Marifetname – Salih Mirzabeyoğlu

Marifetname
Süzgeç ve Şekil

Das Buch der Erkenntnis – Filter und Form
The Book of Knowledge - filter and form
كتاب المعرفة - تصفية وشكل
El Libro del Conocimiento - filtro y forma
Le Livre de la Connaissance - filtre et la forme

 

Marifetname-kumandan

 

TAKDİM VE İTHAF

İslâm, teslimdir; teslim ise, yakîndir; yakîn, tasdiktir; tasdik, ikrardır; ikrar, edâdır; edâ da, amel… Hazret-i Ali böyle buyuruyor.

İmân; tasdik, marifet, yakîn, ikrar ve İslâm’dır… İmâm-ı Azam böyle buyuruyor.

“İslâm” ve “imân”ın, birbirinin aynı ve birbirinden ayrı mânâları açık. Bunun yanında, “İslâm” ve “imân”ın açılımı hâlinde serdedilen kelimelerin, birbirinden farklı, buna mukabil hepsinin aynı mânâya geldiği belirtilmiştir; İslâm ve imân. Meselâ, bir kimseye, “ey insan, ey adam veya ey filânca” denmesi ve bunlarla aynı mânânın kasdedilmesi gibi.

Eserimizin ismi, “Marifetname”; Marifet ve irfanın, “bilmek, anlayış, tecrübe ve zekâdan ileri gelen zihnî kemâl” mânâsı, işin istidat ve çaba hâlinde, iç ve dış şartlarını çerçeveliyor. İslâm ve imân alâkası içinde, “ilm-i ledün” mânâsını da.
İslâm dini; teslim olunması ve imân edilmesi gerekenin hakikati o… “Nisbet”in teşekkülü boyunca, mevzuuna mahsus tasarruf; bu çerçevede de, “bilinmesi gereken”in “küll” anlamı yanında, yakîn getirme – marifet ve irfanın “cüz-parça” anlamı.

“Yakîn”, ilmin, bilmenin sıfatıdır ve malûm olduğu üzere, ayn-el yakîn, ilm-el yakîn, hakk-al yakîn şeklinde üçe ayrılır. Üstadım’ın misâliyle, Van gölü’nün olduğunu bilmek, “ilm-el yakîn”dir. Bizzat yanına gidip görmek, “ayn-el yakîn”dir. İçine girip garkolmak da, “hakk-el yakîn”dir.

Gelelim, “Süzgeç ve Şekil” davasına… Süzme, sadece “özünü alma” ve sadeleştirme değil, müsbet veya menfî anlamıyla “tasviye etmek”tir de. Şekil ise, “biçim, suret, tarz ve formül” mânâları yanında, işin ruh ve ahlâk cebhesini gösteren “bir adamın tab’ ve hevasına muvafık olan şey” mânâsına da gelir; ve tasvib ettiğini kapsarken, dışta bırakma düzenini de gösterir.
Batı tefekkürüne âit verimleri, bir ideolocya manzumesinin terkibî cüzleri hâlinde “tahaddüs- sezgi” yoluyla aslına ircâ ederken, doğrudan doğruya bu dava, eserimizin niçin basit bir derleme değil de İBDA külliyatının haslığına mahsus temel bir eser olduğunu açıklar. Karikatürlerimizin anlamadığı ve işi “ağız yolunu bilmez, kaşık çalar pilâva” hesabı, açıkgözlük psikolojisine –züğürtlük ifşâına!– döktükleri mesele!

Tahaddüs, “sezgi, süratle idrak” mânâları yanında, bu hususlardan katiyyen ayrılamaz şekilde içli-dışlı “yok iken peyda olmak” keyfiyetine de denk gelir. İmam-ı Gazâlî Hazretlerinin, bu türlü tevafukları, “bir hayvanın yürürken, adımlarının daha önce oradan geçmiş bir hayvanın ayak izlerine denk gelmesi”ne benzetmesi misâli çerçevesinde söylemek gerekirse, belli bir muradın sezgisi-yürüyüşü boyunca denk gelen ayak izi ile, ayak izlerine denk gelen adım atma arasında, asla uzlaşmaz bir fark vardır; birinde, hissin fikirleşmesi hâlinde bir vücut bulma ve “yok iken peyda olma”, diğerinde ise, atmasyoncu tavrı ve güyâ tasarruf ederken tasarrufuna girme şaşkınlığı. Kendini tarif eder belli bir nisbet oluşturulamamasının sebebi de burada: Bakar bakmaz anlıyoruz, “sen bu işin derdinde değilsin!” davası, yürüyüşünden belli!

Söz İmam-ı Gazâlî Hazretlerine gelmişken, “Takdim ve İthaf”ımızı ilk baskıdaki –aşağıda– hâline havale etmeden önce, eserimizle ilgili bir misâl daha:

— “Bir Hıristiyan, Allah’a inandığını söylüyor. O, Allah’a, Sevgilisi’nin gösterdiği yoldan inanmadığı, İslâm’ı kabul etmediği için kâfirdir. Şimdi sen onun Allah’a inandığını söylemesine bakıp da, kâfirdir diye, “Allah yoktur” mu diyeceksin?… O, her söylediği yanlış olduğu için kâfir olmamıştır ki!”

*

İslâm’a muhatap anlayışın “nasıl?” buudunu temsil eden Büyük Doğu’ya teslimiyetini, “kendinden zuhur” hikmetinin usûlü dairesinde doğrudan doğruya Büyük Doğu Mimarının anlayışına tescil ettirmiş ve yine ona Büyük Doğu’nun “niçin?” buudunu göstermiş olan İBDA, teslimiyet ile amel arasını samimiyet ve fikirde aynılaştırmış bir anlayış mihrakıdır. Öyle ki, fikirde bu fâni oluş, sadece Büyük Doğu Mimarı tarafından bâtın yönünden de tasdik edilmekle kalmamış, doğrudan doğruya düşmanlarımız tarafından bizi karalamak için ifade olunmuştur! İşte teslimiyet, işte yakîn, işte tasdik, işte ikrâr, işte edâ, işte amel!.. İşte biz!..
İslâmî hadler dairesinde ve doğrudan doğruya fikir “konsepti-derinliği”nin gösterilmesi halinde temas ettiğim “yakınlık” davasından ve sahteleri dehlendikten sonra, bu bahsin doğrudan doğruya tezahürü olan MARİFETNAME’nin temini inceliklerine geçebiliriz:

— “Gölgede bulunan mahiyet, onu meydana getiren asıl şeyin mahiyetidir. O halde asıl, gölgesine, gölgenin kendinden daha yakındır.”

Fikrin böyle bir nesep bağı içinde, bende Büyük Doğu Mimarının kendi kendini muhasebesi, tabiî olarak dünya irfan yemişlerini İslâm aslına nisbetle göstermeyi gerektirir ki, İBDA mihrakının zâtına mahsus “telif hakkının” doğrudan doğruya bu alanda tatbiki hâlinde bu eser, onun “şekil”, “süzgeç” ve “tecrit” ölçülerinin temin ettiğidir.

*

Şuurun içe dönük ve her varılanın ötesi olan iç aksiyon mevzuu “ben” yönümüzle, zamanın dışındayız; akıp giden zamanı akıp gitmeyen bir hâl’in açılışlarında takip eden bir hâlihazır… İnsan ruhu, ruhun ruhla sezilişi hâlindeki hamlelerinde, hürriyeti ve duraksız maksatlılığı temsil eder… Bu çerçevede “imân” bahsindeki inceliklere geçersek, MARİFETNAME’nin vücut bulduğu temel zemini usûl incelikleriyle izâh etmiş oluruz:

“Ruhun ruhla sezilişi” ifâdesinden de anlaşılacağı üzere “ruh”, nesneleştirme gücü ve kendi kendini “obje-nesne”leştirendir… Suret olmadan mânâların ebediyyen bilinemeyeceği hakikatini gözönünde tutarsak, “ifâde” ve görünüş çerçevesindeki herşey, sezginin aynıdır… Öte yandan biliyoruz ki, birşeyin aynı, aynı olduğu şeyden başkadır… Bu çerçevede imânın ne olduğu da anlaşılmıyor mu?.. Şuna buna bağlanmadan önce mücerret mânâsıyla imân, zevken idrak olarak, kendi kendini izâh eden bir kavramdır… Demek ki varlığın aynıdır:

“Düşünüyorum, öyleyse varım!” hikmeti, düşüncenin sezgi neticesi olması bakımından, “varım, onun için düşünüyorum!” hakikatine çıkar ki, bu çerçevede varlık, düşüncenin aynıdır… Burada, düşünce ve düşüncelerin karşılaştırılmasına ait bir usûl görünüyor: Düşünceyi var olan olarak almak, İmam-ı Gazâlî Hazretlerinin getirdiği ve sonra Batı tefekkürü tarafından da alındığı şekilde, varlığın varlıkla bilinmesi ve var olanın var olanla kavranması tarzında “bedahet-apaçık hakikat” davasına çıkar… “Herkesin hakikati kendine” ölçüsüyle her “ifâde” bir bedahet olarak alınacak ve İBDA diyalektiğinde gösterdiğmiz gibi, “bedahetin ölçülendirmesi ne?” bahsi içinde halledilecektir.

