Mektupları Ne Çabuk Unuttuk-ünsal zor

Mektupları Ne Çabuk Unuttuk – Ünsal Zor

2003 Irak işgaliyle birlikte yapılan algı operasyonu, Irak Milli Güçleri’nin Musul’u fetih hareketiyle bir kez daha karşımıza çıkmakta.

2003’te Irak’a yapılan saldırıya karşı, o zamanki zihniyet “kahrolsun Amerika, zalim Saddam” söylemiyle karşımızdayken, aynı zihniyet bugün Irak’ın gerçek evlatlarının içinde bulunduğu Irak Milli Güçleri’ni IŞİD “şeytanlaştırması”yla karalarken, bir kez daha sahne almış bulunuyor.

Bir hareketi öğrenmenin en iyi yolu, o hareketin tarihini bilmekten geçer. 2003 Irak işgalini görmeden, Irak’ı, Iraklı’yı, Irak Milli Güçleri’ni, IŞİD’i, sanki bugün yeni çıkmış gibi sahtekarca zihinlere zerkedilmeye çalışılırsa bunu biz yemeyiz.

Ebu Gureyb’den 2003-2004 yılları arasında Nur ve Fatıma bacılarımızın gönderdiği mektupları hatırlayanız var mı?

Biz bu mektupları hâlâ unutmadık ve unutmayacağız da!

O mektuplardan önce size bir istatistik sunalım isterseniz… Bu minvalde “IŞİD Şeytanlaştırması” yapılabilinir mi, ondan sonra bakalım…

İşgal sonrası işbirlikçi Maliki hükümetine devredilen Irak’ta Müslümanlara yönelik işgalci Amerika ve müttefikleri tarafından yapılan cinayetler, işkenceler, tecavüzler, zulümler devam ediyor. Bu işkence, cinayet, tecavüz ve zulümler İşbirlikçi Maliki tarafından da kesintisiz bir şekilde sürdürüldü.

İşgalden bu güne kadar Müslüman Iraklı kadınlar kaçırıldı, tecavüze uğradı, kürtaja zorlandı, şehid edildi.

İşbirlikçi Irak içişleri Bakanlığının resmi kayıtlarının ortaya çıkardığı rakamlar dahi, Müslüman Iraklı kadınların maruz bırakıldığı vahim durumu saklayamıyor. İşbirlikçi Bakanlığın açıklamasına göre rakamlar şöyle:

Esir Iraklı kadın sayısı: 5130
İçlerinden tecavüze uğrayanların sayısı: 3330
Tecavüz sonucu hamile kalıp hapishanede doğum yapanların sayısı: 1200
Zorla kürtaj oldurulanların sayısı: 1830
Toplu tecavüz sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı: 180
İşkence altında öldürülenlerin sayısı: 120

İşgalci Amerikan askerlerinin Müslüman kadınlara yönelik hayvanca yöntemlerini dünya Ebu Gureyb cezaevinde tutuklu bulunan ve yaşadıklarını bir mektupla anlatan Nur isimli bacımızdan öğrenmişti.

İşgalciyi Müslüman erkeklere şikayet eden,  fakat Müslüman Iraklı tutsak kadınların durumlarıyla ilgilenmeyen ümmetin erkeklerinden şikayetçi olan Nur bacımız, gönderdiği mektubunda nasıl bir muameleye tabi tutulduklarını anlatıyordu.

Vicdan sahiplerinin vicdanlarına bir kez daha bu mektubu havale ediyoruz.

Nur bacının Ebu Gureyb’den yazdığı mektubu:

Bismillahirrahmanirrahim

Allah için bizleri öldürün!

Halkıma, Ramadi’nin, Halidiye’nin ve Felluce’nin insanlarına; erdem ve onurlarını kaybetmeyen tüm dünyadaki insanlara…

Bu size, AmerikanSiyonist hapishanesi Ebû Garib’ten kardeşiniz Nur’un mektubudur.

İnanın buradaki aşağılanmayı, sefaleti ve haysiyetsizliği size nasıl anlatacağımı, kelimelere nasıl dökeceğimi bilemiyorum.

