kadin-sahabeler-hz-ayse-islama-muhatap-anlayis

İSLÂMA MUHATAP ANLAYIŞA DAİR: 13 / KADIN SAHABELER – Selim GÜRSELGİL

Hazret-i Aişe

Hazret-i Adem‘den günümüze kadar gelmiş geçmiş bütün kadınların en halis örneklerinden, Hazret-i Aişe… Yarışılamayacak bir üstünlük vardır onda: Kâinatın Efendisi‘nin eşi ve “En Büyük Doğrulayıcı“nın kızı olmaklık…

Şu yaşta evlenmiş, bu yaşta ayrılmış, hiç bakmayacağım oraya… Bunlar gereksiz ayrıntıdır: Bir tabloda aslolan, hangi boyadan kaç gram kullanıldığı değil, resmin resim olarak değeridir. O evlenmiş bu boşanmış dedikodusuna hiç girmeden, bu resmin resim olarak değeri şudur:

-“Dininizin yarısını bu hümeyrâdan öğrenin!

Hümeyrâ: Hafif kızıl, pembe benizli… Hakkında böyle bir hadis… Ve O, Allah Resulü‘nün ölümünden sonra bir öğretmen, bir önder… Herkesten en büyük saygıyı gören… Fakat sonra Hazret-i Ali‘ye karşı isyan ediyor; O’nun tarafından affediliyor… Şunu bilmek lazımdır ki, Hazret-i Ali, gerek O’na, gerekse diğer isyan edenlere karşı haklıydı; fakat onlar da sahabedirler ve redde mevzu değildirler.

Bu hakikati Şiilerle Haricîlere anlatmak mümkün olmamıştır. Bugün Hariciler yok denecek kadar az kaldıysa da, onların açtıkları yoldan giden sapkınlar az değil. Şianın “bazı sahabeleri kabul bazılarını red” tavrından esen soğuk rüzgârların ise hâlâ Hazret-i Aişe hakkında atıp tutma refleksi aşıladığı ortada. Modern versiyonlarında, Hazret-i Aişe gibi bir “örnek kadın” imajını reddetmiş olmanın eksikliği hissediliyor ve O’na karşı Hazret-i Fatıma çıkarılmaya çalışılıyor. Yani, şu feminizan çağda büsbütün kadın düşmanı demesinler Şiaya diye, Hazret-i Fatıma‘yı O’nda olmayan vasıflarla öve öve bitiremiyorlar.

Hazret-i Fatıma, Hazret-i Aişe gibi aktif mücadelenin içinde değildi ki! Hatta tam aksine, modern kadıncılık dâvâsına en son malzeme çıkacak yerdedir Hazret-i Fatıma. O’nun yeri ve değeri ayrı… Hakkında ölçü şu:

-“Fatıma benden bir parçadır ve saygıda benim hükmümdedir!

Müslümanlardan büyük saygıyı hak eden kadın… Fakat Hazret-i Aişe‘den mizaç olarak farklı, bu da çok tabiî bir şeydir: Herkes aynı tipte olacak, herkes aynı yollardan geçecek diye bir şey yok ki! Bütün kadınlar iş hayatının ve kariyer mücadelesinin içinde olacak diye bir kural da yok. Bazıları olur, bazıları olmaz. Bazıları için aile saadeti her şeyin önünde gelir ve buna da aynı derecede saygı duymayı bilmek lazım. “Anne” tipinin korunması ve kapitalizmin yaşanan bir süreci olan “kadın ortaklığı”na karşı mücadele de kadın haklarına dahildir!

Ben feminizmi bir yönüyle anlıyorum: Kadın hakları mücadelesi günümüzde gereklidir. Bir salgın başladı: Herifler cayır cayır kadın öldürüyor. Biraz bayağı olacak ama, benim hayat tarzıma uygun olduğu için rahatlıkla dile getiririm: “Erkekliğe sığar mı?“… Hayır, yanlış anlaşılmasın, sadece hayat hakkı noktasında demiyorum: Kadın hakları mücadelesi, toplum hayatı içinde Hazret-i Aişe örneğinin doğmasına zemin hazırlayıcı ölçüde gereklidir. Anladınız!