İç bağlantıyı tedaî ettirecek birkaç hikmet hariç, bütünüyle Batı Tefekkürü’nden gösterdiğimiz MARİFETNAME’deki hikmetler, böyle bir hakikatin hakikatine nisbetle ele alıştır.

*

Anlaşılmıyor mu ki, Kudsî Hadîs’te “kulunun zannı içinde olduğunu” ve öte yandan “hiçbir şeyin ona misil olmadığını” bildiren Allah, İmânın hakikatinde topyekûn varlık ve oluşun bedahetini bildirmiştir… İmân, hem inanan hem de inanılan yönünden, varlığın aynıdır; ve birşeyin aynı, aynı olduğundan başkadır… Allah, kuluna, şah damarından daha yakındır; ve ne ki o zannedilir, o değildir!.. Böyle bir “zıt kutuplar arası muvazene” diyalektiği içinde, “Allah’ı bulamamacasına arama” hikmetinin “tevhidî tecrit” usûlü görünür ki, bunu anlamamak herşeyden önce İslâmın tevhid akidesini zedeler!..

Demek ki, kâfirin de Allah’ın kulu ve topyekûn zaman ve mekânın sahibi olan Sevgilisi’nin kadrosu içinde olduğunu söylerken, insanoğlunun bilerek ve bilmeyerek Allah’ı arıyor oluşunu, hakikatleri mihrakına bağlayarak göstermek ve muhasebeye çekmek, bir zaruret oluyor; MARİFETNAME, bu idrakın… Dikkat:
Aslın, gölgenin kendisine ondan daha yakın olması hakikati çerçevesinde, küfür, imânın aynıdır… Ama kâfir yönünden, aradığının ne olduğunu bilmediği için gayrıdır! Şöyle: Biz küfre, Allah’ın kazası olarak razıyız, rızası olarak değil! Küfür, imân aslının tezahürü için gerekli araz hükmünde; ve kâfir, tersinden gerçekleştirici! Bu çerçevede pay kapılması gereken, bir bâtın kahramanının sözü:
— “Kâfir, putlarda ne aradığını bilse zındık olmazdı; ve bir müslüman, kâfirin putta neyi aradığını bilse, mecazî imândan usanırdı!”
Ve Muhiddin-i Arabî Hazretlerinini muazzam hikmeti:
— “Küfrün kaynağını bilmeyen, gerçek imânda olamaz!”

Yürüyen Büyük Doğu halinde hakikatleri aslına bağlarken nasıl bir mesuliyeti yerine getirdiğim anlaşılıyor mu? Ve şu bahislerde, “süzgeç” ve eserin “şekil” dilini ölçülendirmekte oluşum?

*

Bütün menfiliklerin mahiyetinin yokluk oluşu ve yokluğun da Allah’ın mahlûku olarak kendi kendine varolma iktidarında bulunmayışı malûm; yani “yokluk” da, Mutlak Varlık’la var… Varlığı, varlıkla-varoluşla kavramak ve tevhid bahsi yönünden, hakikatlere niçin sırt çevrilemeyeceği ve görmezden gelişin acizlik ifâdesi olacağı, bu hakikatin içindedir.

İslâm büyüklerinin işaretleri üzerinden mevzumuzu heceleyelim:
— “Zahir ilimlerinin özü, tefsir, hadîs ve fıkıhtır. Bunların özü de tasavvuf…

Tasavvufun özü ise vücut bahsidir. Derler ki, bütün tecelli mertebelerinde vücut birdir ve o vücut, kendi ilmî suretiyle zahire çıkmıştır. Bu bahis gayet nazik ve dakiktir. Buna akıl ve hayal ile girişmek küfürdür. Zira bu âlemde, köpek ve domuz gibi hayvanlarla türlü necaset ve sefil şeyler vardır. Vücudu bunlara kadar şümûllendirmek, kabahat ve şenaatin en büyüğü olur. ONLARI AYIRMAK VE MÜSTESNA TUTMAK İSE ÖLÇÜYÜ BOZAR.”

Bu sorunun cevabını da yine İslâm büyüğünden takip edelim:
— “Müminler ve keşif ehli kimselerle, vücut birliğine inananlar nazarında “halk” aklî bir kavram, “Hakk” ise görülen ve hissedilen bir varlıktır. Bu iki sınıf dışında kalanların nazarında ise, Hak akılda, halk ise histedir.”

Aklın, anlayamayacağını anlamak şeklindeki pay haddi dairesinde ve HALKIN DİLİ HAKKIN DİLİDİR hikmeti çerçevesinde görülmek üzere, “asıl” ve “gölge” davası:
— “Biliniz ki, herşey kendi mahiyeti, hakikati ve özü ile şeydir. Bir şeye kendi mahiyetini vermeye ve vericiye lüzum yoktur; çünkü mahiyeti kendisindedir. Bunun içindir ki, “hiçbir şeyin mahiyeti yapılamaz” denmiştir. Her cismin bir özü ve mahiyeti vardır. Cisimlere mahiyetlerini vermek için bir iş yapmak lâzım değildir. Meselâ, boyacının işi kumaşı boyamak içindir; yoksa kumaşı kumaş yapmak için değildir ki, buna lüzum yoktur. O hâlde birşeye mahiyeti sonradan verilmez. O şeyin mahiyetinin birlikte meydana gelmesi için iş yapılır. Herşey kendi mahiyeti ile şeydir. Bu sözümüz, “zıll-gölge”de doğru olmuyor. Birşeyin zıllı, aksi, gölgesi, hayali ve aynadaki görüntüsü, kendi mahiyeti ile zıll ve aks olmayıp, kendilerini meydana getiren aslın mahiyeti ile zıll ve aks olmuştur; çünkü, görüntünün ve gölgenin mahiyeti yoktur. Gölgede bulunan mahiyet, onu meydana getiren asıl şeyin mahiyetidir. O halde asıl, gölgesine, onun kendisinden daha yakındır. Çünkü gölge, aslın mahiyeti ile, yani asıl ile gölge olmuştur; kendi mahiyeti ile değil. Çünkü kendi mahiyeti yoktur… Bu âlem, mahlûkların hepsi, Allah’ın fiilerinin, işlerinin zılleri, akisleri ve görünüşleri olduğundan, bu âlemin aslı olan fiiller, âleme âlemden daha yakındır. Fiiller de sıfat-ı İlâhî’nin zılleri olduğundan, Allah’ın sıfatları âleme, âlemden ve âlemin aslı olan fiillerden daha yakındır; çünkü aslın aslıdırlar. Sıfat-ı İlâhî de, Zat-ı İlâhî’nin zılleri olduğu için, Allah’ın Zâtı, âlemden ve ef’al ve Sıfat-ı İlâhî’den daha yakındır.”

Bu ölçülendirmeler çerçevesinde ve İBDA terkibinin davet ettiği unsurlar halinde, Batı Tefekküründen mihrakına bağlanan hakikatler ve hikmetler manzumesi; MARİFETNAME…

*

Tebliğ ve telkinin en verimli noktasında durucu ve dünya çapında büyük terkibi nişanlayıcı bir aralıkta “teorik dil alanı”nı temin edici bir diyalektik ve muhatabında Büyük Doğu’da mevcut kuvvet ve istidadın tasdikini sağlayıcı bir gaye ile, antitezleri bile şifaya tahvil edebilmenin en geniş çaplı, tertipli ve verimli örneklerinden biri daha… Yaklaşık 20 senelik bir iz sürme ve çetinliği okuyucunun takdirine bırakan bu iş, yine de söylemeden edemeyeceğim bir ifadeyle, binbir bitkiden süzülen, tadı, kokusu ve rengine göre ayrı ayrı ve tek tek peteklere istiflenen balın temini cehdinindir.

Arı, ilmin malûma tâbî olması ölçüsüyle Büyük Doğu’dur; faaliyeti ise, sahibinin emri ve izniyle İBDA mihrakı! Ve böyle bir takdimle gayet nazik bir bahsin eşiğine adım atmış oluyoruz.

*

Evet; “terkib” davası… Fikir bahsinde gürültüye gelen ve hemen hiç bilinmeyen bahislerin başında bu “terkib” davası var.

Gayet çevik ifadelerle çerçeveleyelim:
Fizik ilminin tesbiti içinde de bulunan bir hakikat ifadesiyle, herşey parçaların toplamından fazla birşeydir ve her şeyde parçaların toplamından fazla bir şey vardır… Buna nisbetle, her zahirin bâtınına, her görünenin-görünmeyen yönüne, her açığın sırrîliğine, mânâ ve ruh izafe edilir… Eserin umumî hükmünü gösteren “aksiyon” kavramı, satırların arasına kıvrılan fikir ve his edâsını gösteren “üslûp-iç şekil” davası, doğrudan doğruya bedahet davasına misâl “zevk”, unsurüstü TERKİB hakikatine ne güzel karşılıklardır!..

