olum-odasi-b-yedi-337-ayar-yerli-yerince-etmek-salih-mirzabeyoglu

ÖLÜM ODASI -B YEDİ- 337 / AYAR (YERLİ YERİNCE ETMEK) / SALİH MİRZABEYOĞLU

AYAR
(YERLİ YERİNCE ETMEK)

LEVHA: 7 Haziran 1984… Harun Yüksel, Üstadım’ın birisine verdiği cevabı anlatıyor… Cevab, mesela “Hayır olmadı!” denilecek yerde, “Alçak!” gibi iki mânâlı, yâni hem “hain”, hem de yükseğin tersi. (…) Harun ve Neclâ Yüksel ile Babam… Sakallı hâliyle ve güleryüzlü Üstadım… Üstadım, Harun Yüksel’in bana naklettiği cevabı aynen anlatıyor ve sonra kendisi, “Dudaklarımı beğenmiyorum!” diyor… Oysa ben, beğendiğini biliyorum ve güzel olduğunu söyleyeceğim ama, Babam’ın riyâ ettiğimi sanmasını istemiyorum ve bu yüzden söylemiyorum… Neclâ, Üstadım’ın kendisi hakkında söylediği söz için, “Bunu ifâde edebilmek de birşey!” diyor… Yani cesaret ve kıymet… Bu sırada aklıma, “İstikbâl İslâmındır!” isimli eserimi imzalatmak ve onun Takdim yazısını istemek geliyor ama, bu eserin onun ölümünden sonra neşredildiğini düşünüp susuyorum!