Fakat ben feminizmin bir yönünü anlamıyorum. Kadın ve erkek arasında, bütün hakları tam olduğunda bile bir özdeşlik bulamazsınız. Bütün yollarını açın; yine de kadınlardan çok az kimsenin fikre ilgi duyduğunu görürsünüz. Felsefe tarihinde kadın filozof örneği yoktur; zorlamaya gerek yok, gerçekten yoktur. Doğuda da, batıda da bu böyledir. Bunu kadın daha az değerlidir anlamında almayın; tabiatı başkadır ve belki de daha değerlidir. “Kim aradı diyelim diyebilen sekreter” tipini ortaya koymak, onun hakikî değeri karşısında bir devrim sayılmaz.

İslâm tarihinde hak mezheb sayılan Eşarîler, kadın Peygamber olmadığını ve olamayacağını kabul ederler. Yine hak mezheb sayılan Maturidîler ise prensip olarak olabileceğini, ama pratikte olmadığını düşünürler. Oysa velâyet için durum böyle değildir. Kadın veliler gelmiştir ve toplumlarında çok büyük saygı görmüşlerdir. “Seyyidetünnefîse” (Güzellerin Efendisi) lakablı bir veli, bütün evliya içinde en büyüklerinden sayılır. Hazret-i Rabia, kezâ… Ve daha başkaları…

Ancak İslâm toplumu içinde Hazret-i Aişe örneğinin tarihî olarak devam etmediği eleştirisinin haklı yönleri olabilir; tarih farklı yönde cereyan etti. Düşünün; Hazret-i Ömer, “Benden sonra benim oğlum hariç bütün müslümanlar halife olabilir” diye vasiyet etmiş ve müslümanların liderliğinin babadan oğula geçmemesi için uyarmıştı. Oysa yüzlerce yıl müslümanlar saltanatla yönetildi. Bu da bunun gibi.

O halde, Hazret-i Aişe örneğine uyarak, feminizme bir yönüyle hak vereceğiz, diğer yönüyle vermeyeceğiz demektir. Hak verdiğimiz yönü şudur: Artık geçmiş çağlarda olduğu gibi kadınlar kadın oldukları için birtakım sosyal ve siyasî görünüş yollarından tard edilemez. Bugün okuyan ve aktif mücadelenin içinde olan bir Müslüman kadın tipi var ve onun kendi aslî görünüşüyle bu mücadeleden el çektirilmesi artık mümkün değildir. Müslüman genç kızlar tesettürleriyle okullara da girecek, okullarının gerektirdiği iş kollarında da görüneceklerdir.

Gelgelelim bütün hakları tamam olduktan sonra, kadından kendisinde olmayanı beklemeye, onun tabiatını bozmaya ve onu erkekleştirmeye, erkekle eşitlemeye de karşı duracağız. Kadını aile ve ahlâk duygusundan tamamen koparıp bayağı sokak serüvenlerine atmaya dönük akımlara da kendi dünyamızda sed çekeceğiz. “Aslan aslandır, ha erkek, ha dişi” denilmiştir; aslan olabildikten sonra kadından da erkekten de olacak… Ama nihayet kendi tabiatlarını yıkmaya kalkmadan; erkek “erkek” ve kadın da “kadın” olarak kalacak!

19 Aralık 2012

 

İfk Hadisesi

“Âyet diye bir şey yok, onlar hep uydurma” diyenler için, bu hadise adetâ ganimet gibi. Var ya böyle bir şey; Hazret-i Aişe kervandan geri kalmış, onu bir görevli bulup getirmiş ve bunu gören münafıklar da dedikodular çıkarmışlar ya… Kefere tayfa için off, ne yangınlar çıkar buradan…”Bize tam da böyle şeyler lâzım!”

Peki, bunu aldığınız aynı kaynaklardan şuna niye bakmıyorsunuz: Âyet geldiği zaman, neler olurmuş? Allah Resulü‘ne inanan binlerce adam, bu konuda nelere şahid olmuşlar? Nasıl anlatırlar? Bunları da aynı kişiler rivayet etmiyor mu? Bunlar da aynı kaynaklarda geçmiyor mu? Niye işinize gelenleri seçip de, “o zamanki adamlar bizden daha aptalmış” taklaları atıyorsunuz?

