Şiir ve Sanat Hikemiyatı – Salih Mirzabeyoğlu

Şiir ve Sanat Hikemiyatı
“Estetik ve Ahlâk”

Weisheit von Poesie und Kunst – Ästhetik und Ethik
Wisdom of poetry and art - aesthetics and ethics
حكمة الشعر والفن - علم الجمال والأخلاق
Sagesse de la poésie et de l’art - l’esthétique et de l’éthique
La sabiduría de la poesía y el arte - la estética y la ética

 

Şiir ve Sanat Hikemiyatı - kumandan

 

TAKDİM VE İTHAF


Cakası keyfiyetinden ziyade ve piyazdan ibaret kalan takdim yerine, esere ne türlü bakılması gerektiğini gösteren bir ölçülendirme üzerindeyim ki, bu çerçevede söyleyeceğim herşey, bu eserin, bellibaşlı bir şiir anlayışına nisbetle, muhitten merkeze doğru “estetik ve sanat” davasına dair meselelerin örgüleştirilmesi ürünü olduğudur.

Bir yanda, unsurları ve mevzu olarak hikmiyyat ve felsefenin tabiî ilgi alanında bulunan estetik ve sanat üzerine düşünce meselesi; öbür yanda, kendi sanatı üzerine düşünme ve bunun tabiî uzantısı olarak sanat üzerine düşünce davası… Biri diğerine bakıcı ve öbürü diğerine akıcı bir çizgide, biri mütefekkire ve öbürü ise sanatkâra ait olan bu iki işi bir arada gerçekleştirmeye çalıştım.

Estetik ve sanat, bedahet çizgisi üzerindeki bellibaşlı hakikatlerden hareketle, hikemiyyat ve felsefenin kolu veya dünyayı kavrayış sistem ve metodu olarak sayısız nitelenişlere mevzu olurken, “sanat” ve “sanatı üzerine” düşünme davası da, ayrı ayrı sanat kollarından, tarihten, sanat tarihi ve münekkitlik alanına kadar gayet geniş bir yelpazede görünmekte, netice olarak irili ufaklı birbirinden kopuk ada kümeleri hâlinde, yer yer tanışık, kısım kısım barışık, çoğu zaman içiçe ve karışık bir mahiyet arzetmektedir.

Yukarıdaki herhangi bir sistem ve anlayış sistemi belirtmeyen çerçeveleyiş bir yana, bir manzaranın umumî tasviriyle, unsurları tek tek ele alış arasında bir fark vardır; ve çoğu zaman, evdeki hesabın çarşıya uymaması gibi, unsurları tek tek ele alış, umumî görüşün aleyhine olarak gelişir… Nitekim, insan ve kâinatın izahına dair sözde ilmî ve fikrî nazariyelerin çöküş sebebi, unsurların tümevarım yolunda ilerlerken bu bütünlüğü ortadan kaldırmasıdır… Mihraksız tümevarımın zafiyetiyle malûl unsurların hâli de, her biri kendi kümesinde mahpus ve birbirini tanımaz kuşların durumundan farksız… Bu misâli “estetik ve sanat” davası etrafındaki meselelere ve mevzulara tatbik edersek, fikir ve sanat dalları arasında bugünkü yabancılık ve küskünlükle, okuyucu, seyirci ve dinleyici arasındaki münasebet verimsizliğinin sebebini anlarız… İşte ben, unsurları bellibaşlı bir şiir anlayışı etrafında tanıştırır; barıştırır ve kaynaştırırken, hem fikir ve sanat adamı niyetlilerini, hem de okuyucu, dinleyici ve seyirci mevkiindekileri, gerçek bir fikir ve sanat alâkası etrafında irtibatlandırmayı gaye edindim… Böyle bir deneme!..

Bu eser, anlaşılacağı üzere, bir fikir ve sanat sistemi vazetmek yerine, bir ruh ve anlayış sisteminin ürünüdür… Birincisi, bütün tarihte görüldüğü gibi, tökezlemeye mahkum; ikincisi ise, “Mutlak Fikrin Gerekliliği” davasına bağlı olarak, gelişmeye ve zenginleşmeye sonsuz açık bir yol… Yeter ki, yolcuları ehil olsun!..

