sihirbazlarin-buyuk-dogu-sahtekarligi

Sihirbazların Büyük Doğu Sahtekârlığı! – Cüneyt Karan

Ak’it yazarlarından Hüseyin Öztürk İslam İşbirliği Teşkilatı ve Erdoğan başlıklı kaleme aldığı yazısında Erdoğan’ı kastederek:Sanki omzunuzdaki üç yüz yıllık Türkiye yükü yetmiyormuş gibi bir de Sakarya Türküsü’nün her mısraı icraat bekliyor…” Demiş

Öztürk Hızını alamamış

“Üstad Necip Fazıl, Sakarya’yı Erdoğan için yazmış ve emanet etmiş.” Diyerek devam etmiş..

Öztürk’ün daha önce bahsettiğimiz halkı aptallaştıran Firavun’un sihirbazlarından biri olduğunu bu ifadeleri ispat eder nitelikte. Bu sihirbazların sahtekârlıklarını her fırsatta deşifre edilmesi BD-İBDA’yı seven, sempati besleyen kitlenin bunların sihrinden kurtulmasına veya BD-İBDA davasını kendine dert edinenlerin “adımlar”ını yere daha sağlam basmasını sağlayacaktır.

Bu gerçekten dolayı bu sözde Büyük Doğucu sahtekârların sahteliklerini ortaya koyan icraatlarından birkaç örneği alarak hemen konumuza geçelim.

Geçtiğimiz günlerde Erdoğan, Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) tarafından düzenlenen “Hz. Peygamber, Tevhit ve Vahdet” temalı programa katılmış.

İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleştirilen program “Kutlu Doğum”un mânâsından çok Erdoğan’ın şovuna dönüştü.

Manzaraya bakınca hatırıma bir Velî’nin şu sözü geldi:

“Göllenmiş at idrarında yüzen saman çöpüne konan sinek; idrar birikintisini derya, saman çöpünü gemi, kendini de kaptan-ı derya sanır.” (Mevlana Celâdettin Rûmî)

Bugüne kadar yaptıkları onu tatmin etmemiş ki  Müctehidliğe de soyunan Erdoğan “Fırka-i Nâciye / Kurtuluş Yolu”   Sünnet ve Cemaat Ehline karşı Sinek keyfiyetiyle   savaş açarak, Tarih boyunca olduğu gibi bugün de Fırka-i Nâciye / Kurtuluş Yolu’nun önünü kesmeye çalışan Şii Şövenizmi ile İslâm Milletini güya barıştırmak adına, at idrarında yüzen Şia’nın kayığına binip, kendisini de anlaşılan o ki kaptan-ı deryâ sanmış…

Erdoğan’ın sözleriyle ilgili söylenecek çok şey var fakat, konumuzun dışına çıkmamak için hemen neredeyse her platformda dile getirdiği mevzumuzla alâkalı birkaç cümlesini alarak devam edelim.

Erdoğan DİB’in düzenlediği programda ki konuşmasında şu cümleleri kuruyor:

“İslam toplumları… Tehlike ile karşı karşıya; bunlar da mezhepçilik, Irkçılık …” “ Sünni’si ile Şiâsıyla…” “Biz İslâm’ın o bütünleştirici çatısı altında toplanacağız.” “Asla bunlar ayrım sebebi olmayacak.” “Ben ne Şii’yim, ne Sünni. Ben Müslüman’ım Müslüman”

Yukarıdaki ifade de Erdoğan’ın kendisini İslam’ın “temsilcisi” gibi sunma gayreti ve hinliği muhakkak ki dikkatinizi çekmiştir.

Diğer taraftan ise Erdoğan’ın neyin başkanı ve temsilcisi olduğunu 14 yıllık uygulamalarından ötürü bilmeyen yok: BOP Eş Başkanı, yani“Sen İslamın Temsilcisi Değil BOP’un Temsilcisisin

Peki BOP Eş Başkanı bu söylemiyle neyi hedef alıyor?

