olum-odasi-b-7-382-takim-erki-dervis-muhammed-442-muhru-salih-mirzabeyoglu

ÖLÜM ODASI (B-7) 382 TAKIM ERKİ (DERVİŞ MUHAMMED – 442 MÜHRÜ) / Salih MİRZABEYOĞLU

… Böyle daldan dala tedâilerle

-Ahenk helezonu daralan boynuz-

Döllenir kelimeler kelimelerle

Sura üflenmeden önce soyumuz

 

TAKIM ERKİ

(DERVİŞ MUHAMMED – 442 MÜHRÜ)

LEVHA: 3 Ağustos 2017… Kumandanı, uzun boylu ve üzerinde mavi takım elbisesi giymiş görüyorum… Saçları siyah ve uzun; omuzlarına gelecek kadar… Omuzundan aşağı sarkan siyah bir çantası da var. (Nezihe Halis)

*

Süryanice, ŞULTON BULBOLO-Takım Erki. (Kelime-i Tevhid-Mavi renk, Kelime-i Tevhid nuruna işaret eder: 3166= 169: Rahman Sûresi’nin 19-20. âyetleri… Kusto: 169: Kıst-Hisse, nasib, pay. Adalet etmek. Allah Sevgilisi’nin bir ismi… Abdülhamîd, Hamîd Allah’ın kulu. “Hamdeden kul”: 169: Saade-Yokuş başı.): 874: İBDA’-Parça parça etmek; “bir elbisenin cüzleri”. Sorulan soruya güzel cevab vermek. Kandırmak; kifayet, kâfi gelecek kadar doyurmak. Birisine, kâr tamamen kendisine âit olmak üzere sermaye vermek. (Erk-Güç, kuvvet, takat, iktidar: 221: Müslüman… Erk-Uykusuzluk hastalığı: 301: Rasim-Akar su; ruhun kesintisiz yeniliğine, kesintisiz akışına misâl)

*

Portekiz dilinde, OLIGARQUIA-Takım Erki. (Levha: 5 Nisan 2003… Birisi bana, dedem İzzet Bey’in babası Musa Bey hakkında, “Musa Bey 10 vilâyetin Mirliğine terfi etti!” diyor. Ben, onun Mir olduğunu ve 10 vilâyetin Mirliği’ne ne dendiğini düşünüyorum… Lâtince, Abavus-Dedenin babası: 76: Quimico-Portekiz dilinde, “Kimya”; beden, neseb… Musa Mirzabeyoğlu: 1417= 418: Necib Fazıl Kısakürek… Süryanice, Hedso-Fikir: 76: Zajedno-Boşnak dilinde, “Beraber”… Portekiz dilinde, Conjunto-Takım elbise: 3525= 528: Seyyid Taha Cizro + Seyyid Fehim Arvasî + Esseyyid Abdülhakîm “Üçışık” + Necib Fazıl Kısakürek + Salih Mirzabeyoğlu… Levha: 27 Nisan 1992… Rahmetli Musa Bey… Elinde saksıdan sökülmüş bir çiçek… Bir yazı sözkonusu ve bunun çiçeğin kökleriyle bir alâkası var… Arabça, İctihazen-Sökmek, çıkarmak: 417: Necib Fazıl Kısakürek… Arabça, İctilâfen-Çiçeği kökünden takımıyla çıkarmak: 1516: Gişur-İbranice, “İki ucu birleştirmek”… Boşnak dilinde, Potkop-Maden Ocağı; İbranice söyleyişte, Pîr: 516: Şendo-Süryanice, “Acı”; çile… Kıyadet-Kumandanlık: 1515: İbda-i Nakşibend. Nakşibendî İbda… İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin, 10 velâyetin Piri olduğu hatırda… Süryanice, Batilo Zabno-Bomboş Devir. “Fırsat devri; fetih devri”: 515: İbda Diyalektik’i): 269: KÖKÜYLE ALMAK… HAYRAN-Takdirkârlığından dolayı şaşa kalmış. Çok takdir etmiş. Çok beğenmiş. “Kabul etmiş”: 269: MÜDRİKE-İdrak kuvveti. Akıl. Anlama kabiliyeti.