*

Süryanice, AQREB-Azar. (Akreb Burcu, unsuru Su, tabiatı Soğuk-Nemli, türü Sabit, yıldızı “Merih-Mirruh”, vücutta tesir yeri Belden aşağı, cinsiyeti Dişi, simya’da Ayırma… Mahmil-Bir kelimeye hamledilen mânâ ihtimallerinden herbiri. Haremeyne Hacı kafilesiyle gönderilen hediyeler: 118: Hasan-Güzel. “Ruhî değer”… Hadaka-Her görüp beğendiğini aldırmak için kocasına teklif eden kadın. Elmas: 118: Hadeka-Gözün siyahlığı, gözbebeği… Süryanice, Şurorto-Tefekkür: 1118: Olsoyo-Süryanice, “Vehim. Ehem. Mühim. Zorunlu. Bilmeye değer”… Süryanice, Şubho-İzzet, haysiyet: 322: Mirzabeyoğlu… İzzet: 1477: Cousteau-Kusto… Fellaz-Bostancı. Yalıyar, yar, denizin karaya sirayeti: 118: Hım’-Kurt. “İz süren”… Kurt: 706: Fikir Kahramanı… Süryanice, Naves-Kuşatmak: 118: Riş Egarto-Mektub Başlığı. “Naslıhan Kerimem”… Çocuk: 118: Derviş Muhammed-332 mührü. “Büyük ebcedle”… Boşnak dilinde, Pismo-Harfi harfine: 118: Pons-Lâtince, “Köprü”. Kemer. İcâd. İbda!): 209: QARAB-Süryanice, “Takdim Etme”… Lâtince, COR-Kalb: 209: CQAR-Söküp çıkarmak: 209: RABATTRE-Fransızca, “İndirmek. Avcıların yakınına sürmek”. (Yevmiye: Parça, bütünün habercisidir. Sinema rejisörlerine kadar bilinir; bir el düşer böyle, sahibini görmesen de bilirsin!)… Süryanice, BİRİ: 209: MŞARRONUTO-Süryanice, “Teyid, doğrulayan”… Süryanice, RABO-İri. Muazzam. (Süryanice, Hageg-Rüyâ görmek: 2007: Ebedd-Gövdeli, iri cüsseli kimse… Gürcü dilinde, Gogo-Gözbebeği: 2007: Ebed-Ebedîlik… Levha: 20 Ağustos 1983… Tasarruf ediliyorum… Kıvranıyorum… Sağ yanımdan, sırtüstü hâle getiriliyorum… Gayri ihtiyari bu hâlden sonra, şuurum yerinde ve gözüm açık… Baş gözüyle gördüğüm: Kafası sarıklı ve sırtında gri-siyah benzeri cübbesi olan bir adam, kitablığın bulunduğu ayak ucumda dikilmiş… Normal boya nazaran, ne kadar da iri görünüyor… Kanım, iliğim, kemiğin ne varsa, bütün mevcelerimle cezbedilirken, heybetinden yanıp kül olmak üzereyim… Dehşet, dehşet, dehşetler içindeyim… Siyah sakallı, hafif kemikli ve uzunca yüzüne dikkatlice bakınca, iki kaş arasına bakmam gereğini hatırlıyorum… Uzun, yay gibi inceden kaşları… Unufak olmak üzereyken, korkuyla fırlıyorum… Pencereden, uzakta patlayan bir silâhın ışığını görüyorum ve sesini duyuyorum… Vücudum yerli yerinde… Peki olan biten neydi?): 209: GABRO-Süryanice, “Hüviyet”. (Süryanice, Abac-Meydana gelmek, hasıl olmak: 2007: Hogoroyo Naqloro Kusto-Kaptan Kusto Müslüman… Gürcü dilinde, Gogo-Gözbebeği: 2007: Edeb-“Din, edeb demektir; edeb de hadlere riayet”… Edebiyat’ta, Kalb-i Muntazam: 1572= 573: Mahmil-Deve üzerine konulan mâhve, Abdülhakîm Koltuğu. Bir ibareye hamledilen mânâ ihtimallerinden herbiri… Teradüf-Birbiri peşinden gelen. Bir veya daha fazla kelimenin aynı mânâda kullanılması: 685: Şrediti-Boşnak dilinde, “Yerine göre ayarlamalar”… Muhayyile-Kuvve-i Hayaliyye: 685: Mahluce-Rey ve fikri doğru olma… Tecris-Doğru fikirli etmek: 1673: Mehdî Derviş Muhammed)… DERVİŞ MUHAMMED SEMERKANDİ. “Büyük ebcedle”: 1776: MANZUR-U Nazar-ı Piran-ı Kiram: Keremli Pirlerin Nazarlarına görünen… Yine yüzükte, Lİ KÜLLÎ EMRİN FEHİM-Her işden anlayan, her işde anlayış sahibi: 566: SEYYİD ABDÜLHAKÎM ARVASÎ… DERVİŞ MUHAMMED SEMERKANDİ Lİ KÜLLİ EMRİN FEHİM: 2342= 1343: DERVİŞ MUHAMMED SEMERKANDİ SEYYİD ABDÜLHAKİM ARVASİ… İMAM-I RABBANİ-Ahmed-i Farukî. “Nesebi Hazret-i Ömer’e dayanıyor”. (İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin yazdıklarının çok olmasının sebebi, keşifte Hazret-i Ali’nin “Kelâm ilminde müçtehidsiniz!” buyurması ve ikinci sebeb, gelecek olan Mehdî’nin onun yazdıklarını doğrulayacağının bildirilmesidir… Ahmedi Farukî-İmâm-ı Rabbanî: 450: Abdülhakîm, büyük ebcedle): 1344: MÜFEKKİRE-Düşünme gücü ve kudreti… YOLUMUZ-HÂLİMİZ-ÇAREMİZ. “Üstadımın Konferansı”: 2966: SEYYİD Abdülhakîm Arvasi “Üçışık” + NECİB Fazıl Kısakürek + SALİH Mirzabeyoğlu… ZULUL-Gölgeler: 966: AFİTAB-I LEB-Güneşin gölgesi. Güneşin dudağı… CTİDUTO MAŞLMONUTO-Süryanice, “İstikbal İslâmındır”: 1708: AVŞAT-Süryanice, “Uzatmak”… Süryanice, ŞUŞMONO-Karınca. (Tasrah-Karınca. Bit. “Rüya’da gelen mânâ: Muhyiddini Arabî Hazretleri’ne ait bir yazıda, benim için, Bit hakkında en çok yazan odur!” deniyor: 703: Karat-Boşnak dilinde, “Ayar etmek”): 708: CTİDUTO MAŞLMONUTO-Süryanice, “İstikbal İslâmındır!” (Arabça, El-müstakbel lilislâm: İstikbal İslâmındır: 2136: Süleyman Mahzumoğulları-Hâlid bin Velid Hazretleri’nin oğlu. Mirzabeyler’in geldiği kol… Süryanice, Holufo-Kılıç. “Kalem”. Feyl, şiir idrakı: 1136: Cayno D’cuzaylo-Süryanice, “Ceylân gözü”… Besmele: 137: Mektubat-ı Rabbaniye: İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin baş eseri… Mektubat: 1868= 869: Necib Fazıl Kısakürek + Salih Mirzabeyoğlu… İngilizce, The Future Is Of İslâm-İstikbal İslâmındır: 1386: Şifah-Dudaklar)… İSTİKBAL İSLÂMINDIR-Üstadım’ın, “Senin de, benim yanımda imzamı atabileceğim bir eserin olsun!” kaydıyla, 1983’ün Ramazan ayında Tercüman Gazetesi’nde yayınlatmak üzere hazırlattığı eserim. (Seyyid Abdülhakîm Arvasî + Necib Fazıl Kısakürek: 1983: İzzet Erdiş): 1980: MEHDİ Salih İzzet Mirzabeyoğlu.

