omer-hayyam-kaya-ataberk-adimlar

KAYA ATABERK VESİLESİYLE HAYYAM – Av. Mehmet TIĞLI

Hakikat, kendini, kendine yanaşan şuura göre ele verir; ve, ele geçirdiğin, kendisi değil yorumudur gerçeğin. Hakikatin kendisi değil, kendisinden… Böyle bildik Mirzabeyoğlu’ndan…

“Ömer Hayyam kimdir?” konusunda da kendisine yaklaşan şuurun yorumlarından kaynaklı farklılıklar… Bu farklılıklar, insanî hakikatin farklı farklı görünüşleri…

Hayyam, hayata veda ettikten sonra unutuluyor. Ta ki bir İngiliz tarafından yaklaşık 800 yıl sonra Oxford Üniversitesi kütüphanesinde eski el yazması Ömer Hayyam’a dair eser bulununcaya kadar. Bulunan eser, önce İngilizceye, sonra Fransızcaya ve diğer dillere çevrilerek yayılıyor.

Her şeyi akılla kavramaya çalışan ve ruhî derinlikten ziyade sığ ve satıhta kalan ama sonsuz bir açlık ve arayışa mukabil aynı derecede bulamayış ile kıvranan Batı dünyasına, Hayyam’ın hissi iç derinliği bir şifa gibi gelir ve bu oranda da kabul görür.

Hayyam’ın yaşadığı dönem ve coğrafyada “ham yobaz kaba softa” (hakikatin yozlaşmış karikatürüne) takımına karşı geliştirdiği isyan, Batı’da hakikatin aslına isyan hâlinin sembolü olur.

Batı’da bu şekilde bilinir hale gelen Hayyam, Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Batı’da tahsil hayatını bitirip İstanbul ve Anadolu’ya dönen dönemin yazar çizer takımı vasıtasıyla üne kavuşur, kavuşur ama bu ün, Batı’nın oryantalist-şarkiyatçı bakışı ile ve hakikati aramanın ve bulamayış ıstırabının yaşatıcısı ve hissedicisi olarak değil, bozguna ve yıkıma uğratmanın aracı olarak.

Dün, Antalya kitap fuarından aldığım ve gece üç beş sayfa okuduktan sonra uyurum diye başladığım, başladıktan sonra da gece yarısına kadar bir solukta okuduğum Türk Solu Dergisi yazarlarından Kaya Ataberk çevirisi J.K.M. Shirazi’ye ait “Ömer Hayyam’ın Hayatı” kitabı… Çeviri harika olmuş… Çeviriden daha harika olanı ise Sayın Kaya Bey’in kitaba yazdığı 35 sayfalık sunum… Aslında bu SUNUM başlı başına bir eser ve hatta kıymet olarak çevirisi yapılan kitabın orijinalini de aşan bir eser olmuş.

Batılı tarzda yetişen İran asıllı Shirazi, Hayyam’a, Batı’nın oryantalist bakışından uzaklaşarak İran penceresinden bakmaya çalışsa da, bu bakış açısından kurtulamıyor.

Kaya Bey, kitabın başında verdiği sunum içinde, Anadolu’dan bir Türk’ün gözü ve anlayışı ile Hayyam’ı anlatmış. Ve güzel de yapmış bunu, kitabı Hayyam hayranlarına şiddetle tavsiye ederim, ilgi ve merak duyanlar için de okuma listelerine ekleyeceği bir kitap…

Kitaptan öğrendiklerimiz… Hayyam, yetiştiği iklim olarak Selçuklu Türk Devleti’nin hâkim olduğu, bu günkü anlamda ilk üniversitelerin kurulduğu, Gazali, Nizamülmülk, Hassan Sabbahların çağdaşı.  Arap, Fars ya da Türk olduğu tartışmalı Hayyam’ın Selçuklu Türk devleti vatandaşı olduğu ve onun ikliminde yetiştiği kesindir.

Her ne kadar kendisi doğrudan şiir kitabı yazmasa da dost meclislerinde söylediği rübailer, bu meclise katılan dostları tarafından kaleme alınmış ve dostları sayesinde şiirleri günümüze kadar gelmiştir.  Döneminde şairliğinden çok astronomi, tıp, matematik ilimlerinin zirvesine ulaşmış bir bilim adamı ve filozof olarak tanınmış Hayyam. Hata payı olarak Miladî takvimden daha düzgün Celalî takvimini bulmuş, matematikte bu günkü “X” kavramını ilk kendisi kullanmış. Dememiz o ki, şairlikten önce âlim ve filozoftur Hayyam.

Şiirlerinde şarap, mey, meyhane, raks kavramlarını bol kullanmasından mülhem şarapçı bir eyyamcı olarak algılanan Hayyam ismi meyhane adı olarak mekânlara verilmiş, ilmi ve hikmete dair sözleri meyhane köşelerini süsler olmuştur. Hakikati arayış yolunda söylenen bu çığlıklar, daha yolun başında hiçbir arayış ve çile cehdi duyulmadan bir vazgeçiş ve zevki sefaya dalış motivasyonu olmuştur Hayyam. Üstad Necip Fazıl, Hayyam’ın günümüzde vesile olduğu bu bakışı kırmak için Hayyam’ı “Edebiyat Mahkemeleri” kitabında yargılarken, Kumandan Mirzabeyoğlu’nun da Hayyam’ın hakikati arayış ızdırabından, söylediği sözlerin mazur görülüp hikmet sahibi bir “meczup” olarak sıfatlandırması, Hayyam’a bakışta Sayın Kaya Ataberk’in kitabıyla bize yol gösterecektir.

Yazıyı Sayın Mirzabeyoğlu’nun “Büyük Muzdaripler” kitabının 4. Cildine aldığı Hayyam’ın “kuru akla bağlı gözün” Mutlak Güzeli-Hakikati görmesinin mümkün olmadığını anlatan mısraları ile bitirelim. Ve verilmiş olan hükmü buraya koyalım; Gören O, Görünen O, Gösteren O…

Ve Hayyam’dan;
“Gözle hiç kimse göremez dediler yüzünü
Göz bizim gözümüzse, sahi mümkünü yok”

Av. Mehmet TIĞLI

Orjinal Makale: http://www.adimlardergisi.com/kaya-ataberk-vesilesiyle-hayyam/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>