*

Fransızca, COSTUME-Takım Elbise: 520: DERVİŞ… Süryanice, TUBO FESO-Takım Elbise. (Süryanice, Feso-Takım: 151: Mehdî Muhammed… Süryanice, Tubo-Elbise: 414: Derviş Muhammed Semerkandi-332 mührü, en küçük ebcedle): 1565: SEYYİD Abdülhakîm Arvasî… Arabça, BİDLE-Takım Elbise. (Bidal-Bir şeyi aynı değerde başka birşeyle değiştirmek: 36: Kuhe-Dağ… Selase-Üç. Üçlü: 1035: Bidel-Arabça, “Takım elbise”… Kuhî-Dağlı: 41: Celece-Kafa. Baş… Hatım-Yüzük: 41: Hatem-Son. En son. Mühür. Üzerinde yazı olan ve mühür yerine kullanılan yüzük. “Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nin yüzüğündeki yazı hatırda”… Li Küllî Emrin Fehim: 496: Derviş Muhammed-442 mührü. “En küçük ebcedle”… Süryanî harflerinin ebced toplamı: 1495: Ctofo-Süryanice, “Elbise” demek): 436: TELECCÜC-Geminin, denizin derin yerine varması. (Üstadım’dan: “Gittim gittim, denizin / Sınır yerine vardım / Hâlin bana da geçsin / Diye ona yalvardım // Bir çılgın vesvesede / İçim didiklense de / Olaydım o cüssede / O’nun gibi susardım!”… Arabça, Bidel-Takım Elbise: 36: Ebcel-İri cüsseli adam. “Ebedd”… Ebed, ezelin tecellisidir; sonsuz… Allah’la kul arasında, birleşme, hulul, kıyas, nisbet yoktur. Muhyiddin-i Arabî Hazretleri, kul ile Allah arasındaki mesafeyi, en güzel şekilde “Ezel-Evveli olmayan zaman” tâbirinin ifâde ettiğini söyler; Allah’ın “Evvel” ismi ile “Ezel” ve Allah’ın “Ahir-Sonrası olmayan, sonsuz” ismi ile “Ebed” arasında, kulda “Varlık ve Bilgi”nin birliğinin karşısında, böyle bir Mania var. Sınır kulun, git gidebildiğin, var varabildiğin kadar “Hadd-i Zâtı”dır; Zât haddidir… Rahman Sûresi’ndeki 19-20. âyetler’de belirtilen, “İki denizin birbirine kavuşması, ama aralarında birleşmelerine engel bir perde bulunduğu” hususunda geçen “Yeltegıyan-Bulamamacasına arama” sırrı ve Furkan Sûresi’nde geçen, “İkiz denizin arasındaki Mania” sırrı… Orada, “Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı” başlar; bunun ufuksuzluk ufkunda, Allah Sevgilisi… Üstadım’ın, “Susan Deniz” isimli şiirinin toplam ebcedi: 4668: Takım Elbise… Mehdî Derviş Muhammed: 1671: Sirayet-Yayılmak, bulaşmak, geçmek; sarî, denizci)… Arabça, BİDLE-Takım elbise. “Takım Erki”: 436: TLO-Süryanice, “Gençleşmek”.

*

Portekiz dilinde, TERNO-Takım Elbise. “Takım Erki”: MHATRO-Süryanice, “Genç”… Süryanice, FONO MAHBONUTO-Hakikat Aşkı: 661: TSAR-Süryanice, “Biçim vermek”. (Besmele: 137: Salmo-Süryanice, “Şekil. Suret”; renk… İstikbal-Gelecek zaman. Gelen bir şeyi karşılamak. “İstikbal etmek: Karşılayıcı form tutmak”: 594: Tasadduk-Sadık ve gerçek olduğu tahakkuk etmek… Süryanice, Baş’me D’maryo-Bismillah: 614: Büyük Doğu Takdim“i”; İdeolocya örgüsünün takdimi… Büyük Doğu Takdim“i”-Kaptan Kusto Müslüman: 614: Hükümdar Mührü… Derviş Muhammed-444 mührü. “En küçük ebcedle”: 496: Li Malik Emrin Fehim. “Malik işlerin anlayışı için”… Nihalân-Taze fidanlar, sürgünler: 137: Asced-Halis, karışıksız altun; mânâda, olunması gereken): 661: SRAT-Süryanice, “Plânını Çizmek”; zamanın maksatlılığına göre yaşanması gereken hayatın fikri ve fiili amelleri için.

 

TİYATRO ESERİ GİBİ…

(BİR HAYAT HİKÂYESİ)

LEVHA: 26 Şubat 1985… Tiyatro eseri gibi bir “Biyografi-Hayat Hikâyesi”… Üstadım’ın imiş ve Büyük Doğu yayınlarından yeni çıkmış… Üstadım, “Benim dostum 37 yaşında diyor… Doğum tarihi filân var!