*

AYAR-Altun ve gümüşten yapılmış şeylerin saflık ve hafiflik derecesi. Saadete doğru gitmek: 272: A’YAR-Ayr’ın çoğulu. Eşekler. (Ahkab-Yabanî eşek: 112: Uzun zamanlar… Aynı ebcedle, Salih İzzet Erdiş)… MİSHEL-Dil, lisan. Eğe, törpü. Ziynet verecek nesne. Yabanî eşek. Dizgin: 138: BUHONO MUHO-Süryanice, “Zihin Kontrolu”… BESMELE: 1137: CAYNO D’CAYNO-Süryanice, “Ceylan Gözü”. Büyülü pencere.

 

BEN KİMİM?
(YANGIN İŞLEK CADDEDE)

LEVHA: 28 Aralık 1989… Sabriye Hanım bana gelmiş… Evin hâli malûm, tamtakır… Minderleri yanyana koyup döşek yapıyor ve orada rahatça uyumamı söylüyor… “İyi ama sen nerede yatacaksın?”… “Sen yatmana bak!” diyor… Şefkatli anneciğim!.. Sonra ben uykuya dalacakken, sanki biri kafama vuruyor… Korkuyla kim o diye uyanırken, annem beni yatıştırmak için, “Necdet, Necdet geldin mi?” diyor… Necdet onun küçük torunu imiş… Ne Necdet’i yahu… Cin olmasın?.. Annem kılığındaki de cin olmasın?.. Korkuyla uyanıyorum!..