Siz sıcak evlerinizde karınlarınızı doyurup, sevdiklerinizle bir arada otururken, sizler derin uykuda iken Amerikalıların bize yaşattığı uykusuz geceleri, sizler giyinikken bizim yaşadığımız çıplaklığı, bizi soyup önlerinde sıraya dizmelerini nasıl anlatabilir, nasıl kelimelere dökebilirim!..

Ey kardeşlerim!

Amerikalıların elinde ne ıstıraplar çektiğimizi, ne acılar yaşadığımızı, Allah aşkına, nasıl anlatıp nasıl kelimelere dökeyim!

Kardeşlerim!

Allah’a yemin ederim ki, yaşadıklarımızı dile getirmekten acizim. Bundan ar ediyorum. Ama yine de kelimelere sığınarak olanları size anlatacağım. Amerikalıların bizlere yaptığı haysiyetsizlikleri, çektirdiği eziyeti, işkenceyi ve aşağılanmaları elimden geldiğince anlatacağım…

Hayvanî zevklerinin aracı olmadığımızda, kendimizi şehvetlerine teslim etmediğimizde bizi nasıl öldüresiye dövdüklerini ifade etmeme izin verin…

Siz ey bizim dinî liderlerimiz olarak ortalarda tozup gezenler!

Amerikalıların bize reva gördüğü bu cinsel ve hayvanî eziyetler karşısında hâlâ nasıl oluyor da açık alınla ortalarda görünebiliyorsunuz?!

Peygamber Efendimiz’in “en değerli hazineniz” buyurduğu haysiyet ve şerefinizi çiğnetmekten pek sıkılmış gibi görünmüyorsunuz.

Bizi ve kendinizi birkaç dolar kırıntısı karşılığında pazarlardaki köleler gibi Amerikalılara ve Siyonistlere mi sattınız? Haysiyet ve şerefinizi ne çabuk kaybettiniz?..

Amerikalılar, Ebû Garib’te namusunuzu her gün ayaklar altına alıyor. Mektubumu okuyanları, Allah adına, Ebû Garib Hapishanesi’ndeki vahşiliklere dur demeye çağırıyorum. Buradaki insanlığa sığmayan işkenceleri durdurmak için sesinizi yükseltmeye dâvet ediyorum. Burada yapılanlar, Siyonistlerin hapishanelerde Filistinli gençlere ve kadınlara yaptıklarından daha berbat.

Orada fizikî işkence yapıyorlardı. Oysa burada her gün ırzımıza geçiyorlar. Vahşi, kana susamış hayvanlar gibi bedenlerimize saldırıyorlar. Avazımız çıktığı kadar çığlıklar atıyoruz; ama kimsenin bizi duyduğu yok!

Elinize geçen bütün silahlarla bu hapishaneye saldırın! Hem onları hem de bizleri öldürün!

Biz çoktan ölüme razıyız. Burayı yerle bir edin!

Hepimizin karnında onların piçleri var! Çoğumuz hamileyiz! Biz dünden ölüme razıyız!

Size yalvarıyoruz; gelin ve kurtarın bizleri! Size, ailelerimize ve ülkemize daha fazla utanç vermemek için ölmek istiyoruz! Bizi öldürün! Size yalvarıyorum; Allah için bizleri, Amerikalıları ve onların piçlerini öldürün!

Allah rızası için! Size yalvarıyoruz.

Bacınız Nur

***

Daha bitmedi!

Bacımız Nur’un mektubundan birkaç ay sonra yine Ebu Gureyb hapishanesinden bu sefer ikinci bir mektup geldi. İnsanlığımızdan, erkekliğimizden, Müslümanlığımızdan utandığımız ve utanmamız gereken mektup…

Bu seferki mektubun sahibi,  bacımız Fatıma..

IŞİD’e “terörist” diyen, “kafa kesiyor” diyen, “tecavüz ediyor” diyen vicdanları kararmış vicdansızlar…

Okuyun bakalım asıl katil, tecavüzcü, işkenceci, terörist kimmiş, görün!:

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.

“De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir (Her şey O’na muhtaçtır.) O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.”

Bu mubarek sureyi Allah’ın kitabından seçtim. Çünkü bu sure bana ve size dayanma gücü veriyor. Özellikle de Müslümanların kalplerine huşu ve haşyet aşılıyor.