İnsan ve toplum meselelerinin hâllinde, mevzuun terkibini temin eden unsurların ne olduğundan bile habersiz budalaların “tarihimizdeki düşünce devleri” kaydıyla cücelere kondurdukları “büyük fikirci” yaftası, “fikir terkibi” bahsinin konuşulabilir kısmında bile mevcut olmayışına acı bir delildir. Benim Necip Fazıl için söylediklerime karşılık olsun diye, dışın dış yüzünden apardıkları edâmla, biri bile yokken sürüyle “dev” takdimi!..

Bininci defa da olsa tekrarlayalım ki, topyekûn kâinatı insan ve toplum meselelerinin hâlli hâlinde gösteren bir dünya görüşü olmadan, bunun hakikatini billûrlaştıran İSLÂM’A MUHATAP ANLAYIŞ bulunmadan, her türlü faaliyet verimsiz, mihraksız, gayesiz, esassız, usûlsüz, hedefsiz ve rastgeleciliktir… İşi baştan işaretlediğime göre, gerisini buna kıyas ediniz.

Meselelere ara yerlerden girerek kargaşalıkta sahteliklere çadır kuranlara mukabil, apaçık şekilde bildirelim ki biz, fikri, fikir haysiyetini, bu ıstırabı yaşayan kafayı tanıyanız; pişmesine pişmiş, ama gafletle pişmiş yemeği, bu vasfıyla lezzetinden bileniz!.. Nerede kaldı ki onbaşı kültüründen kinâye fikirler, bunun fikircileri, bunlara takdir iletenler!.. İster anlatandan anlatılana, ister anlatılandan anlatana kıyas yapınız!..

*

Doğrudan doğruya varoluş hikmetime dayanan bir mânânın aksi halinde takdime mevzu MARİFETNAME, virgüllük adamların virgüllük hâllerine yakıştırdıkları “konsept-tecrid” sahteliklerine sed çekmenin de vesilesi ki, “terkib” temelimizi bir de “remz şahsiyet-sembol şahıs” bahsinin zarflanışından seyrediniz:
Beş asırlık tarih dilimimizle birlikte, içinde bulunduğumuz çağın nabzını yakalayan ve ideâli aramayla toprağa bağlanma arasındaki bir berzâhta kıvranan insanoğlunun oluş ıstırabını hakikatin hakikatine nisbetle heykelleştiren adam… Kendisine ayna olarak ötesine de şahit bulunduğum mânânın zâhiri şeklinde, Necip Fazıl’ın hakikati budur; ve o, bu çerçevededir ki, “sembol şahıs”tır.
“Sembol şahıs” meselesi nedir? Fikrî bir tecrid içinde Necip Fazıl’a bağlayarak sözkonusu eden ve getiren biziz. Ve hemen, dışın dış yüzünden, bunu şuna-buna bağlayan keşif(!) sahipleri zuhur etti!.. “Filân sembol şahıstır!”… Neyin sembol şahsı?.. Bekrî Mustafa da sembol şahıs… Neyin sembol şahsı?.. Kafa çekmenin… Öyleyse, Necip Fazıl’ın temsil ettiği mânâyı çerçevelersek, mesele anlaşılır: Beş asırlık tarih dilimimizle birlikte çağımızın nabzını yakalayan ve ideâli aramayla toprağa bağlanma arasındaki bir berzâhta kıvranan insanoğlunun oluş ıstırabını hakikatin hakikatine nisbetle heykelleştiren adam… İslâm’a muhatap anlayışın dünya görüşünü örgüleştiren adam… Davanın aşkını, vecdini, diyalektiğini, estetiğini, dost ve düşman kutuplarını işaretleyen, hedeflendiren, istikametlendiren; İslâm’ı eşya ve hadiselere tatbik edebilmenin “nasıl”ını çerçeveleyen adam… Bunun sembol şahsı!..

Mevzuu, mihrakına doğru daraltalım:
Her şeyden önce bilmek lazımdır ki, suret olmadan mânâlar ebediyyen bilinemez; ve her zahir oluş, dış, ifade, madde, pırıltı, şekil, istif, renk, sezginin aynı olan sezilen, mânânın tecellisidir… Ve aynı çizgi üzerinde beliren hakikat şudur ki, insanların anlaşabilmesi “bildirilebilme” ile mümkün; bu ise, hakikat hükmünün insanlardaki müşterekliği, yani “ben” ile “başkası” arasında ortaklık imkânı ve “ortak sembol” gerekliliğidir… Bu çerçevede, başın başında dil ve işaretler, insanlar arasında ortak bir “mânâ” dünyası meydana getiren sembollerdir… Bir adım atarsak; mânânın mânâ ile anlaşılması, iki yönün temasındaki sembol hakikatidir… Varlık, varlıkla anlaşılıyor ya!..

Öyleyse, insanî hakikatin İslâmî yönden iç’e ve dış’a doğru ortaklık imkânını çerçeveleyen Büyük Doğu dünya görüşü ve şahıs plânında da Mimarı, tabiî olarak ortak dil ve ortak semboldür.

Burada, nefes almaktan bile çekinilecek ve en ufak densizlikte feci adiliklere yol verebilecek bir mânâ dehlizinden, günümüzün hamam kültürüne ve idrakına bırakılamayacak bir inceliği de işaretlemek ihtiyacındayım:

“Beş asırlık tarih dilimimizle birlikte içinde bulunduğumuz çağın nabzını yakalayan ve ideâli aramayla toprağa bağlanma arasındaki bir berzâhta kıvranan insanoğlunun oluş ıstırabını hakikatin hakikatine nisbetle heykelleştiren adam”…

Büyük Doğu Mimarı’nın şahsında tecelli eden mânânın muhasebesini yapan İBDA mihrakı ise, “niçin?” buudunun aksiyonu hâlinde doğrudan doğruya o tesbiti gerçekleştiren… “Bildirebilme” hakikati çerçevesinde “sembol” mânâmız anlaşıldı mı?

Ve, tecrid ufkunda kan terleyen adamın, sırf bu iş ve usûl meselesiyle ilgili olarak, “anlayanına” ve “sıhhat şartını arayanına” kaydiyle söylemeye mecbur olduğu bahsin, sahtekar ve alçaklarını bu vasıflarıyla teşhir yeri:
Hissin hayâle üstünlüğü yoktur; ve hayâl, hisse, ebediyyen duyulandan başka suret vermez… Hayâl hissin aynıdır; bu çerçevede de, herşey histen ibarettir… Veya herşey hayâlden ibaret!.. Nasıl ki, hissin hakikatini yaşayan bâtın kahramanlarına nazaran “halk” aklî ve “Hak” görünen ve hissedilen varlık!.. Ve, halihazırda kumda oynayan psikologlara, duyulan ve hissedilenden başka suret vermeyen bu rüyâ bahsinin inceliğini gösteriş, İslâm büyüklerinden hediye olsun!..

Her şey bir yana, anlaşılmıyor mu ki, yürüyen Büyük Doğu’yu temsil eden İBDA aslı, doğrudan doğruya bu ölçülendirmeler içinde kıymeti mihrakına bağlamanın doğrudan telif hakkını temsil etmektedir!..

*

“Kendinden zuhur” diyalektiğinin “terkib” ve “telif hakkı” bahsine ait bu birkaç çizgi, yürüyen bir otomobilin tabiî olarak malik olduğu benzin şartını göstermek gibi birşey… İBDA mihrakı olarak, isbatladığımız hüküm şudur:
— “Tek kelimemin bile boşa gitmediğine inandığım tek sen varsın!”

İBDA DİYALEKTİĞİ isimli eserimde derinliğine açtığım bu mesele, MARİFETNÂME’yi Büyük Doğu Mimarı’na ithafen ve onun ifâde hâli olarak verişimi de açıklar. Çepeçevre örgüleştirilmiş bir nisbetin aksi, yeni bir tezahürü!..

*

Her ilim bir marifettir; her marifette bir ilim… Birkaç çizgiyle işaretlediğim “ortak sembol” davası, klişeler üstüne konan ruhun nasıl bir ilim ve marifet içinde olduğunu açıklar… Hani insan aradığının ne olduğunu bilmeden, bulduğunun da ne olduğunu bilemez ya… Ruhta bir istidat ki, doğruyu, açık ve seçik veya karanlık ve çetrefil bir mevzuun içinde, bulur… Tıpkı şu misâl gibi: Canımız bir şey ister, onu tadarız değil, bunu tadarız değil, “hah işte bu!”…
*
“Asıl” ve “gölge” bahsine temas içinde söylemeden geçemeyeceğim bir tecrit inceliği ki, “Dehr” ve “zaman” alâkası içinde çerçevelemek istiyorum:
Zamanı kayıtlayan, yâni geçmiş ve gelecek zaman kayıtlarını koyan biziz; yâni, bu nisbet ve izafetler, Allah’ın “Dehr” isminin zımnına dahil değildir, bizim koyduğumuz kayıtlardır… “Mutlak Varlık”a göre geçmiş, gelecek ve hâl cari olmadığına göre, zaman bir yokluk nisbetinden ibaret kalır ki, bu da “Dehr” isminin tecellisinden hasıl olmuştur… Dehr, Zat’a delâlet eden bir isimdir; ve Arş’la taayyün eden zaman da, onun suretidir. Bu izâhlar çerçevesinde “ân” bölünme kabul etmeyen bir vakittir ki, geçmiş ve gelecek, sadece farzediştir; işte bu “ân” deveran etmekle varlıklar zâhir olur ve “Dehr”in hükümleri meydana gelir… Topluluk mertebesinde “ân”, açılış mertebesinde “zaman”…

Bir nevi, bildiğimiz veya bildiğimizi zannettiğimizle, onun aynı olan bilmediğimiz ve meçhulün sanki teğet geçtiği bir sathîlikte vukubulan derinlik ve tecrit tavrı, sadece bu MARİFETNAME’yi temin inceliğini değil, bütün ilim ve fikir hakikatini tesbit eder. Aynı şekilde, bâtın yolu kahramanlarının, genişliğine insan ve toplum meselelerinin hallinde kıvılcım kapılacak sözleri, bu mânânın kapsamı içinde bakışa mevzudur.