*

HULLE-Dostluk: 635: RAHMAN Sûresi’nin 19. âyetinin noktalı harfleri ebcedi… HALİD-Sonsuz. Daimi. “Müennesi Halide; alıcı”: 635: SALİH İZZET. (Üstadım’dan: Dostunu bulan aşk sonsuz ömürlü!)… HULLE-Belden aşağı ve belden yukarı olan iki parçadan ibaret elbise. Ağır. Pahalı. Cennet elbisesi: 1042= 43: MÜTESAKKIB-Ortası delik olan. (Mahzum-Ortası delik olan nesne: 693: Sabaret-Kefalet. Birinin işini üzerine almak, ona kefil olmak; kendine âit işi yapamadığı takdirde, onun işini yapma borcunu yüklenen kimse… Kelef-Yüzdeki benek, şiddetli sevgi. “Üstadım’ın rüya’da gördüğü Efendi Hazretleri’nin yüzündeki hal-i siyah denen ben, hatırda”: 130: Nigin-Yüzük. Mühür. Hatem… Mahzumoğulları-Halid bin Velid ve Süleyman bin Hâlid’in mensub olduğu bir Kureyş kabilesi; Mirzabeylerin geldiği kol: 976: Gölge-1975-1976’da çıkan bir dergimiz… Seyyid Abdülhakîm Arvasî: 1976: Necib Fazıl… Levha: 12 Nisan 1988… Oturma yeri hasır olan taştan bir koltuk… Oturma yerinde, oturarak koyulabilecek yuvarlak bir delik var… Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nin Koltuğu böyle imiş… Mermerlerine bakıyorum, “Eskişehir” ve “Bursa” yazıyor… Harun Yüksel’in haber vermesiyle, tarikate girmemle ilgili olarak yaptırmışım… Yevmiye: “Bir insan, doğduğunda 1 yaşında değil ki; ben bunu hep söylerim!”… Abdülhakîm Koltuğu rüyasını gördüğüm tarihte, demek ki 37 yaşındayım… Yine aynı yaşta, Levha: 12 Nisan 1988… Şehirler arası yolcu otobüsü kalkacak… Eğilip tekerin oraya bakınca, fincan benzeri şeylerden tepsi içinde bir kabartma yazı görüyorum: Kusto… Bir not: Bunlar, sözkonusu “Biyografi-Hayat hikâyem”e âit rüyanın teyidleri… Dünya Çapında Bir Hâdise-Takdim yazımın alt başlığı: 1053: Derviş Muhammed-442 mührü… Kısakürek: 1441: Salih Mirzabeyoğlu)… HULL-Dost. (Hul: Belâ, zahmet, çile. Mukabilini yapmak, karşılığını yapmak… Hula’: Büyük emir, büyük iş): 630: İşrin-Yirmi… TENSİF-İkiye bölmek: 630: TASNİF-Kitab tertib etmek. Kitab yazmak. Sınıflara ayırmak. Sınıflandırmak. (Büyük Doğu-İbda: 1944: Derviş Muhammed-332 mührü): 1630: APPROBATIO-Lâtince, “Teyid etmek”… Süryanice, ZORUQTO-Mavi renk: 630: ABUTO GABORO-Süryanice, “Fikir Kahramanı”.

*

DOĞUM TARİHİM: 1950: MUKZÎ-Kaza olunmuş, ödenmiş olan. Ödeyici. Ümid edildiği üzere tamam ve ikmal edici olan… Süryanice, HOŞUBUTO GABORO-Fikir Kahramanı: 1950: TARTACESRO BCİRO YALDO NOS-O DMİRO BUDOQO-Süryanice, “Oniki sığır yavrusundan biri mucize beyanıdır!”. (Fikir Kahramanı: 706: Aktör-Oynayan. Yapıp eden)