*

SABRİYE-Tahammül eden, katlanan, sabreden. Allah’a sığınan. (Lâtince, Mater-Anne: 642: Matar-Arabça, “Yağmur”. Rahmet… Sırr-Şiddetli ateş veya soğuk: 290: Rak’-Eğilmek. “Erkek yengeç”… Namazda rükû, hayvanı temsil eder; hayvan, diri ve canlılık… Kıyam, insanı… Rükûdan kıyama kalkınca durakta söylenen “Rabbena lekelhamd-Rabbimiz sana hamdolsun”… Fatır-Benzeri olmayan şeyi yaratan “Allah”: 290: Kürsî-Arş altı sema tabakası. Taht. Koltuk. Kaide. Merkez. Vazife. Saltanat, kudret ve mülk. Baş şehir; baş zuhur. Mânevî makam. “Abdülhakîm Koltuğu”… Kisra-Hükümdar: 290: Mern-Kürek… Rüyâ’da gelen mânâ: “Salih Mirzabeyoğlu, Hükümdar’dır!”; yazının altında, “Necib Fazıl Kısakürek”… Allah’ın Hayat sıfatı, suya işledi ve herşey sudan yaratıldı… Varlıktaki dört temel unsur: Ateş, toprak, hava, su… Şekil ve suret kabul eden Heba’nın temsilcisi su, ilk madde olan Esir’in temsilcisi de ateş… Esir, Hebadan yaratıldı; ve dört unsur da Esir’den… Kalbin bâtını mânâ âlemine, zahiri de yaşadığımız âleme bakan Esir maddesindendir… Üstadım’ın “İkimizin şiirlerini yazdım, bayılacaksın!” dediklerinden: “Ateş benim emziren, yuyan, yıkayan annem / Bir arınma kurnası olsa gerek Cehennem!”… Esir: 702: Ateş… Mevlâna Celâleddin-i Rumî’den bir rübaî: “Suret hemi zillest ve heyûla bil / Tasvir gerek illet-i Ulâ bil / Lahut bir hürunayed lik / Nasud zilahud hüveyda bil!”… Heyula: Maddeyi doğuran hayal maddesinin yoğunlaşması gibi, maddenin yapıldığı asıl mânâsında, onu doğuran… Ula illeti: Tasviri gereken “Yükseklik, şeref” sebebliliği… Lahut: Manevî âlem. Ruhlar âlemi… Nasud: Ruh değil de, ruhu kabul eden zâhirin bâtını; bedene âit bâtın… Hürünayed Lik: Hür inayet, meded, lûtuf ama… Nasud: “Zilahud-Hakk’ın gölgesi”… Huveyda: İç sürgünü… Bu rubai karşısında Nazım Hikmet ne dediğinin farkında mıydı?.. Bir gerçek âlemdi gördüğün ey Celâleddin, heyulâ filân değil / Uçsuz bucaksız ve yaratılmadı ressam-ı illet-i ulâ filân değil / Ve senin kızgın etinden kalan rübailerin en muhteşemi / “Suret hemi zillet…” filân diye başlayan değil… İkisi de, “Ehadiyet-Allah’ın herşeyde ona mahsus birlik tecellisi”ni ve “Melekut-Allah’ın her varlıkta O’na mahsus bir can, ruh ile saltanatını” söylerken, Mevlâna Celâleddin-i Rumî “İnsan ve Kâinat”ı Allah’a bağlama düzeninde; Nazım Hikmet ise “Allah’tan başka herşey bâtıl” hakikatini söylüyor… Gölge asılla var; ve bu onun yokluğuna da delildir. “Elleys-Sırf yokluk”… Allah’ın vücut sıfatının tecelli ettiği ayna; bu tecelli aynasına aksetmesinden de mahlûk ve kul… Tolstoy: “Sanat, hiçe yaklaştıkça vardır!” derken, bunu sezenlerden… Hiç: He ve Cim… Cim harfi, Kâinat’ı kendinde Cem eden insanı; He harfi de, “Allah”ın “Hüviyet-Varlık sıfatı” ve kulda O’nu zikri harfi… He harfinin Arabça yazılışı-resmi, “0”; sıfır… En büyük ebcedi: 705: Habnâme-Rüya kitabı): 318: MÜRCİA-Sonunda marifeti olan şey… HADUŞ-Pire. Sinek. (Rüyâ’da gelen mânâ; beyaz bir at üzerinde, Musa Anter isimli bir sahabiyi görüyorum… Mücerredin rengi beyaz, “Merih-Mirruh” yıldızının sembolü ve Allah’ın “Hu” zamiri nuruna işaret eder… Hayl: At. At sürüsü. Murad. Kuvvet. “Hayal”… Musa: Müzler. Derin duyuş parlaklıkları, derin düşünceler… Anter: Gök sinek… Mavi renk, “Utarit-İkizler” yıldızı ve Kelime-i Tevhid nuruyla ilgilidir): 318: KURDUH-Küçük karınca. Maymun… “Karıncalar gibi çalışmak” tâbiri malûm; faaliyet… Maymun, Muhyiddin-i Arabî Hazretleri’nin, bedenen insana en çok benzediğini söylediği hayvan; varlık mertebesinde hayvan, nefs sahibi, ama akıl ve ruh sahibi değil, Allah’ın emanetini kabul teklifine de muhatab değil, İnsan tasarrufuna tâbi ve içgüdü sınırında “neyse o” sırrı meçhul, varlık sebebi neyse ona göre davranan; dolayısiyle, seçme hürriyeti de yok, Allah’ın mahlûkları… İnsan, hür iradesiyle mümin veya kâfir, Allah’ın marifetine erme yolunda veya değil, eşya ve hadiseyi zabt memuriyetinde Halife veya değil… “İnsan, Allah katında bakan gözbebeği gibidir; bu yüzden ona Halife” dendi… Maymun; ona bakışımızda, bizi taklid ettiği zannına kapıldığımız. Bu, işin dış yüzünden… Üstadım, bir Batılı romancının, “Romancı, Allah’ın maymunudur; O’nun gibi, hâdiseler icâd eder, kaderler çizer ve onları yönetir!” der; icâtçı hayat taklidi… Ve soylusunun, bu yoldan Kader sırlarını kurcalayan ruhî roman olduğu, “Anahtar” roman olduğunu… Hadis’i hatırlayın: “Allah’ın hazineleri Arş’ın altındadır ve