*

Uzun uzun söze ne hacet efendim!.. Tek cümlede MARİFETNAME’nin aslı, esası, usûlü, gayesi, hedefi ve ehliyeti:
— “Bize uygun olan her söz, bizim gözümüzdür!”

Eserimizin kapağında bulunan ve kökünde bulunduğum mânâyı işaretleyen ithaf, sadece söylediklerimi değil, eserler boyu söyleyeceklerimi de izaha yeter!..
Bütün bu izahlar çerçevesinde, İBDA’cıların tümdengelim ve tümevarım yoluyla meseleler içinde başvuracakları bu eseri, “ortak hafıza” olarak takdim ediyorum… Yâni, sadece yazmak ve anlatmak değil, yazdırmak ve anlattırmak sevdasıyla, dışa açılışın ipuçlarını vermek, görüp tanımaya misâl olmak…

 

Fragmanlar

Dedi ki: (13)
— (Her an değişen bir çevre içinde tehlike çanlarını sadece duyurabilmek için bile çok daha keskin bir sese ihtiyacımız vardır. Bu derece ahenksiz ve akortsuz bir gürültünün hakim olduğu bir âlemde dinleyicinin yeni uyarıcılara karşı tamamen uyuşup, kendisini sığlıklardan selâmetle sıyırıp geçirebilecek dümen işaretlerini hiç duymaması tehlikesi çok büyüktür.) (s.253)
*
Dedi ki: (22)
— (Bugün hukukla vakıa, metinle ruh, mevzuatla tatbikat arasındaki fark gittikçe genişlemektedir; dünyada mevcut bir çok anayasa tamamen göstermeliktir ve tarif ettikleri rejimin memlekette olanla hiçbir alâkası yoktur… Anayasa âdeta mevcut rejimi gizleyen bir paravana vazifesi görür.) (s.255)
*
Dedi ki: (73)
— (Büyük hadiselerin büyük amillerle hazırlanıp meydana geldiği zannedilmesin; en küçük bir hadise büyük bir ihtilâle sebep olur ve hattâ bu ihtilâller öyle ani vukubulur ki, bunu yapanlar da şaşkınlığa düşerler.) (s.263)
*
Dedi ki: (126)
— (İtiraz etmek yeterli değildir. Neye itiraz edildiğinin bilinmesi, meseleler üzerinde durulması, gerekli değişiklikler teklif edilmesi gerekir.) (s.273)
*
Dedi ki: (142)
— (Uygulama alanında liberal ve marksist sistemdeki değişmeler, her iki sistemi doğuran yapılar arası uyuşmazlıkla açıklanabilir. Sistemler, iç çelişmelere ve ayrılıklara sahip olunca, karmaşık ve istikrarsız, değişken bir yapı doğmuştur. Her iki sistemin değişik sosyal şartlara uyma ve değişebilir unsurlara sahip olma nitelikleri zamanımızda anlamlı bir sonuç doğurmuştur: Kapitalizm de, kollektivizm de birbirlerine yaklaşmaktadırlar. İki uç birbirine değme yolundadır… Önemli olan, bu yaklaşımın varlığıdır; bir savaş çıksa bile, bu hadise artık vardır. Ve milletler arası münasebetler alanında büyük değişiklikler de doğurmaktadır. Sovyet komünizmi eskisi gibi ihtilâlci değildir; Batı demokrasilerinde de, komünist partiler bundan böyle proleterya diktatörlüğünden söz etmez olmuşlardır. Artık çatışmadan birleşik bir kaosa doğru bir gidiş görülüyor. O kadar ki, katılıklarını yitirmekte olan, bununla beraber yaşamaya çalışan bu iki sistem, klâsik mânâlarını yitirerek «genelleşen ekonomi»ye dönmektedirler. Günümüzün iktisatçılarını bu sonuca vardıran, herhalde kollektivizmle kapitalizm arasında buldukları ortak noktalardır ve paralel gelişmelerdir.) (s.277)

İçindekiler

TAKDİM 7

1. LEVHA DÜŞÜNCE VE METOD
1- Ne ve nasıl
2- İmân ve fikir
3- Mantık ve gerçek
4- Malûm ve şuur
5- Niçin ve sebep
6- Akıl ve tedirginlik
7- Metafizik ihtiyaç ve kuşku
8- Bilmek – yapabilmek
9- Şekil ve unsur
10- Felsefede metafiziğin vaazı
11- Duyguyu değiştirebilmek için
12- Kalbi okuyabilmek
13- İnsan – kaval
14- Tefsir suçu
15- Duygu ve düşünce
16- Mutlak fikrin gerekliliği
17- Doğru ve güzel
18- Sokrat ve Eflâtun – nisbet
19- Dil ve kâinat
20- Fert ve tecrübe
21- Mütefekkir şuuru
22- İkiyüzlü mantık
23- Beşerî sistemler ve yanlış nizam -
nizam hatası
24- Zıtların birliği
25- Başlangıç yanlışlığı
26- Akıl ve ölmezlik inancı
27- Düşünen ve düşünce
28- Yanlış ölçü
29- Gerçek öğrenme
30- İyi insan – güzeli aramak
31- Bilgi ve karar
32- Bilgi ve zan
33- Zıtları bilmemek
34- Meseleyi yaşamak
35- Doğrunun hatırı
36- Bilginin ilerlemesi – muhatab anlayışı
37- Hakikat ve zan – Mutlak hakikat
38- Kavramak – mesafe ayarı
39- Hakikat ve bilgi
40- İman ve kategori
41- Müessir ve imkân
42- Düşünce ve kaygı
43- Akıl ve kavrayış
44- Seçme ve bağlanma
45- Anlayış ve dostluk
46- İnsan ve gaye
47- Mütefekkir ve yığın
48- Ruh ve bilgi
49- Değer ve hassasiyet
50- Hasse – şekil – idrak
51- Bütün ve parça görmek
52- Bilgi, bilgisizlik bilgisi
53- Hasse verileriyle maddî cisimler
arasında fark yapmak
54- Göz – renk – eşya
55- Bilgi – iyi, doğru, güzel
56- Tecrübe ve hüküm
57- Hasse ve akıl – hüküm ve bilgi
58- Sezgi ve tecrübe – zaman ve mekân
59- Sır idraki
60- Şuurun maksatlılığı – şuur ve kuşatan
61- Ahlâkî gereklilik
62- Sıfat ve değer
63- Şuurlu gaye – içgüdü
64- Mantık normları
65- Sebep ve netice münasebetinde hata
66- İnsanın, içini ve dışını
tanıma zorunluluğu
67- Dehâ
68- Bilmediğini bilmek
69- Konuşma ve akıl
70- Aradığını bilmek
71- Mevzuu bilmek – yerini bilmek
72- Düşünmek ve öğrenmek
73- Zekâ ve kıymet
74- Okunacak yazar – dost
75- Hakikat talibi
76- İyilik
77- Yapılamayanı yapmak
78- Anlamak ve anlatmak
79- Terbiye
80- Aydın insan – fikir ilgisi
81- Okumanın gayesi – seçim yapmak
82- Fikir hırsızlığı – telif hırsızlığı
83- Tefekkür – yaşamanın mânâsı
84- Konferans ve yazma
85- Dehâ hakkı
86- Mantık ve delilik
87- Hasselerin öğrettiği
88- Yürekle bakabilmek
89- Hadisede gizlilik payı
90- Mânâ dünyası ve fizik dünya
91- Obje sırrı
92- Göz ölçüsü ve bilgi
93- Şuursuz ilim
94- İddia ve ispat
95- Düşünce ve aksiyon
96- Göz ve his
97- Müsbete döndürebilmek
98- Murakabe hassası
99- Gerçek bilgi
100- Mantık ve hakikat
101- Zekâ ve hedefsizlik
102- Muhakeme ve duygu
103- Akıl ve aşk
104- Hikmete giriftarlık – ölmeye çalışmak
105- Herşey zıddiyle kaim
106- Akıl ve ihtimâl
107- Peşin hüküm
108- Ele gelmeme zevki (!)
109- Düşünüyorum, öyleyse varım
110- Bedahet
111- Uyku ve uyanıklık sınırı
112- Eski düşüncenin yerini alabilmek
113- Önce ve sonra
114- Taklit ve realite
115- Tarih yazmak
116- Fikri sabit ve esrar
117- Ben, nerede?
118- Fikir sisteminin aracı
119- Sosyolojinin karmaşıklığı
120- Medeniyet – ilim – kemâl
121- Modern fiziği anlama zorluğu, sebebi
122- Zekâ ve tecrit kabiliyeti
123- Üstün kafa alâmeti
124- Hakikat ve erişmek
125- Tecrübe ve netice
126- Sezgi gücü
127- Duygu ve zekâ
128- Kolay ve güç
129- Düşünceyi öldürmek
130- Kâinat sırrı
131- Sebep ve vakıa
132- İlim ve değer
133- Görmek ve zihin
134- Ben olmak ve paylaşmak
135- Aşk ve fikir
136- Soru ve çözüm
137- Metod zarureti
138- Malûmun gücü
139- Sır idraki
140- Malûmu meçhulden kurtarmak
141- Meçhul zevki
142- Kaidenin rolü
143- Çocuğun düşüncesi
144- Konformizm
145- Paradoks hakikat
146- Kalem ve yazı – Allah’ın yemini
147- İnfial ve müessir
148- Ruhçu bakış
149- Hayranlık – hayret
150- Düşünce ve gaye
151- Gaye ve güç
152- Arzu ve korku
153- Olmak ve görünmek
154- Bilgi ve bilinen
155- Bilgi ve şüphe
156- Düşünce ve tasavvur
157- Felâh
158- Sessiz konuşma
159- Gözden kalbe
160- Bütün ve parça – Bütün fikrin gerekliliği
161- Akıl, denetleyici güç
162- Akıl ve sezgi
163- Mistisizm
164- Mistik heyecan ve bilgi
165- Sistem, model
166- Düşünce ve insan – insan ve sosyal varlık
167- İlim ve hayat
168- Materyalizm’in, tekâmül
nazariyesini açıklayamaması
169- Sokrat
170- Sokrat’ın müdafaasından
171- Eflâtun’un Sokrat’a nisbeti
172- İnanılan şey ve samimiyet – hâlimiz
173- Cehd ve usûl
174- Süje ve obje ilgisi – Yeni fizik
175- Mantık ve muhteva
176- Mantık ve varlık
177- Kategori
178- Telkin – bildirme – dil
179- Okuyucu ve eser
180- Alimlik ve akıllılık
181- Bilmenin hakikati
182- Mistik bakıştaki hata
183- İyi ideasını gözönünde tutmak
184- Kavramın rolü
185- Mütefekkirin rolü
186- Normatif şuurun hatası
187- Muvazene hikmeti
188- Müşahedecinin, müşahadede ruhî yapısı
189- Öğrenme – bağlantı kurabilme
190- Fikir modeli ve pratik
191- Doğruluk
192- Okumak ve sohbet
193- Güzel kitap
194- Okumak ve tahlil
195- Kabiliyet ve dehâ
196- Dâhi ve sevgi
197- Gafilin düşmanlığı
198- Eser, kime?
199- Emek ve hasat
200- Fikirlerin kaynağı
201- Kendini bilmek
202- İmân, mucize şuuru
203- Heyecan ve ibda
204- İbda ve heyecan
205- Muhasebe, idrak ve başlangıcı
206- Nefs muhasebesi
207- Düşünce ve ıstırap
208- Tesir ve sebep
209- İlimde iki metod
210- Gerçeği yansıtmak
211- İşe yarayanla, yaramayanı ayırmak
212- Öz ve görünüş
213- Ayırdedici kafa
214- Terkip hatası
215- Bilmediğini bilmek
216- Teferruat
217- Tarif ve bilgi edinmek
218- İlimde sınır
219- Görünme hevesine kapılmamak
220- Kendini beğendirme hevesine kapılmak
221- Bulunanın aranması
222- Kendinde ışık

