kurdistanli-lawrance-la-kim-gorusuyor-muyesser-yildiz

“KÜRDİSTANLI LAWRANCE”LA KİM, NEYİ GÖRÜŞÜYOR? – Müyesser YILDIZ

Putin’in ziyareti vesilesiyle gazetelerimizin manşetlerinde “çiçekler” açtı!..

Güya ülkemizi hedef alan terör örgütleri ve Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın ifadesiyle, “Sadece onlara karşı değil, onların arkasındaki 7 düvele karşı Kurtuluş Savaşı veriyoruz”, ama Putin’le o terör örgütlerini değil enerjiyi, nükleeri konuşuyoruz.

Cehaletime ve vizyonsuzluğuma verin; Evlâtlarımız şehit edilirken, bizi nerelere sürükleyeceği belli olmayan “Devasa projeleri, yatırımları”anlayamıyorum!..
Dün, “Putin’e bunları soracak mısınız?” deyip, Rusya’nın PKK-PYD-YPG’yle ilişkisini ve Erdoğan’ın geçmişte bu konuda yaptığı uyarıları hatırlattım.
Maalesef Erdoğan’ın şu temennisinden başka şey duyamadık:
“Suriye’nin geleceğinin DEAŞ, YPG, PYD gibi proje terör örgütlerine bırakılmayacak kadar önemli olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede, ortak çıkarlarımıza odaklanarak işbirliğimizi devam ettireceğiz.”
Neyse ki, garip ülkemde hâlâ oralara gidip, soru sorabilen bir gazeteci varmış. O gazeteci, Haber Türk muhabiri Mahmut Gürer’di. İki liderin ortak basın toplantısında Putin’e, “Rusya PYD’yi, YPG’yi Suriye’nin geleceğinde nasıl konumlandırıyor. Ve Türkiye’nin ilerleyen süreçteki Münbiç operasyonuna bakışı nedir?” sorularını yöneltti.
Putin, şöyle geçiştirdi:
“Suriye krizinin çözümüne ilgi gösteren ülkelerle işbirliği yapıyoruz. Önceliğimiz Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini garanti altına almak, oradaki terör yuvalarını dağıtmaktır. Türkiye ile de bu çerçevede işbirliğini sürdüreceğiz. Kürt halkı, Suriye’nin geleceğinde yer alma hakkına sahip. Bu konudaki nihai karar Suriye halkına ait. Kürt halkının çok uluslu Suriye’nin bir parçası olduğu düşüncesindeyiz. Kürtler, tüm siyasi süreçlerde yer alma, Suriye’nin geleceğinde kendilerine yer bulma hakkına sahip. Ancak bu konudaki tüm süreçler ilgili tüm tarafların azami koordinasyonuyla yürütülmeli. Eğer bu sağlanmazsa, sonuç alınamaz. Bu doğrultudaki siyasi süreçte kimlerin yer alacağına ve her halkın Suriye’nin geleceğine nasıl bir yere sahip olacağına Suriye halkı bizzat karar verecek.”
Gazeteci, terör örgütlerini ve Münbiç’i soruyor, O, “Kürt halkından”bahsediyor.
Yetkililerimiz de rahatça dinliyor. Keşke, “S-400 konusunda anlaşmamızı yaptık ve biz bu defteri kapadık. Bitti o iş” diyen Erdoğan, “Biz PKK-PYD-YPG defterini kapattık. Bitti o iş” müjdesini de verebilseydi!..
-İncirlik Konusunda Hâlâ Aynı Görüşte misiniz?-
Türkiye Putin’in ziyaretiyle meşgûlken, ABD cephesinde peşpeşe gelişmeler yaşandı.
Bunlardan birisi, İncirlik’teki üç seyyar silah ve mühimmat deposunun dev nakliye uçaklarıyla taşınmasıydı. ABD’liler nereye taşındığını açıklamadı.
Medyamızın yalancısıyım; İddia o ki, bu depolar ABD’nin asker sevkettiği ve 2 üs kurmaya hazırlandığı Menbiç’e götürülmüş.
Yani Erdoğan’ın son günlerde sık sık, “Bir gece ansızın gelebiliriz” dediği yere.
Doğruysa, bu yığınağın kime karşı yapıldığı ortada demektir.
Ve de kucağımızda oturup, sakalımızı yolmaya devam ettiklerinin resmidir.
Gerçi Erdoğan, “Onlar sakalımızı kesiyor, biz onların kollarını” mesajı da vermişti, ama bu nasıl kol kesmedir ki, İncirlik böyle vızır vızır çalışıyor?
Tam bunlar olurken ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Johnny Michael, “Türkiye yakın bir NATO müttefiki olmaya devam ediyor. İncirlik’teki hava üssünün NATO ve Koalisyon için önemli rolü devam ediyor” dedi.
Onlar açısından el hâk doğru da ya bizim düştüğümüz/düşürüldüğümüz durum?
-Bu Lawrence İstenmeyen Adam İlân Etmemiş miydik-