Bugün İslam Milletinin içinde bulunduğu durum Erdoğan’ın iddia ettiği gibi bir mezhep ayrılığı değildir. İşgalciyle, bu işgale direnen insanımız arasında devam eden savaş; durum budur. Erdoğan’ın Bop Eş Başkanı sıfatıyla bu tür söylemlere hız vermesi de işgalci düşman karşısında savaşan İslam Milleti’nin şerefli evlatlarını güçsüzleştirmekten başka bir işe yaramamakta.

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, iç ve dış politikada hem insanımız hem de bölgemiz aleyhine olabilecek yeni hamlelerin hazırlığı yapılmakta. Bu hazırlıklar iyi anlaşılmazsa düşmanın son darbesine maruz kalmak, bölge çapında kaçınılmaz olacaktır.

Akp- Erdoğan iktidarına kadar kendisini İslâm karşıtlığı ile ifade eden Batı ve batıcılar, artık Akp Erdoğan iktidarı ile Müslüman kisvesine girmişler, bu kisveyle de insanımızı her konuda kandırabilmişlerdir. Şu an karşımızda olanlar bu Müslüman kisvesine bürünmüş olanların teşkilatıdır.

Bu teşkilatın tesiri altında kalmış biri hayatın her alanında her gün karşımıza çıkmakta. Bu tiplerin içinde birde Büyük Doğuculuktan bahsedip ancak söz ve fiilleriyle mezhepsizliği baş tacı etmiş Büyük Doğu ruhuna düşmanlık edenlerin olduğunu görüyoruz.

“Her orjinale sahtesi musallat” hikmetince bunlarda Fırka-i Nâciye / Kurtuluş Yolu’nun bu yüzyılda ki eşya ve hadiselere tatbikinde vasıta-fikir sistemi olan Büyük Doğu-İbda’ya musallat olmuş sahtelerdir. Bunlar üstadın “İdeolocya Örgüsü”nde bahsettiği İsmi ile “Yeni Müctehid Taslakları”, Kumandanın tabiriyle de “Mürted-Münafık”

Üstad bu tiplerden İdeolocya Örgüsü’nde şöyle bahseder;

“…  tahtakurusu sürfeleri gibi karyola tahtalarında saklanan ve ortaya çıkamayan bir takım sözde müslümanlık gayretkeşleri kasa açılmaya yüz tutunca yuvalarından fırlamış, ardımızı tutmuş dâvamızı helâk edebilecek bir iklim yoğurmaya başlamıştır. “ S. 464

Büyük Doğu’ya musallat olmuş bu sahteler Üstadın dediği gibi dâvamızı helâk edebilecek bir iklim yoğurmaya başlamıştır.

Büyük Doğuculuk adı altında Ehlisünnet ve cemaat anlayışını “Ben ne Şii’yim, ne Sünni” diyerek inkâr eden ve inkâr edene hakikati bile bile sessiz kalan bu tipler Büyük Doğucu falan değildirler. Üstadın bu sahtekârların sahteliklerini açık eden ifadelerinden biri de;

“Bizse bu işin şakasını değil onlarca kakasını temsil ediyoruz ve bu halimizden bellidir ki, temsil hakkı, “Sünnet ve Cemaat Ehli” anlayışından zerre feda etmemecesine ve hiçbir pazarlığa yanaşmamacasına bizde..” S. 465

Birde Kumandan’ın İBDA DİYALEKTİGİ eserinden bu sahtelerin sahteliklerine bakalım..