2. LEVHA VARLIK VE OLUŞ
1- Varoluş ve ıstırap
2- Sıkıntı ve korku
3- Varoluş gerçeği – fert
4- Varlık sır
5- Varoluş ve düşünce
6- Sır zevki
7- Akılca ölüm
8- İnsan – canlı – madde
9- Madde ve hareket
10- Bilginin menşei
11- Gerçek sevgi
12- Hürriyet ve değer
13- Ruhların anlaşması
14- Nefs muhasebesi
15- Ben ve beden
16- Aşk hayattır
17- Anlayış ve aşk
18- Mutlak varlık ve varlık
19- Sonsuz üstüne
20- Fenâ bulmak
21- Aşk ve hakikat
22- İyi insan – kötü insan
23- Kendini tanı
24- İyilik – fenalık
25- Varlık ve münasebet
26- Büyüyen kâinat
27- İrade ve âlem
28- İfade ve meçhûl
29- Şekil ve sınır
30- Varlık ve değişim
31- Sebep ve illet
32- İnsan ve ilgi
33- İlim ve inanç
34- Madde ve mekân
35- Kâinatın başlangıcı
36- Uranyumun ortaya çıkışı
37- Uzaklığın izâfiliği
38- Hayat ve çaba
39- Gerçeklik seviyesi
40- Sonsuzluk idrakinin sebebi
41- Gölge dünya
42- Göz ve hakikat
43- İnsanın gayesi
44- Hakikat ve muhayyile
45- İnsanın yaratılış gayesi
46- Aşk ve heyecan
47- Mahzunluk ve mutluluk
48- Dostluğun hakikati
49- Aşk ve zaman
50- Varlık ve imkân
51- Ölüm idraki
52- Kalb yumuşaklığı
53- Gölge varlık
54- Varoluşu izah etmek
55- Bütüncü ve parça bakış
56- Madde hakkında bilgimiz
57- Şüphe ve varlık
58- Bedihî hakikat
59- Mutlak varlık – izafi varlık
60- Kendimizi ve başkasını bilmemiz
61- Tasavvur ve yokluk
62- Yok olmak ve başkalaşmak
63- Akıl ve mümkün
64- Çaba ve obje
65- Keyfiyet ve niteleme
66- Niteliğin şiddeti ve süresi
67- İnsanın hayvana nisbeti
68- Varlık kademeleri ve insan
69- Düşünce – hayat – ölüm
70- Düşünce ve varlık
71- Ben ve bildirilme
72- Düşünce varlığını yakalamak
73- Özne ve yüklem ilişkisi
74- Dışta bırakma ilkesi – başkasıyla varolma
75- Diyalektik oluşum
76- Zıtların birliği, ayrılığı
77- İlişkilerden cevheri çıkarmak
78- Varlık ve sınır
79- Sınır ve prensip
80- Aktüellik
81- Aktüellik ve biçim
82- Hafıza nedir?
83- Gerçek ilim sevgisi
84- Ortamın hakikati
85- İnsan zıt kutuplar içinde
86- Beşer idrakini yenilmek
87- Hayvan ve insan farkı
88- Hayvan nefsi – İnsan ruhu
89- İki türlü heyecan, duygu, duyarlık
90- Varlık ne için var?
91- Kadının rolü
92- Kaygı ve insan
93- Ben ve başkası – Ben ve çevre
94- Orijinallik ve şahsiyet
95- Allah’ı ispat
96- İnançsızlık ve aptallık
97- Tamlık fikri – Tam varlık

3. LEVHA ZAMAN VE HÜRRİYET
1- Zaman mucizesi
2- Zaman ve süre
3- Hürriyet ve şahsiyet
4- Ben ve hürriyet
5- Hakikat ve çaba
6- İki hürriyet
7- Kendini feth
8- Nasıl bir hürriyet
9- Gerçek kahraman
10- Hürriyeti kazanmak
11- Kendine hükmetmek
12- Zaman ve fırsat
13- Din ve hayat
14- İki eğilim
15- İnsan ve aksiyon
16- Zaman ve hiçlik
17- Kendini yargılamak
18- Hatıra
19- Bir şeyi şiddetle istemek
20- Cemiyetten beklenen
21- Kalb zenginliği
22- Murada bakmak
23- Nefs ve hürriyet
24- Asıl bilgi
25- Faziletin kaynağı
26- Hürriyet ve ruh
27- Saat nedir?
28- Hatıra
29- Bedbahtlığın sebebi
30- Psikolojik ve sosyolojik olarak münasebet
31- Düşünce kıymeti
32- İnsanları tanımak
33- Nizam zevki
34- Neş’e ve ıstırap
35- İman ve irade
36- Saadetin menbaı
37- Gençlik – Düşünce
38- Ruhçuluk
39- Mutluluk
40- Aşk
41- Aşk ve engel
42- İrade ve içgüdü
43- Zaman şuuru
44- Şuur ve insanîlik
45- Fenomenolojik metod
46- İnsan – kişi
47- Hürriyet – imkânlara açılma
48- Mutlak varlık ve zaman
49- Süre’nin idraki, doğu’da başlar
50- Hürriyetlerin derecesi
51- Hür çaba ve hakikat
52- İnsan, kendine ve dünyaya üstün varlık
53- Malûm – kendinde obje
54- İnsan olmak
55- Malûm’un hakikati
56- Bilmek – yapmak – gaye
57- Gerçek iyilik
58- Aşk ve güzellik
59- Gerçek dostluk
60- Dostun ölümü
61- İç arınması
62- Hayat ve ölüm
63- Derin düşünce ve canlılık
64- İnsan ve kuşatan
65- Dünya, ben ve Allah
66- Mutlak varlık ve insan ilişkisi
67- Hürriyet ve çaba
68- Şuur ve ihtiyacı
69- Fert ve diğerleri
70- Kendisi için olmak
71- Şuurluluk ve sonsuzluk
72- Sonluluk ve sonsuzluk
73- Aktüellik şuuru ve zorunluluk
74- Fanilik şuuru
75- Budacılık ve hipilik
76- Ruh ve ilim
77- Temas çağrışımı, benzerlik
çağrışımı – hatıra
78- Uzun tesir ve delil
79- Şimdiki ân
80- Ben şuuru
81- İradenin maksatlılığı
82- Hafıza
83- Zaman ölçüleri ve süre
84- Çevre hakikati
85- Hayat ve gaye
86- Ahlâk gayesi
87- İnsan ve düşünce
88- Ölüm
89- Kalb
90- Hayatını kazanmak
91- Hürriyeti kazanmak
92- Hakikî saadet
93- Hayat ve ölüm
94- Istırap ve oluş
95- Şuurdışı
96- İç hayat
97- Hürriyet ve zorunluluk
98- Gerçeklik durumu
99- Kendini bulmak
100- Özü isteyiş
101- Nasıl hayat
102- Ortak semboller
103- Samimiyet
104- Rakkas
105- Ahlâk – yapmak
106- Anlamak – yapmak
107- İbadet – ifade
108- Tecrit
109- Kötü duyguların içyüzü