*

ÜL’UBE-Piyes, oyun: 114: UTLE-Boş olmak. Şahıs… Süryanice, ŞELAT ŞLOMO-Selâm verme. (Şelat-Selâm: 732: Abdülhakîm Koltuğu): 114: HETELLA’-Uzun ve iri vücudlu erkek. (Ebedd-İri vücutlu kimse: 7: Ebed-Sonsuzluk. Hâlidî)… AHDAK-Gözbebekleri. (Süleyman Mahzumoğulları: 2136: KLO-Süryanice, “Durak”; konak… Süryanice, Faneq-Sevindirmek: 1136: El-Müstakbel Lilislâm-Arabça, “İstikbâl İslâmındır”… Süryanice, Salmo-Şekil: 136: Salmo-Suret… Süryanice, Cayno D’cuzaylo-Ceylan gözü: 137: Mektubat-ı Rabbanî… Süryanice, Taşcit Haye-Biyografi. Hayat hikâyesi. Menakıb. “Kökler isimli eserim hatırlansın!”: 1138: Mdito Soruto-Süryanice, “Medine Yazarı”… Levha: 9 Kasım 1989… Küçük iki katlı evler… Tatil köyü evleri gibi… Kendi evimize gelirken yolun öbür kıyısındaki aynı tarz evlerin bulunduğu mahallenin yeni farkına varıyor gibiyim… Meselâ, ilk önce onları görebileceğim şekilde oraya bırakılsam, oranın bizim adrese yakınlığını kestiremezdim… Benim şu adresi aklımda tutamama meselem… Eve yaklaşırken 6-7 kişilik bir grubun evden çıktığını görüyorum… Misafirler… 50-60 yaşlarında birkaç kadın ve erkek ile, bir-iki genç… Gayet sade ve temiz kılıklı öğretmenler… Yaşlı bir hanım, “Hah!  İşte geliyor bizim yeşil Medine’nin yazarı!” diye, 30 yaşlarındaki Hanım’a, ben akrabasını tanıtıyor… Bana öyle hitab edenin adı, Merve… Beni bekliyorlarmış, tam giderlerken karşılaşıyorum… Kıpçak dilinde, Köklü Çiçek-Neseb, soy, sop: 1138: Güvahî-name; şehadetnâme, diploma, icaz. “Kaptan Kusto Müslüman”… Salih bin Şerif bin İzzet bin Musa bin Mirza: 1776: Mişalto-Süryanice, “Hükümdar”… Tasarruf. “Derviş Muhammed-442 mührü: 496: Li küllî emrin fehîm”: 2777: Manzur-u Nazar-ı Piran-ı Kiram-Li Küllî Emrin Fehim): 114: HEYCEMANE-Büyük İnci… MÜDESSİ-Baştan çıkartan: 114: NACİS-İyileşmez hastalık. (Süryanice, Mcisuto-Cin hastalığı. “Gizli hastalığı”: 525: Heme ez ost-Herşey O’ndandır; O değil. “Vahdet-i Vücud Nazariyesi”… Be harfi, Allah’ın Lâtif ismi, Cinler mertebesi, Kamer menzillerinden “Mukaddem min-ed delâl”e işaret eder; Öne alınmış delile, Takdim’e… Süryanice, Hato Hfuğyo-Yeni Devir: 1525: Qeleyto Qeso-Süryanice, “Ölüm Odası”; zamanın maksatlılığına niyetinde… Mukaddim-Takdim eden. Öne geçiren. “Allah’ın bir ismi”: 184: Abdülhakîm-Hakîm Allah’ın kulu… Hakîm, “Allah’ın, herşeyi yerli yerince eden” mânasında bir ismi; Allah Sevgilisi’nin de ve… Hakîm: 78: İbda-Benzersiz ve numunesiz icâd… Mukaddim: Takdim eden. Sunan. Öne, ileriye geçiren. Öne koyan. Cüretli, çeri kimse. (Gözün pınarı; Mukaddim-ül Ayn da derler… Üstadım!)… NASİC-Dokuyan, nesceden. Düzenleyen, tertib eden, sıralayan: 114: CANDANE-Beyin. (Bâtın-İçyüz. Gizli. İç, dahilî. Sır. Esrar. Künh ve zâtı itibariyle gizli: 62: Mivâda-Hedef. Gidilecek yer… Süryani, İbrani, Tılai Csar Fores-Mehdi’yi Hamil 10 Süvari: 1062: Mehdî… Arnavutça, Djall-Cin. Gizli: 62: Who Am I?-İngilizce, “Ben Kimim?”… Süryanice, Kusito Celyo Derviş Muhammed-Üst Başlık Derviş Muhammed. “Takdim yazımın üst başlığında çıkan”: 3062= 65: Necib-Üstadım… Havan-İçinde çeşitli şeylerin dövüldüğü çukurca kab. Başkalarına, yardım edecek kimse bulunmadığı şartlarda yardım eden: 62: Müzavece-Çift. “Büyük Doğu-İbda, havan dibindeki çare ilâç… Beyin: 62: Mütefekkir Mirzabeyoğlu… Esa-Merhem, ilaç, tiryak: 1062: İhtilâl-İnkılâb… Üstadım: Getirip götüreceği olmadan, başkasının “Ol!” dediği şeye sadece “Olmam!” diyen aciz hareketler için, üzerine flit sıkmaktan başka çare kalmaz!)… Süryanice, BİYOGRAFYA: 1320= 321: KURTUBÎ-Hâlid bin Velid Hazretleri’nin bir kılıcının ismi.