anahtarı şâirlerin dilindedir!”; Allah’ın hazinesi de, başta Allah Sevgilisi’nde ve hazine O… Engar-Zann. Şübhelenme. Tamamlanmayan, eksik kalan iş… Kulun, bilsin bilmesin eksiklik hissi, Yaratan’la ilgilidir; ve müsbeti, bunun hakikati, “Yaşanmaya değer hayat hangisidir?” hakikatinin cevabına çıkar: 272: Naikan-“Cevza-İkizler” Burcu’nun iki yıldızı, “Utarid”; sembolü mavidir… Engare-Tamamlanmayan, eksik kalan iş, nakış veya taslak. Hikâye, roman. Baştan geçen bir hâdiseyi tekrarlama. Hesab defteri. Utanarak geri geri çekilme. İstilâ ederken, onun istilâsına uğrama, rengine bulanma: 277: İ’tizad-Yardım isteme. Yardım ve imdat isteme… Seyyid Abdülhakîm Arvasî: 566: Maunet-Allah’ın salih kullarına imdadı): 318: HARÎK-Yangın. Ateş. (Harık-Yakan, yakıcı. Yanan, tutuşmuş. Ateş, od: 309: Haş-Kalb… Hurufiye-Kamer menzilleri ve ebced hesabı hatırda: 309: Şât-Nehir. Ruh. Tıbb… Levha: Anlatılışı, 24 Ocak 2010… Önümde bir kağıt ve üzerinde hep 2 ile ilgili sayılar… Bir yerde, 14 ve 22 sayılarını okuyorum. Kâğıt, kenarlarından yanmaya başlıyor ve dairevi bir çizgi üzerinde yürüyor gibi… Tam ortada bir göz var; bunun, senin daha önce yaptığın bir resimle ilgili olup olmadığını düşünürken,  o gözün senin olduğunu anlıyorum -Nalân Said… Çav-Göz: 10: Dü-İki… Dibac-Atlas dedikleri pek kıymetli kumaş. “Dibace: Takdim-Kaptan Kusto Müslüman”. Rüyâların biçildiği kumaştan: 1009= 10: Ahzar-Yeşil, en yeşil. “Ay’ın sembolü ve Allah’ın Hayy ismi ile ilgilidir”… Ebûü-“İkrar ederim, sığınırım, itiraf ederim” mânâsına fiildir. “Re harfi, Allah’ın Musavvir ismi, 5. sema tabakası, Kamer menzillerinden “Gafr-Silme. Örtme”ye işaret eder: 10: Cabeca-Yer yer. Ara ara. Yerden yere. Bazı yerlerde… Baz- “Yeniden oynatan, geri ve arka plâna doğru” mânâlarına gelir: 10: Ebced-Harflerin sayı değerleri ile yapılan hesab… Baz-Doğan. Yırtıcı kuş. Av kuşu. Açık. Ayırma. Temyiz. İniş: 10: Beva’-Doğrulanmak. Benzer, beraber, eş. Hazır etmek. Nüzul etmek. İnmek… Evc-Bir şeyin en yüksek derecesi: 10: Zirve-Sıfır. Beş. On. Nokta. Leysî… Abre-Gözyaşı. “Göz yanınca da yaşarır”: 272: Abra-Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Teraziyi ayarlamak için hafif gelen kefesine konulan ağırlık. “Hakkın Hak üzerinde kaimliğinde, Allah’ın rahmetinin fazlalığıyla ayarlanma gibi”… Efendi Hazretleri: “Allah adliyle tecelli ederse yanarız; fazliyle tecelli etsin!”… İsnan-İki. Pazartesi günü. “Büyük oluşların gerçekleştiği gün”. İhtiyarlamak. Diş çıkarmak. “Uzun ömür”: 602: Derviş Muhammed mührü… Vehhab-Çok fazla ihsan eden. Çok bağışlayan. “Kesble, çalışmakla elde edilemez olanı”. Allah’ın 99 güzel isminden biri: 14: Vacid-Vücuda getiren. Varlıklı. Fâtır. Gani ve zengin. Mevcut olan. “Allah’ın 99 güzel isminden biridir!”… Dud-Duman, sis. Tütün. Elem, gam, keder. “Ne garib taifedir şu Nakşiler / Kafileyi gizli yoldan sevkeder”: 1013: İç-Bir şeyin görünmez ciheti… Vech-Çehre. Tarz. Üslûb. Tarih. Alın. Cebhe. Suret. Sebeb. Semt. Münasebet. Bir şeyin nefsi: 14: Ahâd-Birler… Cadu-Büyücü. Çok güzel göz: 14: Cevadd-Büyük ve işlek yollar, tarikler. “Çok ihsan eden”… Dud-Kurt, böcek. “Kurt: 706: Fikir Kahramanı”: 1013= 14: Salih Mirzabeyoğlu… Havaz-Kalbte olan gam ve tasa: 22: İzahe-Ayırma. Kurtulma. Yok etme… Vâye-Nasib, kısmet: 2020= 22: Rahman Sûresi, 19. âyet)… Arabça, SABRİYE: 423: TEHİYYE-Selâm vermek, birisini korkutma. Korkutulma. (Üstadım’dan: “Sabrın sonu selâmet / Sabır hayra alâmet / Belâ sana kahretsin / Sen belâya selâm et!”… Ebced Toplamı: 4221: Müslüman-Allah’tan gelene rıza gösteren… Birinci mısraın ebcedi: 999: Metris Cezaevine konuluşum… Süryanice, Lo Ktibo Metho-Bomboş Devir: 999: Thensaurarius-Lâtince, “Hazineye âit olan”… Süryanice, Şroğo Ftaq-Işık patlaması. “BD-İBDA zumünce, parlama”: 1998= 999: Bukno Romo Malkuto-Süryanice, “Başyücelik Devleti” için… İkinci Mısraın Ebcedi: 1648: Lübahiye-Mükemmel… Meskub-Delinmiş. Derinleşmiş. “Pîrlik”: 648: Mütehakkık-Tahakkuk eden, doğruluğu meydana çıkan, doğrulanan. “Abdülhakîm Koltuğu”… Üçüncü Mısraın Ebcedi: 974: İstihdas-Bir şeyi sonradan ve yeniden elde etmek… Mazalle-Gölgelik yer: 1975: Lümza-Beyaz nokta. “Lehak-Çok beyaz olan: 136: Mus-Bıçak”… Dördüncü Mısraın Ebcedi: 700: Sudebna Meditsina-Bulgar dilinde, Adlî Tıbb)… EHADİYET-Allah’ın her şeyde kendisine âit birlik tecellisi: 423: TEHİYYE-Selâm vermek. Hayır dua etmek. Hazır ve amade kılmak