Ey Allah yolunda cihad eden kardeşlerim… Size neler anlatsam! Karınlarımızın domuzların ve maymunların piçleri ile dolu olduğunu mu? Yoksa, onların vücutlarımızı kirlettiğini, yüzlerimize tükürdüklerini ve göğüslerimizdeki Kur’an’ı paramparça ettiklerini mi anlatayım! Allahu Ekber…

İçinde bulunduğumuz durumu düşünebiliyor musunuz? Hakikaten bize hâlâ neler yapıldığını bilmiyor musunuz? Biz kız kardeşlerinizin ve yarın yüce Allah’ın huzurunda hesaba çekileceksiniz.

Bu zindanda hiçbir gece geçmiyor ki, bu domuz ve maymunlar sürüsünün azgın şehvetleri vücudumuzu yıpratmasın. Bekaretimizi bozdular… Allah’tan korkun ve bizi bu canilerlerle birlikte öldürün… Onlarla birlikte duvarları üzerimize yıkın… Allah’ın arşı altında bizden faydalanmalarına ve tecavüz etmelerine imkân tanımayın. Bize yapılanlandan dolayı Allah’tan korkun… Bırakın dışarıda onların tankları ve uçakları ile uğraşmayı… Ebu Gureyb zindanlarında zulme maruz kalan bizlere yönelin.

Ben din kardeşiniz (Fatıma), bir günde 9 kez bana tecavüz ettiler, bu zilleti tahayyül edebiliryor musunuz? Düşünün gözlerinizin önünde kız kardeşinize tevavüz ediliyor! Niçin benim de sizin kız kardeşiniz olduğunuzu tasavvur etmiyorsunuz?

Benimle birlikte bu kara zindanda evlenmemiş 13 kız kardeşiniz daha bulunuyor. Hepimize bu kahpe duvarlar arasında tecavüz ediliyor… Hâlâ çığlıklarımızı işitmiyor musunuz?..

Namaz kılmamız engellendi, elbiselerimiz çıkarıldı. Giyinmemize müsade edilmiyor. Buradaki kız kardeşlerinizden biri size bu mektubu yazdığım günün bir kaç gün öncesinde ihtihar etti. Bu kız kardeşiniz vahşi bir şekilde tecavüze uğradıktan sonra dövüldü. Alçaklar bacınızın göğsüne ve baldırlarına vurdular.

Daha sonra inanılması güç işkenceden geçirdiler. Buna tahammül edemeyen bacınız başını zindanın duvarlarına vura vura öldü. İslâm’da intiharın haram olmasına rağmen kardeşimiz intihara başvurdu. Ben onu mazur görüyorum. Allah’tan onun için mağfiret diliyorum çünkü O bağışlayandır ve çok merhametlidir. Kardeşlerim Allah rızası için nidamıza karşılık verin ve bizi onlarla birlikte öldürün! Umulur ki huzura ereriz…”

Fatma

***

Mektubun Iraklılar arasında yayılmasının peşinden 100 kadar Iraklı direnişçi akşam vakti “bir gece ansızın sizi basabiliriz” sözünü doğrulatarak Ebu Gureyb hapishanesine yürüdü. Direnişçiler Fatma’nın mektubunun ardından hapishaneye saldırdılar. İnsan olduklarını, erkek olduklarını, müslaman oldukalrını başta işgalci olmak üzere tüm dünyanın gözlerine sokarcasına! Direnişçiler, saldırıları esnasında 6 işgalci ABD askerinin gebertti ve 10 askeri de esir alındığı. Esir alınanlardan 7’sinin kadın asker olduğu belirtildi.

***

Bunları neden anlattık?

Irak’ın gerçek evlatları olan Irak Milli Güçleri’ni IŞİD “şeytanlaştırması” üzerinden karalayanlar şunu bilsin ki, biz bunu yemeyiz.

Bugün belli olmuyor mu? Amerika’nın başını çektiği İsrail’in, Batı’nın, AKP’nin, PKK’nın, Maliki’nin, Barzani’nin, ne kadar bozguncu varsa hepsinin birlikte neden işbirliği içinde IŞİD üzerinden Milli Kurtuluş Savaşı veren Irak’ın gerçek evlatlarına saldırdığı?

 

Ünsal Zor

ADIMLAR Dergisi

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>