4. LEVHA DİL VE MÂNÂ
1- Dil çarşafı
2- İnsan ve dil
3- Kâinat ve dil
4- Dil ve zaman
5- Halkın dili
6- Dil ve mânâ bağlantısı
7- Dil ve malûm
8- Kök kelimeler
9- Dil meselesi, dil âlimi ve sanatkâr
10- Akıl ve dil
11- Dil, iç ihtiyacından doğmuştur
12- Yokluk ve obje
13- Sıfat ve kelime
14- Dil ve mânâ
15- Söz ve iş
16- Söz ve medeniyet
17- Tesir
18- Söz ve şahsiyet
19- Kalem ve dil
20- Kelime kuvveti
21- Gaye mânâ
22- Anlatma güçlüğü
23- Söz ve ruh
24- Söz ve düşünce
25- Mimarî şuuru
26- Söz ve kalb
27- Söz ve aşk
28- Söz ve hatıra
29- Dil ve mânâ renkleri
30- His ve dil
31- Dil ve çağ
32- Ayniyyet ve yazı
33- Göz ve dil
34- Niyet ve konuşmak
35- Dil – akıl – anlama
36- Dil ve akıl
37- İfade ve ruh
38- Düşüncenin belli bir dile bağlılığı ve
bağlı olmayışı
39- İfade biçimi ve muhteva
40- Dil ve insan etkileşimi
41- Dil ve sır idraki
42- Dile katkı
43- Dünyayı kavramak
44- Düşünce tesiri
45- Dil ve dünya
46- Dil ve zaman
47- Dilin kökü
48- Dil, hayattır
49- Yaşayan dil
50- Dil ve dünya tablosu
51- Dil ve medeniyet
52- Dilin etkinliği
53- Sosyal varlık
54- İnsan, dildir
55- Dil ve kelime
56- Şuur ve dil
57- Muhteva
58- Maddî olmayan alet
59- Dil ve ortak sembol
60- Bildirilebilme
61- Lisân ve imân
62- Hakkın hediyesi
63- Dilin hayatiyeti
64- Dil ve tasavvur
65- Dil toplulukları
66- Dil, hayrete mevzu
67- Dilin kapsamı
68- Kendi kendine konuşma
69- İç konuşma
70- Dillerin karşılaştırılmasından çıkan netice
71- Ruh ve dil
72- Dil – biçim – ruhî hadiseler
73- Konuşma ve iç yön
74- Konuşmanın meydana gelmesi
75- Dilbilimi ve ruh bilgisi ilişkisi
76- Dil ve hafıza
77- Anlayan ve anlatan ortaklığı meselesi
78- Hafızayı anlamak
79- Seslenme ile anlam arasındaki bağ
80- Doğru ve yerinde kelime kullanmanın tabiîlikle alâkası
81- Kelime – nesne – kabiliyet
82- Doğru kelimenin başka kelimeyle karıştırılması
83- Şuur ve anlam – anlam, unsurüstü terkip
84- Dil ve şekil
85- Yorum
86- Ruhun dilde tezahürü
87- Ruhun hakimiyeti
88- Şiir ve devlet
89- Şiir ve devlet – sanat üzerine düşünce
90- Eski İstanbul dili
91- Şiir ve duygu – telkin
92- Söz ve sükût
93- Dil ve hakikat – hakikat, sır
94- Şair ve dâhi
95- Murat ve sahtelik
96- Güzel anlama ve dinleme sanatı
97- Talâkat ve belâgat
98- Ses ve dil
99- Dil ve diyalektik
100- Dil ve çevre tesiri
101- Çevre dili – bakan göz
102- Dil ve yazı
103- Dil ve kültür
104- Cümle ve fikir

5. LEVHA ESTETİK VE SANAT
1- Şair ve sanatçı
2- Kabiliyet ve hassasiyet
3- Değerlerin değişimi
4- Doğru ve güzel
5- Güzel sanatların ahlâkiliği ve gayeliliği
6- Şekil ve güzel
7- Münekkidin ölçü sahibi olma gerekliliği
8- Tümevarımcı estetik
9- İlham ve mantık
10- Âlemşümûl güzellik
11- Sanat ve insan
12- Güzelin kaynağı
13- Güzel ve şekil
14- Estetik, ruhîliğin bir yönü
15- Güzel ve hakikat
16- Estetik
17- Estetik normu
18- Estetik – sanat tenkidi ve sanat tarihi
19- Şuur ve güzel
20- Güzelin anlaşılması – kültür
21- Komik üzerine
22- Komik üzerine
23- Gülme ve sempati
24- Komik ve tezat
25- Müzik ve taklit
26- Sanat nedir?
27- Ruh ve müzik
28- Müzik ve metafizik
29- Müzik ve irade
30- Yazı ilkesi
31- Anlayış ve şahsiyet
32- Çok söz – az söz
33- Dehâ
34- Şiir ve iç âlem
35- Şiir ve kelime
36- Şiir ve müphemlik
37- Şiir
38- Şiirin ilkesi
39- Şiir – güzellik ve doğruluk
40- Şiir ve ruh
41- Şiir ve hayat tarzı
42- Eserin doğumu
43- Mânâ ve kelime
44- Sevgi ve şiir
45- Objektif süreç içinde değerlendirme
46- Sanat ve ihtiyaç
47- Aşk ve şiir
48- Şiir ve okuyucu
49- Etki ve anlayış
50- Güzellik ve mistik duygu
51- Şair ve sır
52- Sanatçı ve eser
53- Sanatta kopya
54- İç âlem düzeni
55- Güzellik ve sükûn
56- Tenkitçi ve ölçü
57- Münekkit ve roman
58- Muhteva ve imkân
59- Gülmek ve ağlamak
60- Nesne, ayna, resim
61- Hayâl gücü ve dil
62- Allah ve romancı
63- Roman üstüne
64- Roman buhranı
65- Sanat ve iman
66- Fantezi ve rüyâ âlemi
67- Don Juan
68- Sezgi ve ifade
69- İfade ve kavram
70- Mağara resmi
71- Batılı estetikçilerin yanlışlığı
72- Fert – toplum – sanat
74- Tiyatronun gayesi
75- İnsan ve sanat
76- Sanat ve gerçeklik
77- Estetik ve güzel
78- Sanat bilimine ihtiyaç
79- Sanatın kaynağı
80- Şuur ve sanat
81- Güzellik ve hakikat
82- Güzel idesi
83- Münekkide düşen görev
84- Sanatta dünün değeri
85- Uslûp ve sanatın gelişmesi
86- Sanat ve iktidar
87- Beşerî bünye ve şair
88- Sanat ve edebiyattan beklenen
89- Tenkit faaliyeti ve mücadele
90- Sanat ve gaye
91- Sanat ve yazıda samimiyet
92- Sanatçı içgüdüsü
93- Sanat, hayat tarzı
94- Şairin iki kabiliyeti
95- Sanat – sükûnet ve endişe
96- Kaleme almak için
97- Sembol
98- Denge meselesi
99- Özel bir dünya