“Büyük Doğu. İslamiyet’in emir subaylığı… Büyük Doğu. İslam içinde ne yeni bir mezhep, ne de yeni bir içtihat kapısı… Sadece “Sünnet ve Cemaat Ehli” tabir’inin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde. Olanca saffet ve aslîyetiyle İslâm’a yol açma geçidi ve çoktan beri kaybedilmiş bulunan bu saffet ve asliyeti bu yüz yıl içinde eşya ve hadiselere tatbik etmek işi…”S.120

Üstadın ve Kumandan’ın Büyük Doğu’nun temel taşı olarak altını çizdiği bu ifadelerine karşılık; Fırka-i Nâciye / Kurtuluş Yolu olan Ehlisünneti ve yüzyıllardır temsilcisi konumunda olan Türk’ü de içine alarak ret eden Erdoğan ve onun bu saldırılarına sessiz kalanlar nasıl oluyor da sözde Ehlisünnet veya Büyük doğucu oluyor.!

Burada İbda Mimarı Kumandan Salih Mirzabeyoglu’nun ölçülendirmesiyle Peşin fikrimiz Büyük Doğu diye koyduğu kaideyi hemen söyleyelim.  Kumandan İbda Diyalektiği eserinde kendi ifadesiyle “yobazı, satıhçıyı, sahtekârı, gerçeği, istismarcıyı ve samimiyi keşfetme” yolu diyerek şöyle der.

“Peşin fikrimiz Büyük Doğu” demiştik… Buraya kadar gösterdiğimiz aslında eserler boyu açıkladığımız veçhile, “İslâm’a muhatap anlayış”, BÜYÜK DOĞU’dur; yani “Kurtuluş Yolu” ve “topluluk hakikati”  buradadır… Ve Büyük Doğu’nun derinliğine ve genişliğine doğru “zahiri” olduğuna göre onun reddi, -isterse sümük mizaçlar red demek olduğunu bilmesin-, Büyük Doğu’nun reddidir; Büyük Doğu’nun reddi de İbda’nın…” S.122

Ehlisünnet veya Büyük Doğu’cu olduğunu iddia edenler; Müçtehid Taslaklığıyla Erdoğan’ın kendine yakıştırdığı vasfını, Allah’ın sıfatlarını toplamış lider nitelemesini, Ensar Vakfında 45 çocuğun ırzına geçilmesini İsrail-Yahudi dostu olmasını, Amerika’nın “stratejik ortağı”ve Bop Eş Başkanı olmasını, Medeniyetler İttifakı Eş Başkanı, Natocu.. vs olmasını kabul edip tıpkı peşinden giden kitle gibi kendi mevki, makam, menfaat ve siyasi konumunu korumak için particilik oynayan, ciddiyetten uzak insanlardır. …

Üstad ve Kumandan’ın ölçülendirmeleriyle, bu, Büyük Doğu’cu olduğunu söyleyen sinek ruhiyatlı sahtekârların gerçek yüzü bugün de görülemeyecekse ne zaman görülecek?

BD-İBDAson İslam Devrimi‘ni gerçekleştirecek tek kurtuluş yoludur.  Ve bu yolun emir subaylığı da Bd-İbda’ın çizdiği yoldur..

 İslam Devrimi‘nin gerçekleşmesinin önünde ki en büyük engel bu ikiyüzlü, sahtekâr, tecavüzcü, İsrail dostu, BOP’çu, Amerikancı, Natocu, İşbirlikçi Vatan ve din haini güruhtur. 

Bu sinek ruhiyatlı sahtekârları ve bu soydan olanları gerçek manada düşmanlaştırılmadıkça da  İslam Devrimi‘nin gerçekleşmesi gecikmeye devam edecek..  Bu gerçekten dolayı da İnancımız, vatanımız ve milletimiz için bu ruhiyattaki sahtekârları Üstadın ve Kumandan’ın gözünden iyi tanımak baş görevimizdir.

Cüneyt Karan

Orjinal Haber: http://www.adimlardergisi.com/sihirbazlarin-buyuk-dogu-sahtekarligi-erdogan-kutlu-dogum-haftasi-mezhep-sunni-sia-islam-isbirligi-teskilati-huseyin-ozturk-akit-gazetesi-buyuk-dogu-necip-fazil-kisakurek-salih-mirzabeyoglu-adimlar-de/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>