ustada-ibda-penceresinde-bakabilmek-burak-cileli-adimlar

ÜSTAD’A İBDA PENCERESİNDEN BAKABİLMEK – Burak Çileli

Büyük Doğu külliyatının ilk muhatabı İbda Mimarı’dır ve Üstad ancak İbda penceresinden öğrenilebilir. ‘’Sokrat’a nisbetle Eflatun’’ veya ‘’Sokrat’ı kendisinden öğrendiğimiz Eflatun’’ misallerindeki gibi…

Üstad Necip Fazıl’a ve onun fikir sistemi olan Büyük Doğu’ya bakışımız, dış çevrelerin onu ele alış biçimindeki yavanlıktan uzak olmalı. Nisbet adresimiz belli olduğuna göre, Üstad bizim için ne ademe mahkum edilecek bir şahsiyet, ne de kendisinin ifadesiyle ‘’turist lokumu’’ cinsinden, çoğu defa bahsedenin aslında kendi reklamını yapma ve İbda Mimarı’nı gömme sinsiliği yaptığı ‘’nostaljik bir motif’’. Nitekim Üstad bir ‘’Yevmiye’’ de ona, ‘’Seni sevmeyenin beni sevmesi içten pazarlıktır.’’diyor. Tarih bir çok fikir, aksiyon ve sanat adamının, kendi dönemlerindeki insanlar tarafından anlaşılmamış, horlanmış veya duyarsız kalınmışlığına şahitlik eder.  Külliyattan, Cervantes’in Don Kişot’u misalini hatırlarız belki. Romanın, derinlik yönüyle ele alan bir münekkid çıkana kadar tatlı bir kaçığın serüvenini anlattığını
zannediyor herkes. Üstad, Cervantes’e göre şanslıydı(!); -Yine Külliyattaki bir menkıbeye atıfla söylersek-, ‘’onun kötüleyicileri yoktu’’! Dikkat edilirse, türlü renk ve tonda vasıflarla ondan ‘’büyük şair, edebiyatçı vs.’’ diye bahsedişte İslamcı olanı da olmayanı da üç aşağı beş
yukarı müşterektir. O ise bu kabil ve kuru sıkı pohpohlara pirim vermek yerine, 1943’ten 1980’e kadar, 37 yıl boyunca hep ‘’genç adamı’’ı aradı:

-‘’ Benim için bana karşı gelebilecek, arkamdan kavgamı yapabilecek, dizlerinde uyurken sırtımdan emin olabileceğim bir dost aradım hep. Çok şükür buldum.’’

Tasavvufta, ‘’hakikat’’in veliye ‘’genç adam’’ kılığında gözüktüğünden bahsedilir. Üstad fikirlerini ‘’tahkik’’ ve ‘’tasdik’’ ettireceği ‘’ışık’’ı nihayet bulmuştur 1980 (Hicri 1400)’de. Sokrat’a görünen ‘’mavi ışık’’misali!.. O güne kadar fikir ve aksiyonda temsil ettiği misyon, hep o
‘’beklenen’’ ve yolu ‘’gözlenen’’ ‘’genç adam’’ın fikir ve aksiyonuna zemin hazırlamaya dairdir. Üstad, ‘’ben indim, hatta fazlaca indim’’ diyerek, fikirde İmam-ı Rabbani meşrebiyle belirerek 1980’e kadar kitleleri eserlerinin ‘’kışrı – kabuğu’’yla beslerken, kabuğu soyup öze ulaşmak ‘’genç adam’’a nasip olmuştur. ‘’Salih’’ kelimesinin iştikaklarından biride ‘’Kabuk soymak’’…

Kökler adlı eserde, İmam-ı Rabbani Hazretleri’nin ilimlerinin yazılmasından biri olarak, ‘’Ahir zamanda gelecek olan Hazret-i Mehdi’nin, onu okuyup tasdik edeceği’’ biçiminde bir hikmetten yola çıkarak bizde diyebiliriz ki, bütün bir Büyük Doğu kitaplığı,’’ beklenen’’ ‘’genç adam’’ için yazılmıştır. Diğer bir deyişle, Büyük Doğu külliyatının ilk muhatabı İbda Mimarı’dır ve Üstad anca İbda penceresinden öğrenilebilir.

‘’Sokrat’a nisbetle Eflatun’’ veya ‘’Sokrat’ı kendisinden öğrendiğimiz Eflatun’’ misallerindeki gibi…

Tebliğin ‘’dünya çağında’’ kitlelere ulaştığı günümüzde, her nerede Üstad’ı güya överken ‘’vari’’sinden bahsetmeyen varsa, ister altında ‘’öd meselesi’’nden kaynaklanan bir niyet yatsın, isterse çekememezlik, bilinsin ki ‘’genç adamı’’ örtmek gayesiyle yapılan bir sahtekarlıktan başka bir şey değildir. Buna, o ‘’genç adam’’a ‘’biz’’ makamında iştirak geçinmeye başlayan ‘’araziye uyum sağlamışlar’’da dahildir! Zira 17 Ocak 1988’te, tasavvuftaki ‘’el verme’’ gibi sırri bir devir-teslimden sonra, ‘’genç adam’’a devredilen misyon, onun ‘’bir genç-pir genç’’
olduğu hakikatini tescil etmekle kalmayıp, Üstad’a nisbetin ancak ‘’pir genç’’e nisbetle mümkün olabileceğini de zaman içinde
göstermiştir.

Burak-Cileli-Mukaddim-Dergisi

Burak Çileli
Mukaddim Dergisi
Geçmiş yıllarda cezaevinde olabildiğince zor şartlar altında,
el yazması olarak çıkarılan bir dergi

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>