 

TEYİD

(TAKIM ERKİ)

LEVHA: 8 Eylül 2017… Üstadı görüyorum; rahat ve memnun bir hâli var… Yanımda Kumandanımız; ona doğru ilerliyor ve önce bir elini, sonra öbür elini öpüyor, kucaklaşıyorlar. Sağ, sol, sağ; üç defa… Sonra ben ilerleyip elini öpüyorum. (Sadeddin Ustaosmanoğlu)

*

YED-El. Kuvvet, kudret, güç. Yardım. Vasıta. Mülk: 1013= 14: SALİH Mirzabeyoğlu… EHAD-Çok keskin: 13: HİCA-Bulmaca, bilmece. (Çistan-Bilmece. Bulmaca: 524: Ehadis-Hadîsler)… MÜSTAHDİS-Yeni bir şey bulucu: 1012= 13: HARİKULÂDE-Fevkalâde, âdetin haricinde bulunan şey, eser. Görülmedik derecede… GAYB-Gizli olan. Görünmeyen. (Yemiye: Bir el düşer böyle, sahibini görmesen de bilirsin… Sinema rejisörlerine kadar bilinir bu!): 1013: DÜVAB-İşi birbirine ulaştırmak… Süryanice, HO-Şimdi: 14: HO-Karaçay Malkar dilinde, “Evet”… Süryanice, BAYA-Teselli etmek: 14: BAAY-Yakut dilinde, “Servet”. (Rüyâ’da gelen mânâ: Biri, “Servet bu ikisinin mi hiç?” diye soruyor… Not: Üstadım hakkında rüyâda, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nin, “Sıkılacaksın, çok sıkılacaksın!” demesi ve ardından aded bildirerek, “Şu kadar servetin olacak!” demesi… Servet maddi mi manevi mi? “O ve Ben” isimli eserde mevcut bu rüyâ hakkında Üstadım, “şimdiye kadar hep çile tecelli etti!” der, ama ümidi bâki idi!)

*

DEST BUSE-El öpme: 534: DERVİŞ MUHAMMED SEMERKANDİ-442 mührü. “En küçük ebcedle”… Süryanice, SOYUMUTO-Yazarlık: 534: RECÜL ERK-Arabça, “Uykusuz Adam”… Süryanice, B’YAD METODUS-Vasıta Sistem: 534: VESTACENJE-Sırpça, “Adlî-Tıbb”…  Süryanice, FETĞOMO-Tâbir: 534: KALOTA-Boşnak dilinde, “Kafatası”; ekol, okul… KUCAKLAŞMA: 1582: QAYTUNO FOTURUTO-Süryanice, “Ölüm Odası”… Süryanice, AMNO D’BANOYUTO-Mimarlık Sanatı: 582: FOLOTİN-Süryanice, “Saray”… İNAK-Birbirinin boynuna sarılıp kucaklaşma: 1231: VAHDET-ÜL VÜCUD + VAHDET-ÜL ŞÜHÛD.

 

HÂL

(ŞATRANC-I UREFA’DAN)

Şatranc-ı Urefa’nın 95. Kabı, HÂL-Durum, vaziyet. Görünüş. Tavır. Suret. Keyfiyet. Cezbe. Dert, keder, elem. Mecal. Kuvvet. Faili, mef’ulü veya her ikisinin durumunu bildiren sözdür. Hâlin sahibine, zi-i hâl denir; hâl sahibi: 39: TULL-Süt. (Peygamber sözü: Rüyâ’da görülen süt, ilim suretidir!)… DELE-Kova. (Rüyâ’da, Muhib Işıklar Hazretleri, Üstadım’a: “Nuru kalbinden kova ile çek!”… Kova Burcu, unsuru Hava, tabiatı Sıcak-Nemli, türü Sabit, yıldızı Zuhal, vücutta tesir yeri Bacaklar, ayak bilekleri, cinsiyeti Erkek, simya safhasında Çoğaltma… Mevlâna Celâleddin-i Rumî Hazretleri: Benim hâlim, haşereleri telef eden Zuhal yıldızına benzer… Zuhal: Zu-Hâl): 39: CEVL-Tavaf etme. Ziyaret maksadıyla etrafında dolaşma. Hacıların Kâbe etrafında dönmeleri. (Tavaif: Topluluklar. Kavimler. Milletler…  Tavvafe-Kedi. “Ulu kişi. Çınar”: 101: Gusto)

