insanlar-kemmiyet-ahmet-olculu

“İNSANLAR BİRER KEMMİYET” – Ahmet ÖLÇÜLÜ

Yoksulluk sınırı 5 bin 400 lirayı aştı.

Türk-İş’in açıkladığı rakamlara göre Mart ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 1663, yoksulluk sınırı 5 bin 416 liraya yükselmiş.

Ben bu satırları yazarken, Bosna’da bulunan Başbakan Binali Yıldırım basın toplantısında konuşurken TV’de canlı yayında; o da başka rakamlara dayanarak ne kadar başarılı olduklarını anlatıyor.

Oysa, geçen yıl mart ayında açlık sınırı 1481 lira, yoksulluk sınırı 4 bin 823 lira; bir önceki ay ise açlık sınırı 1637 lira, yoksulluk sınırı 5 bin 331 liraymış…

Rakamlar ortaya dökülünce, Üstad’ın “Zindandan Mehmed’e Mektup” şiirinden şu bölüm aklıma gelir:

“Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil; 
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.”

Demek o zaman sayım zamanını zil ile duyuruyorlarmış…

Ne demek sayım?

Cezaevinden her gün belli zamanlarda cezaevi nüfusunun kâğıt üzerinde olanla aynı olup olmadığını kontrol etmek üzere sayım yapılır. Bu sayımlarda isimler önemli değildir, adeta hayvan sayar gibi kelle sayarlar. “Ahmet burada mı, Mehmet burada mı?” değil, bu koğuşta-ahırda kaç kişi olması lâzım? Şu kadar! Var mı; var! Tamam.

İnsanı insan olarak değil de bir kemiyet, bir sayı, bir yekûnun mânâsız bir unsuru olmaktan ibaret gören bir sistem.

İşte, ne zaman açlıkla, yoksullukla ilgili rakamlar açıklansa, hatta iktidarlar şöyle büyüdük, böyle büyüdük diye sahte tarafından övünmeye dair rakamlar açıklasa dahi, aklıma hep bu şiir gelir.

Güya büyüyoruz veya gerçekten yoksullaşıyoruz, fark etmez, her ikisinde de insanlar birer kemmiyet. İnsan yok ortada, sadece rakamlar var.

Başbakan rakamlarla konuşmaya devam ediyor…

Bu rakamlar, açlığı bilmeyen, açlığı unutanlar için. Aç adam için bu rakamlar nedir ki? Kimse rakamlarla doyamıyor maalesef.

İnsanlar birileri için hep birer kemmiyet. Yedikleri içtikleri de öyle… Veya yiyip içemedikleri…

“Tok olan ne anlasın açın hâlinden” demiş diyenler.

Ama dinimiz, “komşusu açken tok yatan bizden değildir!” buyurmuş…

Buna göre, biz, bizden değiliz aslında.

Onun için Allah, Kur’ân’ında, “Ey imân edenler, imân edin!” buyurmuyor mu?

Önce, insanı bir istatistik olarak görmekten kurtulmak lâzım…

İnsanı, “insan” olarak ele alacak ve istatistikleri de, rakamları da insanın insanlığı uğruna kullanacak, istismar etmeyecek bir sistem.

Bir ahlâk…

Bir ruh…

Bir anlayış…

Fuhuş artmış,

Asayiş bozulmuş,

Uyuşturucu kullanımı patlamış,

Boşanmalar tavan yapmış,

Felâket almış başını gidiyor…

Manzara bu iken, bunu gören görüyor, görmeyene de ne söylense boş.

Hani şu meşhur reklamda olduğu üzere, her şey apaçık ortada, görüyorsunuz, anlatmaya gerek yok.

Üstad’dan bir iki dize daha:

“Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya

Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;

Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..”

Son söz:

“Biri yer, biri bakar; kıyamet ondan kopar!”

Ahmet ÖLÇÜLÜ

http://www.adimlardergisi.com/insanlar-birer-kemmiyet/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>