*

NECDET-Yiğitlik, şecaat, kahramanlık. (Necd-Açık ve işlek yol. Yüksek yer. Minder, döşeme gibi oturacak şeyler. Ağaçsız mekân. Hazık ve mahir kılavuz. Yiğitlik hâli. Gamlılık ve gussa. Hasma galib gelmek. Çok terlemek. Meme. Suudî Arabistan’ın Doğu kısmı: 57: Hamde-Ateş gürültüsü… Vahime-Bir şeye gözünü dikerek bakma… Cünd-Asker. Ordu. Bir kimsenin yardımcıları. “Berf-Asker. Kar. Güzel söz”: 1281: Naka-i Salih… Hatm-Kırmak, ufalamak. “Gaga. Mühür”: 57: Mehdî Salih Mirzabeyoğlu): 457: ANÛT-İbranice, “Ses, yankı”… İngilizce, WHAT AM I?-Ben Neyim?: 457: ETTUN-Hamam Külhanı. (Yevmiye: “Yaş otuzbeş, yolun yarısı eder!”; böyle bir şiiri var Cahid Sıtkı’nın dedi ve ekledi: Gençliğimde hep “yolun yarısındayım!” derdim. Ömrünün sonunda insan hamam külhanının sıcaklığını duyuyor; marsık kokusu, yanık kokusu dünyanın… Hani yaklaştıkça sıcaklığını duyarsın… -“Efendim, en güzel sözlerinizden biri, gençliğinize güvenmeyin demiştiniz!”… Sözümün muradına uygun olmayışını gösteren geçiştirici bir “Evet”ten sonra ekliyor: “Muazzam bir rüyâ gördüm!”… Üstadım’ın 1982 tarihli, “Külhan Yeri” isimli şiiri: “Yaklaştım hamamda külhan yerine / Yaklaştıkça daha sıcak bölmeler / Saplandı mı akıl bir kez derine / Her ân dirilmeler, her ân ölmeler // Necibcik,  Necibcik, dem çekiyor kuş / Yokuşlar iniştir, inişler yokuş / Bir yokluk, bir varlık; ne değiş tokuş! / Bir şu yan, bir bu yan, gidip gelmeler!”… Birinci kıtanın ebcedi: 5006: Vav-Bir harf: Allah’ın “Refiü’d derecati” ismi, Yüksek mertebeler, Kamer menzillerinden “Er rişa-Balık karnı denilen menzil. Kuyudan su çekilen urgan” ile ilgilidir… Vav-harflerin toplamı: 1013: Salih Mirzabeyoğlu… Beca-Lâyık. Uygun: 1005= 6: Gada-Gelen. Gelici… İkinci kıtanın toplam ebcedi: 2218: Derviş Muhammed Semerkandi-442 mührü… Süryanice, Droğo-Horoz. “Hâlid bin Velid “RA” ve Süleyman bin Halid’in lâkabı”: 218: Hudur-Aşağı indirmek. Bir yeri şişmek… Levha: Ağustos 2014. “Ayak bileklerimde Telegram ağrılı, bacaklarımda ve genel olarak vücudumda şişme olduğu zamana denk gelen rüyâ”… Konvoyla Bolu Cezaevi’nin önünden geçerken, Anne ve Babam ayrı, ben ayrı arabalardayız. Biri, “Kumandan’ın ayak bileği çıktı, bazı şekiller zuhur etti!” diyor; “Allah’ın hikmeti” der gibi. Bu önemli hâdiseye şahitlik etsin diye, onu arabadan indiriyorlar. Üzerini çıkarıyor; bütün vücudunda, toprak rengi iskelet çizili. Bunun büyü alâmeti olduğunu düşünüyorum -Elif Erdiş… İngilizce, Skeleton-İskelet: 566: Seyyid Abdülhakîm Arvasî… Süryanice, Tagrumto-İskelet: 2053: Derviş Muhammed-442 mührü… Necb-Yontmak. Şekil vermek: 2055: Mehdî Salih Mirzabeyoğlu-Fely; keskin kılıç. Şiirin ince mânâlarını çıkaran. Bit toplayan… İki Kıtanın Toplam Ebcedi: 11224: Tahtaha-Bir şeyi doğrultmak. Beraber etmek… Ruhî-İslâm kalbin yoludur: 224: İlm-i Ledün… Mefkad-Kaybolacak yer. Leysi olunacak yer: 224: Muhammed. “S.A.V”… Fündak-Hesab Defteri: 235: Kerye-Tam olmak, tamam olmak… Süryanice, Fus Fqac-Işık Patlaması. “Üstadım’ın Işık başlıklı ithafı: Hiç beklemediğim bir zamanda, hiç beklemediğim bir mekândan, bir ışık fışkırdı”: 235: Tarcito Gaboro-Süryanice, “Fikir Kahramanı”… Süryanice, Yad Urho-Yay. Yakınlık. Kusto: 235: Kevjar-Süryanice, “Yengeç”; Hemze, Allah’ın “Mübdi’-Güzel Yaratan ismi, İlk Kalem mertebesi ilgili bir Kamer menzilidir)… Süryanice, ALOHUTO-İlâhîlik: 457: ANOT-İbranice, “Ses, yankı”. (Yaşamayı Deneme isimli romanımdan: “Sen gür bir sadanın yankısısın / Geç tepecikleri aldırmaksızın / Yankı veren dağlar bul!)… KAFY-Tâbi olmak, tâbi olunacağı bulmak. Diğer yönüyle, kafasına vurmak; onda bulunanı uyandırmak. “Kafiye”: 190: Nefs-Can. Ruh. Göz. “Büyü, efsun”.