İncirlik’i kullanan koalisyon malûm; IŞİD’le Mücadele Koalisyonu…
Trump’un IŞİD’le Mücadele Özel Temsilcisi de Brett McGurk. Obama döneminde de aynı görevdeydi.
İşte bu McGurk, Mayıs 2016’da PYD’yi ziyaret edip, “Akdeniz’e inme sözü”veren ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Josep Votel’le birlikte bir panele katılıp, konuştu.
Önce PYD/YPG için bir kez daha, “Ana ortağımız” ifadesini kullanan Votel’in şu sözlerinin altını çizelim:
“Türkiye ile Suriye konusunda çok sıkı bir diyalog içerisindeyiz. NATO müttefiklerini karşı karşıya getirmemek ve yapmak istemediğimiz faaliyetlere girmemek için gerginlikleri düşüren, onları konuşmakla koordinasyon ve ayrışmakla çözeceğiniz mekanizmalarınız olmalı.”
Ardından McGurk’un açıklamalarına bakalım:
Menbiç’teki YPG varlığından dolayı Türkiye ile ABD arasındaki gerilimi çözmek üzere diplomatik sürecin devam ettiğini belirten McGurk, özetle şunları söyledi:
“Türklerle çok iyi diyaloğa sahibiz… NATO müttefikimizle bunu diplomatik yoldan çözmeye çalışmalıyız… Geçen hafta onlarla çok iyi görüşmeler gerçekleştirdik.”
Öyleyse Ankara’nın “Kürdistanlı Lawrence” olarak gördüğü bu şahsı bir kez daha hatırlamamız farz oldu.
Başkan Obama’yken Kobani’ye gidip, PYD/YPG’li teröristlerden plaket aldı. Erdoğan, şöyle tepki gösterdi:
“Bakın, Biden yanında bir yardımcısı ile geldi. Obama’nın yanında da adı geçen bir ulusal güvenlik temsilcisi. Cenevre temsilcilerinin olduğu dönemde PYD gelemiyor, o kalkıyor Kobani’ye gidiyor. Kobani’de sözde bir generalden plaket alıyor. Biz nasıl güveneceğiz? Ben miyim senin ortağın, yoksa Kobani’deki teröristler mi?”
Bu tepkiden kısa bir süre sonra dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden New York’taki görüşmelerinde Erdoğan’ın karşısına McGurk’u oturttu. Erdoğan’ın anlattığına göre, orada McGurk’u ağır biçimde eleştirdi, hatta yüzüne bakıp, “Bir daha yapma” dedi.
Erdoğan Beyaz Saray’da Trump’la ilk görüşmesini yaparken, McGurk yine Suriye’de ve PYD/YPG’lilerle toplantıdaydı.
İşte bunun üzerine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “PKK ve PYD’ye açıkça destek verdiğini” söylediği bu şahsın görevden alınmasını istedi. Bir anlamda onu, “İstenmeyen adam” ilân etti. Ancak ABD, “McGurk’un arkasındayız” cevabını verdi.
Dönemin Savunma Bakanı Fikri Işık, ABD’li mevkidaşı Mattis’e PYD/YPG’yi anlatırken de McGurk Rakka’daydı ve “Silah desteğini arttırma” sözü veriyordu.
Dahası tüm bunlardan sonra Ankara’ya geldi. Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay yetkilileriyle görüştü. İktidar medyası da, “Oyalamak için geldi… Yüzsüz McGurk” manşetleri attı!..
Bu zatın 15 Temmuz’dan sonra başlayan “Fırat Kalkanı Harekatı”yla ilgili olarak, “Türkiye 15 Temmuz’dan sonra farklı bir ülke. Türkiye’nin DEAŞ’a karşı bir şey yapmadığını çok duyuyorum. Size söyleyeceğim; Şu anda yaptıkları, Türkiye şu anda bu teröristlere karşı savaşıyor, kayıp veriyor ve biz de sahada onların yanındayız. Bu belirgin bir gelişme. Uzun süredir onları bu konuda teşvik ediyorduk. Sonunda oradalar ve birlikte yapıyoruz. Bunun devam ettirmeliyiz” dediğini,
Ayrıca, “15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye’nin bölge politikalarına yaklaşımını değiştirdiğini” vurgulayıp, “Birlik için Kürtlerin önünde tarihi bir fırsatın olduğunu” söylediğini de hatırlatıp, soralım:
Hedefi, niyeti, misyonu belli bu “Lawrence”la “Çok iyi görüşmeler gerçekleştiren” yetkililerimiz kimlerdir?
ABD’ye meydanlarda “meydan okunurken”, kapalı kapılar ardında neler oluyor?
Müyesser YILDIZ
4 Nisan 2018
Not: Bu iktibastaki fikirler yazara ait olup, Adımlar’ın ideolojik ve siyasi anlayışına zıt görüşler sitemizi bağlamaz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>