6. LEVHA HİKMET
1- Çile
2- İyilik ve büyüklük
3- Gerçek ayıp
4- Hırs ve değerlendirilişi
5- Şükran duygusu
6- His ve aile
7- İnsanın varlık gayesi
8- Tarih şuuru
9- Garip mantık
10- Aksiyonun mânâsı
11- Eserden müessire
12- Hayat, güzellik, sanat
13- Vicdân
14- Nasihat ve ibret
15- İnce hikmet
16- Üzüntü
17- Nimet ve külfet
18- Umut
19- Uyku
20- Gerçek saadet
21- Hayâl kırıklığı
22- Düşünme ve konuşma
23- Cehalet ve bilgi
24- İhtiyarlık ve imkân
25- Başlangıç – gerilme
26- Aldanış
27- Ayna
28- Kitap ve medeniyet
29- Zekâ ve çaba
30- Düşünce ve söylemek
31- Akılsız ve hırsız
32- Faydalı bilgi
33- İsteyebilmek
34- Ders
35- Acı ve büyüklük
36- Yarar meselesi
37- Cesaret ölçüsü
38- Dua
39- Kalabalıkta yalnızlık
40- Ruhu doyurmak
41- Ölüm üstüne düşünce
42- Sabır
43- Tamamlamak
44- Zevk – hayâl gücü – kendine hakim olmak
45- Şuura alternatif vermenin misâli
46- Dua, güç, eğitim
47- Gözyaşı hikmeti
48- Korku
49- Ölü hakkında tavır
50- Mutluluk – mutsuzluk
51- Felâket ve dehâ
52- Dost
53- Haksızlık ve mahvolma
54- Küçümsemek bile
55- Şifaya tahvil
56- Anlama felâketi
57- Koku alma
58- Saygılı korku
59- Uyanık kalb
60- Edebî başarı
61- Sersemlik
62- Öze gidiş
63- Kuvvetli insan
64- Gerçek sevgi
65- Düşünce – bahsetmek
66- Şehvet ve insan
67- Aşktaki cazip taraf
68- İz kalması
69- Okumak ve sevgi
70- Gayesizlik
71- Acı
72- Arzu edilen hayat tarzı
73- Hayatın idaresinde sözkonusu insan
74- Zamanımızdaki eksiklik
75- Ben bilgisi – bilgisizliği
76- Beden ve irade
77- Biricik mesele
78- Tekâmül teorisi
79- Suç
80- Müsbet
81- Düşkünlük
82- Zan
83- Hatırlatmanın yeri
84- Gaye ve gayesiz parsa
85- Uzlet
86- Kaybolan
87- Ürküntü ve zahmet
88- Anlayışlı davranış
89- İhtimal ve ihtiras
90- Hülya ve başarı
91- Unutkanlık
92- Tatmin edilme
93- Şekil ve murat
94- Prensip ve gaye
95- Hile
96- Eserden müessire
97- Büyük hikmet
98- Kahramanın kaderi
99- El işi ve zihin
100- Aşk ve paylaşmak
101- Gerçek sabır
102- Kanunî eşitlik ve tâbiî eşitsizlik
103- Âhlâk ve inanç
104- Biyolojide eşitlik
105- Nasihat
106- İntihar ortamı
107- Haz ve mutluluk
108- Prensiplerdeki değişiklik
109- Gülmek ve ağlamak
110- Meziyet
111- Doğru söz
112- Kendine güven
113- İş gücü ve sermaye yatırımının arkasındaki kuvvet
114- Kendini verme kabiliyeti
115- Saflığın üstünlüğü
116- Suç ve çevre
117- Cürüme tepki
118- Kabiliyetler
119- İlk günah
120- Muvaffakiyet ve saadet
121- İnsanları kızdıran ve gücendiren şey
122- Basit sevgi
123- Hatırada katlanılan kötülük
124- Kaderi bilmek
125- Köle ve gurur
126- İdare eden – idare edilen
127- Şükran duygusu
128- Kötülüğe hizmet
129- Kaçan ufuk
130- Düşünce ve sessizlik
131- Aşkın oyunu
132- Üretim ve mülkiyet
133- Sır ve mesuliyet
134- Dostluk üstüne
135- İyi ve kötüde istidat
136- Tabiplerin hatası
137- Marks’da düşüncenin kökü
138- Marksizmin tenkidi
139- İnsan karakteri ve ekonomik unsur
140- Zevksizlik
141- Hayat gücü
142- Organizmanın aklı
143- Fikir ve kavga
144- Hayat ve haz
145- Teselli, akıl ve hikmet
146- Ahlâk ve alışkanlık
147- Cimrilik ve delilik
148- İmkân ve mutluluk
149- Doğruluk ve yarar
150- İhtiyaç ve karşılık
151- Ruh ve beden
152- Ruh ve beden rahatlığı
153- Normatif şuur yanlışlığı
154- Araştırma zevki
155- Görme ve körlük
156- Hadiseye yanaşan insan
157- Kader ve çaba
158- Kitap ve dostluk
159- Çocukken okunan
160- Vecd ve korku
161- Dehâ
162- Dehâ – meleke
163- Malûm ve kötülük
164- Muhasebe
165- Haz ve elemin derecesi
166- Kaybetmek ve kazanamamak
167- Gaflet hâli
168- Alçak adam
169- Tesadüf
170- İnsanın kendi
171- Ölümü gözönünde tutmak
172- Dostluğun bulunduğu yer
173- Yalnızlıktan şikâyet
174- Kendini inşa
175- Aşk ve din
176- Ben’i bilmek
177- Hikmet ve hizmet
178- Düşünce ve iktidar
179- Hegel ve Freud
180- Sır ve ekonomi
181- Varlığı var olanla anlamak
182- İktisat; ilim ve sanat
183- İktisat araştırması ve zevk
184- Zorluk ve kolaylık
185- Hadiseye yanaşan insan ve servet
186- Birliğin aksi
187- Paradoks mantık
188- Toplum bilimlerinde zorunluluk
189- Toplum bilimi ve hürriyet
190- İnce idrak
191- Dehâ ve cinayet
192- Bütünün özünü görmek
193- Ürperebilme
194- Tasarlama ve sabır

7. LEVHA DEVLET VE İDARE
1- Devlet başkanında yetki
2- Dayanışma ve ilişki
3- İdare edenler – idare edilenler
4- Demokrasinin hakikati
5- İsraf ve insanlık
6- Değişen bakış
7- Milletin değeri
8- Faydasız hayat
9- İyi hükümet
10- Bilinmeyen suç
11- Yoklukta adam geçinen
12- Eğitimin gayesi
13- Karakter
14- Toplum şuuru
15- Kültür kuruluşları
16- Hukukun önemi
17- Demokraside ahlâk
18- Nasihat ve davranış
19- Müşahhas örnek
20- Rütbe ve mesuliyet
21- Cinsiyet ahlâkı
22- İktidar ve muhalefette güven
23- İnsan unsuru
24- Çocuk eğitimi
25- Doğruyu görmek – doğruyu söylemek
26- Hayâl ve gerçek
27- Toptan plânlama
28- Sosyal problemlerin halli
29- Ekonomik bunalımların sebebi
30- Devletin ve insanın ortak gayesi
31- Karşılıklı etkilerin araştırlması
32- İnsan ve hükûmet
33- Yüce ahlâk
34- Değişken millet
35- İyi hükûmet
36- Teori ve pratik farkı
37- Hayat aksiyondur
38- İyi insanın korunması
39- Halk ve hakimiyet
40- Hukuk ve ahlâk
41- İşbölümünün gayesi
42- Suç ve niyet
43- Ferdi himaye
44- Faiz ve kriz
45- İslâm ve toplum mesuliyeti
46- Hürriyet ve demokrasi
47- Memleket ve milleti tanımak
48- Tahsilin gayesi
49- Rütbe ve ceza
50- İktidar, fikir, teşkilât
51- Devlet ve iktidar
52- Fert ve toplum dengesi
53- Siyaseti değerlendiren sosyal kategoriler
54- Müesseseler
55- Toplumda benzerlik ve fark
56- Hakimiyet nedir
57- Hakimiyet ve iktidar
58- Gösterişçi adam
59- Vicdan sahibi
60- Kemmiyet ve keyfiyet meselesi
61- Ruhî eğitim
62- Demogoji rejimi
63- İç otorite
64- Devletlerarası hukukun hakikati
65- Dostu ve düşmanı tayin
66- Yönetim ve Mutlak fikrin gerekliliği
67- Doğruluk hatırı ve devlet
68- Dayanma gücü
69- İki makam
70- Asıl koruyucular
71- Lider ve kadro
72- İstidat ve istihdam
73- Fikir adamı ve devlet
74- Yöneticiler ve dürüstlük
75- Demokrasi ve zorbalık
76- Namuslu adam ve sahtekârlar
77- Hukukun hayata yayılışı
78- Hürriyet ve şahsiyet
79- İnsan yapısı ve kanun
80- Keyfilik dışı
81- İtham ve beraat
82- Muhasebe
83- Balık baştan kokar
84- İşkencenin budalalık oluşu
85- Suç ve ceza nisbeti
86- İdare ve siyaset
87- Ceza ve adalet
88- Cezanın neticesi
89- Ceza ve zararlı caydırıcılık
90- Suçluların iadesi
91- Fert ve toplum zararı
92- Devletin büyüklüğü
93- Aile ve amme ahlâk nizamı
94- Cürüm ve ceza nisbeti
95- Ödülün yeri
96- Hak ve hakikat öfkesi
97- Başta ruh
98- Adalet ve ahenk
99- Adalet sevgisi
100- İşsizlik ve avarelik
101- Boşanma hürriyeti
102- Mânâsız hüner
103- İyi olmamak suçu
104- İktidara lâzım olan
105- İktidar ve bilgi
106- Rejimler ve iktidar
107- Tabiî haklar
108- Bütünlük ve teferruat
109- Etkileşim sistemi

