vizontele-telegram-ihaleci-fikriler

VİZONTELE’DEN TELEGRAM’A “İHALECİ FİKRİ”LER – A. Bâki AYTEMİZ

Vizontele bayağı eski bir film oldu artık. 2001 senesinde Yılmaz Erdoğan tarafından yapılmış. Yani üzerinden bir nesil geçmiş ki eski bir film demek yerinde bir tabir.

Filmde, Doğu Anadolu’nun ücra bir kasabasında yaşayan insanların televizyonla ilk tanışmalarının maceraları anlatılır.

Televizyon ilk geldiğinde herkesin tepkisi farklıdır ve ismi de televizyon değil, “vizontele”dir.

Kasabanın tiplerinden biri de “İhaleci Fikri”dir.

Cem Yılmaz’ın can verdiği Fikri ile Belediye Başkanı arasındaki diyalog meşhurdur… Fikri, ihalesini alıp 5 yıldır bitirmediği boru hattı işi için istihkak istemek üzere Başkanın makamındadır:

-Ya Fikri ben sana ne diyeyim bilmiyorum ki, bir gram iş yapmış değilsin, gelmiş para itiyorsun. Evet, Fikri, müteahhitler ara sıra istihkak alırlar ama bazen de iş yaparlar.

-Sayın Başkan, bu acı lafların beni rencide ediyor.

-Merak etme Fikri, sen rencide olmazsın. Sadece sen değil, benim tanıdığım hiçbir öküz lafla rencide olmaz.

“Fikri”, kendince uyanık bir tip ve televizyonun ilk geldiği dönem televizyonla bayağı dalga geçer. Sonra televizyon tutunca, yeğenine düğün hediyesi olarak televizyon alırken, ortaya konan televizyon etrafında halaya durur.

Peş peşe Prof. Nevzat Tarhan ve Mehmet Kısakürek’in TELEGRAM’la ilgili açıklamaları gündem olunca, bunlar da aklıma geliverdi.

Düne kadar TELEGRAM konusunda mırın-kırın edenlerden Prof. Nevzat Tarhan ki, artık TELEGRAM’ın bilimin menziline girdiğini söylemiş…

Mehmet Kısakürek ise TELEGRAM’a inanmamakta ısrarcı ve hatta daha da ileri giderek, ortada bir problem varsa, bunu insanın kendi içinden bilmesi gibi bir ima ile meseleyi başka yöne çekmeye çalışıyor.

Mehmet Kısakürek’e Prof. Nevzat Tarhan’ın ilgili beyanatlarını okumasını tavsiye ederiz. O, “var-yok” diye kendini aşan bir mevzuda fikir beyan etmeye devam ededursun, bugün mesele artık dünya gündeminde yer etmiş durumda, Davoslar’da gündem oluyor. Görüyoruz ki, Sayın Kısakürek’in meseleye vakıflığı, “vizontele”de Zeki Müren’in görülebileceğinin söylenmesi üzerine, İhaleci Fikri’nin, “Zeki Müren de bizi görecek mi?” diye sual etmesi seviyesinde.

İhaleci Fikri psikolojisinin bir diğer yansıması da Prof. Nevzat Tarhan’da…

Düne kadar bu meseleyi gölgelemeye, dolayısıyla Kumandan’ı örtmeye çalışırlarken, şimdilerde, hani Davoslarda bile mesele gündem olmaya başlayınca, İhaleci Fikri’nin yeğenine aldığı televizyon etrafında halaya durması gibi bir pozisyon içine girmiş durumdalar.

Tarhan’ı, bu mesele çerçevesinde yeniden gündeme getiren haber kısaca şöyle:

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genç Yeryüzü Doktorları’nın düzenlediği “Nöropsikiyatri Sempozyumu’na konuşmacı olarak katıldı. (Haberin tarihi: 26 Mart 2018)

Prof. Dr. Cemil Bilsel Konferans salonunda öğrencilerin büyük bir ilgi gösterdiği sempozyumda Tarhan, “zihin kontrolü” konulu konuşmasını gerçekleştirdi.

Şimdi Davos’ta zihin kontrolü konusunun konuşulduğunu dünyayı yönetmek isteyenlerin bilgi gücünü ele geçirmek istediğini söyledi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Zihin Kontrolünün genelde komplo teorisine inanların ve paranoyası olanların sevdiği bir konu iken şimdi bilimin menzili içine girmiştir. Bilimsel olarak tartışılabilir hale gelmiştir” dedi.

Beyin bilgisayar ara yüzü ve yapay zekanın Davos’ta konuşulduğunu belirten Tarhan “radyo frekansları ile bir insanı tuşlarla yönetecek bir plan var. Bu plan insanı dehşete düşürüyor. Genlerle oynanmış insan projeleri var. Esir olan insanların genleri ile oynayarak yeni bir insan nesli gibi konular tartışılıyor” dedi.

Sadece Nevzat Tarhan değil, bütün o “İhaleci Fikri”ler kastım…

İlim adamı, şu bu kisvesi altında, menfaatlerinden başka şey düşünmeyen ve o giydikleri cübbeleri hak etmeyen, vicdanlarını, ilimlerini siyaset pazarında kiralayanlar… Yapmadıkları işlerin istihkaklarını milletten istemekten utanmayan yüzsüzler. Düne kadar karaladıklarına bakmadan, mesele ayyuka çıktıktan sonra davulculuğunu yapmaya kalkanlar.

Ne diyordu Tarhan?

Düne kadar Telegram davası komplo teorisine inananların ve paronayası olanların meselesiyken, Davos’tan sonra artık bilimin menziline girmişmiş…

Yani, Kumandan seneler boyu TELEGRAM’ı anlatmaya çalışırken bunlara göre pek de ilmî değildi ama şimdi madem Davoslar’da konu gündem olmaya başladı, eh o zaman meselenin ilmî olduğunu da kabul etsinler bakalım…

TELEGRAM’ın bilimin gündemine girdiğini kabul ediyorsunuz madem, KUMANDAN’a yıllarca yapılan ve hâlâ yapılmaya da devam edilen TELEGRAM işkencesine karşı yapılması gereken nedir, onu da söyleseniz ya.

KUMANDAN yıllar boyu vermiş olduğu mücadele ile TELEGRAM’a karşı nasıl mücadele edilebileceğini de göstermiş oluyor.

“İhaleci Fikri” olarak kalmak istemiyorsanız, söylenenleri anlamaya çalışın.

A. Bâki AYTEMİZ

http://www.adimlardergisi.com/vizonteleden-telegrama-ihaleci-fikriler/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

*

Du kannst folgende HTML-Tags benutzen: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>