 

AZAR
(ŞATRANCI UREFA’DAN)

Şatrancı Urefa’nın 50. Kabı, AZAR-İncitme. Tazib, eziyet verme, azab verme. Tekdir. Ukubat, ceza. “Bütün bu mânâların kullanıldığı yere göre, iyi veya kötü, haklı veya haksız vesaire açılışları, tevafuk ettiği kelimelerden de görülecek; paylama, pay etme, kritik, nefy etme, edebiyat, hitabe gibi; bilinenler yanında, pek bilinmeyen mânâlarıyla”: 209: ÇARE-Gaye her ne ise, neticeye ulaşmak için tutulan bir yol. Anne çocuğunu ikaz ederken, yahud tedib ederken, kızarak ve kızmış gibi yaparken, neticede onu sevmeye dair olabilir. Aynı husus, mevzuuna göre her yerde geçerlidir… MUKSİT-Adaletle iş görme. Hak edene hak ettiğini verme. Allah’ın 99 güzel isminden biridir: 209: HER-CA-Her yer. “Adaleti seven insan için, o her yerdedir; o, bizzat adalet olan Allah’tır, sırrı O’nda bir mânâ ve Resûlü’nün bildirdikleri yoluyla erilen!”… Süryanice, RABO-Muazzam: 209: RABO-İri cüsseli. “Ebed”… Süryanice, COR-Kalb: 209: Süryanice, SAVFONO-Köktenci. Kökten söken, kökten alan. “Allah için muhabbet, Allah için nefret” kökünden… Süryanice, AQREB-Uğraşmak. Savaşmak, harbetmek: 209: AQREB-Azar… Süryanice, GABRO-Hüviyet: 209: AQREB-Çarpışma. “Ruhla nefs, ruhla akıl, ferdle cemiyet ve devletler arasında, Hakk veya bâtıl davasını isbat etmek üzere”… Süryanice, GABRO-Biri. “Birî; İnsan, Bir’e dairdir”: 209: MŞARRONUTO-Süryanice, “Teyid, doğrulama”… Boşnak dilinde, PERU-Kalem. “Nun; kalem, kılıç, nur”. Musavvir; suret çizen, tasvir eden. (Kamer menzillerinden, “Seretan-Yengeç, Nath-Tosvuran hayvan, başvuran” ve “Gafr-Silme. Gözyaşı, dua, af” menzillerini hatırla… Arnavutça, Gaffure: Yengeç): 209: PUER-Lâtince, “Çocuk”. (Veli sözü: İnsan, mânâlar âleminin çocuğu gibidir!)… Süryanice, QABEB-Takdim etme. “Takdim ediliş yazım, hüviyetim hatırda”: 209: BAQAR-Kontrol. Teftiş. Ayarlama. Murakabe. Muhasebe”. Kendi kendini didikleme. Doğru ve yanlışına bakılma… Süryanice, AREZ-Tâbir. Hüküm çıkarma. Gerçeği bulmak üzere. En dikkat edilmesi gereken de, fikirde “Tâbirin de tâbiri” gibi iz sürmek ve çıkan meselelerde bunu gösterebilmek için olduğu; tekrar tekrar ele alışta, hep bir yeniye erişmek, tatbik için: 209: HİTABE-Hitab etme. Nutuk. “Meselâ, coşkulu bir hatib ve coşturduğu kalabalık; Hatib, “Sürünmek bize yaraşmaz!” derken, burada nefsi de dahil “azar” gibi bir lâf ederken, aslında bir hamaset ve hamasete davet mânâsı olabilir. Hitabe ile azar arasındaki mânâ tevafukuna dikkat!”… HACİR-Hicret eden. “Şu veya bu maniaları kaldırmak üzere”: 209: HARA-Ev ortası. “Gusto”. Bir olanlar ve olmayanların, galibine tâbi olarak toplandıkları yer… DEHR-Uzağa atmak, doğurmak ve yaratmak mânâsında, “Red, azar, icbar”; zaman, Allah’a âit Dehr’in zımnındadır ve eşya ve hâdiseler, zamanın “Bir varlık-Bir yokluk” temposunda tecelli eden: 209: MİSKAT-Düşülen yer. Netice. Doğum yeri.