*

Boşnak dilinde, STANJE-Hâl: 523: KELİME-İ TEVHİD… Kumuk Türkçesi’nde, SİZGE-Şahıs zamirinin yönelme hâli: 523: MAYNUQUTO-Süryanice, “Emmek”… DEDEKTİF-Hafiye. Araştıran. Casus. “Lûgat’ta lûgat içi hayatı kurcalayan”: 523: HIRKA-İ TECRİD. “Takım Erki”; ruhî öz… TA’CİM-Noktalama, noktalatma. (Yevmiye: İkimizin şiirlerini yazdım, bayılacaksın!): 523: İSTİBTAN-Gizliliğe, bir kimsenin “iç işleri”ne vakıf olmak. (Yevmiye: Sen artık içime girmişsin, kanıma!)… Süryanice, ŞEDTO-Hâl: 715: BAHSERE-Gizli birşeyi aşikâr etme. Dağıtma… TERKİYE-Yüce olmak. Yükseltmek: 715: RİŞDAR-Sakallı. (Yevmiye: 12 Mayıs 1983… Amerika-Rusya, İran-Irak, İslâm dünyası ve Türkiye, Ekonomi ve Anarşi… Bütün bunlar konuşulurken, Üstadım’da müthiş bir huzur, müthiş bir güzellik; ve onun nasıl dışa dönük ve eşya ve hâdiseye pençesini geçirmek isteyici bir mizaca sahib olduğunu bilenlere ters, içe dönük… Bugün hiçbir şeyden o şeye yapışık bahsetmiyor ve birden, “gök gözlü kâfirler”den sonra sesi ve gözleri… Sesi ve gözleri… Celâl sıfatıyla maruf Üstadım’ın, ömrümde duymadığım bir şefkat nefesiyle saran sesi… Konuşurken, içini kollar ve uzun uzun sükût araları verirken, buradan sonra sanki konuşmuş olmak, konuşmayı uzatmak ister gibi kesintisiz konuşuyor. Dünya ve meseleleri öyle buruşuk ki, ne anlattığı mühim değil, gözümde yok, ama bu konuşması bitmesin… Tabiî ki bitti… Ve ben, bunun perde önünde son görüşmemiz olduğundan habersiz, zevkten kaç köşe olduğum meçhul, elini öpüyorum: “Dur bakayım sakal bırakmışsın!”… Yüzüm avuçlarının içinde. Eyvah kızacak mı?.. “Benim kadar olmuş, maşallah maşallah, hadi bakalım!” diyor… Maşallah-“Allah’ın istediği gibi. Allah korusun, Allah saklasın” meâlinde bir dua: 409: Guzat-Gaziler… Mu-sa Mirzabeyoğlu: 1409: Tahazzur-Hazır bulunma. Hazır olma… Süryanice, Tebo-Müjde: 409: Rapor-Bir tetkik neticesini bildiren yazı… Bücdet-İlim. Bilgi: 409: Bürdbar-Ağırbaşlı. Sabırlı… İttihab-Bağışı kabul etme: 409: Bervare-Sayfiye. Havadar köşk, mesken. Evin küçük arka kapısı)

*

Boşnak dilinde, POLUNZA-Hâl: 1051= 52: GEMİ… Fransızca, CALYPSO-Fransız seyyah Kaptan Kusto’nun gemisinin ismi: 52: KELB-Köpek. “İz süren”… İbranice, YAMA-İç deniz; denizde deniz içi, derinlik. “Lûgat”: 52: BEN… Süryanice, AGEN-Sâbit durmak: 1052: QLUDO-Süryanice, “Burun halkası”; Mahzum… Kıpçak dilinde, MEY-Beyin: 1051: HADVO D’CİDO-Süryanice, “Bayram Sevinci”.

Orjinal iktibas: http://www.adimlardergisi.com/olum-odasi-b-7-382-takim-erki-dervis-muhammed-442-muhru-salih-mirzabeyoglu/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>