Ben öyle sanmıyorum. Eski kaynaklarda müşriklerin, şimdiki gibi, bu işle alay ettikleri anlatılır. Allah Resulü onlara şöyle demiş bir gün:

– Şehadet kelimesini söyleyin, Fars ve Bizans imparatorlukları sizin olsun!

Bu, tam da onların anlayacağı dilden konuşmak… Anlayacakları dilden, yani onların hal diline tam uygun; ama akıllarının almayacağı kadar da sıradışı… Fars ve Bizans imparatorlukları mı? Daha aynı şehirdeki iki kabile arasında en küçük bir anlaşma yok. Binlerce senedir Arabistan’da hiçbir birlik ve dayanışma görülmemiş. Sürekli savaş halindeler birbirleriyle; sürekli birbirini yiyorlar. Bizans ve Fars imparatorlukları ise, o dönemin ABD’si ile Rusya’sı.

Tabii kahkahalarla gülüyorlar bu söze: Olacak şey mi hiç? O’nu gördükleri zaman da “İşte Bizans ve Fars imparatorluklarını devirecek adam!” diye alay ediyorlar. Oysa çok değil 50 yıl içinde, binlerce yıldır olmayan neler olacağını biliyoruz.

Şu var: Âyet geldiği zaman neler olduğunu müslümanlar görüyor. Allah Resulü‘nün üstündeki devenin bile ne hallere girdiğini, onun ne kadar ağır, dağların taşların taşıyamayacağı bir şey olduğunu… Çevresindekiler şahid oluyorlar bunlara. Neler olduğunu, neler olmakta olduğunu görüyorlar. Kendileri yaşıyorlar. Olağanüstü, hiçbir şeye benzemeyen bir şey olduğu için bu adamların hiçbiri yolundan dönmüyor. Bir teki bile… İşkencelerin en ağırlarına aldırmıyorlar.

Mucizelere şahid oluyorlar. Tek tek anlatıyorlar bunları. Aynı kaynaklarda geçiyor, çok uzağa gitmeye gerek yok. Aynı adamlar anlatıyorlar. Ama zamanın keferesi bunlara ilgi duymuyor. O illâ dedikodulardan, iftiralardan, evlenmelerden, boşanmalardan kendine göre bir şey sızdıracak. “Bir şeyler olabilir mi acaba?”

Olamaz. Çok açık… Hazret-i Aişe’nin masumiyeti hakkında âyet vardır ve âyet üzerine ileri – geri konuşulamaz. He sizin için âyet yok ve siz dedikodulara bakarsınız, onları konuşursunuz, işinize gelen yerlerden bir şeyler bulup acaba buradan yıkabilir miyiz uğraşı verirsiniz. Ama şunu da bilin: Buradan size kısa süreli bir eğlenceden başka bir şey çıkmamıştır, çıkmayacaktır.

Geçin bunları. Daha büyük meseleler var. Siz onların ne olduğunun da farkındasınız. Ondan bu huzursuzluk. “Çok eğleniyorum” havasındaki kâbus.

5 Ocak 2012

Hazret-i Fatıma

Allah Resulü‘nün biricik kızı, Hazret-i Fatıma. Hem de öyle bir kız ki, İlahî beyanla müjdelenen… Hani, doğan çocuklarının peşpeşe ölmesi üzerine, kâfirler Allah Resulü ile “ebter – soyu kesik” diye alay etmişlerdi. Bunun üzerine Kevser Sûresi nazil olmuş, Allah Resulü‘nün soyunun Kevser havuzunun damlaları gibi misilsiz olacağı müjdelenmişti. İşte o müjdenin canlı delili Hazret-i Fatıma… Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin‘in, yani bütün bir şerifler ve seyyidler soyunun annesi… Hakkında hadis:

-“Fâtıma benden bir parçadır ve saygıda benim hükmümdedir!

Onun Hazret-i Ali ile evlenmesi de destanlık. Biribirine denk ve yakışan iki genç. Hazret-i Ali 20’li yaşlarına henüz girmiş, bir rivayete göre 22’sinde, Fâtıma ise 15 civarı… Bundan daha ideal bir evlilik olabilir mi? Bir çokları istiyorlar, Allah Sevgilisi‘nin biricik kızını. Hiçbirine verilmiyor. Hazret-i Ali geliyor. “Dünyalık neyin var?” İşte bir at, bir zırh… “Atın sana lazım olacak, zırhını sat da düğün hazırlıklarına başla”… Ve buyuruyorlar:

-“Allah, Fâtıma’yı Ali’ye vermemi emretti!