*

TARAK-Bulutların bir yerde toplanması. Aynı cinsten olan şeylerden bazısının bazısı üstünde olması: 701: TARAK-Karaçay-Malkar dilinde, “Petek”. (Üstadım’ın, “Peygamber” isimli şiiri: “Sen, fikir kadar güzel / Ve tek, birden daha tek / Itrını süzmüş ezel / Bal sensin, varlık petek // Sensin ölüme hisar / Bâkisi hep inkisar / Sar bizi, çepeçevre sar / Rahmet rüzgarı etek!”… Birinci Mısraın ebcedi: 1010: Ebced… Allah Sevgilisi’nin doğumu: 571: Aşr-On. Beş. Sıfır. Nokta. Zirve. Bit. Tek… Şeria’-Kur’an’ın ve Allah Resûlü’nün vaz’ettiği emirler, yasaklar. Tabire mevzu olanlar: 570: Sistem-“Çöle İnen Nur / Topyekün zaman ve mekâna”… Aynı ebcedle, Şiir. Bir idrak buudu. İdrakın aczini idrak şuuruna ermiş, hissin yoğun aklın az olduğu. “Allah neyi emrettiyse ve Resûlü nasıl anlattıysa” idrakını pırıldatan; her şeyin müntehasında, “Bütün Fikrin Gerekliliği”nin parladığını görenin… İkinci Mısraın ebcedi: 1173: Pi’cüznüma-Mucize gösteren. Başkasının yapmasının mümkün olmadığını yapan… Usube-İhata etmek, kaplamak, içine almak… Üçüncü Mısraın Ebcedi-“Itrını süzmüş ezel”: 800: Zı harfi’nin ebcedi; Allah’ın Azîz ismi, Madenler mertebesi, Kamer menzillerden “Sa’du’z Zabih”; Nefsini kurban eden. Kurban kesen. Bütün Peygamberlerden ayrı üstün yanı, “Allah’ın Zâti tecellisine eren”. Kamer menzilleri bahsine almamız, “Bütün mertebelerin, varlığın, fiillerin yok olduğu bir tasavvur edilemez Allah’ın Zâtî yakınlığına eren “Gaye İnsan-İnsandan Gaye” O’nun, Allah’ın bilinemez Zâtî sıfatlarından sureti hakkında, “İnsanın bâtınını kendi suretim üzerine yarattım!” demesi ve İnsan’ın menşeine delil olması bakımındandır. İnsan; sırrı Allah’ta olan… Dördüncü Mısraın Ebcedi-Bal sensin, varlık petek: 932: Tarqo Frişo Qutnuto-Süryanice, “Başyücelik Devleti”; Peygamber izinde… Bu yolda başa gelenler… Üstadım’ın bir Noktalaması: “Bu yük senden Allah’ım, çekeceğim nâçarım / Senden sana sığınır, senden sana kaçarım!”: 3932: Hsabto Gaboro-Süryanice, “Fikir Kahramanı”… Aynı ebcedle, Aktör… “Peygamber” şiirinin ilk kıtasının toplam ebcedi: 3915: İnsalutatus-Lâtince, “Selâmlanan”… Süryanice, Zaqoro-Halı Dokumacı: 918: Rabono Mcalyo Malquto-Süryanice, “Başyücelik Devleti”… Bütün Fikrin Gerekliliği: 2154: Ninum-Sümerce, “Bir Dokuma Tezgahı”… Süryanice, Helmonoyo-Rüya gibi: 154: Mehdî Muhammed)… Karaçay Malkar dilinde, TARAK-Dilim, parça. “Parça, bütünün habercisidir!”-İdeler, fikirler âleminin gerçekleşmesi olan herşeyden bütüne kadar. “İbranice, Ot-Harfler: 406: Kuş-Ruh, can”: 702: TARAK-Karaçay Malkar dilinde, “İbik-Kuş Tacı”… Boşnak dilinde, KARAT-Ayar: 702: LETERSİ-Arnavutça, “Edebiyat”; sözlü bütün ilimleri içine alan, “ilm-i edeb”in hepsi… ESİR-Kâinatı meydana getiren 4 unsurun kendisinden yapıldığı madde; temsilcisi Ateş; ateş, nar denilen ateşten ki, nurun bir çeşidi, yani Esir. (Te harfi, Allah’ın “Kaabid-Kısıcı, sıkıcı, kısaltıcı” ismi, Esir mertebesi, Kamer menzillerinden “Kalb”e işaret eder): 702: D’LOR KŞORO CQOLO-Süryanice, “Bomboş Devir”, Fetih… Allah, “Duayı icrada arayan” kulların duasını kabul ve nefsine vacib kılarak, “Başyücelik Devleti” idealinin gerçekleşmesini nasib etsin!

Kaynak: Baran

Orjinal iktibas: http://www.adimlardergisi.com/olum-odasi-b-yedi-337-ayar-yerli-yerince-etmek-salih-mirzabeyoglu/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>