Arapça konuşma dili, İngilizce iktisat, Çince hukuk, Japonca tıp okunan bir memleket düşünün… Böyle bir vasat bile, içinde bulunduğumuz sağırlar diyaloğu şartlarında diğerine sesini duyurabilme ve anlaşabilme etinliğinden daha hafif kalır… İşte buşartları aşmak üzere biz, ancak İslâmî bir dünya görüşüne nisbetle gerekleşebilir işi yaptık ve mevzuları Büyük Doğu-İbda mânâ diline döktük… Böyle bir abayı takdir, her türlü pürüzü silip süpürür olmalı!..

Hüküm yürütme ve geçer hüküm koyma mânâsına “her yerde” demek olan “Nesli Han-Han Nesli” keyfiyetine aidiyetim, bu eserde bir başka yönüyle tecelli ediyor… Varlığın hakikatine vakıf olmuş ve hikmetle vasıflanmış mânâsına gelen “hakîm”den irtibatla şu: “Tecrit” kavramının örtü, perde, şekil, biçim, form, norm, usul, diyalektik ve nizam, bütün bunların ise ruh, keyfiyet, muhteva, öz, nitelik ve fikir ile aynı hizaya geldiğini bilenler, “nizam”ın “güzel” demek oluşundan hareketle, “tecrit sırrı”nın güzel ve güzellik idrakı davasını da kapsadığını anlarlar… İşte bu ölçüp biçmeler çerçevesinde eserimi, ruh ve fikir kumaşımı “ifrat hâlde tecrit!” diye vasıflandıran Üstadım Necip Fazıl’ın aziz hatorasına ithaf ediyorum!..

Büyük Doğu Mimarı’nın ifadesiyle, “ilimde tecrit, teşhis içindir; şiirde teşhis, tecrit için”… Şayet mücerret mânâsıyla örtü ve perdenin, vardıkça varılacak olan ruh ve hakikat muammasının tecellisi olduğunu gözönünde tutarsak, şiirde olduğu gibi, tecritte kalan ilimlere de “hikemiyat ve felsefe” vasıflanması içinde “sanat” izâfe edilişinin sebebi ortaya çıkar… Şiirin “seçme ve gizleme sanatı” oluşundan, umumî olarak sanatların rolüne; mânâları ve hakikatleri sürekli olarak “üst dil-üst diyalektik”e taşımadan tutun da, doğrudan doğruya imânın bu demek oluşuna; bir cemiyetteki “ruhî nizam” şartından, “ruhî muvazene” zarureti ve teminine kadar bütün meselelerin ipuçları burada… Niçin bütün “estetik ve sanat” şubelerinin ocaklaştırılması gerektiği de!.. Ve tabiî ki, eserimizin yazılış niyeti de!..

Son olarak söylemek istediğim mesele, sadece bu esere değil, umumî olarak İBDA külliyatına bakışı da kapsamaktadır ki, şu husus:
-“Bir tabloyu seyrederken, onun kaç kilo boyadan yapıldığı düşüncesinden değil, üzerimizde bıraktığı intibadan zevk duyarız… Bunun gibi, bu eser, kuru mantık ve kısır aklın yavan tahlil ve kadavralaşmasına değil, doğrudan doğruya muhatabının estetik idrakına hitabetmekte, yani mevzuunu benimsetme ve bunun intibâını uyandırmayı amaçlamaktadır!”
Zaten, belirli bir işaret sistemi kurmam, dil ve mânâ alanı oluşturmam, bunların keyfiyet ve kemmiyet plânının aksetmesi halindeki birikimin billurlaşması demek oluşuna ve zaruretine nazaran misâl perdesi rolüm ve tecrit misyonum, yaptığımın, yapılması gereken olduğunu açıklar.