8. LEVHA İDEOLOCYA VE İNKILÂP
1- Âlet kullanmak
2- Cesaret
3- Ferdin hakikati
4- Mütefekkirden faydalanmak
5- Şüphe ve lider
6- İmkânsız ve mümkün
7- Şuursuz ayaklanma
8- Aldatan görünüş
9- Oyuncu ve seyirci
10- Nefs hilesi
11- Sahte teselli
12- Ne yapmalı?
13- Bugünkü hâl
14- Mesuliyet idrakı
15- Kitle psikolojisi
16- İşareti anlamak
17- Gerçek mücadeleci
18- Hayâl etmek ve gerçekleştirmek
19- Propagandada dikkat edilmesi gereken
20- Kaçış yolları
21- Anten kişi
22- Göstermelik anayasa
23- Halk ve unutkanlık
24- İnce hikmet
25- Sahtelik musallat
26- İdealistin şuuru
27- Yiğitlik ve cesaret
28- İnsanî hakikat
29- Nizam şuuru
30- Gözükaralığın imtiyazı
31- Psikolojik perde
32- Savaş ve politika
33- Kabiliyetin yeri
34- Hayatın zıt kutupluluğu
35- Program ve taviz
36- Marksist mistisizm tezadı
37- Yarım iş
38- Bağlılık ve zaaf
39- Erkeğe yakışan
40- Siyaset dedikleri
41- Lüzumsuz adam
42- İhtilâllerin olgunlaşması
43- Cinsiyet zaafı
44- Sabır
45- Karar vermek
46- Akıllı davranış
47- Üstün insan
48- Dost ve düşmanın öğrettiği
49- Zıddın olgunlaştırması
50- Fikir ve aksiyon
51- Savaş ve ilim
52- Savaş, politika, irade, propaganda
53- Öcü ihtiyacı
54- Siyasetten kaçmak
55- Düşmanı tanımak
56- Yokedici düşünce
57- Panik psikolojisi
58- Hakikatin kayıtsızlığı
59- Hareket ve bereket
60- Öncülük rolü
61- Niyet ve amel
62- İhtilâl ve iktidar
63- Etraflı düşünmek
64- Yapmak için
65- Moral için
66- Vakarlı duruş
67- Kusurun ortaya çıkışı
68- Hadisenin sırrı
69- Düşüncenin kavgası
70- Kitle kültürü
71- Şartların önemi
72- O da iyi – bu da iyi
73- Beklenmedik tecelli
74- Tahlil ve teşhisin sıhhati
75- Nutuk nedir
76- Halk psikolojisi
77- Propagandanın tesiri
78- Korku ve gerçek
79- Güçlüğün zevki
80- Eski ve yeni
81- İyimserlik ve kötülük
82- Hak ve görev
83- Ruh ve unsur
84- Kitle ve lider
85- Çekirdek
86- Teşkilâtın karakteri
87- Kölelik politikası
88- İmkânları kullanmak
89- İnkılâbın tesiri
90- Kitle psikolojisi
91- Ortak bağ
92- Hayal ve gerçek
93- Neticeye gitmek
94- Anlamak ve kurtuluş hamlesi
95- Hakiki cesaret
96- Samimiyet ve muvafakkiyet
97- Durmayı bilmek
98- Sağlam politika
99- Hamle kıymeti
100- Vazife şuuru
101- İnanç ve aksiyon
102- Demokrasi ve dünya görüşü
103- Fikir aristokrasisi
104- Fert ve topluluk
105- Yönetici kadro gerekliliği
106- Tepkinin gecikmesi
107- Sürü ve ekip
108- Heyecan duymak
109- Öğretmek ve sevdirmek
110- Unutkanlık
111- Ordu ve politika
112- İnce hesap
113- Strateji ve taktik
114- Zamanla pişmek
115- Tehlike ve zekâ
116- Cesaret ve gençlik
117- Gerçek insan
118- Gözükaralık
119- Neticenin kıymeti
120- Vasıtanın gerekliliği
121- Gaye ve vasıta
122- Fikir – yapı – siyaset
123- Reformlar
124- Tecelli
125- Muhalefet yaparken
126- İtiraz ve teklif
127- İktidar meydana gelmesi
128- Entellektüeller
129- Entellektüellerin tesiri
130- İktidar ve boşluk
131- İmkânları tanıma isteği
132- Kadronun rolü
133- Karşılıklı etki
134- Mücadele içinde inşâ
135- Teknik meselesi
136- Eğitim ve pratik çalışma
137- Etraflı düşünce
138- Güçlü olmak
139- Öncülük için
140- Gerçek eylem
141- Ferdî cesaret
142- Sistemlerin yaklaşması
143- Sıçrama tahtası
144- İdealist insan
145- Gaye, merhale
146- Bir gerçek
147- Atmasyoncuya
148- Çalışan kazanır
149- Düşünceli hareket
150- Yetişmek için
151- Hakikat namusu
152- İstidat ve vazife
153- Verim gösterme borcu
154- Nefs emniyeti
155- Yobazlık
156- Teknik ve ahlâk
157- Kuşku zamanı
158- Ordu – haysiyet – kültür
159- Subayda terbiye ve ahlâk
160- Subayda kalb yüksekliği
161- Vekar ve nefs emniyeti için
162- Kudret ve liyâkat
163- Kalb kuvveti
164- Ahlâka dikkat
165- Sadakat ve fikir
166- Pasif direniş
167- Entellektüellerin prestiji
168- Yeninin zorluğu
169- Süzgeç
170- Bozuk rejim
171- Çevre hakikati
172- Etkileşim sistemlerinin çözümlenmesi
173- Teşkilât ve faaliyet
174- İdealist ahlâkı

9. LEVHA DOĞU VE BATI
1- İslâm’a mukavemet ve İslâm’ı taklit
2- Batı’nın yükselişi
3- Günün insanı
4- Kör hürriyet
5- Aynı temel
6- Haçlı savaşları
7- Batı’nın çöküşü
8- Ortadoğu’daki çeşitlilik
9- İsrail’in başarısı
10- Batılının muhasebesi
11- İlmin, imân, ahlâk ve sanattan ayrılması
12- İtibar meselesi
13- İstismarcılık
14- İktisadî boyunduruk
15- 20. yy. tahmini
16- Güvensizlik
17- Tarihî metod ve Vico
18- 14. Louis ve Osmanlı
19- Hunlar
20- Roma’nın terbiyede rolü
21- Gaye, halletmek
22- Avrupa’da İslâm
23- Roger Bacon ve El-Hazin
24- Goethe ve İslâm
25- İşkence ve ilim adamları
26- Şark meselesi
27- Osmanlı’ya saldırı
28- Batı’da son büyük toplum düşüncesi
29- Başıboş hürriyet
30- Batı’da bütün bakışın kalmaması
31- Alman idealizmi ve Fransız İhtilâli
32- Batı’da İslâm hayranlığı
33- Goethe’nin Allah Resûlüne hayranlığı
34- Doğu ve Batı’nın birbirini tamamlaması
35- 10. yy. Bağdat astronomları
36- Göz tababetinde müslümanlar
37- İslâm güneşinini Avrupa’ya doğması
38- Endülüs’de şiire verilen kıymet
39- Osmanlının seciyesi
40- 1856 Paris Muahedesinin içyüzü
41- Kur’ân’ın gücü
42- Hint düşüncesi ve Yunan felsefesi
43- Batı ve Doğu
44- Budizm ve materyalizm
45- Yorgun Avrupa
46- Avrupa ve Hristiyanlık
47- Fransız düşüncesinin özelliği
48- Nüfus ve sanayileşme
49- Doğu’yu ve Batı’yı tanımak
50- Ehl-i Beyt mayası
51- Kadın ve erkek ilişkisinde Batı
52- Fransa’da ahlâk anlayışı
53- Fransa’da kumar
54- Mistisizm ve aksiyon
55- Kalbe muhtaç Batı
56- Hristiyan ve müslümanlarda, âlim ve cahilin tutumu
57- Komünizm ve Batı aydını
58- Batı medeniyetinin zaafı
59- Paradoks mantığı
60- Dünya yanlışının çöküşü
61- Batı’nın ilerleyişi
62- 19. ve 20. asırda iktidar
63- Mülkiyet ve iktidar unsurlarının münasebetindeki değişme
64- NATO ve VARŞOVA paktının geleceği
65- Fikir sistemsiz Birleşmiş Milletler
66- Komünist ve Faşist rejimlerde benzerlik ve farklar
67- Batı’nın Doğu’ya bakışı
68- Fransız medeniyetinin çekiciliği
69- Mısırlı ve Fransız düşüncesi
70- Batının nefs muhasebesi
71- Doğu Edebiyatı
72- Gücümüz ve zaafımız
73- Çöküntümüzün kaynağı

ibda-yayinlari

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>