kongreler-basladi-erdogan-halic-kongre-merkezinde

KONGRELER BAŞLADI! Erdoğan Haliç Kongre Merkezi’nde…

Bu ayın sonunda İBDA Mimarı Sayın Mirzabeyoğlu’nun da Haliç Kongre Merkezi’nde bir konferans verecek olması, Üstad hakkında Erdoğan’ın sarfettiği sözlere kamuoyunun daha fazla dikkatinin yoğunlaşmasına sebebiyet verdi. Üstad merkezinde gerçek bir “Kongre”nin ayın sonunda yapılacağı beklentisi en üst seviyeye çıktı.

Star Gazetesi’nin, Necip Fazıl Kısakürek’in kültürel ve manevi mirasını yaşatmak amacıyla hayata geçirdiği iddiasıyla bu yıl ilkini düzenlediği Necip Fazıl Ödülleri dağıtıldı.

Ödüller, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul Haliç Kongre Merkezi Sadabad Salonu’nda düzenlenen bir törenle sahiplerine takdim edildi.

Erdoğan, “Bu ödüller üstat Necip Fazıl Kısakürek’in o aziz hatırasını yad ederken aynı zamanda o aziz hatıra ve o unutulmaz isim üzerinden ödül sahiplerine de eşsiz bir paye veriyor ve inşallah uzun yıllar da bu payeyi dağıtmaya devam edecektir…  Necip Fazıl aslında bir aksiyon insanıydı. Necip Fazıl o dönemde yüzlerce, bugün yüzbinlerce genci dünyaya ve ukbaya hazırlamış tek başına bir okul, tek başına bir ekoldü” ifadelerini kullandı.

Necip Fazıl’ın bir selefinin olmadığına dikkati çeken Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Belki ‘Mehmet Akif’ diyeceksiniz. Mehmet Akif, Osmanlı cihan devletinin son münevverlerindendi. Ne yazık ki cumhuriyet döneminde fikirlerini özgürce ifade edebileceği yeni bir fikir iklimi inşa edebileceği bir zemin olmadı, olamadı. Cumhuriyetle birlikte ortada yeni bir devlet vardı, sadece yeni bir devlet değil, yeni bir alfabe, dil, kültür, sanat, fikir anlayışı vardı. Özellikle tek parti döneminde kültür, sanat ve fikir belli kalıplara hapsedilmişti ve bu kalıpların dışına çıkabilme imkanı da yoktu. Yani mazi ile köprüler atılmış, irtibat koparılmış gelenek adeta baltalanmıştı, Necip Fazıl işte böyle bir atmosferin insanıydı. Her şey yeniden başlarken, her şey bir anlamda yabancılaşırken, Necip Fazıl yerli olmayı, bize özgü olmayı mazi ile irtibat kurmayı başarmış üstelik de tüm saldırılara karşı bu mücadelesini kararlılıkla devam ettirmişti.”

Bunun az şey olmadığını ifade eden Erdoğan, “Bakın özellikle genç kardeşlerimin şunu bilmesini isterim, Necip Fazıl bugün bile Türkiye için genç nesiller için Türkiye’deki hak mücadelesi için çok büyük bir talihtir, çok büyük bir imkandır. Kimse yokken Necip Fazıl vardı. Her türlü saldırının karşısında, tüm o saldırıları üzerine çeken ve o saldırıları püskürten bir Necip Fazıl vardı. Bir abi arayan, bir rehber bir yol gösterici arayan fikir açlığı içindeki genç nesiller için önlerinde dimdik, azametle duran bir Necip Fazıl vardı, o öyle bir kalemdi” şeklinde konuştu.

