının görülmediği bir odada otururken duyulan kapı kapanma sesi, eve birinin girmiş olduğunu gösterir. Bu tek bilgi, gelenin kimliği üzerine sayısız ihtimâl barındırır. Bu sayısız ihtimâli teke indirecek olan ikinci bilgi, eve giren kişinin odaya gelmesi ile birlikte kim olduğunun ortaya çıkmasıdır. Bu bilgilere “veri” ismi verilir ve insanlar arasındaki ilişki ve hukuk, bu verilerin kabulü müştereğinden doğar. Peki, Hikmet’in âleminde durum nasıldır?

Bahsi geçen ateşkes anlaşması eğer IŞİD’i de kendisine dâhil etseydi, IŞİD’in bir Amerikan-İsrail-İngiltere-Almanya-Fransa vs ortak projesi olduğuna apaçık bir delil oluşmuş olacaktı. Gelgelelim böyle olmadı. Fakat farkeder mi? Asla!

Bir tarafta bir örgüt var; Amerika, Rusya, Türkiye, İran, Suudi Arabistan, Esad vs ne kadar barışmaz düşman varsa hepsini biraraya getirmiş. Öbür tarafta Hikmet var. Doğuştan ve alaylı komplo teorisyeni Hikmet… Bildin o Hikmet’i, senin çevrende de var. Hikmet’ten dünyada 7 milyar adet var. Şimdi toprağın altını da var sen hesap et… Hikmet’e her yerde rastlarsın, tahtta veya tarlada, sarayda veya zindanda… Doğan odur, ölen de o, gömen de o, her yerdedir bugün Hikmet…

Hikmet der ki; “Bunlar hep oyun!”… O toplantılar, o açıklamalar, o tavırlar, o bombalar, o füzeler, o ölü canlar… Hep oyun… Hikmet teoriyi öyle bir kurar ki, yerde ölü yatan 100 bin beden bile, asla savaşan tarafların cidden savaştıklarına bir delil olamaz. Mâhirdir Hikmet, normal âlem şartları altında teorisini yerle bir etmesi gereken her bir veri, ne ara o teoriyi güçlendiren bir şey olmuştur, şaşarsın… Sonra unutma, Hikmet’in âleminde kim takar ki veriyi, orada Hikmet’in fikirleri vardır.

Böyle büyütülmüştür Hikmet, böyle büyümüştür ve böyle büyütmektedir türünü… Eğer kasabasından geldiyse şehre, biri dokunmuştur garda omzuna Hikmet’in, demiştir ki ona: “Burası büyük şehir Hikmet, yerler seni burada!”… Daha diyen, derken başlamıştır yemeye Hikmet’i ve işte o uğursuz gün, şehrin o pis garında etmiştir Hikmet, asla yem olmama yeminini… Tetiktedir Hikmet, bir taksiye binse yol tıkalı diye alt sokağa kaçan şoförden huylanır. Gözü hep taksimetrededir Hikmet’in, çünkü o sapış yok mu o sapış, direksiyonu aniden çeviren o kararlı parmakların ve şoförün hafiften seğirten dudağının dikiz aynasındaki görünüşü yok mu… Bütün bunların tek bir mânâsı vardır Hikmet’in âleminde: Düdükleniyorum!.. Haksız mıdır peki Hikmet? Elbette büsbütün değildir. Nasıl olsun ki, taksiyi de başka bir Hikmet kullanmaktadır. Bunu da bilmektedir Hikmet, takside roller değişse durumun değişmeyeceğini de…

Hikmet’e yönelttiği bitmez saldırılarında taksi şoföründen ayakkabı boyacısı çocuğa ve hatta kuşlara ve kedilere kadar her vesileyi kullanan o “üst ve karanlık şey”; Siyonizmi, Sam Amca’yı, Brüksel’i mi ıskalayacaktı yani? Peh! Benimki de lâf!.. Uyanıktır Hikmet…

Elbette IŞİD’i de yemedi… Öyle ya; IŞİD orada olmasa idi, onun yerine cephede Hikmetler savaşacak ve düşmanı şipşak dize getirecekti. Hikmet’in şu ân cephede değil de kahvehânede oturmasının da suçlusudur o örgüt, dolayısıyla savaşın sürmesinin de…

Bir kere IŞİD müsbet bir şey olsa petrol satmazdı! Var mı Peygamber’de petrol satışı? Cesurdur Hikmet, fakat Hikmet’i yerinden kaldıracak üst değer, Hikmet’in altında yürüyeceği sancak, Hikmet’e komuta edecek komutan, Hikmet’in yanında mücâdele edecek nefer böyle bir mükemmel ortam oluşturamadı ise suç Hikmet’in midir? Bir bakışta tüm tarafların n’idüğünü çözüvermiştir Hikmet! Bu yüzdendir oturmaya karar verişi, bundandır bir kere daha mücadele edemeyişe katlanışı… Sabırlıdır Hikmet…

IŞİD’in tek bir suçu vardır ki affedilemez; Hikmet değildir IŞİD, Hikmetlerden değildir. IŞİD gerçekten kötü bir şey ise de Hikmet’in ona olan düşmanlığı kendi türüne benzetememesindendir. Câhildir Hikmet, kavrayamadığı şeyi yok etmek ister. Ve hiçbir şeyi kavrayamaz Hikmet… Zihninin ulaşabileceği en yüksek idrak seviyesi tereddüttür Hikmet’in… Bütün şeyler düşmandır ama düşmanlarını tasnif eder Hikmet… İki tip düşmanı vardır; bir şey ya düşman olduğu için düşmandır veya durumu şüpheli olduğu için… Âdildir Hikmet, karıştırmaz bunları birbirine…

IŞİD filân bahanedir, savaş anlayışın savaşıdır. Akıl ile safsatanın, ruh ile hevânın savaşıdır. Hep böyle olmuştur, hep de böyle olacaktır.

Demem o ki; bir şeye inanmak demek, veriyi hiçe saymak demek değildir. Eğer bir saçmalığa inanıyorsanız, tıpkı Hikmet gibi veri iğfaline girişirsiniz. Şimdi o bâtıl kabullerinizi yavaşça yere bırakın, savaşıyorsanız da böyle savaşın… Hikmet gibi olmayın…

Bana gelince; komplo teorisi filan da değil mesele… Matematik, mantık, ahlâk, safsata vs uğraşıyor olmam Hikmet yüzünden… İtiraf etmeliyim ki, Hikmetlerden öldüresiye ve ölesiye nefret etmemden ama karanlık bir odada bir başıma kaldığımda boş veremeyecek kadar Hikmetlerin hâline üzülmemden… Her şeyi boş verebiliyorum da Hikmet’i boş veremiyorum. Çünkü biliyorum ki Hikmetlik, insan aklının kanseridir.

NOT: Bu yazı bir nevi şablondur. IŞİD yerine çok şey konulabilir, bu tablonun değişmeyeni ise Hikmet’tir.

Cem TÜRKBİNER

ADIMLAR Fikir, Kültür, Siyaset Platformu Sözcüsü

Orjinal Haber: http://www.adimlardergisi.com/hikmetin-cagi-ve-cagin-hikmeti/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>