Son derece sade, basit bir düğün ve son derece sade bir hayat. O kadar ki, Hazret-i Fâtıma, bazen çocuklarına yedirecek bir hurma tanesi bile bulamayacak… Kâinatın Efendisi‘nin fakirliği olduğu gibi kızına geçmiştir. Bunu ne bugünün kapitalist tıynetli müslümanları, ne de bütün varlığını parayı bulmaya ve zengin olmaya adayan zavallıları anlamazlar. Hadis:

-“Fakirliğim şerefimdir!

Ali Şeriatî‘yi hatırlıyoruz. Ali Şeriatî‘nin en kötü kitabı nedir? Ebu Zer mi? Hayır! “Fatıma Fatımadır”… Şiiler modern kadın tartışmalarına girmeye kalktıklarında, Hazret-i Aişe‘yi reddetmiş olmanın ezikliğini hissederler ve Hazret-i Fatıma‘yı onda olmayan vasıflarla övmeye kalkarlar. Oysa ne alâkası var? Hazet-i FâtımaHazret-i Aişe gibi sosyal mücadelenin içinde değil ki, daima kocasının arkasında ve çocuklarının başında. Kendisinden bir feminist kahraman yaratmaya elverişli bir hikâyesi yok onun!

Allah, Hazret-i Aişe‘ye “müminlerin annesi” sıfatını layık gördü, ama beşerî anlamda annelik duygusunu vermedi. Oysa Hazret-i Fâtıma, beşerî anneliğin de örneği kılındı. Allah’ın Hazret-i Fâtıma‘yı dünya kadınlarının hepsinden üstün kıldığı şeklindeki hadisi rivayet eden de, yine Hazret-i Aişe. Şimdi burada kadın dâvâsını bayraklaştıranlara söylemek isterim: Hazret-i Aişe gibi sosyal mücadelenin içinde bir kadın olunabileceği gibi, Hazret-i Fatıma gibi ailesinde fâni olmuş bir kadın örneği de geçerlidir. Bu bir mizaç işidir. Belki modern çağda bunu söylemek zor ama, kadının anne olmaya da hakkı vardır!

Siz “anaç” der ve güler misiniz buna? Ben de “cennet anaların ayakları altındadır” derim.

1 Ocak 2013

 

Hazret-i Hatice

Allah Sevgilisi‘nin ilk sevgilisi, “Temiz ve Büyük Hatice“… Tahire, Kübra ve Hatice isimleri ondan gelir.

Daha önce evlenmiş, boşanmış, çocukları olmuş. Derken Allah Resulüile evlenmiş. Evlenirken, şöyle olmuş, böyle olmuş. Amcası şöyle demiş, babası böyle demiş. Babasını iknâ etmek için şöyle bir yol tutmuş.

Evlenmek, sevmek, boşanmak, geçinememek falan; yahu bunlar ne kadar insanî şeylerdir. Bunlar üzerinde spekülâsyon yapılır mı? “Aa, halası ne diyo bak, buradan saldıralım!” Halası kim ya? İki kişi anlaşmış, evlenmeye karar vermişler, geriye çevre düzenlemesi kalmış.

Neyse, şunu demek istiyorum: Şimdi ortada böyle bir şey var. Onu “İlahî” olarak görmek iman’dır, “insanî” olarak görmek de akıl… İman bazı insanlarda vardır, ama akıl herkeste olmalıdır. Ha, ikisi de yoksa, hani ne işin İlahî tarafını, ne de insanî tarafını görmeyip, illâ bir şeylerden yangın çıkarmaya çalışıyorsan… Böyle bir tıynetteysen…

Kusura bakma da, dilerim o yangında önce sen yanarsın!

Selim GÜRSELGİL

8 Aralık 2011

Orjinal Makale: http://www.adimlardergisi.com/islama-muhatap-anlayisa-dair-13-kadin-sahabeler/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>