sunniler-ben-sunniyim-diyen-birinin-hirsiz-olmasindan-rahatsiz

Sünniler “ben Sünni’yim” diyen birinin “hırsız” olmasından rahatsız

Tayyip Erdoğan’ın, şimdiki Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun zihinsel yol haritasını takip ettiği, Davutoğlu’nun Başbakan olduktan sonra hemen her konuda fikri alt yapısını topluma sunmaya başlaması ile iyice açığa çıkmış durumda.

Yok, yeni Osmanlı hayalinden değil; O’nun da fikri alt yapısı olan Sünni mezhepçilikten söz ediyorum!

Başka hiçbir örneğe gerek duymayacak şekilde, şu bir biriyle örtüşen tavır, yeter de artar bile;

Tayyip Erdoğan 12 yıllık iktidarı süresince her mitinginde ısrarla kitlelere, dolayısıyla her televizyondan canlı yayınlanan konuşmalarıyla bütün ulusa,’Ben sizleri, Gürcü, Laz, Kürt, Türk, Arap ya da Sünni, Alevi, Şafi olduğunuz için değil, yaratılanı, yaratandan dolayı seviyorum’ diyerek gırtlağını patlatıyordu…

Erdoğan’ın bundan muradı, laik ulus devlet örgütlenmesinde, bir birine yurttaşlık bağı ile bağlı bireylere,dolaylı yoldan alt kimlik ve mezhep tohumlarını ekmekti.

Kısmen başardı da.

Erdoğan’ın fikri alt yapısı bu konularda konuşması, fikir üretmesi ve yayması için, biliniyor ki yetersiz.

Bunların, fikri kuluçkasının Davutoğlu’nun zihninde oluştuğu belli oldu!.

ERDOĞAN’A GÖRE SÜNNİLER HIRSIZ MI SEVİYOR

Şimdi zihinsel kısırlık ve bilgisizliğini başkasının fikrini, yine danışmanlarının yazdığı metinlerle önüne koyulan ekranlardan okuyan Erdoğan,’ Ben Sünni’yim…’ diyerek, kendi alt kimliğini ve mezhebini özellikle açık ederek, siyaseten karşısındakileri hareketsiz bırakmayı hedefledi, yıllardır…

Mezhebinin ‘çoğunluk’ olduğunu bilmesi, bunu kullanması ve kitlelere, iktidarında hırsızlığın, yolsuzluğun akıl almaz boyutlara ulaşması, ülkeyi soyacak yasaları çıkarmak ve her yetim hakkı yediğinde ‘ben Sünni’yim’diyerek, milyonlarca masum ve mazlumu kendine siper etti…

Soru şu; Erdoğan’a göre, Sünniler hırsız mı seviyor!?…

Alnı secdeye varan mümin, günde 5 rekat namaz kılıp, ‘beni iyilik yolundan çıkarma’ diye Allah’a yakarırken, Erdoğan’ın hırsızlıkları arşa ulaşmış iktidarında, adalet ile arasına milyonlarca Sünni inanan müminin temiz inancını araya koyarak kendini kurtaracağını mı sanıyor?

Türkiye’nin bütün coğrafyasına dağılmış ve günlük yaşamını sürdürmekte zorlanan ve devletine milletine zeval gelmemesi için dua eden her Müslüman, Erdoğan hükümetlerinin yolsuzluk ve hırsızlıklarının temizleyicisi mi?.

Sünnilik, yoksulluk, işsizlik, açlık, hırsızlık gibi her türlü ahlaksızlıkların temizleyicisi midir ki, önce Erdoğan şimdilerde de Davutoğlu, milyonlarca temiz ruhun arkasına saklanmaya çalışıyor…

BEN SÜNNİYİM DİYEN BİRİNİN HIRSIZ OLMASINDAN RAHATSIZLAR

Sünniler, aynı yer yüzündeki diğer din ve mezheplere inananlar gibi ‘ Ben de Sünni’yim’ diyen birisinin, mezhep olarak kendileri ile aynı inancı paylaşan, kendilerine dayanan birinin ‘hırsız’ olmasından mutlu değil ki…

Erdoğan, Sünnilerin, her fırsatta kendileri adına siyaset yaptığını söylerken, oğlunun ‘Babacığım, paraları eritemiyoruz çok fazla’ demesini duydukça’Allah belanızı versin, Allah yetim, aç ve yoksulun parasını çalanların soyunu kurutsun’ diye beddua etmediğini mi sanıyor!?