Necip Fazıl Kısakürek için “fikir çilesi” ve “fikir namusu”nun son derece önemli kavramlar olduğunu, Kısakürek’in hata yaptığında hatasını kabul eden ama doğru bildiğinden, hak bildiğinden asla vazgeçmeyen bir fikir namusuna sahip olduğunu anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Şu anda esen her rüzgarın önünde eğilen, çıkarlarına göre tavır belirleyen, dün söylediğinin tam tersini bugün söylemekten kaçınmayanlara bakınca, Necip Fazıl’ın ve onun geçmişten alıp bugüne miras bıraktığı fikir namusunu daha iyi anlıyoruz. İşte en son birisi çıktı, yazdığı bir makalede devletin geleceği adına seküler güçleri sorumluluk almaya davet etti. Bundan 7 yıl önce kendisinden başkasına hayat hakkı tanımayan ırkçı kesimler, ‘Ordu göreve’ diye çağrılar yapıyorlardı. Zamanın cilvesine bakın ki bugün de aynı şekilde kendisinden başkasına hayat hakkı tanımayan, aynı şekilde ırkçı zihinler devletin geleceği adına seküler güçleri göreve davet ediyor. Eğer, fikrin namusu yoksa, ahlakı yoksa, fikrin ruhu yoksa işte böyle insan en uçlarda döner durur. Bir gün bakarsınız devlet düşmanı olmuş, bir gün bakarsınız darbecilik yapıyor. Bir gün bakarsınız barış güvercini olmuş, bir gün bakarsınız eline taş almış askere atarak teröristlik yapıyor. Bir gün bakarsanız ırkçılıktan şikayet ediyor, bir gün de bakarsanız kendisinden nefret eden ırkçılardan darbe dileniyor. Bununla da asla bir tek kişiyi kastetmiyorum, Türkiye’nin son 12 yılına bakın, fikir gelgitlerine bakın orada çok sayıda böyle örnek göreceksiniz. En uç fikirlerin ortak çıkarlar söz konusu olunca nasıl da fikri ve fikir namusunu bir kenara bırakıp ittifaklar kurduklarını göreceksiniz. Necip Fazıl, kendisinden öncekiler gibi bize ahlakı olmayan her mücadelenin yanlış olduğunu öğretti. İnşallah bizler de bizden sonraki nesiller de mücadeleyi ahlakla, namusla, adaletle sürdürmenin gayreti içinde olacağız. Başkalarının yanlış yapıyor olması, bizim yanlış yapmamızı mazur ve meşru hale getirmez. Onlar ne kadar eğilirse eğilsin, biz elif gibi dimdik duracağız.”

Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun, 24 Haziran 2013 tarihinde Millî Gazete’de yayımlanan röportajındaki bir soruyu ve o soruya verdikleri cevabı takdirlere sunuyoruz:

“-Yarı resmî, yarı sivil ‘Necip Fazıl’ı Anma’ etkinlikleri bu Mayıs ayında da ‘şarkılar, türküler eşliğinde’ birçok yerde, farklı çevrelerce kutlanıyor(!). Bu konuda?..

SALİH MİRZABEYOĞLU: Bazen insanın nutku tutuluyor, hani ‘bu ne yahu böyle’ dersin… Onun gibi… Şimdi diyelim ki bir insanın O’nun mânâsına ve dâvâsına zıt çevre ve kişilerce, O’nun “mânâsı ve dâvâsını” tahrif amaçlı gayretleri neyse de… Bir de “O’nun tarafından”mış, “gibi”lerin hali… İşte bunu bir yere oturtmak çok zor… Ne yapıyorsun, ‘Necip Fazıl’ı Anma’… Evet? Birisi; “Necip Fazıl büyük adamdı…”, diğeri; “Olur mu, Necip Fazıl daha büyük adamdı…”, öbürü; “Ne diyorsun sen, Necip Fazıl daha daha daha da büyük adamdı…” Bu… Bu mudur yani… Bu pohpohtan en çok nefret eden, bizzat “andığın” adam… “Mış gibiler…” Söyledim, O’nun mânâsına-davasına zıt… E, ne takâza yapıyorsun… Vicdan, utanma, Allah korkusu?.. (…..) Vesilesi geldi madem, ölçüyü de söyleyelim; Bir büyüğü ancak bir büyük metheder… Âlimi âlim, arifi arif, veliyi veli… O da bir hikmete, bir inceliğe mebnidir… Aynı ölçü içinde; âlimi âlim bilir, arifi arif olan… Ee, senin de esnaf kılıklı hâlin ortada… O’nun mânâsı ve davası etrafında, böyle bir incelikle ele alınmadığına göre, ne bu goygoy!… Hademenin başhekimi “takdiri”(!) cinsinden takdirler. Öyle yapacağına önce bir hademe keyfiyetinden kurtulmaya baksana… Erin Generali övmesi gibi, bayağılıklar…”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>