topal-haydar-in-kizi

TOPAL HAYDAR’IN KIZININ NAMUSU / E. Doğan ŞEYHOĞLU

Aşağıda anlatılan hadise aynıyla vakidir ve hadisenin şahidi tarafından bizzat bana anlatılmıştır. Sadece kahramanının ismi değiştirilmiştir.

 

Zaman: 80’li yılların başı… Mekân: İstanbul Sulukule’yi andıran evleri ve ahâlisiyle Erzincan’ın Çarşı Mahallesi.

 

“Çöpçüler Kralı” filminde Ayşen Guruda’ya tecavüze kalkışan Abdi misâli, çarşı iznine çıkmış bir topçu eri telaş içinde Çarşı Polis Karakolu’na girip polise sığınıyor. Arkasından gürültü patırtı, galiz küfürler eşliğinde bir grup karakolun kapısında birikiyor.

Meğer asker bir aşüftenin evinde cürmü meşhut hâlinde basılmış, linçten kurtulmak için karakola sığınmış.

Bir müddet sonra aşüftenin, amcasının oğluyla evli Poşa Haydar’ın kızı olduğu anlaşılıyor. Derken hadise merkez komutanlığına aksettiriliyor. Oradan subaylar geliyor ve hummalı bir diplomasi trafiği başlıyor.

Arabuluculuk yapması için kızın babası Poşa Haydar karakola çağrılıyor.

Poşa Haydar tıknaz, pala bıyıklı, pöstek burunlu, esmer bir adam. Kafasında altı köşeli siyah kasket, köstekli saatin altında siyah yelek, kirli beyaz gömleği ve yumurta topuklu ayakkabılarıyla karakoldan içeri giriyor.

Komiser ve askeri inzibat subayları “gelsin çaylar, gitsin kahveler” eşliğinde (ravimiz çayları götüren kişidir) Poşa Haydar’ı pohpohlaya dursunlar, biz karakolun önündeki kalabalığa göz atalım; kızın hem kayınbiraderi hem amcasının oğlu öfkeyle “bilmem neyini şey ettiğim orospuları başımızı belaya sokacak!” diye sunturlu bir küfür sallıyor. Hemen yanındaki kızın kardeşi “hoop ne diyorsun sen!” diye çıkışınca amcasını oğlu “yav biz buraya niçin toplandık, ablanın yediği halt için toplanmadık mı?” diye karşılık verince, amcaoğlu mânâsız itirazından vazgeçiyor.

Dışarıda gergin bekleyiş sürerken Poşa Haydar karakolun kapısında beliriyor ve kalabalığa dağılmasını söylüyor. Tabiî hem yeğeni hem de damadı bunu kabul etmeyip, galiz küfürler eşliğinde askeri geberteceğini falan söylüyor. Damadının bu çıkışına karşın Poşa Haydar “ulan şerefsiz! Ne oldu aldı gitti mi?! Yerinde duruyor! Bir seferle ne olur ki?!” diye yarı öfkeli yarı nasihatkâr edayla yeğenini yatıştırıyor.

Ve böylece Poşa Haydar’ın “sağduyulu” müdahalesiyle bir facianın(!) önüne geçiliyor. “Namus” koğuşu bir “yiğitle” daha müşerref olma şansından böylece mahrum oluyor.

Geçtiğimiz yıl sınır ihlâli gerekçesiyle düşürülen Rus uçağı sonrası gerilen Türkiye-Rusya ilişkileriyle alâkalı yapılan itidal çağrılarına “sınır namustur, buna bigane kalan deyyustur!” “gerekirse tezek yakar Ruslara eyvallah çekmeyiz!” şeklinde cümlelerle çelikten(!) iradelerini izhâr eden kefenidantellioğullarının dramı ne kadar da Poşa Haydar’ın damadının yazgısına benziyor.

Hayfa ki Poşa Haydar’ın yeğeni şanslıydı… En azından arabuluculuk yapan bir amcası, karakolda komiser vardı. Bu garibanların hiç kimseleri yok maalesef. Öyle ki Reisleri kendi arabuluculuğunu da kendisi yapıyor.

E. Doğan ŞEYHOĞLU – ADIMLAR Dergisi

 

* Poşa: Erzincan, Erzurum, Bayburt, Kars, Artvin, Sivas’ta yaşayan Kuzey Anadolu çingenlerine verilen ad. Genellikle sünnî ve hanefîler. Poşalar kendilerinin çingen olmadıklarını  küçümseme ifâdeleriyle beraber ısrarla vurgularlar. Yukarıda bahsi geçen kişi bu mânâda gerçek Poşa değildir. Erzincan civarında galat halinde çingenelere de Poşa denildiği için bu kişinin lakabı o şekilde kalmıştır.

Orjinal Haber: http://www.adimlardergisi.com/akp-rusya-erdogan-putin-kizinin-namusu-e-dogan-seyhoglu/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>