Aslında, Sünniler de her temiz inanan gibi, Erdoğan’dan utanıyorlar…

Özellik le de Sünniler, kendilerinden olduğunu söyleyen birisinin hırsızlık yapmasını ve yolsuzluklarını parlamentoda çıkardığı yasalarla örtmesini öfkeyle karşılıyor.

BU ADAM BELA OLARAK MI GÖNDERİLDİ

Cami çıkışı sohbetlerinde gerçek inananlar bir birlerinin gözlerinin içine bakamadan ‘Kim bu adam, Türkiye’nin başına, tüm inananların başına bela olarak mı gönderildi?’ diye soruyorlar bir birine.

‘Bu millet, tüm inananlar Erdoğan gibi utanılacak bir belaya maruz kalmak için hangi kötülüğü işledik de, bu insanlık tarihinin en utandırıcı ismine katlanmak zorunda kalıyoruz…’ diye soruyor inanan, temiz ahlaklı insanlar.

İktidarlarında her türlü yolsuzluk, hırsızlık, şaibe yaşanıyor…

Adalet önünde hesap vermemek için her türlü yasa ve yönetmelik tuzluklar sayesinde anında yasalaşıyor.

Sanki, bu millet lanetlendi de, çile ve eza çekmek için gönderildi, sınanıyoruz gibi geliyor bazen…

FİKİR BABASI…

Erdoğan’nın fikir babası olduğu, başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra daha net anlaşıldı.

Hayallerini gerçek sanmasa, aslında bilgi ve birikimi Erdoğan ile kıyaslanamayacak kadar üstün.

Bunun ipucunu, Davutoğlu’nun Hacıbektaş konuşması ele veriyor…

Ne dedi Davutoğlu,’ Aleviler kardeşimiz ama ben Türkmen kökünden gelen Sünni’yim’.

Tamam, kendini öyle hissediyorsan, olabilir…

İnsanlar din ya da mezhep de değiştirebiliyor, nitekim…

Dünyanın en güçlü devletlerinden İngiltere’nin 10 yıl başbakanlığını yapmış Blair, Başbakanlık koltuğunu bıraktığı gün eski mezhebini bırakıp ‘Katolik’ mezhebini seçtiğini açıklamıştı!.

Yer yerinden oynamadı, Blair de toplumun gözünde ne bir şey kazandı ne de kaybetti, olay kişisel bir tercihti, o kadar…

Bu ülkede bir çok milliyetten, bir çok alt kültüre aidiyet duyan milyonlarca insan yaşıyor…

Senin Sünni ve Yörük Türkmen olduğunu, bir alevi dergahında özenle söyleyerek, temiz yüzlü, temiz yürekli, bu ülkede yaşayan milyonlarca yoksul insanın arasına ayrılık tohumu ekmek değil de nedir?

Varoluşun, sana hırsızlığa göz yummanı, yoksulun parasını çalana kayıtsız kalmanı, hükümetinin ve seni o koltuğa getirene kulluk etmeni mi gerektiriyor?.

‘Kula kulluk etmem’ diyebilmek inan bana, başbakan olmaktan daha erdemli.

Turgay Develi

Adana Milletvekili

Ve KİT komisyonu üyesi

Kaynak: Odatv.com

Bu iktibastaki fikirler yazara ait olup, Adımlar’ın ideolojik ve siyasi anlayışına zıt görüşler sitemizi bağlamaz.

ADIMLAR

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>