Fragmanlar


Estetiği, bir tecelli, bir ifade, bir zahir oluş halinde almak… Bir nevi sezgi metodu olarak görmek… “Bilinen” mevkiinden bakmak… “Bilen”in aynı diye değerlendirmek… Sanat ve edebiyat sahasını da ihata eden bir genişlikten manalandırmak… Bu kadar kapsamlı bir anlayış çerçevesinde estetik, kendi meseleleriyle “dil” meseleleri arasında ortak problemlere, birbirinin aynı imişçesine ele alışlara mevzu olur… Sanıyorum “estetik bahsinin özü” derken, mücerret tefekkür bakımından işi nasıl gördüğümüzü hissettirdim!.. (s.27)
*
Öyleyse güzellik, doğru ve iyinin, tek kelimeyle hakikatin zarafet ambalajıdır!.. Estetiği “bedi idrakı” olarak alan, hem lûgat manası, hem mevzu, hem hakikat ilgisi ve bağlayıcı bir ilke, hem vasıta, hem gaye, hem metod cihetinden açıklayan, onu insanın iç’e ve dış’a doğru bütün ahlakî faaliyetleri ve “ifade” ürünleri boyunca latif bir idrak diye mühürleyen tarif, Büyük Doğu Mimarının bu tarifidir… Aynı zamanda anlaşılıyor ki, estetik, mevzu olarak güzelin geniş imparatorluğuna sahiptir!.. (s.32)
*
“Allah güzeldir ve güzeli sever!” hadisi İslam’da “estetik” ölçülerinin tohumunu verir. Bu tohumu yetiştirmek ve geliştirmek, cemiyet bahçesini onun fidanları, ağaçları ve çiçekleriyle ziynetli bir fidelik haline getirmek şart… Şeriata aykırı olmayan her güzel şey İslamın malıdır. (s.33)
*
…İlm-i edeb’in bütün yönlerini toplayıcı çoğul manasıyla EDEBİYYAT, mücerret ve müstakil İDRAK ZEMİNİ’dir… Buna nisbetle onun, bütün ilim ve söz sanatlarını kapsayışına dikkat… İlim, kanunlarını mücerret tefekkürden alıp onları bir takım görünür nisbetler içinde kalıplaştırma; sanat ise, büyük mücerret peşinde ebedi bir arama ve kalıptan kaçınma işi… Birini akıl, öbürünü ruh besler; bu manasıyla da ilim, felsefe ve hikemiyata nisbetle “teknik” ifade içinde… Aynı şekilde, mücerret fikir (hikemiyat ve felsefe), sanatın manasıyla kaynaşmakta… (s.61)

İçindekiler

Önsöz

I. LEVHA USUL VE KAPSAM
Nasıl Bir Usul?
Etraf ve Kademeler
Estetik Bahsinin Özü
Estetik ve Ahlâk
Altın Çiviler
Estetik ve Diyalektik
Sıfat ve Değer
Estetik ve Tarih
Sanat ve İhtiyaç
Estetik’in İncelenişi
Sanat ve Edebiyat
Estetik ve İnsan Çabası
Estetik Çaba
İlke ve Ölçü
Estetik ve Dil
Güzelin Kaynağı
Güzel ve Çirkin
Bedî İdraki
Estetik ve Yücelik
Estetik ve Hürriyet
Ben Şuuru
Sanat ve Gaye

II. LEVHA SANAT DALLARI ve ESTETİK MESELELERDEN
Madde ve Biçim
Sanat ve Taklit
Güzel Çevresinde
Sanat ve Edebiyat Tarihi
Estetik Normlar
Tenkit ve Sanat
Şekil ve Üslûp
Biçimcilik-Formalizm
Tiyatro-Beyazperde
Hakiki Bilgi – Taklidî Bilgi
Sanatların Birliği ve Ayrılığı
Birikim Şartı
Güzellik ve Yüce
Sanatkârda Zekâ ve Kültür
İrade ve Estetik
Sanat İdrakı
Sanat ve Düşünce
Sanatkâr ve Muhatap
Deha Nedir?

III. LEVHA TENKİD, TAHLİL ve TESBİTLER
Beklenen Sanatkâr
Metafizik İhtiyaç ve Musikî
Lügatçe
Tiyatronun Macerası
Komik ve Çizgi
Hayat Sahnesi
Aşk – Güzellik ve…
Kadın – Erkek Karşılaşması
Şekil – Renk
Genç İstidatlara Öğütler
Sanatta Manevîlik
Dünyada Roman
Edebiyatımız – Şiirimiz

IV. LEVHA ŞİİR HİKEMİYATI
Şiir Nedir?
İlim – Hikemiyat – Sanat
Şairin Memuriyeti
Şiirin Kaynağı
Şiir ve Gaye
Şiir İhtiyacı
İlhâm ve İstidat
Şiir ve Tecrit
Şiirde Mevzu
Şiirde Şekil
Duygu ve Düşünce
Şiir ve İddeoloji
Şiir ve Rüya
Şiir ve Lûgat
Şiir ve İlim
Şiir Dili
Umumî Bakış
Şiirde İsim
Şiir Endüstrisi

ibda-yayinlari

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>